Yarım şöhret

Benim durum bu, ben yarım şöhret bir hatunum.

Haberin Devamı

Bu durum hem komik, hem keyifli.
Şöhretli olmak isteyenlerle istemeyenlerin tam ortası.
Ne kadar böyle devam eder bilemiyorum ama böyle kalmasına da diyecek hiçbir sözüm yok.
Yarım şöhret hem egomu şişiriyor hem de özgürlüğümden hiçbir şey götürmüyor.
Birileri için yazılarını sevdikleri, takip edip okudukları Ayşe Aral’ım, bir diğerleri için ise hiç bilmedikleri, adını bile duymadıkları biri.
Birileri için her sabah televizyonda fikirlerini beyan eden, ne giydiğine, saçına başına bakılan, beğenilen ya da beğenilmeyip eleştirilen bir ünlüyüm, bir diğerleri için ise isimsiz.
Birileri sokakta sarılır, bir resim çektirirken bir diğerlerince, “bu kadın da neyin nesi ki” denenim.
Ben yarım şöhretim, tamamlanmayı ister miyim bilmiyorum ama şu an için halimden son derece memnunum.

Haberin Devamı

Çam ağacı

Bizim evde her aralık ayında çam ağacı süslenirdi. Hâl böyle olunca evlenince de bu ritüeli devam ettirdim. Bu duruma evlerinde hiç yılbaşı ağacı süslenmeyen kocam pek anlam veremezdi, kendime göstermediğim süsü püsü, itinayı bir ağaca göstermeme şaşardı.
Çocukluğumdaki çam ağacı plastikten, yapboza benzer bir şeydi.
Her sene saklandığı dolaptan çıkar, o senenin renklerine, modasına göre allanıp pullanırdı.
Zavallımın bu hali senelerce sürdü, senelerce üzerindeki her türlü yükü taşıdı, dile kolay tam 20 sene. Sonra beli büküldü, dalları koptu ve bir aralık ayı aramızdan ayrıldı, giderken de yanında 20 aralık ayının sevincini, hüznünü beraberinde götürdü. O gidince bizim de durumlar iyi olduğundan yerine pek bir fiyakalısı geldi, tek ortak yanları vardı, bu da plastikti.
O da az kahrımızı çekmedi, evdeki üç ayrı kadının zevkine göre, deli kızın çeyizi gibi her sene, her telden süslendi.
Onun aramızdan ayrılışına ben tanık olamadım, çünkü o ayrılmadan yuvadan ben ayrıldım.
Kendi evimin kadını olup kendi borumun öttüğü bir evde oturmaya başlayınca ilk yılbaşı kıydım paraya, ithal beyaz bir çam ağacı aldım.
Süsledim püsledim, karşısına geçtim, baktım olmuyor, eskisi gibi tat vermiyor. “Anam, babam, kardeşim yok, ondandır” diye düşünemedim, “renginden” dedim, “beyaz olmadı, süs püs buna yakışmadı.”
Kocamla kavga ettiğimiz bir aralık ayı, “uğursuz seni” dedim, apartman görevlisine verdim.
Onlar çoluk çocuk hayatlarının en güzel yılbaşını bu ağaç sayesinde geçirmişler, bana öyle dediler.
Üzüldüm haksızlık ettim diye ağaca ama yapacak bir şey yok, gittim bu sefer iki metrelik gerçeğe en yakın görünen, ellemeden sahte olduğu anlaşılmayan bir çam ağacı aldım.
Benim kız bu ağaçla büyüdü, ben bu ağaçla boşandım. Yıllar geçti, bu ay bekâr evimde aralık geldi diye çıkardım ağacı yerinden, ben ona baktım, o bana.
Yarısı güzel, yarısı kötü anılar geldi aklıma, “haydi sana da güle güle yadigar” dedim, ağacımı bir huzurevine götürüp bıraktım.
Kaldım mı ağaçsız, başladım bakınmaya ağaçlara ve o sıra rast geldim sana bir çiçekçinin kapısında, sanki kollarını açmış beni bekliyordun... Elledim seni, gerçekten toprak kokuyordun, çam kokunu içime çektim, seni alıp evimize getirdim.
Sakın ola korkma, sen artık demirbaşsın, seni ne atar ne satarım, ne susuz bırakırım, ne boynu bükük. Yaşım gelmiş 40’a, ilk kez canlı bir çam ağacı süsleyeceğim sayende, sana asla kıyamam asla, uğurlar getir inşallah yuvama.

Haberin Devamı

Vudu

Sabah annem aradı.
“Nasılsın kızım?”
“Rezaletim anne.”
“Hayırdır?”
“Her gün bir yerim ağrıyor. Galiba biri bana vudu büyüsü yapıyor.”
“Saçmalama, nereden çıktı şimdi bu?”
“Şuradan, aynı filmlerdeki gibi, hani eline oyuncak bir bebek alır insan ve karşısındakinin vücudunun istediği yerlerine batırarak ağrıtır ya, aynı durumdayım ben de. Geçen hafta aniden belime bir ağrı girdi, dün boynuma, bugün sırtıma, ah bak şimdi de ayağıma.”
“Sen Sedat Bey’e en son ne zaman gittin Ayşe?” (Sedat Bey psikoloğum olur.)
Bu laf üzerine anneme küstüm, telefonu kapattım, “Zaten ne zaman anladın ki beni?” diye de bağrındım. Sonra elime kâğıdı, kalemi alıp vuduyu hak edecek neler yapıyorum diye yazmaya başladım.
Yazdım yazdım, şu hayatta vuduyu hak edecek son kadın olduğuma kanaat getirmiştim ki bir an aklıma son günlerde beni pekçe beğenen adam geldi, daha doğrusu adamın uzatmalı sevgilisi.
Buradan bu hatuna sesleniyorum... Yetmedi mesajların, yetmedi e-postaların, şimdi başladın bana iğneler yapmaya, ya tez zamanda benimle uğraşmayı bırakırsın ya da dünyanın en büyük bebeğini alır, saçını başını yolarım.
Not: Sabah kalktım, taş gibiyim, “Hayret daha kadın yazıyı bile okumadan nasıl iyileştim?” dedim, sonra Zeynep dedi ki, “Abla nasılsın? Sana verdiğim kas gevşetici yaradı mı, pek gerginsin bu aralar, kasılman normal.”

Yazarın Tüm Yazıları