Tufan Türenç: Bir basın emekçisinin sinema savaşı






Tufan TÜRENÇ

1980'lerin hemen başıydı. Milliyet Yazı İşleri'nde çalışıyordum. O yıllarda haber gazetesi olarak çıkan Dünya bizi fena halde atlatıyordu.

Orada genç bir gazeteci, gece olaylara o kadar hızlı yetişiyordu ki kimsenin yakalayamadığı fotoğrafları yakalıyordu.

Bunlar ertesi günü canımızı feci şekilde sıkıyordu.

Bizim gece ekibindeki arkadaşlar ise olay yerine gidinceye kadar pek fotoğraflık malzeme kalmıyordu.

Araştırdık, bu genç gazetecinin nasıl bu kadar çabuk olay yerine ulaştığını sonunda öğrendik.

Hemen her gün, bizi atlatarak canımızı sıkan bu genç gazetecinin adı Savaş Ay'dı.

Savaş otomobiline bir telsiz takmış, bununla polis telsizini dinliyor ve anında olay yerine ulaşıyordu.

Bazen polisten bile önce gittiği oluyordu.

Ne yaptıysak sabaha kadar inatla olayları kovalayan bu genç gazeteciyle rekabet edemedik.

Sonunda atlamaktan bıktık ve Savaş'ı Milliyet'e transfer etmek zorunda kaldık.

Ben Savaş'ı işte böyle tanıdım.

Gazetecilik için yaratılmış olan bu genç adam Milliyet'te de aynı yöntemle çalıştı ve bu kez öteki gazetelerin canı sıkılmaya başladı.

Yorulmak nedir bilmiyor, her gece sabaha kadar İstanbul'u harmanlayıp duruyordu.

* * *

Zaman geçtikçe Savaş ustalaştı. Hemen her gün birbirinden ilginç haberler getirip önümüze koyuyordu.

Ama bir süre sonra gazeteciliğin Savaş'ı tatmin etmediğini anladık. O ülke çapında bir şöhreti arıyordu.

Televizyonlar yaygınlaşınca o dünyaya atladı.

Kısa sürede televizyonda da düşlediği patlamayı yaptı ve bütün Türkiye'nin tanıdığı bir insan oldu.

Ama Savaş her zaman gazeteci kaldı, gazetecilik yaşamından kopmadı.

Bir süre sonra çok güzel programlar yapmasına rağmen televizyon da onu tatmin etmemeye başladı.

Yepyeni denizlere yelken açma heyecanından kurtulamadı ve sinemaya atladı.

Hem de ne atlayış...

İlk filmi olan Dansöz'ün hem senaryosunu yazdı, hem yöneticiliğini, hem de başrol oyunculuğunu yaptı.

Dansöz her şeyiyle bir basın emekçisinin yaratısıdır.

Filmi bu gözle izlemek gerekir.

* * *

Film ekranda beliren çok çarpıcı bir cümleyle başlıyor: ‘‘Beni emziren Çingene'ye... Savaş Ay.’’

Savaş'ın büyük vefası.

İlk filmini, her şeyini verdiği yaratısını kendisini emziren Çingene kadına armağan etme büyüklüğü...

Bu beni çok etkiledi.

Bu filmi mutlaka görün. Beğenenleriniz olacak, çok beğenenleriniz olacak, az beğenenleriniz olacak.

Ama filmin çarpıcılığı karşısında hepinizin başı dönecek.

Bizim insanlarımız, bizim Çingenelerimiz...

Toplumumuzun belki de en renkli mozaik parçasını oluşturan, yoksul ama yaşam dolu, umut dolu insanlarımız.

Dansöz, Savaş'ın ilk filmi. İçimizdeki bilmediğimiz bir dünyayı gözlerimizin önüne seriyor.

İnanıyorum ki bundan sonraki çalışmalarında çok daha güzel filmler yapacak.

Hiç kuşkum yok, Savaş ötekiler gibi sinema savaşını da kazanacak.

X