Vur deyince öldürmek şart mı?

Oktay EKŞİ
Haberin Devamı

Manisa'da DHKP-C isimli ‘‘yasa dışı silahlı çete’’nin üyesi oldukları iddiasıyla iki yıl kadar önce yakalanan lise çağındaki çocuklara işkence yaptıkları iddiasıyla yargılanan 10 polis memuru, Manisa Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla beraat etmişler.

Bizim mahkemeyi yargılayacak halimiz yok.

Kaldı ki kararda bir yanlışlık söz konusu ise, müdahil yahut davacı olan taraf, dosyayı Yargıtay'ın da incelemesini isteyebilir ve ortada bir hata varsa -çok muhtemelen- Yargıtay'da düzeltilir.

Bunlar zaten hepimizin bildiği temel kurallar.

Öyle ama, yaşam bu kurallardan ibaret değil. O nedenle yaşamın söz konusu kuralların dışında kalan kısmı üzerinde biraz durmakta yarar var:

Ortada lise çağında iken, o yaşlarda bulunan herkesin başında esen türden kavak yellerine kendisini kaptırıp duvarlara yazı yazan -yahut yazdıkları iddia edilen-, sağa sola pankart asan, ihtimal birkaç yere de molotofkokteyli atan kimi kız kimi erkek 14 adet çocuk var. Hani biraz yakından baksanız, ‘‘Bunların cezai ehliyeti var mı?’’ diye soracağınız, yaşlarının tayini için meseleyi Adli Tıbba soracağınız 14 çocuk...

İşkence bu çocuklara yapılmış. O belli.

Ama bunu söz konusu 10 polis mi yapmış, başkası mı, mahkemenin kararından bizim anladığımıza göre, -hiç değilse bu aşamada- o belli değil.

Gerçi soruşturduğu olayı aydınlatmak polisin görevi ama bunun için işkence yapması savunulabilir mi?

Kaldı ki burada olduğu gibi, o münasebetsizliklerin bu ‘‘anarşist tavırlı komik taife’’nin marifeti olduğu ortaya çıktıktan sonra siz olsanız ne yaparsınız?

Diyelim ki Manisa Emniyet Müdürü'sünüz, yahut görevli polis şefi sizsiniz.

Söyleyiniz: Bu çocukların geleceklerini karartmak mıdır doğrusu, yoksa onlara ‘‘Böyle ahmakça işlere burunlarını sokarlarsa başlarına büyük belalar açacaklarını’’ öğretip bir kere daha düşünmelerini sağlamak mıdır?

Galiba 1966 yahut 67 yılıydı. O zaman muhalefet lideri olan İsmet İnönü, 16-17 yaşlarında bir öğrencinin kompozisyon görevi olarak verdiği kâğıtta ‘‘komünizm propagandası’’ yaptığını ileri sürüp onu polise teslim eden anlayışsız eğitimcilerle öteki yetkililerin başlarına yıldırımları yağdırmış, o yavruyu kurtarmıştı.

Keza aynı İsmet Paşa, 22 Şubat 1992 tarihinde rejime karşı silahlı kalkışmada bulunan Harp Okulu öğrencileri için TBMM'den af çıkartmış, onları topluma kazandırmıştı. Eğer öyle yapmasaydı, bu çocukların pek çoğu şimdi, hapishanelerden çıkıp suç dünyasına katılan birer mafya lideri olurdu.

Acaba insanlık ve olgunluk öldü de bizim mi haberimiz yok?













Yazarın Tüm Yazıları