Yalçın Bayer: Pamukta alarm

Yalçın BAYER
Haberin Devamı

UYGULANAN yanlış politikalar sonucu, Türkiye pamuk ithalatçısı durumuna düştü.

Pamuk çiftçisi, bu yıl da yeterince desteklenmemesi halinde, pamuk açığı önemli şekilde büyüyecektir.

Çiftçi pamuktan para kazanmazsa, alternatif ürünlere dönecektir. Nitekim, bu yıl öyle olmuş, pamuk ekim sahaları daralmıştır. Böylelikle pamuk ithalatı 300 bin tona ulaşmıştır.

Üretici, primle yeterince desteklenmezse, ithalat 500-600 bin tonu bulacaktır.

Çiftçi kuruluşları olan, Ege Ziraat Odaları, Tariş, Ege Çiftçiler Birliği tehlikeyi görerek pamuk üreticisine bu yıl 20 sent verilmesi için hükümetimize müracaat etmiştir. İzmir Ticaret Borsası yöneticileri de çiftçi kuruluşlarının bu kararını desteklemektedir.

Komşumuz Yunanistan, pamuk üreticisine 46 sent, Amerika 25 sent prim veriyor.

Hal böyleyken, bir kaynaktan öğrendiğimize göre, hükümet pamuk üreticisine 9 sent vermek için kararlıymış... İnanmak istemiyoruz ama duyduğumuz doğruysa, bu ayıp, bu hükümete yetecektir.

Büyük Atatürk ‘‘Çiftçi ve köylü milletin efendisidir’’ demiştir.

Milletin efendisini dilenci yerine koyup, sadaka niteliğinde 9 senti layık görmek ayıpların en büyüğü olur.

46 sent alan Yunanlı, 25 sent alan Amerikan pamuk üreticisiyle 9 sente layık görülen Türk pamuk üreticisi nasıl rekabet edecektir?

Hükümet bu konuda tekrar düşünmelidir.

Erdoğan ŞİMŞEK- Koçarlı (Aydın) Ziraat Odası Meclis Başkanı

Soru

‘AYAZAĞA Kongre ve Kültür Merkezi'ne Kültür Bakanlığı, paha biçilmez bir arsa, iki tarihi köşk ve 32 milyon dolar para vermiş. Bu merkezin 43 yıllığına sahibi olacak vakıf acaba ne vermiş? Yalnız akıl mı vermiş, bunu öğrenmek istiyorum.

Tuğrul ERKİN- İstanbul B.Şehir Belediyesi eski Genel Sekreteri

‘Ben vakıfım’

ŞİKAYETİMİZİ Vakıflar'a, Silivri Kaymakamlığı'na ve savcılığa da bildirdim. 20 yıl önce yazlık Feyyaz Altınorak Sitesi'nden ev aldım; bugün 480 hane olduk, Güzelleştirme Derneği kurduk. Fakat feshedildi, varisleri bir vakıf oldu. Biz eza ve cefa çekmeye başladık. Sahilden 4.000 m2 yer alıp 28.000 m2 olan sahili biz sakinlere kapattılar. Müktesep haklarımızı elimizden aldılar. Denize girebilmek için şimdi de 1500 dolar vermezseniz giremezsiniz diyorlar. Bunlar vakıf ismini istismar ediyorlar. Yasal olmayan işler yapıyorlar.

Hayrettin BENLİ-SİLİVRİ

Kamu tekeli ‘kişi

tekeli’ne dönüştü

DEVLET Bakanı Kazım Yücelen'e... Tekel, ürünlerinin satışı için açtığı ihalelerde 'kişi tekeli' yaratıyor. Tekel böyle mi özerkleşecekti? İlçemizdeki Osman Enç'in sahibi olduğu Kelepir Ticaret, Tekel'in dağıtım ve pazarlamasını yaparken bize çeşitli zorluklar ve engeller çıkartmaktadır. Bu sıkıntımızı ortadan kaldırmak amacıyla Alaşehir Bakkallar ve Bayiler Odası'na bağlı 700 üyenin katılımı ile ALBAK adlı bir dağıtım şirketi kurduk. Piyasanın yüzde 95'ine hákim esnaf şirketinin bu işe girmesini istedik. Ancak Tekel, bizim verdiğimiz binde 12'lik kár marjı teklifimizi gözardı etti. Kelepir Ticaret'le bine 22 ile yeniden bir yıllığına sözleşme yapıldığını duyduk. Sözleşme yenilemesinin, ANAP Alaşehir İlçe Başkanı İbrahim Noyan ve İl Genel Meclis üyesi Aziz Çakır'ın sizinle görüşmesinden sonra yapıldığı söyleniyor. Bizler ise sorunu görüşmek üzere Ankara'ya gittiğimizde sizinle görüşme olanağını bulamadık. Sayın Bakanımız, sivil toplum örgütlerinin bunu istemesinin demokratik bir hak olduğunu düşünüyor, kararı yeniden gözden geçirmenizi diliyoruz.

Ali EV-Bakkallar odası Başkanı-ALAŞEHİR

Bu ayrıcalık

niye?

ANTALYA Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı'na bir yazı yazarak Alanya'da bir süre önce açılan Başkent Hastanesi, Alanya Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nin statüsünü ve resmi hasta sevki yapılıp yapılmayacağını soruyor.

Bakanlık Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nden verilen yanıtta, YÖK tarafından Başkent Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde, Alanya'da kurulmasına izin verilen hastanenin 657 sayılı Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği'ne göre, 'resmi sağlık kuruluşu' sayıldığı belirtilerek, özel hastane statüsünde olmadığı bildiriliyor.

Yazıda ayrıca, memur ve emeklilerin sevklerinin, vakıf üniversitesi tıp fakültesi hastanelerine yapılmasına bir engel bulunmadığı kaydedilerek, ‘‘Söz konusu hastane 2547 sayılı kanuna tabi olduğundan bu hastaneye ait diyaliz merkezine ve diğer birimlerine de bakanlığımızca ruhsat tanzil edilmemektedir’’ deniliyor.

Bilenler biliyor. Başkent Üniversitesi'nin vakfı eliyle Alanya'da kurduğu hastane bundan bir süre önce açıldı... Ecevit tarafından cumhurbaşkanı aday adayı gösterilen rektör Prof. Mehmet Haberal, dört bakanı Alanya'ya götürerek açılış yaptı. Ancak kentin ANAP'lı Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu törene katılmadı. Çünkü, binanın 500 m2'ye yakın imar fazlalıkları vardı, mühürlenmesine rağmen yapılmıştı. Belediye encümeni yıkım kararı almıştı.

Ayrıca hastane, üzerinde bulunduğu Kültür Caddesi'ndeki trafiğin yukarıdan aşağıya değil de, aşağıdan yukarıya doğru değiştirilmesini istedi, Encümen bunu reddetti.

Yani sonuçta hastanenin ne iskanı var, ne de ruhsatı...

Belediye başkanına ‘‘Aman yıkma’’ diye telefon etmeyen bakan ve siyasetçi kalmadı.

İşte böyle bir hastaneye bakanlıkça büyük imtiyazlar tanınıyor. Bakanlık yazısı da bunu açıklıyor.

Şimdi Alanyalılar ‘‘Bu ayrıcalık niye’’ diye soruyorlar:

‘‘Alanya Devlet Hastanesi, kendilerini aşan konuları Antalya Tıp Fakültesi'ne sevk ediyordu. Tomografi çekimi için de Antalya'ya gidiyorduk. Şimdi bakanlığın talimatıyla sevkler, bu hastaneye yapılacak. Alanya Devlet Hastanesi'ne bir tomografi cihazı neden alınmaz? Bu özel hastanede bütün bunlar var. Sevkler buraya yapıldığından memur ve emekliler para ödeyecekler. Haberal'ın vakfı para basacak...’’

Bakanlık eliyle bir hastane böyle beslenir.

ÇANAKKALE yolunda Gelibolu'nun Güneyli Köyü sahilindeki yazlıkçılardan bir okurumuz soruyor: Köyümüzde Rasim Çağıran'ın işlettiği Mercan Otel adlı mekánı kim kontrol eder? Kafeterya ruhsatı ile çalıştığı bilinir, foseptikleri denize dökülür, çevresi çöplüklük içindedir. Civardaki yazlıkçılar, pislikten denize giremediklerinden şikáyetçidirler. Peki Gelibolu Jandarması ve Belediyesi bu 'otel'i hiç uyarmaz, denetlemez mi?

ANKARA'dan bir okurumuzun şikáyeti SSK ve Defterdarlığı'nı ilgilendiriyor: ‘‘Ankara'da şehir içi taşımacılığı yapan Bektaşlar Turizm firmasının özel otobüs işletmesine dikkat edin. Bunlar adam çalıştırır ama sigortalı yapmaz. Yaparsa da 10 günlük prim yatırır. Şoför maaşlarını doğru dürüst ödemez. Hak ararsanız sahiplerince tehdit edilirsiniz. Bunlara neden hesap sormazsınız?’’

BİZLER binlerce normal liseli, lise 1, lise 2'de sadece tek tersten -Edebiyat- takıntılı bulunuyoruz. Anadolu liselerine tek ders sınav hakkı tanındı, bize tanınmadı. Bizler üvey evlat mıyız? Tek ders sınav hakkı ya hiçbirine verilmez ya da hepsine verilir.

Hasan TÜRKER-ALANYA

Yazarın Tüm Yazıları