Tigana'nın freni

DÜN akşamki oyun, anlaşılır gibi değil. Anlatılır gibi de değil. En azından ben anlamadım. Bir anlayan varsa, parmak kaldırsın.

Ben yazlık maçlarda, hani şaka diye baktığımız maçlarda bile böylesine kolay yenilmiş golleri seyretmiş değilim. Süper Lig diyoruz, böyle goller amatör çerçevede nasıl yenilir, aklım basmış değil.

Bu söylediklerim iki taraf için de geçerli. Beşiktaş arkaya düştü, iki farkı buldu. Üstüne üç gol yedi. Sonra sonlara bir tane sıkıştı maç berabere bitti. Tribünde oturan insan olarak bir deyimimiz vardır. Yine onu kullanacağım; 40 gün, 40 gece oynansa berabere bitecek bir maç izledim. Çok gole kimse aldanmasın. Hiçbir golün keyfi yok. Niye mi yok? Gol atan yok ki. Gol yiyen var.

Beşiktaş, haftaarası oynadığı Avrupa maçında taraftarına bir kaşık bal verdi. Kaybetti ama iyi oynadı. Niye iyi oynadı? Tek santrforla ve kalabalık bir orta sahayla. Dün akşam, yine Tigana efendi, çift santrfor ve tenha bir orta sahayla maçı götürür zannetti. Zannettiği gibi olmadı. Bundan sonra da böyle düşünüyorsa yine olmayacak.

Yönetim baskı yapmalı

Delgado
’nun yokluğu tabii ki büyük zaaf. Ama Beşiktaş’ın kadrosu Antalya’dan daha iyi bir kadro. Sen istediğini rakibe kabul ettirsen, hele hele 2 farklı öne geçtikten sonra istediğini yaptırsan, bu maç böyle bitmezdi. Bu Tigana esnek adam. Benden güvenoyu kayıp. İnanmıyorum. Yönetimden muhakkak bir baskı gelmeli.

Bu takım iyi futbol oynayacak kapasitede bir takım. Ama fren yapan Tigana. Çift santrfor oynattığı Bobo’ya bir şey demiyorum. Dün işini gördü, üç gol yaptı. Yanında Gökhan Güleç’in ne işi var. Gökhan takımla, maçtan önce resim çektirdi. Bir tek orda gördüm. Maçın içinde ara ki bulasın. Gökhan Zan’a da bir sitemim var; Rahatladı, çok iyi oynuyor diyoruz. Ama bu kadar rahatlık da fazla. Yedirdiği gol, dilim pek varmıyor ama ukalalık. Defans oyuncusunun ilk işi, golü yedirmemek. Oyuna katkı ikinci lüks iş. İkisini birbirine karıştıran oyuncu, işin içinden çıkamaz.

Maçın hakemine gelelim. Hakemleri hep oyuncu gibi görürüm öyle de dile getiririm. Eğer bu hakemse, ben de Alain Delon’um. Eğer, topa vurmuş ise ben hiçbir şey bilmiyorum. Kitaptan hakem olmuş. Ayağı topa sürmemiş. O kadar belli ki. Bütün üflediği düdükler yanlış. Faul müdür, değil midir, seçimi sıfır. Hele Beşiktaş’ın yediği 2. golde, İbrahim’e öyle bir düdük üfledi ki, öyle bir faul artık basket maçlarında bile çalınmıyor. Mustafa Çulcu’ya inanırım, severim de ama bu adamın elinden düdüğü alsın.
Yazarın Tüm Yazıları