GeriAhmet HAKAN Gündemdeki konulara Müjde Ar’dan yorumlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gündemdeki konulara Müjde Ar’dan yorumlar

-16 YAŞINDAKİ ÇOCUK: Çocuk 16 yaşında ama pabuç kadar dili var. Annesi-babası bu çocuğu niye terbiye etmemiş, bilmiyorum. Ayrıca o çocuk içeri atılmamıştır. Soğuk diye içeri almışlardır. “Gel yavrum gel, üşürsün” demiştir devletimiz.

*

-FELSEFE: Türkçe felsefe yapılır mı, yapılmaz mı diye tartışıp duruyoruz. Önüne gelenin “Felsefe yapma lan” diye azarlandığı bir memlekette ne kadar da lüks bir tartışma bu...

*

-TELEFON DİNLEME: Bir keresinde telefonum çaldı. “Merkez dinlemede, merkez dinlemede” diye bir ses... Ana-avrat küfrettim. Karşımdaki adam “Abla biz emir kuluyuz, bize niye küfrediyorsun” dedi. Beni sanırım Ercan yüzünden dinliyorlar. Bizim Ercan... Sosyal demokrat garibanın teki... Nesini dinliyorlarsa artık...

Gündemdeki konulara Müjde Ar’dan yorumlar

-AZAR: Yetkililerimizin parmak sallayarak azarlaması iyidir, hoştur. Ahali kendini hizaya sokar. Ama bu işi de abartmamak lazım. Azar yiye yiye azar arsızı olmak diye bir durum vardır. İş o noktaya varırsa fena... Büyüklerimiz bağırıp çağırsınlar ama ortada fol ve yumurta yokken bağırmasalar iyi olur. İnsanın izzetinefsine dokunuyor.

*

-KÜBA’DA CAMİ: “Küba’da cami var” diyorlar, kızıyoruz. Pardon ama Neil Armstrong aya çıktığında “Ezan sesi duydum” dediğinde kızdık mı? Ayda ezan duyuluyorsa Küba’da da cami görülür kardeşim.

*

-CHP’NİN SLOGANI: Önümüzdeki seçimde “Bize oy verirseniz biz de sizi....” diye başlayıp ayıp bir sözcükle biten bir sloganla ortaya çıkmazlarsa durumları fena... Halka dönmeliler ve “Aynısını size biz de yapacağız” demeliler.

*

-CHP’NİN SORUNU: CHP hep kavramlarla konuşuyor, buna mukabil AK Parti kavrıyor. Bizim millet kavrama mavrama bakmaz ki... “Kavra da beni nasıl kavrarsan kavra” diyor... Kavram istemiyor, kavranmak istiyor. CHP işte bunun farkında değil.

*

-KEMAL KILIÇDAROĞLU: Bu konuda bir yorum yapmayacağım. Sadece “Ben bilmem beyim bilir” demekle yetineceğim.

*

-“THE CUT” FİLMİ: Fatih Akın’ın Ermeni meselesini işlediği filmi izledim. Filmi sevdim ama filmde çok az adam kesildi. Yani 10 kişi falan kesildi. Bu açıdan hiç inandırıcı değildi film.

*

-FUAT AVNİ: Bazı geceler “Acaba Abdülkadir Selvi, Fuat Avni olabilir mi?” diye düşünmeden duramıyorum.

*

-AHMET DAVUTOĞLU: O da tıpkı Tayyip Erdoğan gibi parmak göstererek azarlamaya çalışıyor. Fakat bir farkı var: Davutoğlu parmak sallayarak azarlarken gülümsemeyi de ihmal etmiyor.


Abdülkadir Selvi ile tartışma programı yapmak isterim

Gündemdeki konulara Müjde Ar’dan yorumlar


TARTIŞMA programlarında daimi konuk olmak ister misiniz?
MÜJDE AR:
Abdülkadir Selvi ile yan yana bir programda olmayı çok arzu ederim. O da arzu eder mi, bilemiyorum.
Hüseyin Yayman?
MÜJDE AR:
Hüseyin Yayman daha sakin, daha munis ve ılıman... Ama Abdülkadir Selvi’nin ruh dünyasındaki fırtınalar benim daha çok ilgimi çekiyor. Yayman’da bir fırtına kopmuyor gibi.


Müjde Ar’ın en çok özlediği üç kişi

İŞTE Müjde Ar’ın en çok özlediği üç isim... Tabii annesinden sonra....

*

-ERTEM EĞİLMEZ: Geçen gün oğlu Ferdi’ye “Şu mezardan çıkıp gelse de birkaç saat konuşsak, sonra geri dönse” dedim.

*

-ATIF YILMAZ: Beraber yıllarımız geçti. Çok kavga eder, çok tartışırdık ama birbirimizi çok severdik. Onu çok özlüyorum.

*

-ADİLE NAŞİT: Oyunculardan en çok Adile Naşit’i özlüyorum. O bambaşka bir insandı.


Senaristi Fuat Avni olan bir filmde oynamak istiyorum


Gündemdeki konulara Müjde Ar’dan yorumlar


2015 planlarınız var mı?
MÜJDE AR: Uzun bir dönemdir film yapmıyorum. Film yapacağım. Senarist olarak Fuat Avni’yi düşünüyorum. Adamı bulup çıkarırlarsa ortaya kendisine senaryo yazmasını teklif edeceğim. Düşünsene: Adamın bütün senaryoları tutuyor.

*

Başka bir plan var mı?
MÜJDE AR: Var... Kendime bir tane TOMA alacağım. Trafikte çok dolaşıyorum. Sinirlendikçe sıkacağım suyu.


Müjde Ar’a göre o üç isim Ak Saray’ı neden beğendi

-HÜLYA AVŞAR: Kendi evinden daha mütevazı olduğu için beğenmiştir. Hatta duyduğuma göre Saray’ın fukaralığına üzülüp evinden birkaç eşya da göndermiş.

*

-ABDURRAHİM ALBAYRAK: Galatasaray gol atınca takla atıyor ya... Saray’ı görünce “Burada takla atılacak amma çok yer var” diyerek beğenmiştir.

*

-PUTİN: Neden beğendiğini bilemeyeceğim. Belki de St. Petersburg’daki Hermitage’a benzetmiştir yapıyı... Kim bilir?


Cumhurbaşkanlığına aday olacağım


SİYASET yapmayı düşünüyor musunuz?
MÜJDE AR: Önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanlığı’na aday olacağım.

*

Nasıl olacak?
MÜJDE AR: Benim üniversite diplomam yok. Üniversite ikiden terkim. Azerbaycan’dan dandik bir diploma alıp aday olacağım.

*

Kazanırsanız Ak Saray’ı ne yapacaksınız?
MÜJDE AR: Film platosu yapacağım. Bin odada bin dizi çekilir.

*

Ne tür diziler?
MÜJDE AR: Mesela Halit Ergenç’in oynayacağı bir dizi... Nahid Sırrı Örik’in “Abdülhamid Düşerken” adlı romanından uyarlama... İttihatçılar ile Sultan Hamid arasındaki çatışma... Dramatik yapısı sağlam.


‘Ayıp Şov’ geliyor

ÇOKTANDIR ortalıkta değilsiniz... Neler yapıyorsunuz?
MÜJDE AR: Bir “stand up” yazıyorum. Adı “Ayıp Şov”.

*

Televizyon için mi?
MÜJDE AR: Hayır, sahne için...

*

2015’te mi sahneye çıkacaksınız?
MÜJDE AR: Onu önümüzdeki seçimler belirleyecek.

*

Seçimle ne ilgisi var ki?
MÜJDE AR: Avukatım var, kendisine bizim siteden ev aldırttım. Yazdıkça ona mail atıyorum. Adam sigarayı kaptığı gibi soluğu bizim evde alıyor. Telaşla diyor ki “Bu yazdıklarınla 622 yıl ceza alırsın”. Aslında ben hiçbir abartı olmadan başıma gelenleri yazıyorum. Ama bunun ucu resmiyete dokunuyor. Devlete, polise, düzene, kadına bakışa dokunuyor... Seçimde bu iktidar kazanırsa bu şovu sahnelemem biraz zor yani... Ama ben bunu önünde sonunda yaparım. Hiçbir iktidar kalıcı değil.

*

Neler olacak bu şovda?
MÜJDE AR: Hayatımı anlatacağım. Hatıralar olacak. Annemle babamın tanışmasından ve benim imalat gecemden başlayacak, sosyal demokrasi ile neticelenecek. Yatak odası öyküleri de olacak tabii... O kısmı biraz abartılı olur. “Sosyal demokratlar iktidarsız olur” diyenler, gelsinler şova da görsünler durumu.

Bugünlerde okuduğu kitaplar

-Diktatörlüğün Psikolojisi/Fathali M. Moghaddam
-Fay Kırığı 1/Mehmet Eroğlu
-Sen Kimsin/Çiğdem Anad
-Ölümü İnkâr/Ernest Becker
-İç Dünyamdan Notlar/Paul Auster
-Fırtına Takvimi/Jale Sancak
-Kimlik Adına Öldürmek/Namık D. Volkan
-Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti/Orhan Veli


Ben tesettüre girsem bana gülerler yahu

MÜJDE Ar, “muhafazakârlaşma” ve “hayat tarzına müdahale” konusunda gayet rahat...
Rahatlığının nedenlerini şöyle anlatıyor:

*

-Bana zorla neyi yaptırabilirler?
-Baskıyla muhafazakârlaştırma tutmaz bu memlekette.
-Bodrum’dan bir örnek vereyim: Son üç yıldır “Türkbükü battı, lokantalar iş yapmıyor” deniyor. Görüntüde öyle... Teknelere yemek ve içki taşınıyor. Ramazanda dahi millet teknelerde yiyor, içiyor. Bu milletin her şeye üretecek bir formülü vardır. O yüzden baskı maskı vız gelir, tırıs gider.
-İletişimin bu denli arttığı, teklife açıklığın bu denli yükseldiği bir dönemde “Yaşam biçimimi sana dayarım” demek komiklikten başka bir şey değil.
-Ne yani? Ben tesettüre mi gireceğim? Tesettüre girsem gülerler bana yahu! Komik kaçar.

Ercan benimle erdi


ERCAN Karakaş’la 20 yıldır birliktesiniz. Nasıl biri Ercan Bey?
MÜJDE AR: Bir doktor arkadaşım “O erdi” dedi. Neden diye sordum. “20 yıldır seninle ve senin Sezen gibi arkadaşlarınla iç içe... Bu takıma dayanıp akıl ve ruh sağlığını koruması için adamın ermesi gerekir” diye cevapladı.

*

Hiç tartışmaz mısınız?
MÜJDE AR: Tartışılmıyor ki bu adamla. Olay çıkarmak için benim altyapım çok sağlamdır. Bir keresinde saldırdım, saldırdım... Cevap yok. En sonunda “Ben hiçbir partnerimle tartışmayı sevmem” dedi.

*

Politik görüşleriniz örtüşüyor mu?
MÜJDE AR: Örtüşüyor ama tarzlarımız örtüşmüyor. O sabırlı. Sokakta yüzüne en ağır eleştiri getiren insana “Bir dakika, konuşmamız lazım” deyip kenara çekiyor. Bense öyle bir eleştiri karşısında kafasına bir şey vurur, yoluma devam ederim. Mesela ben birisi için “Bu doğru dürüst bir herife benzemiyor” diyeyim, bittim. Hemen bana dönüp “Ne kadar önyargılısın” der.

2.5 yıl hapis yedim, bir daha yaparsam 5 yıl yatacağım


POLİTİK yorumlar yaptığınız bir televizyon programınız vardı. O günleri özlüyor musunuz?
MÜJDE AR: O program yüzünden 2.5 sene hapis cezası aldım.

*

Neden?
MÜJDE AR: “Barbie bebekleri görünce tahrik oluyoruz, yasaklanmalı” diyen bir adamla ilgili yorum yapmıştım. “Bundan tahrik olanda da pek hayır yok” demiş, “Tarlada mı yetişiyor bu adamlar” diye bağlamıştım. Şikâyet etti söz konusu şahıs... Ben de yargılandım ve “devlet memuruna hakaretten” 2.5 yıl yedim. Ceza ertelendi. Bir daha yaparsam böyle bir şey bu sefer 5 yıl hapis yatacağım.

*

Bundan bu kadar ceza olur mu? Avukatınızı değiştirin bence.
MÜJDE AR: Yok yok... Bu davanın normal bir şey olduğunu düşünmüyorum ben. Tamamen susturma maksatlı bir işti.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku