Yavuz Turgul piyasa ekonomisi ile hesap kesiyor

Gönül Yarası’nı izledim, etkilendim, sevdim. Üzerinden 24 saat geçti hálá beynimin bir yerlerinde filmi sorguluyorum. Gidelim mi diye soruyorsanız, bir dakika bile şüphe duymayın.

Hele de ‘İnsana özgü, ‘insanca’ bir şeyler okumaya, izlemeye, dinlemeye hasret kaldım’ diye düşünüyorsanız, yapmanız gereken ilk iş Gönül Yarası’nı izlemek olmalı.

Gönül Yarası tipik bir Yavuz Turgul filmi. Gönül Yarası diğer Yavuz Turgul filmleri gibi insan hayatını sorguluyor. Filmde, bir yanda bir zamanların idealist solcusu, piyasa ekonomisine ayak uyduramamış emekli öğretmen Nazım (Şener Şen) var, diğer yanda koca dayağından kızıyla birlikte kaçıp İstanbul pavyonlarına dönen Dünya (Meltem Cumbul). Ve Dünya’nın peşini bırakmayan eski kocası, patolojik aşık Halil (Timuçin Esen). Dünya Nazım’ın evine sığınıyor, Halil ‘Dünya’ diyor başka bir şey demiyor ve kader ağlarını böylece örüyor.

Anlayacağınız filmin konusu öyle ahım şahım bir konu değil. Ancak Yavuz Turgul bildiğimiz, insanı öne çıkaran üslubuyla konuyu öyle bir anlatıyor ki, film bittiğinde ‘piyasa ekonomisine geçişin sancılarını yaşayan Türkiye’ ile yüzleştiğinizi anlayıp birden karnınızda hafif bir ağrı hissediyorsunuz. Yavuz Turgul’un bu filmde hiçbir mesaj kaygısı yok diyenler yanılıyor. Yavuz Turgul, Gönül Yarası’nda piyasa ekonomisi ile hesap kesiyor. Son elli yılın tüm siyasetçileri bence Gönül Yarası’nı izlemeli ve oluşturdukları sistemin ‘küçük hayatlara’ nasıl yansıdığını gözleriyle görmeliler.

Gönül Yarası’nın Muhsin Bey, Eşkıya gibi Yavuz Turgul filmlerinden tek farkı temponun oldukça düşük olması. Filmin bazı sahnelerinde tempo öyle düşüyor ki neredeyse filmle hayat aynı anda akıyor. Filmdeki diyaloglara diyecek yok. Hepsinin üzerinde günlerce düşünüldüğü belli. Oyunculuğa gelince... Şener Şen her zamanki gibi mükemmel. Meltem Cumbul bazı sahnelerde çok abartılı oynuyor, çok öne çıkıyor, ama onu izlemek her zaman olduğu gibi çok keyifli. Timuçin Esen’in performansını değerlendirmek için zamana gereksinimim var.

Gönül Yarası’nda iki sahne bana eğreti geldi. İlki Halil’in kızını kaçırıp trene bindirdiği sahne. Niye Halil, Dünya’ya direnmedi ve birden kızı götürmekten vazgeçti ki? İkincisi finalde Halil’in Dünya’yı kablolu telefondan aradığı sahne. Burada Halil’in otobüs firmalarının anonslarını telefondan duyup, Dünya’nın otogarda olduğunu anlıyor. Böyle bir olay tabii ki olabilir ama Halil’in Dünya’nın otogarda olduğunu anlaması için bu kadar beklemesine gerek yoktu diye düşünüyorum.

Ruhumuzun kumandaları kimde

Nil Karaibrahimgil’i CNN’de ‘Atıf Hoca ile Reklam ve Rekabet’e konuk ettim. Dobralığına, samimiyetine ve enerjisine hayran oldum. Nil Karaibrahimgil, bugün nereye gelmişse tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş buna emin oldum. Söyleşinin sonunda Nil’e Aysel Gürel, Nazan Öncel ve Sezen Aksu’nun adlarını sayıp ‘Gelecekte hangisi gibi anılmak istersin?’ diye sordum. ‘Sezen Aksu gibi olmak isterim. Biz büyürken ruhumuzun kumandaları onun elindeydi. Aşık olunca nasıl davranacağımızı ondan öğrendik’ diye yanıt verdi. Çok sevdim bu yanıtı. Sezen Aksu’nun Türkiye için ne ifade ettiğini bu sözcüklerden daha iyi hangi sözcükler ifade edebilir?

İçinde fazla da bir şey yok

Bu hafta bir de Işın Karaca’nın ‘İçinde Aşk Var’ albümüne takmış bulunuyorum. Bu takış başka takış. Albümün kapağından hiç hoşlanmadım. Ne biçim dudaklar o öyle. Niye öyle kabak gibi bir fotoğraf? (Albüm kitapçığının içindeki fotoğraflar daha da bir kabak gibi. Madem bu kadar kötü fotoğraflar koyacaksınız hiç koymayın daha iyi.) Arkada albüm bitince aşk için ağlayan bir Işın Karaca fotoğrafı var. Gözyaşı izlenimi tamam da Işın’ın ağzına ne olmuş öyle? Elma şekeri mi yemiş? Ya renk? Yeşil ne zamandan bu yana aşkın tanımlayıcı rengi oldu? Turkuvazla yeşili birlikte kullanmak kimin aklına geldi? Neyse daha fazla uzatmayayım, sanırım albümün kapağından niye hoşlanmadığımı anladınız.

Albümden çok hoşlandığımı söyleyemeyeceğim. Bundan önceki Işın Karaca albümü ‘Ana Dilim Aşk’’la karşılaştırınca yeni albümdeki şarkılar çok sönük kalıyor. ‘Yetinmeyi Bilir Misin’ hiç kuşku yok ki albümün en iyi parçası. ‘Kayıp Gölgeler’ ikinci iyi parça. Daha sonra ise dişime dokunan başka bir şey yok. Işın Karaca’da öyle güçlü ses var ki her şarkının sesine gitmediği çok ortada. Bu nedenle zorlandığı da... Örneğin Ümit Sayın ve Suat Suna’nın şarkılarını ele alalım. Bu şarkılar Işın Karaca’nın ağzına hiç yakışmamış. Albümün adı içinde aşk var ama Sezen Aksu’nun şarkıları olmasa içinde bir şeyler olduğunu söylemek zor.

CUMA alıntısı

Yetinmeyi bilir misin,

Sana verdiği kadarıyla hayatın?

Hoş bilsen de bilmesen de

Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin (Sezen Aksu)

CUMA takıntısı


Bu hafta sonu Eti’nin yeni çıkardığı çikolatalardan Antep fıstıklısını mutlaka deneyin. Süper bir çikolata olmuş. Takmamak mümkün değil. Hızınızı alamayıp iki üç paket yerseniz sorumluluk bana ait değil ona göre.

CUMA İTİRAFI

Neyimbenha? Cinsiyet: Kadın Yaş: 25 İl: Antalya

Bir tespit yaptım. G-string giydiğimde işimde daha başarılı oluyorum! Normal külot giydiğimde ise işyerimde sorunlarla karşılaşıyorum. Nedenini buldum. 1) G-string giyince kendimi seksi ve daha güzel hissettiğim içim özgüvenim artıyor. Böylece sorunları aşıyorum. 2) G-string giydiğimde insanlarla daha olumlu ve daha güleryüzlü iletişim kuruyorum. Haliyle de sorun çıkmıyor. 3) Normal külotu genelde regl günlerinde giyiyorum. O dönemde asabi olduğum için sık sık tartışmalar yaşıyorum. Sonuç: G-string sadece cinsel hayatı değil, iş yaşamını da olumlu etkiliyor!

Yorum: Acaba g-string giydiğinde pantolon, etek falan giymiyor mu bu arkadaşımız. Bu etki başka nasıl elde edilir?
Yazarın Tüm Yazıları