GeriAhmet HAKAN Hiç gitmiyor kulaklarımdan ‘Azize... Azize...’ seslenişi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hiç gitmiyor kulaklarımdan ‘Azize... Azize...’ seslenişi

“UMKE” adı verilen tamamen gönüllülerden oluşan bir “Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi” var.

Bu hikâyenin kahramanı olan Emine Kuştepe, işte o ekipte yer alan gönüllü sağlık çalışanlarından biri.

*

Ekranda izliyoruz:

Emine Kuştepe, bir enkazın başında.

UMKE görevlisi Emine Kuştepe enkaz altındaki kişiyle konuştu



Enkaz altında kalan Azize isimli kadının telefonuna ulaşmış, onunla konuşuyor.

“Azize... Azize...” seslenişleriyle dopdolu olan bu konuşmada Emine Kuştepe...

- Azize’ye moral veriyor.

- “Birazdan seni kurtaracağız” diyor.

- Azize’nin enkaz altındaki çocuklarıyla irtibat kurmasını istiyor.


- Enkaz altında nasıl nefes almaları gerektiğini anlatıyor.


-
“Uyuyan olmamalı” diyor.

- Azize’ye “Sen şimdi oradaki herkesin annesisin, sen güçlü olmalısın” diyor.

*

Azize, Kürtçe bilmiyor.


Ancak enkaz altında Türkçe bilmeyen, Kürtçe konuşan komşular var.


Onlara da seslenmesi gerekiyor Azize’nin.

*

Emine Kuştepe, işte burada da devreye giriyor.

Ve Azize’ye “Onlara şöyle seslen” diyerek Kürtçe nasıl seslenmesi gerektiğini öğretiyor.

Sabırla, özenle...

*

Ve mutlu son!

17 saatlik hummalı, dikkatli ve fedakâr bir çalışmanın ardından...


Azize sağ salim çıkarılıyor enkaz altından.


Sadece Azize kurtarılmıyor, eşi ve çocukları da kurtarılıyor.

*

Benimse Emine Kuştepe’nin “Azize... Azize...” diye seslenişi hiç gitmiyor kulaklarımdan...


- Bana müthiş umut veren bir sesleniştir bu.

-
Ülkeme olan sevgimi arttıran bir sesleniştir bu.


-
Kürtçenin, Türkçenin kardeşliğini anlatan bir sesleniştir bu.


-
Bize milletimizi riyasız sevdiren bir sesleniştir bu.

*

Herkes “Bu depremin sembolü Azize oldu” diyor ama bence bu depremin sembolü “Azize... Azize...” seslenişiyle gönüllerimizde taht kuran Emine Kuştepe oldu.


İNSAN MUHABİR: FULYA ÖZTÜRK

CNN Türk’ün ateş gibi bir muhabiri var.

Adı Fulya Öztürk.

*

Nerede olay var Fulya Öztürk orada...

Hiç gitmiyor kulaklarımdan ‘Azize... Azize...’ seslenişi

Esnafın derdiyle dertleniyor.

Semt pazarlarında vatandaşın arasından çıkmıyor.

Öyle bir aşkla yapıyor ki işini... 

Hem gıpta ediyorsunuz hem de tebrik etmek için fırsat kolluyorsunuz.

*

En son deprem bölgesine koşup yetişmişti Fulya Öztürk.

Enkaz altından çıkarılan canları takip ediyor ve ekrana yansıtıyordu.

Bir ara bıraktı kendini...

Gözyaşlarına hâkim olamadı.

Zerre kadar artistlik yoktu o gözyaşlarında.

Nereden mi biliyorum?

Çünkü...

Samimiyet de samimiyetsizlik de televizyon ekranına çarpan etkisiyle yansır da oradan biliyorum.

Bu gözyaşlarından yansıyan sadece yoğun bir samimiyetti.

*

Fulya Öztürk, CNN Türk ekranının insan muhabiridir.

Ağlayan, duygulanan, hüzünlenen, etki altında kalan, soğukkanlılığını yitiren insan muhabir.

Öyle olduğu için de onu ekranda izlerken deprem bölgesinde yaşanan trajedinin daha çok farkına vardık.

*

İyi ki ekrandasın Fulya Öztürk. İyi ki.


KADINLAR KURTACAK

Azize... Emine... Fulya... Kurtaracaksa bu milleti... Kadınlar kurtaracak.


Bİ DUR BE KARDEŞİM Bİ DUR

Daha ne olduğunu bilmeden depremzedelere yardım diyerek banka hesap numarasını burnumuza dayayan Kızılay... Bi dur be kardeşim.

*

- Canlar enkaz altında kalmışken ve depremin ilk şoku bile atlatılmamışken... İktidar karşıtı kampanyalar başlatan muhalif kardeş... Sen de bi dur.

*

- Herhangi bir işin ucundan tutmak yerine anında “iktidar karşıtları” ve “iktidar yanlıları” olarak kavgaya tutuşanlar... Bi durun yahu.

*

- Deprem bölgesine gelen bakanlara, “Kamuoyu algısı gayet iyi efendim” diyen Vali Bey... Millet can derdinde sen algı derdindesin... Sen de bi dur.


CIMBIZLAYAN TROL OLSA BİR ŞEY DEMEYECEĞİM

İKTİDARA muhalif gazetelerin internet sitelerinde yayınlanan bir haberin başlığı aynen şöyleydi:

*

“Enerji Bakanı: Her şeyi devletten beklemek doğru olmaz”.

*

Ne anlıyoruz bu başlıktan?

Tabii ki şunu:

*

Canlar gitmiş, herkesin gözü kulağı enkazda...

Ve işte böyle bir ortamda Enerji Bakanı Fatih Dönmez...

“Her şeyi devletten beklemeyin, başınızın çaresine bakın kardeşim” diyor.

*

O başlıktan çıkan, çıkabilecek netice bu.

Peki ama bu doğru bir netice mi?

Yoksa bu başlığı atanlar, bize bir oyun mu oynuyorlar.

*

Üzülerek söyleyeyim ki...

İşin içinde bir oyun var. Kurnaz bir algı oyunu...

Çünkü hakikat, başlıktaki gibi değil.

*

Hakikat şu:

Enerji Bakanı Fatih Dönmez, depreme karşı devletin attığı adımları, hangi tedbirlerin alındığını anlatıyor.

Ardından da “Devlet düzenleme ve denetleme amaçlı bir misyon üstleniyor ama her şeyi devletten beklemek doğru olmaz. Vatandaşların da bu konuda gerekli hassasiyeti gösterip bu tedbirleri arttırmasında fayda var” diyor.

*

Kısacası yine bir cımbızlama vakasıyla karşı karşıyayız.

Üstelik adı sanı belli gazetelerin yaptığı cımbızlama bu.

Troller yapsa...

Mesele etmeye değmez ama adı sanı belli gazeteler yapınca üzerinde durulması şart.

*

Son söz:

Cımbızlama yapmadan da... Hakikate sadık kalarak da... Sadece murat edilene odaklanarak da... Muhalefet yapmak mümkündür.

X

Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız’ cümlesini sordum

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berlin’de yaptığı uzun açıklamaların içinde şöyle bir cümle yer aldı:

“Turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağız.”

*

Bu cümle, çok tepki aldı.

Benim de kulağımı tırmaladı.

Bakan Çavuşoğlu’nu aradım.

Berlin’deymiş.

Alman Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapmış.

Yazının Devamını Oku

O saçmalık ancak çöp kutusuna basket yapılır

Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet türbesinde elinin arkasında olmasından yola çıkılarak başlatılan incelemenin tüm detaylarına baktım.

Şöyle bir macera:

Vatandaşın biri, CİMER’e şikâyet ediyor.

Oradan rutin bir işlemle Cumhuriyet Savcılığı’na gidiyor.

Savcılık, İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Bakanlık, rutin incelemeye alıyor.

Müfettişler, İmamoğlu’nun savunmasını alıyor.

Falan...

Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku