Bu tartışmalardan artık bıkmadık mı?

Kemalizm tartışması

Eskiden bir anlamı vardı bu tartışmayı yapmanın.

Çünkü ülkeyi yönetenler, Kemalizm adı altında kafalarına göre dayatmalar yapıyorlardı.

Ama artık kalmadı böyle bir şey.

Buna rağmen ne diye Kemalizm tartışması çıkarılıyor ikide bir?

Görmüyor musunuz?

Milletin canı sıkılıyor bu köhnemiş, miadı dolmuş tartışmadan. Bu denli bayat bir tartışma, nasıl oluyor da bu kadar heyecanla yapılabiliyor?

Yoksa dert Kemalizm falan değil de dikkat çekmek mi?

*

LOZAN TARTIŞMASI

Bir taraf “büyük hezimet” diyor, bir taraf “büyük zafer” diyor.

Yahu bunun ortası yok mu?

Keşke bu anlaşmayla çok daha fazla kazanım elde etseydik ama bir vatan kazandık... Bu da az şey değildir ha!” demek, çok mu zor?

“Kazanımlarımızın fazla olmasını tabii ki arzu ederdik ama o dönemin koşullarını da göz önünden uzak tutmamak lazım” diyerek, bu tartışmaya son verilemez mi?

Neden ille de ak?

Neden ille de kara?

Ölçülü, hakkaniyetli, anlayışlı bir tutum alınamıyor mu?

*

MUSTAFA KEMAL TARTIŞMASI

İsteyen “Gazi” der. İsteyen “Mustafa Kemal” der. İsteyen “Atatürk” der. İsteyen “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” der.

Buradan ideolojik kavga çıkar mı yahu?

Bu tartışmalardan artık bıkmadık mı

Üstelik bu kavga, memleketin esas sorunlarını tartışması gereken ana muhalefet partisinde mi çıkar?

Bu ne anlamsız bir tartışmadır?

Lüzumsuzluk bu değilse nedir?

Mustafa Kemal” diyen de “Gazi” diyen de “Atatürk” diyen de sonuçta aynı kişiye işaret etmiş olmuyor mu?

İsimlendirmeden yola çıkarak kavga çıkarmak, abesle iştigal etmenin sözlük karşılığı değilse nedir?

Allah’ım! Sen aklıma mukayyet ol!

*

ABDÜLHAMİD TARTIŞMASI

Ben kendimi bildim bileli bu tartışma var.

Bir kesim “ulu hakan” diyor, bir kesim “kızıl sultan” diyor.

Bir kesim göklere çıkarıyor, bir kesim yerin dibine batırıyor.

Bu tartışmalardan artık bıkmadık mı

“Tarihsel kişiliklere böyle yaklaşılmaz” diyorsun... “Adamın muhteşem hizmetleri de var, olumsuz uygulamaları da var” diyorsun... “Hepten yüce ilan etmemek, hepten yerin dibine sokmamak gerekir” diyorsun...

Hiçbir fayda elde etmiyorsun.

İlk günkü gibi aynı cepheleşmeyle bu tartışmayı yapıyorlar.

Hiç bıkmıyorlar, hiç sıkılmıyorlar, hiç üşenmiyorlar.

Bu ne bitmek tükenmek bilmeyen şevktir, enerjidir, heyecandır?

Anlamak mümkün değil.


UMUDUMUZU ARTTIRAN TABLET KAMPANYALARI

TUZLA Belediyesi’nin ‘Askıda Tablet’ kampanyasını yazmıştım dün. Tablet kampanyaları, sel oldu akıyor. İşte onlardan bazıları:

*

Bu tartışmalardan artık bıkmadık mı

Esenler Belediyesi, 10 bin tabletle girdi işin içine... Acun Ilıcalı, meseleye el koyup büyük bir kampanyaya girişti ve 7.5 milyon lira topladı... İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gönüllüleri, “Âtıl bilgisayarınız bir çocuğun geleceğine ışık olsun” diye kampanya başlattı... Selçuk Bayraktar, tam beş bin bilgisayarla girdi işin içine ve Bayraktar’ın bu girişimine süper destekler geldi... Edremit Kaymakamlığı, “Bir tablet de benden” diye bu kutlu yolculuğa destek verdi... Türk Hava Yolları’nın Ağrı ofisi çalışanı Cafer Canşi, tablet kampanyası başlattı... Kırşehir Belediyesi, “İyi eğitim bütün çocukların hakkı” sloganıyla tablet kampanyası başlattı.

*

Hepsine çok teşekkürler. Hepsi örnek olsun diğer kurumlarımıza.


GÜNLERİMİZ GELDİ

HAVALAR hafiften serinlemeye başladı. Montlar, hırkalar falan saklandıkları yerlerden çıkmaya başladı. İnceden yağmur damlaları inmeye başladı. Her şeyi çirkinleştiren güneş, kendini saklamaya başladı. Londra’da geçen yağmur filmleri anlam kazanmaya başladı. Klimalar işlevsizleşmeye, ısıtıcılar gündeme gelmeye başladı. Yapraklarda yavaştan bir sararma başladı.

*

Hey kışçılar! Ne yatarsınız, günlerimiz geldi!


AT ETİ YEDİRENLERİ İFŞA ETMEK YETMEZ

MİLLETE at eti yedirenlerin ifşa edilmesi önemli bir adımdır.

Eskiden bu bile yapılmıyordu.

*

Ama artık bunun bir adım ilerisine geçmek şart.

Çünkü adamlar arsız, utanmaz...

İfşa ile durmazlar, durdurulamazlar.

*

Artık bunlara çok etkili cezalar vermek lazım.

Ama öyle ödeyip yollarına kaldıkları yerden devam edebilecekleri türden basit cezalar değil.

Feleklerini şaşırtacak denli büyük cezalar verilmesi lazım.


AKSARAY VALİSİ’Nİ TEBRİK

SİVAS kangalını bilirdik ama Aksaray malaklısını ilk kez duyduk.

*

Bu tartışmalardan artık bıkmadık mı

Tanınan, bilinen, meşhur bir markaya sataşarak...

Tanınmayan, bilinmeyen, meşhur olmayan bir markayı gündeme sokmak...

Tarihin en bilinen reklam stratejilerinin en başında gelen bir iştir.

*

Aksaray Valisi’nin Sivas Valisi’yle “kangal/malaklı” üzerinden yaptığı tartışma, bu reklam stratejisinin en başarılı örneklerinden biri.

Aksaray Valisi’ni kutluyorum.


MAHSUN/ÖZCAN/ALİŞAN

90
’ların en popüler üçlüsüydü Mahsun/Özcan/Alişan üçlüsü...

*

Sonra her biri ayrı bir yere savruldu.

Mahsun güneşi görüp yönetmen oldu. Özcan kendini korumaya çekti. Alişan televizyon programlarıyla ilerledi.

Bu tartışmalardan artık bıkmadık mı

*

Bizim Mehmet Üstündağ’ın Kelebek’te yer alan haberinden öğrendik ki...

Epeydir küs olan Mahsun ile Alişan, bir araya gelip barışmışlar.

Keşke Özcan da gruba dahil olsa...

Ve 90’ları şöyle bir yâd etsek iyisiyle kötüsüyle...


BAZI TERÖR ÖRGÜTLERİ

- Eniştemin bir doktor arkadaşı var, ondan duymuş, aslında korona diye bir şey yokmuş, hepsi yalanmış terör örgütü...

*

- Mesut Yılmaz aslında ölmüş ama bunu herkesten saklıyorlarmış terör örgütü...

*

- Avrupa’da raflar boşalmış, korona yeniden hortluyormuş, sokağa çıkma yasağının eli kulağındaymış terör örgütü...

*

- Ekmeği tamamen keseceksin, günde sekiz bardak su içeceksin, tatlının yanına bile yaklaşmayacaksın terör örgütü...

*

- Bende hiç estetik yok, botoks bile yaptırmam hatta doğru dürüst makyaj bile yapmam terör örgütü...

*

- Rakamları gizliyorlar abi terör örgütü...

*

- Maske takmak akciğerleri yoruyormuş, kullandığımız maskeler acayip kalitesizmiş terör örgütü...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Hak geldi batıl zail oldu

Bu cümle, Kuran-ı Kerim’den bir ayettir.

Ayetin tamamı şöyledir:

*

“De ki... Hak geldi, batıl yıkılıp gitti... Zaten batıl, yıkılmaya mahkûmdur.” (İsra–81)

*


Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ’a karşı İYİ Parti ne yapmalı

Ümit Özdağ ismi, İYİ Parti açısından sıradan bir isim değildir.

Kimdir Ümit Özdağ?

İYİ Parti’nin iki kurucusundan biridir.

İYİ Parti’de genel başkan yardımcılığı yapmıştır.

İYİ Parti’nin var oluşunun temel dayanaklarından biridir.

İYİ Parti’nin milletvekilidir.

İşte tam da bu nedenle...

İYİ Parti

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ bombası nasıl patladı?

Ümit Özdağ programa nasıl çıktı, ortalığı sarsan konuşmasını nasıl yaptı? Program öncesi ve sonrası Tarafsız Bölge stüdyosunda neler yaşandı? Perde arkasını anlatıyorum...

- ÖZDAĞ ARADI: Ümit Özdağ, İYİ Parti içinde yaşanan tartışmalara hiç girmemişti bu zamana kadar. “Partimin iç meselelerini kamuoyu önünde tartışmam” diyerek... Bir sabah beni aradı. Ve şöyle dedi: “Ahmet Bey, ben sizin programınızda İYİ Parti’de yaşananlarla ilgili konuşmak istiyorum.” Hiç düşünmeden cevap verdim: “Tabii ki.”

*

- UZUN HAZIRLIK: Bir hafta sonrası için sözleştik. Yani Ümit Özdağ, programda yapacağı açıklamalara bir hafta boyunca hazırlanmıştı. Bir çıkış yapmaya karar vermişti, sonuçlarını da göze alarak... Üzerine basa basa şunu söyledi: “Programda İYİ Parti ile ilgili her konuyu konuşmak istiyorum.”

*

- BOMBA PATLAYACAK: Program saatine yaklaşık yarım saat kala Ümit Özdağ, CNN Türk’e geldi. Ne diyecekti? Nasıl bir açıklama yapacaktı? O ana kadar bilmiyordum. Selamlaştık. Çay-kahve söyledik. Ve ben, “Ne diyeceksiniz programda? Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye program öncesi sohbeti başlattım. Koray Aydın’dan bahsedeceğini söyledi. “Sadece Koray Aydın’dan mı söz edeceksiniz?” diye sordum. Güldü. “Hayır” dedi. Ve ekledi: “Başka şeylerden de söz edeceğim. Bu akşam burada bomba patlayacak.”

*

- AYDIN DEĞİL KAVUNCU: Sohbeti biraz ilerlettiğimizde şunu fark ettim: Ümit Özdağ’ın temel meselesi Koray Aydın’la ilgili değildi. Koray Aydın’ı dar kadrocu motivasyonla hareket etmekle suçluyordu falan ama asıl meselesi İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu idi.

Yazının Devamını Oku

Bekir Coşkun’un ardından

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Yazının Devamını Oku

Vali Bey’in alması gereken kurslar

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:



*

Yazının Devamını Oku

Garo Paylan’a vicdani noktadan bir sesleniş

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

Yazının Devamını Oku

Aranan aday niye Ahmet Necdet Sezer olmasın ki?

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

 

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Yazının Devamını Oku

Susup susup susup ışık olayında konuşmak

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir

Gençler pek bilmez:

 

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Hiç utanmadan üstleniyorlar

Yangınlar çıktı.

- Börtü böcek, kurt kuş yandı.

- Ağaçlar kavruldu, yeşiller gri oldu.

- Doğayı simsiyah bir duman kapladı.

- Evler, ocaklar söndü.

*

“Ateşin Çocukları” adlı PKK’nın alçaklar sürüsü...

Yazının Devamını Oku

Bozulur bu ateşkes

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

GATA’nın meczubuna dair

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Ayıptır ayıp

Bir sosyal medya hesabı var.

Palavracı bir hesap. Her tarafından pislik akıyor. Küfürler, hakaretler, kabalıklar, çirkinlikler falan.

*

Bu hesabın işi gücü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yalanlar uydurmak.



“Ali Erbaş şöyle dedi”

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku

Hasta sayısı vaka sayısı meselesine dair

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını dikkatle dinledim.

Bakan Fahrettin Koca...

Semptom göstermeyenlerin hasta sayılmayacağını, bu nedenle 28 Temmuz’dan beri günlük veri tablosunda yer almadıklarını söylüyor.

*

Semptom göstermeyenleri “hasta” saymamak mümkün.

Çünkü semptom göstermeyenler hem sağlık sistemimize yük olmuyorlar, hem de gerçekten “hasta” özelliği taşımıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şurada:

Yazının Devamını Oku