Yerli otomobilin ortaya çıkardığı Yedi tipoloji

***

Yerli otomobilin ortaya çıkardığı Yedi tipoloji

BİRİNCİ TİPOLOJİ

SARILMAK İSTEYENLER

“Ay ben bunun tasarımına kurban olurum” diye... “Ay ama senin kırmızını yerim ben” diye... “Ay ama ben bu otomobile sarılmak istiyorum” diye... Yaklaşıyorlar olaya... Çığlık kıyamet yani... Heyecan en üst seviyede... Otomobil fabrikası sahibi olsalar, anca bu kadar sevinirler. O derece yani...

İKİNCİ TİPOLOJİ

ÇIĞIRINDAN ÇIKANLAR

Bu tiplerin başını Can Ataklı çekiyor. Öfkesi o kadar büyük ki Can Ataklı’nın, Alman otomotiv sektörü yöneticilerinde bile bu kadar öfke yoktur. Bu tipler, delirmiş gibi muhalefet yapıyorlar zavallı otomobillere... Bağırıyorlar, çağırıyorlar, sinirleniyorlar. Asapları acayip bozuk... Olumlu tek bir kelime bile görmek istemiyorlar.

ÜÇÜNCÜ TİPOLOJİ

SİPARİŞ VERENLER

İki kesime ayrılıyor bunlar... Birinci kesim: Şimdiden sipariş verdiklerini cümle âleme duyurarak caka satmak isteyenler. İkinci kesim: Bir kan kaynaması, bir sabırsızlık ve bir büyük iştahla... “Benim bu otomobile herkesten önce sahip olmam gerekir” duygusuna girenler.

DÖRDÜNCÜ TİPOLOJİ

SESSİZCE BEKLEYENLER

Karşı çıkacak... Ama karşı çıkacak bir şey bulamıyor. Destek verecek... Ama mahallesi tarafından taşlanmaktan korkuyor. Var böyle tipler... Ve bunlar, “Şu yerli otomobil dalgası bir bitse de kafayı çıkaracak duruma gelebilsek” diye beklemeye geçmiş durumdalar.

BEŞİNCİ TİPOLOJİ

‘TAMAM AMA’CILAR

Sürekli şöyle şeyler söylüyorlar: Tamam tasarımı güzel ama bakalım fabrikası kurulacak mı? Tamam fabrikası kurulabilir ama bakalım seri üretime geçilebilir mi? Tamam seri üretime geçilebilir ama bakalım dış piyasaya satılabilecek mi? Tamam sunumu iyi ama bakalım her tarafı yerli mi? 

ALTINCI TİPOLOJİ

DEVRİM’İ UNUTMAYANLAR

58 yıl önce sonu büyük bir düş kırıklığıyla biten bir araba maceramız vardı hiç aklımızdan çıkmayan... Filmlere, belgesellere konu olan... İşte bu tipolojiye girenler de... Yerli otomobilin ortaya çıkmasıyla birlikte adı “Devrim” olan o eski maceraya gönderme yapmadan duramıyorlar. 

YEDİNCİ TİPOLOJİ

HAYIFLANANLAR

“Yahu ne güzel Kanal İstanbul’u konuşuyorduk, ne güzel oradan bir boşluk yakalamış gibiydik, ne güzel itiraz dilekçeleri örgütlüyorduk, ne güzel Ekrem İmamoğlu öne çıkmıştı, ne güzel top bizdeydi... Nereden çıktı bu araba” diyerek arabanın gündemi değiştirmiş olmasına hayıflanıyor
bu tipler.

‘YILBAŞINDA NE YAPIYORSUN’ DENİLİNCE SÖYLEDİKLERİM

Çılgın bir partinin tam göbeğinde yer almak ile saat 22.00 dedi mi vurup kafayı yatmak arasında... Gidip geliyorum.

*

Şöyle karlı bir dağ otelinde sucuk-ekmek takılmak ile Alaçatı’da butik bir otelde sosyeteye karışmak arasında... Gidip geliyorum.

*

Pijama-terlik-televizyon üçlüsüyle nostaljik bir yılbaşı gecesi geçirmek ile Abdi İpekçi Caddesi’nde volta atmak arasında... Gidip geliyorum.

*

Viyana meydanlarından birinde 10’dan 1’e doğru sayan çılgın kalabalığın arasında olmak ile annemle kuruyemiş yemek arasında... Gidip geliyorum.

*

Arif Susam/Ümit Besen/Cengiz Kurtoğlu’nun sahne aldığı yere mitili atmak ile geceyi Instagram’da kedi fotoğrafı beğenerek geçirmek arasında... Gidip geliyorum.

KARARLIYIM YENİ YILDA...

Ekmek yapma makinesi alıp evde ekmek yapacağım.

*

Kalın, sağlam bir defter alıp bir yıl boyunca kullanacağım.

*

Kalem koleksiyonumu zenginleştireceğim.

*

Burhan Kuzu’yla barışmaya, Melih Gökçek’le küsmeye çalışacağım.

*

Hayatımda sadece beş sağlam dosta yer ayıracağım.

*

Sadece canım istediğinde telefona cevap vereceğim.

*

Daha az “ne derler”, daha çok “ne istiyorum” diyeceğim.

*

Fedon’un çıktığı mekâna gidip Fedon dinleyeceğim.

*

Eser Yenenler’e gülmek için çaba harcayacağım.

MURAT İDE’YE GEÇMİŞ OLSUN

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in basın danışmanı Murat İde’ye bir saldırı girişimi söz konusu olmuş.

Kendisine geçmiş olsun diyorum, saldırıyı kınıyorum.

Ve bir de not: Saldırılara karşı duyarlılığımızı diri tutmak ve saldırıya uğrayanlarla dayanışmak, bu tür saldırıların önünü kesecek en önemli etken olacaktır.

BAZI SORULARA CEVAPLAR

SORU: Bazı vatandaşlarımız hiç satın alamayacakları yerli otomobil için neden bu kadar seviniyorlar?

CEVAP: Sanırım vatan sevgisinden.

*

SORU: Bazı dindarlar neden başkalarının yılbaşı kutlamalarına ille de karışmak istiyorlar?

CEVAP: Sanırım “ben eğlenmiyorum, bari başkaları da eğlenmesin” diye arzu ediyorlar.

*

SORU: Bir CHP’linin yerli otomobili beğenmesi, bir başka CHP’liyi neden sinir ediyor?

CEVAP: Sanırım surda bir gedik açılmasın isteniyor.

*

SORU: Bazı aklı başında insanlar, Boğaz’da kaza yapan geminin kaptanının Rizeli olduğu şakasını nasıl oluyor da ciddiye alabiliyorlar.

 CEVAP: Sanırım fanatizm böyle arızalara sebep olabiliyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Oh be! 40 gün sonra korona aşısı geliyor

Nihayet! Sonunda! Yaşasın! Yuppi! Heyyo!

 

Kurtuluyoruz koronadan!

40 güne kadar aşı geliyor aşı!

*

Osman Müftüoğlu Hoca’nın Sağlık Bakanı’na dayandırarak bugün Hürriyet’e yazdığı bu bilgi, tarihi bir bilgidir.

*

İlk kez tarih verilmiştir. İlk kez kesin konuşulmuştur. İlk kez altı çizilmiştir. İlk kez “Bu iş bitti” denmiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki?

Ünlü ilahiyatçı Nihat Hatipoğlu, sokakta gezerken dört genç kızın bira içtiğini görmüş ve hayretler içinde kalmış.

Bunu da ifade etmiş.

*

Ortalık toz duman!

Vay efendim, nasıl olurmuş da Nihat Hatipoğlu, bira içen genç kızları gördüğünde hayretler içinde kalırmış.



Yazının Devamını Oku

Hak geldi batıl zail oldu

Bu cümle, Kuran-ı Kerim’den bir ayettir.

Ayetin tamamı şöyledir:

*

“De ki... Hak geldi, batıl yıkılıp gitti... Zaten batıl, yıkılmaya mahkûmdur.” (İsra–81)

*


Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ’a karşı İYİ Parti ne yapmalı

Ümit Özdağ ismi, İYİ Parti açısından sıradan bir isim değildir.

Kimdir Ümit Özdağ?

İYİ Parti’nin iki kurucusundan biridir.

İYİ Parti’de genel başkan yardımcılığı yapmıştır.

İYİ Parti’nin var oluşunun temel dayanaklarından biridir.

İYİ Parti’nin milletvekilidir.

İşte tam da bu nedenle...

İYİ Parti

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ bombası nasıl patladı?

Ümit Özdağ programa nasıl çıktı, ortalığı sarsan konuşmasını nasıl yaptı? Program öncesi ve sonrası Tarafsız Bölge stüdyosunda neler yaşandı? Perde arkasını anlatıyorum...

- ÖZDAĞ ARADI: Ümit Özdağ, İYİ Parti içinde yaşanan tartışmalara hiç girmemişti bu zamana kadar. “Partimin iç meselelerini kamuoyu önünde tartışmam” diyerek... Bir sabah beni aradı. Ve şöyle dedi: “Ahmet Bey, ben sizin programınızda İYİ Parti’de yaşananlarla ilgili konuşmak istiyorum.” Hiç düşünmeden cevap verdim: “Tabii ki.”

*

- UZUN HAZIRLIK: Bir hafta sonrası için sözleştik. Yani Ümit Özdağ, programda yapacağı açıklamalara bir hafta boyunca hazırlanmıştı. Bir çıkış yapmaya karar vermişti, sonuçlarını da göze alarak... Üzerine basa basa şunu söyledi: “Programda İYİ Parti ile ilgili her konuyu konuşmak istiyorum.”

*

- BOMBA PATLAYACAK: Program saatine yaklaşık yarım saat kala Ümit Özdağ, CNN Türk’e geldi. Ne diyecekti? Nasıl bir açıklama yapacaktı? O ana kadar bilmiyordum. Selamlaştık. Çay-kahve söyledik. Ve ben, “Ne diyeceksiniz programda? Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye program öncesi sohbeti başlattım. Koray Aydın’dan bahsedeceğini söyledi. “Sadece Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye sordum. Güldü. “Hayır” dedi. Ve ekledi: “Başka şeylerden de söz edeceğim. Bu akşam burada bomba patlayacak.”

*

- AYDIN DEĞİL KAVUNCU: Sohbeti biraz ilerlettiğimizde şunu fark ettim: Ümit Özdağ’ın temel meselesi Koray Aydın’la ilgili değildi. Koray Aydın’ı dar kadrocu motivasyonla hareket etmekle suçluyordu falan ama asıl meselesi İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu idi.

Yazının Devamını Oku

Bekir Coşkun’un ardından

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir

Gençler pek bilmez:

 

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Hiç utanmadan üstleniyorlar

Yangınlar çıktı.

- Börtü böcek, kurt kuş yandı.

- Ağaçlar kavruldu, yeşiller gri oldu.

- Doğayı simsiyah bir duman kapladı.

- Evler, ocaklar söndü.

*

“Ateşin Çocukları” adlı PKK’nın alçaklar sürüsü...

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku