GeriAhmet HAKAN Bu nasıl kapanma ki...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bu nasıl kapanma ki...

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Ve daha birçok kesim.

*

İstanbul, nüfusu en büyük sanayi ve ticaret kenti.

Yani muaf tutulanların çoğu İstanbul’da.

Bu nasıl kapanma ki...

İşte tam da bu nedenle...

Kapanma gününde...

İstanbul’da tuhaf bir yoğunluk var.

*

“Bu nasıl kapanma ki?” sorusuna bizim verebildiğimiz kısa, basit ve kestirme cevap bu oldu.

*

Ama yine de hepimizin aklında koskocaman bir soru işareti asılı kaldı.

Bu nasıl kapanma ki...

Şöyle bir soru işareti:

*

Hepsini anladık da...

Metroya, otobüslere ek sefer koymak da neyin nesi?

Ek seferli tam kapanma mı olur?

*

Gerçekten de bu nasıl kapanma ki?

KABA YOBAZ HAM

SOSYAL medyada bir videoya denk geldim.

Görüntüler şöyleydi:

Bu nasıl kapanma ki...

Üsküdar’da adamın biri, camiye gelen kadınları camiden kovuyor.

“Hadis var. Kadınlar camiye giremez” diye büyük laflar ederek.

*

Karşısındaki kadın, “Ben ilahiyat mezunuyum, nereden çıkarıyorsun bunu” diyor.

Adam, “İlahiyat falan anlamam” diye tutumunu sürdürüyor.

*

Necip Fazıl, bu türler için “Kaba softa, ham yobaz” derdi.

*

Adam tam da böyle...

Hem kaba hem yobaz hem de ham.

YAŞAM TARZI SAPTAMASI

YAŞAM tarzına yönelik bu zamana kadar dile getirilen kaygıların çoğu...

Soyuttu. Faraziydi.

Olasılıklar üzerine geliştiriliyordu.

*

Bu nedenle de kitlesel bir taban bulamıyordu.

*

Ama mesele somutlaştığı anda...

Kitlesel tabanın nasıl oluştuğu görüldü, görülüyor.

Bu nasıl kapanma ki...

KİMSE PARAM YOK DEMESİN Mİ?

ALİŞAN var ya Alişan...

Televizyon programında şöyle bir söz etmiş:

*

“Bodrum’a iki milyon kişi gitti. Kimse param yok demesin.”

*

Hem Bodrum’da keyif çatıp hem de açlık edebiyatı yapanlar türedi son zamanlarda.

Adamın her şeyi var ama sırf muhalefet yapmak için “Açım” diye bağırıyor.

*

Ama böyle tipler var diye...

“Bodrum’a iki milyon kişi gitti. Kimse param yok demesin” diye hüküm verilemez.

*

Hakikaten parası olmayanlar var.

Tabii Alişan’ın gözü hep Bodrum’a keyif için gidenlerde olduğu için...

Onları unutması normal.

MASİS ARAM

SOSYAL medyada, özellikle de Twitter’da buram buram öfke var.

Hep bir laf sokma çabası, hep bir olumsuzluk, hep bir moral bozuculuk.

Bu nasıl kapanma ki...

İşte böyle bir ortamın içinde bir çiçek gibi açan...

Masis Aram Gözbek’i öveceğim izninizle...

*

Masis Aram...

Boğaziçi Caz Korosu’nun babası, her şeyi...

Kendisiyle Twitter’da ne zaman karşılaşsam moralim düzeliyor.

Her zaman olumlu, her zaman güler yüzlü...

Şarkılarla, türkülerle hatırlatır iyilikleri, güzellikleri...

Moral bozukluğuna birebir gelir yani.

Bu nasıl kapanma ki...

BODRUM BODRUM

MFÖ’nün ‘Bodrum Bodrum’ şarkısı...

Eski Bodrum’un şarkısıydı.

*

Sanırım o şarkı...

Bodrum’da artık şöyle söyleniyor:

*

Bodrum Bodrum / Sükûnet biraz sükûnet / Bütün isteğim buydu / Biraz az kalabalık / Biraz az trafik / Bütün isteğim buydu / Bodrum Bodrum...

Bu nasıl kapanma ki...

‘HEY GİDİ YILLAR’ KİTAP OLDU

HER pazar günü Hürriyet’te ‘Hey Gidi Yıllar’ sayfası var.

*

Her hafta bir ünlüyü eskiye götürüyor Zeynep Bilgehan.

Bu nasıl kapanma ki...

“Vay! Mehmet Ceyhan gençliğinde böyle miymiş? Vay! Vedat Milor’a bak, artist gibiymiş! Vay! Muazzez İlmiye Çığ’ın gençliğine bak sen!” diye okuduğumuz bir sayfa bu.

*

‘Hey Gidi Yıllar’ kitap oldu.

Hürriyet Kitap’tan çıkan bu kitabı...

Albüm karıştırır gibi karıştırmaktan büyük, çok büyük bir keyif aldım.

Gazete sayfasına sığmayan ilave fotoğraflarla çok daha zenginleşmiş ve tasnifi de harika olmuş.

*

Nasıl deniyordu böyle durumlarda?

Hah buldum! Kitapçınızdan ısrarla isteyiniz.

 

X

Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız’ cümlesini sordum

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berlin’de yaptığı uzun açıklamaların içinde şöyle bir cümle yer aldı:

“Turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağız.”

*

Bu cümle, çok tepki aldı.

Benim de kulağımı tırmaladı.

Bakan Çavuşoğlu’nu aradım.

Berlin’deymiş.

Alman Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapmış.

Yazının Devamını Oku

O saçmalık ancak çöp kutusuna basket yapılır

Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet türbesinde elinin arkasında olmasından yola çıkılarak başlatılan incelemenin tüm detaylarına baktım.

Şöyle bir macera:

Vatandaşın biri, CİMER’e şikâyet ediyor.

Oradan rutin bir işlemle Cumhuriyet Savcılığı’na gidiyor.

Savcılık, İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Bakanlık, rutin incelemeye alıyor.

Müfettişler, İmamoğlu’nun savunmasını alıyor.

Falan...

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Ne yaptınız İlhan Bey

CHP, ne güzel bir şey tutturmuştu!

“128 milyar dolar nerede” diye...

*

128 milyar doların hortumlandığı algısı yaratılıyordu.

Ve bu algı, zihinlere kazınıyordu.

*

İşgüzar kamu görevlileri, asılan pankartları polis ve zabıta marifetiyle anında engelleyerek...

Yazının Devamını Oku

Danimarka çok medeni ülke şekerim

Hop şöyle cümleler yükselir sağımızdan, solumuzdan:

 

- Norveç çok medeni ülke şekerim... Başbakan’a ceza kesiliyor.

*

- Danimarka acayip modern bir ülke şekerim... Başbakanı cam siliyor.

*

- İsviçre çok uygar şekerim. Cumhurbaşkanı bisikletle işe gidiyor.

*

Hep özeniriz, hep gıpta ederiz bu ülkelere.

Yazının Devamını Oku

Kanal İstanbul’un Montrö ile alakası

“Kanal İstanbul, Montrö’yü etkiler mi?” diye soru var ortada.

Geçen akşam Tarafsız Bölge’de işte bu soruyu sordum uluslararası hukuk alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Selami Kuran’a.

Selami Hoca...

Canlı yayında... Kalktı ayağa... Eline bir çubuk aldı... Ve başladı harita üzerinden anlatmaya.

“Yeni başlayanlar için 10 dakikalık bir Montrö dersi” gibi bir şeydi yaptığı.

Net, sarih, anlaşılır ve basit bir şekilde anlattı mevzuyu.

*

Sonucu açıklıyorum:

Yazının Devamını Oku

Erkan Oğur’a yapılan yobazlığın ta kendisidir

İflah olmaz bir türkü severim ben.

Ama yüzyılların izini taşıyan türküleri severim. Çağlar ötesinden gelip bizi tam kalbimizden yakalayanları... İlk söyleyeni belirsiz anonimleri... Sözleri gayet basit ama bir o kadar da derinlikli olanları...

İşte bu yüzden “Ben bir türkü sözü yazdım, üstelik de besteledim” diye ortaya çıkanlara karşı hep mesafeli olmuşumdur. Çünkü bu tür iddialardan genellikle yapay sonuçlar çıkar.

*

İbrahim Kalın’ın sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Hiç Oldum’ adlı bir türküyü seslendirdiğini duyunca...

“Eyvah” dedim.

Ve bin türlü önyargıyla açıp dinledim türküyü.

*

Yazının Devamını Oku