Vitali Bey’e saygı

HAYATIMIZIN özel günlerinde Vitali Bey’in katkılarını hiç düşündünüz mü? Birçoğumuzun özel günlerine Vakko’dan alınan bir hediye eşlik etmiştir.

Haberin Devamı

En azından, hediye ve kutlama kültürümüzün yeniliklerle gelişmesinde, 1920 sonlarından beri Vakko’nun rolü görmezlikten gelinemez. Vitali Bey’in eseri olan Vakko’nun uluslararası bir marka haline gelmesi de nihayet Türkiye’nin hem ticari hem estetik bir başarısıdır.

Sadece tarihte değil, zamanımızda da Türkiye’ye “başarı hikâyesi” kazandıranlara, iz bırakanlara, kulvarlarında önde koşanlara milletçe takdir ve saygımızı ifade etmek gerektiğine inanırım, ‘marifet iltifata tabidir’.

Vitali Bey’in vefatının dördüncü yılında, oğlu Cem ve Kızı Sima’nın yeni Vakko binasında düzenledikleri “Vitali Hakko Gecesi”ne bu duygularla gittim.

Yenilik, şıklık, güzellik...

Davetiyenin üzerinde, Vitali Bey’in “yenilikten, şıklıktan ve hayattan her zaman keyif almayı bilen, güzellikleri dostlarıyla paylaşmaktan mutluluk duyan coşkulu yaşam tarzı”nın Vakko’yu yaratan temel etken olduğu yazıyordu. “Yenilik, şıklık, güzellik, mutluluk, dostluk” kavramlarının altını çiziyorum. Hem estetik yaratıcılığın hem marka oluşturan ticari başarının ardındaki gayrimaddî değerlerdir bunlar.

Haberin Devamı

Bütün medeniyetler bu değerlerden doğmamış mıdır? Bütün dünya görüşleri bu değerlerle kalite kazanmaz mı?

Vitali Bey, son derece şık bir davette anıldı, sevdiği müzik parçalarını dinledik. Yakın arkadaşı Selahattin Beyazıt güzel bir konuşma yaptı:
“Beyoğlu’nu karanlık, bakımsız, yer yer harap halinden alıp İstanbul’un sembolü haline getirme kavganı başlangıcından bu yana izlemiş bir arkadaşın olarak bugün pırıl pırıl Beyoğlu’nun her köşesinde senin izini, emeğini, iyiye, güzele olan inatçı bağlılığını hatırlıyorum...”

Selahattin Bey, Beyoğlu’ndaki eski Vakko binasına Vitali Bey’in bir büstünün konulmasını önerdi. Bunu bugünkü ‘pırıl pırıl Beyoğlu’nun mimarı olan Kadir Topbaş’ın dikkatine sunuyorum ve kuvvetle destekliyorum.

Bizim Yahudilerimiz

İki yıl önce yazdıklarımı burada tekrarlıyorum:

“Endülüs’teki İslam fiziğini falan bu topraklara getirenler bizim Yahudilerimizdi. Plevne Savaşı devam ederken sinagoglarda Osmanlı’nın zaferi için dua etmişlerdi.

Haberin Devamı

Lozan’da azınlık meseleleri konusunda İsmet Paşa’nın danışmanı Hayim Naum Efendi idi. Medeni Kanun’un kabulü üzerine Lozan’da azınlıklara tanınmış olan ayrıcalıklardan ilk vazgeçerek örnek olanlar da bizim Yahudilerimizdi.

Atatürk’ün Yahudi vatandaşlarımızı öven sözleri vardır.

Prof. Avram Galanti harf devrimine karşı çıkmıştı, çünkü Osmanlı kültür mirasının unutulacağından endişe etmişti. Fakat İnönü onu 1939’da milletvekili yapacaktı.

Cumhuriyet’in de Yahudilerle hiçbir sorunu olmadı.

Vitali Hakko’nun yaratıcılık alanında Türkiye’ye yaptığı büyük ve öncü katkıları düşünüyorum. Jak Kamhi’nin sanayi alanında, ‘soykırım’ tasarısının önlenmesinde, Türk kültürünün dünyaya tanıtımında yaptığı büyük hizmetleri düşünüyorum...

Haberin Devamı

Ben İsrail militarizmini kınıyorum, Yahudi vatandaşlarımızı seviyorum, sayıyorum.” (Milliyet, 6 Şubat 2009)

Öyle ya, Hacı Arif Bey’le Nikoğos Ağa’yı ayırabilir miyiz?

Yazarın Tüm Yazıları