"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Asil olun! Kendinizle yüzleşin

Günaydın yepyeni bir günden hepinize,

Uçak kazası,

Çığ düşmesi,

Deprem,

Yangın,

Vs… derken hepimiz neler olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Ama hala beni üzüntüye boğan bir olay var ki o da sürekli 2020 yılını herkesin lanetlemesidir. Twitter bu noktada korkunç bir durumda. Güneş batıdan doğacak diyenler, göktaşıda geliyor diyenler vs oldukça kirli bilgilerle dönüp duruyor.

*

Dün twitter’da yazdım: 2020 yılının kötü bir yıl olmasına takılmak yerine, ihmalkârlıkları ve ego savaşlarını yaşanılan güç zehirlenmelerini konuşalım. Bir bedel ödüyor olabilir miyiz?

*

Neden böyleyiz biliyor musunuz?

Eğitimsizlik ve liyakatsizlik sonumuzu getirmeye doğru gidiyor. Toplumda elbet ki sorunlar ve problemler olacaktır. Ama bunları çözebilecek yeteneklerimizin olması için eğitime, bilime ve bilgiye ihtiyacımız var. Bunun içinde tek başımıza bile olsa okuyarak ve doğru bilgiyi yayarak topluma yardımcı olmalıyız.

Dedemin okuttuğu ve sonrasında öğretmen olan eski öğrencisiyle yazıştığı mektuplarından birinde şöyle bir şey okudum: "Hocam, toplumda suçlu hep vardır. Biz eğitimcilerin asli görevi suçu ve suçluyu azaltmaya çalışmak olmalıdır."

Sonra altına şöyle kısa bir not yazmış:

Yıl 1982…

O zamanda gökyüzü Satürn-Plüton kavuşumu yaşıyor.

Not: DÜŞÜNME BİÇİMLERİ DÜŞÜNCENİN SINIRLARI NELERDİR?

Düşünmek, insanlara vergi bir yetidir. Veya biz insanlar öyle düşünüyoruz. Bir sarmaşık, tutunacak bir dal ararken, hayvan yiyeceğini, sevgilisini veya sevdiği nesneyi ararken, bulduğu dolaylı düşünce ve tasarım sezilir. Varlığını çevresine kabul ettirmek için, her canlının kalıtım dışı davranışları inceleme konusu edilse, sanırım enteresan bulgulara varılır. İnsanlar düşündüklerini kanıtlamak için, çare, oranlanan sonuç, mütalaa, fikir, mülahaza, metotlarını kullanır. Düşünce, kişilere göre değişken olması, değişkenliğin de toplumca onaylanabilir olması, öze katılık ve görecelik getirmektedir.

*
Görecelik, bir düşünün bireysel olmasına sınır getiriyor. Öyleyse düşünmek, düşünce üretmek, toplumsal yapının istek ve ihtiyaçlarıyla sınırlıdır.
Örf ve adetler, dinsel inançlar, tinsellik, bireysellikle karşı karşıya geliyor. Düşünce üretmenin tekeli başlıyor. İnsan olgusu, çağlar boyu, bu tekelin, cenderesinde ezilmiş, ancak düşünmekten geri kalmamıştır. Düşünmenin, itici gücü duygulardır.

Günümüzde sergilenen doğa olaylarını, duyularımızla onların değişkenliği ve sonsuzluğu ile süsler, insanlığımızı yüceltiriz. Sevmek ve sevilmek, sonsuza dek ulaşacak üretken mozaik motifleriyle yüklüdür. Nükleer enerjiye sahiptir. İlk sevgi ve ikincil sevgiler, yeni sevgi birimlerinin oluşmasına kaynaktır. Ben sevgisinden kurtulmaya çalışan hiç kimse görmedim. İnsan, anne, baba, akrabalar, vatan, millet sevgileri… Hele ki karşı cins sevgisiyle güçlenir, yeni boyutlar kazanırız. Aslında oluşan her felaket sevgiyi güçlendiriyor olabilir miydi?

Ya da sevmek bir felaket miydi?

Ben felaketleri severim… Yeter ki içinde sevgi olsun…

Ama siz yine de erkekseniz tek tek gelin…”

Ethem Aydın, 1982

Dememiz o ki; Şu günlerde ihtiyacımız olan tek şey sevmek ve sevilmektir. Size ihanet eden veya sizi kullanıp attığını düşündüğünüz kişiye belki de siz bu kadar izin verdiniz. Şimdi neden suçluyorsunuz?

*

Çevrenizde olan biteni duyun ve önemseyin…

İstenmiyorsanız bununla asilce yüzleşin. İstenmediğiniz bir yerde durmak veya bir ilişki içinde ısrarcı olmak eninde sonunda size kaybettirir. Bakın artık aslan dolunayı fazına girdik.

Ego savaşları ve ufak tefek hırslarla hayatınızı mahvetmeyin. Şu sıralar yapacağınız konuşmalar ya da vereceğiniz mücadeleler gerçekten bütünün hayrına mı buna bir bakın. Toplum içinde neler yapmak isterseniz bir bakın…

Bir şeyler yapın… Kendi söküğümüzü kendimiz dikeceğiz. Başka yolu yok…

Gelelim yüz güldürecek bir hikâyeye;

George, evinin çevresinde hırsızları fark eder ve hemen polisi arayarak durumu bildirir. Polis ona hırsızların evin içinde olup olmadığını sorar. George 'Hayır.' der.

Bunun üzerine polis “Şu anda tüm birimler meşgul” …

Kapınızı kilitleyin.

Memurlardan biri müsait olduğunda yanınıza gelecektir.' der.

George 'Tamam.' der.

Telefonu kapatır ve 30'a kadar sayar.

Ardından tekrar polisi arar ve der ki:

-'Merhaba, birkaç saniye önce bahçe kulübemde hırsızlar olduğunu bildirmek için aramıştım. Bu konu hakkında daha fazla endişelenmenize gerek kalmadı çünkü az önce hepsini vurdum.' ve telefonu kapar.

Beş dakika içerisinde, altı polis arabası, bir SWAT Ekibi, bir helikopter, iki itfaiye aracı, bir paramedik ve bir ambulans Phillips'lerin evindeydi ve hırsızlar suçüstü yakalanmışlardı.

Polislerden biri George'a, 'Yanılmıyorsam onları vurduğunu söylemiştin!' der. George ise şöyle yanıtlar;

'Yanılmıyorsam tüm birimlerin meşgul olduğunu söylemiştiniz!'

Mutlu günler dilerim J

X