Sarkmış kollara liposuction’lı estetik

Baharla birlikte güneşli günlerin gelmesi, daha açık ve hafif giysiler tercih etmemizi sağlıyor.

Ancak bazı kadınlar için kolları açık giysilerle dolaşmak özellikle de yaz yaklaşırken estetik kaygılara neden oluyor. Kolda oluşan sarkmalar ve gevşeklik nedeniyle sorun yaşayan kadınlara başta liposuction olmak üzere üç farklı yöntemle estetik uygulayabiliyoruz.

Kolları sarkmış, gerginliğini yitirmiş kişilere sıklıklıkla uygulanan yöntemlerin başında ’liposuction’ geliyor. Ayrıca ’Brachioplasti’ ve ’Thermage’ yöntemleriyle de koldaki sarkmalar giderilebiliyor.

KOLDAKİ FAZLA YAĞ ALINIYOR

Üst kol bölgesinde kalınlık ve belirgin sarkması olan kadınlar, kollarını iki yana açtıklarında sanki ikinci bir kolları varmış gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Bazı kadınlarda bu aşırı gevşemiş durum olmasa da, yine de kolda gevşeklik, elastikiyet kaybı ortaya çıkıyor. Ayrıca kolların üst kısmının fazla kalın olması kadının olduğundan daha şişman görünmesine yol açabiliyor.

Bu çeşit problemlerin tedavisinde sıklıkla başvurduğumuz yöntemlerin başında son 25 yılda estetik cerrahiye damgasını vuran "Liposuction" geliyor. Bölgedeki artmış olan yağ dokusunun azaltılmasına yönelik bu yöntemi şöyle uyguluyoruz:

Dirsek arkasından ve arka koltuk altı çizgisinden yarım santimetrelik iki noktadan giriyoruz. Burada amacımız kalın yağ tabakasını azaltmak ve ağırlığı ile yerçekimine direnemeyip sarkan bölgenin rahatlayıp eski yerine doğru toparlanmasını sağlamaktır. Bunun olabilmesi için kol derisinin elastikiyetinin yeterli olması ve çatlak oluşmaması gerekir. Koldaki fazla yağ dokusunu liposuction ile alarak kolun eski gerginliğine kavuşmasını sağlıyoruz.

Sarkmış kola uygulanan liposuction’da şunlar yapılır:

- Yöntem genel veya bazen lokal anestezi ile uygulanır.

- Sonrasında bu bölge için özel hazırlanmış eldiven gibi korseler takılır.

- Yaklaşık 2-3 hafta bu korseleri kullanmak yeterlidir. Korseler kazak ve sweat shirtlerin altından belli olmadan kullanılabilir.

- Ameliyat sonrası ciddi ağrılar yoktur.

- Uzun süren belirgin hareket kısıtlılığı oluşmaz.

ÇATLAYAN DERİ ÇIKARILIYOR

Ancak her kol sarkması olan kişi bu yöntemi kullanmak için yeterli şansa sahip olmayabilir. Derinin bolca çatlaması ve ileri derecede sarkması oluşmuş kişilerde bu bölgeden deri çıkarılması gerekebilir. Çatlamış derinin çıkarılması yöntemine "Brachioplasti" diyoruz, bu yöntemle kişiye bir çeşit kol germe işlemi yapıyoruz. Artmış olan yağ dokusunu da azaltarak, kolun iç kısmında ve koltuk altında devam eden bir iz oluşumu ile derinin gevşek bölümünü toparlıyoruz. Bu iz bazı kişilerde rahatsız edici olmamasına karşın belirgin olma ihtimali de vardır.

- Ameliyat sonrası hasta yine kol korsesi ile 4-6 hafta takip edilir.

- İz belirginliğini azaltıcı çeşitli medikal yöntemler de hastaya bu dönemde önerilir.

- Kol hareketlerinde 2-3 haftalık kısıtlamalar olabilecektir.

- Genel anestezinin tercih edildiği bu ameliyatlar sonrasında birkaç gün hafif ağrı kesicilerle geçen çok az ağrı olabilir. Genellikle ağrısız işlemlerdir.

- Bu operasyonlar diğer ameliyatlarla birlikte yapıldığı gibi tek başına da uygulanmaktadır.

Liposuction ve Brachioplasti yöntemlerinin dışında sarkmış kolun estetiğinde ’Thermage’ yöntemini de kullanıyoruz. Bu yöntemi radyo dalgalarıyla cilde ısı vererek anestezi altında uyguluyoruz ve sarkıklıkları gidermeye çalışıyoruz. Bir cerrahi operasyon yapılmaması avantaj ancak sonuçları cerrahi gibi olmuyor.

Ses teline, karın yağından ’gençlik’

Günümüzde uygulanan tedavi yöntemleriyle, ses felci geçirip ses teli zarar gören hastalar eski sesine kavuşuyor. Ayrıca 80 yaşında, sesi ince ve zayıf çıkan bir hastanın, 60 yaşındaki sesiyle konuşması sağlanabiliyor. Ses cerrahisinde, yağ enjeksiyonu ve silikon blok yerleştirme işlemleri yapılıyor. Karın bölgesinden alınan yağ bazı özel yıkama ve süzme işlemlerinden geçiriliyor. Alınan yağ hastanın ses teline değil, telin yan kısmına enjekte ediliyor. Yaklaşık 8 ay sonra bu yağ ortadan kalkabiliyor. Ses aynı kalabiliyor. Eski güçsüz, ince haline dönerse de yağ enjeksiyonu işlemini tekrarlamak gerekebiliyor. Yağ enjeksiyonu ile, ses teli orta hatta getiriliyor. Böylece sesin güçlü çıkması sağlanıyor. Yaşlı ve zayıf bir hale gelen ses, gençleşiyor. Hastalar sesleri güçsüz ve ince çıktıkları için konuşmakta zorlanıyor, sosyal bir sorun yaşıyorken, operasyon sonrasında eski seslerine kavuşabiliyorlar. n Acıbadem Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz

Koyu renk dövmeler

daha kolay çıkıyor


Kollardaki sarkma sorununu üç yöntemle önleyebiliyoruz. Ancak kollardaki bir diğer estetik kaygı yaratan problem de istenmeyen dövmelerin çıkarılması ve kesici aletlerle oluşan izlerden kurtulmak istenmesi.

Önceleri ne yapıyorduk

Daha önce bu dövmeleri cerrahi olarak çıkarmaya çalışıp tatsız yara ve dikiş izleriyle hastayı baş başa bırakırdık. Bazen de bunların çıkartılmasının mümkün olmadığı zamanlar olurdu ki o zaman dövmenin anlamını bozmak veya şeklini bozarak anlamsız hale getirmeye çalıştığımız vakalar bile söz konusuydu. Yani kısacası dövme çıkarmak bazen kábus oluyordu.

Lazer çıkınca ne oldu

Modern lazer teknolojisinin getirdiği sistemler çıkınca dövme izleri daha başarıyla yok edilebiliyor. Çeşitli dalga boyları ayarlanabilen lazer ışınları deri içindeki bu boyaları bulup tahrip ediyor. Bu şekilde çok daha kolay, daha az iz oluşturarak ve çok daha başarılı dövme çıkarma işlemleri dermatologlar tarafından uygulanıyor. Bu işlem uygulanırken cilt rengi ve dövmelerin renkleri önem taşıyor. Koyu renkli dövme boyalarının çıkarılması açık renklere göre daha kolay olmaktadır. Çoğu kez 4-6 seansta bunların çoğundan kurtulmak mümkündür.

Kollardaki kesici alet izleri nasıl yok ediliyor

Bir diğer problem ise çok genç yaşlarda yapılmış intihar girişimleri sonucu ön kollarda enlemesine oluşmuş izlerin yok edilmesiyle ilgili. Gençler bunu çoğu kez ikinci şahısları korkutmak amacıyla yapıyor. Ama daha sonra oluşan izlerden rahatsız olabiliyor. Yaşı ilerlediğinde etrafından saklamak için yaz ortasında uzun kollu giysiler ile dolaşmak zorunda kalacağından izlerden kurtulmanın yolunu aramaya başlıyor. Bu kişilere, izlerin belirginliğini azaltıcı cerrahi işlemler uygulayabiliyoruz. Bazı durumlarda bu izleri sanki ameliyat geçirmiş ve kötü izi kalmış görüntüsü ile saklamaya çalışma prensibine dayalı cerrahi operasyon yapıyoruz. Böylece çevresinden gelecek tepkilere karşı strese girmesini önlüyoruz.

Yanlış kapanan çeneye ’estetik düzeltme’

Çene yapısındaki bozukluklar kişinin psikolojik ve sosyal yaşamını olumsuz etkiliyor. Son yıllarda yapılan estetik operasyonlar sayesinde, yüzde herhangi bir iz ya da şekil bozukluğu olmadan, normal ölçülere sahip bir çeneye kavuşmak mümkün olabiliyor. Çenedeki bozukluklar iki şekilde görülür: Diş düzenindeki yapısal bozukluklar

ve çene kemiklerindeki büyüklük farklılıklarından oluşan bozukluklar

Alt çene uzun olunca: Eğer alt ve üst dişler düzgün şekilde kapanıyorsa ve ısırma problemleri yoksa o zaman dişlerle uğraşmadan sadece çeneye müdahale ediliyor. Alt çenenin ileriye doğru çıkık veya geride olması, üst çenenin küçük ya da büyük olması gibi sorunlar oluyor. Alt çene uzunsa çene ucundaki fazlalık olan bölüm çıkarılarak uygun ölçülere getiriliyor. Çene kısaysa ucuna eklemeler yapılıyor.

Çenede kapanma kusuru varsa: Çenede kapanma kusurları da varsa, o zaman daha kapsamlı ameliyatlar yapmak gerekir. Bunun için önce dişlerin bir ortodontist tarafından çenenin ameliyat sonrası oluşacak konumuna göre şekillendirilmesi gerekir.

Hem alt hem üst çenede sorun varsa: Bu tedaviden sonra daha önce film ölçümleri ile belirlenen ölçülerde problem olan çeneye, bazen iki çeneye beraber müdahale etmek gerekir. Alt çene arka kısmından kesilerek probleme göre ileri ya da geri alınır. Yine üst çene yüze tutunan yerlerinden serbestleştirilerek ileri veya geri çekilir ya da parça çıkarılarak uygun şekle getirilir. Çeneler uygun materyallerle önce kendi içinde sabitlenir. n Acıbadem Sağlık Grubu Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Ayhan Okumuş
X

Botoks mu yüz germe mi

Yüzündeki sarkmadan, derinin gevşekliğinden, yeterince genç ve dinç görünmemekten yakınanların yöneldiği iki belli başlı teknik var: Botoks ve yüz germe... Peki kime hangisi daha uygun? İşte yanıtlar...

Yüzündeki sarkmadan, derinin gevşekliğinden, yeterince genç ve dinç görünmemekten yakınanların yöneldiği iki belli başlı teknik var: Botoks ve yüz germe... Yüzdeki sarkma ve gevşeme ciddi boyutlardaysa yüz germeyle, ama sadece kırışıklıklar giderilecekse botoksla çaresine bakmak daha uygundur.
Botoks işlemi yapıldıktan sonra ilk 15 gün içinde etkilerini belli ederken, yüz germe sonucunda kişinin sosyal hayatına dönmesi 2-3 haftayı bulabilir.
Yüz germe ameliyatı olmak isteyenler, öncesinde çok iyi araştırma yapmalılar. Hem operasyonun ayrıntılarını anlamak, hem genel sağlık koşullarını öğrenmek, hem de doğru hekimi seçmek çok önemli çünkü...
Yüz germe operasyonu genel anestezi altında yapılır. Operasyon hastadaki probleme göre 3-7 saat sürebilir. Ameliyat sırasında üst ve alt göz kapaklarına da düzeltme işlemi yapılabilir. Operasyondan sonra hasta bir gece hastanede kalır. Eğer yüz germe sırasında boyun bölgesine de gençleştirme amacıyla müdahalede bulunulduysa, orada 24-48 saat kalacak bir dren kullanılır.
Ayrıca bazı hastalarda ameliyattan sonra şişlik ve morluk daha fazla olabilir. Bunlar bir hafta içinde kaybolur, kişinin sosyal hayata dönmesi 2-3 haftayı bulur.
Yukarıda verdiğimiz tüm bilgileri göz önünde bulundurarak ameliyat kararını vermek gerekir. Çünkü yüz germe, botoksa göre daha radikal bir sonuç yaratır.

Yazının Devamını Oku

Gözaltı torbası neden olur ve nasıl giderilir

Aynaya baktığında pek çok kişiyi rahatsız eden gözaltı torbaları, genetik ve çevresel faktörlerin dışında bazı hastalıklar sebebiyle ya da beslenme biçiminden kaynaklanabiliyor. Örneğin aşırı tuz tüketenlerin vücudunda tuza bağlı sıvı birikimi oluşabiliyor, bu durum böbrekleri yorduğundan gözaltı torbaları ortaya çıkabiliyor.

Gözaltı torbaları henüz başlangıç evresindeyse neden oluştuğunu tespit etmeye çalışmak önemlidir. Bazı kişiler çok yoğun, doğru dürüst haftalık tatil bile yapamayarak, çok fazla seyahat ederek, sık sık uykusuz kalarak, düzgün beslenemeyerek çalışmak zorunda kalabiliyor.
Eğer gözaltı torbalarının yoğun tempodan kaynaklandığı düşünülüyorsa, hastanın uykusuz kalmamaya özen göstermesini, bulduğu tüm fırsatları dinlenerek geçirmesini isteriz.
Bunun yanı sıra gözaltında etkili bazı dinlendirici ve sıkılaştırıcı dermokozmetik ürünleri hekim önerisiyle kullanmak da yeterli olabilir.
Genetik faktörler ve yaşlanmaya bağlı olarak ilerlemiş torbaların ise basit yöntemlerle giderilmesi ne yazık ki mümkün değildir.
Bu durumda plastik cerrahi uzmanına başvurmakta fayda vardır. Operasyonla bu fıtıklaşan bölüm çıkarılarak, bölgenin daha gergin ve genç görünmesi sağlanabilir.
Ancak bu operasyonu alanında uzman bir hekimin yapması gerekir. Aksi halde gözlerin ifadesinde olumsuz bir farklılık doğabilir.

Yazının Devamını Oku

Sigara içmeyenlerde estetik 10 yıl gençlik sağlıyor

Germe ameliyatlarında üzerinde önemle durulması gereken bir konu da sigaradır.

Çünkü sigara içen kişilerde iyileşmeyen yaralar ve kötü yara izleri görülüyor. Sigara içmeyenlere yapılan estetik işlemler 10 yıllık bir gençlik sağlıyor. Bu nedenle germe ameliyatlarından önce mutlaka sigaranın bırakılmış olması gerekiyor.

Kadınlar, genelde yüz, alın ve kaş düşüklüğünden şikayetçi. Bir diğer konu da boyun bölgesindeki yaşlanma etkileri. Boyunda sarkma ve kırışıklıklar ortaya çıkıyor. Burada yapılacak germe işleminde sadece deriyi germek değil, boyun kasları ve boyundaki yüzeysel mimik kaslarının da gerilmesi büyük önem taşıyor. Tüm germe ameliyatlarında üzerinde önemle durulması gereken bir konu da sigaradır.
Çünkü sigara içen kişilerde iyileşmeyen yaralar ve kötü yara izleri görülüyor.
Sigara içmeyenlere yapılan estetik işlemler 10 yıllık bir gençlik sağlıyor. Bu nedenle germe ameliyatlarından önce mutlaka sigaranın bırakılmış olması gerekiyor.
Boyun bölgesindeki kasın düşüklüğü, çenenin altında ön tarafta olan ince bantların oluşmasına neden oluyor.
Buradaki derinin gerilmesiyle genç görünümlü bir boyun yaratmak mümkün olabiliyor. Ancak burada önemle vurgulamamız gereken bir nokta var ki, boyunda kadınların en çok şikayetçi oldukları, üstelik çok genç yaşlarda da görülebilecek olan enine derinleşmiş çizgilerin, boyun bölgesine uygulanan estetiklerle geçmeyeceğidir.
Enine çizgiler ameliyatla da geçmez. Boyuna olan bant şeklindeki oluşumlar ve dokudaki gevşeklik ise estetik ile ortadan kaldırılabilir. Enine olan çizgiler boyun hareketiyle oluştuklarından ameliyattan sonra da kalacaktır ama çizginin görünümü hafifleyecektir.

Yazının Devamını Oku

Yaz mevsiminde ameliyatsız estetik revaçta

Yaz aylarında yüz ameliyatları “out”, ameliyatsız estetikler “in”! Yaz gelince kadınlar yüz bölgesine yapılan ameliyatlara daha soğuk bakıyor. Genellikle muayenehane ortamında ayaküstü uygulanan dolgu işlemleri tercih ediliyor.

Yazın güneşin etkisiyle gözlerimizi daha çok kısıp kaşlarımızı çatıyoruz. Bu da o bölgelerde kırışıklık oluşmasına yol açıyor. Bunun dışında yüzünde belirgin çizgileri olanlarda, güneşin etkisini göstermesiyle ince beyaz çizgiler ortaya çıkıyor.
BU ASİT GÜZELLEŞTİRİYOR
Kırışıklıklardan kurtulmak için genelde muayenehane ortamında ayaküstü yapılan ‘dolgu’ işlemleri tercih ediliyor. Bunların başında da “hyaluronik asit dolguları” geliyor.
Hem uygulama kolaylığı açısından hem de etkisinin somut olarak görülebilmesi nedeniyle revaçta olan hyaluronik asit dolgularının tercih edilmesinin bir başka nedeni de alerji riskinin çok düşük olması.
Hyaluronik asit, çok çeşitli konsantrasyonlarda ve her deri yapısına özel olarak kullanılıyor. Yüzün farklı bölgelerinde farklı dolgular tercih ediliyor.
DOLGUDA SEÇENEK ÇOK
Dolgu maddelerini, daha derin kırışıklıklarda yoğun olarak kullanıyoruz. İçinde sentetik madde de olan bazı dolgular var. Sentetik maddeleri her ne kadar çok tercih etmesek de derinin derin seviyelerinde tercih ediyoruz, çünkü bunların kalıcılığı daha fazla.

Yazının Devamını Oku

Kadınlar neden saçsız kalıyor

Erkeklerle kıyaslandığında kadınlarda saçsızlık sorunu çok daha nadir bir durumdur, az sayıda kadında görülür. Ancak estetik olarak hangi yaşta olursa olsun saç dökülmesi tüm kadınları rahatsız eder.

Kadın güzelliğinin en önemli unsuru nedir diye erkeklere sorsanız eminim ki hepsinden farklı yanıtlar alırsınız. Kimi gözler, kimi bacaklar, kimi saçlar diyebilir, yanıtlar kişilerin beğenilerine göre değişir. Ancak son zamanlarda kadınlar daha çok saçlarıyla ilgili sorun yaşıyormuş gibi geliyor. Saçlarını cansız bulan, az bulan bu amaçla çıtçıtlı saçlardan kullananlar çoğalıyor. Oysa saç sağlığını korumak için saçların nasıl ve neden döküldüğünü bilmek gerekiyor.
Saçların kökü sağlamsa ve iyi besleniyorsa ama buna rağmen dökülüyorsa çevresel etkenlerden söz etmemiz gerekiyor. Kişi eğer saçlarını sıkı topluyorsa, sık sık fön çektiriyorsa, sık sık yıkıyorsa, kısa aralıklarla saçlar boyanıyorsa, saçlar sert hareketlerle fırçalanıyor, sıkı ve hava almayacak bir şekilde bağlanıyorsa, gereğinden fazla uzunsa dökülmeler olabilir. Tüm bunların yapılmasının bırakılması dökülmeyi de durdurur.
Eğer saçlar çok uzunsa, yerçekiminin de etkisiyle aşağı doğru çekilir ve saçlar kısaltılır. Saç kısaysa, dökülüyorsa saçın köküyle ilgili bir hastalık var demektir. Bu durumda uzun saçın kısaltılması çözüm olmaz, saç derisine tıbbi tedavi anlamında özel bazı ilaçların da uygulanması gerekir.


ERKEK TİP SAÇ DÖKÜLMESİNDE TEPE KISMINDAKİ SAÇLAR SEYRELİYOR


Kadınların saçları çevresel etkenlerin dışında hormonal nedenlerle de dökülür. Bu hormonal nedenlerin arasında buluğ çağı, gebelik, menopoz dönemi gelir. Kadınlar bu dönemlerin hepsinde saçlarıyla ilgili sıkıntılar yaşayabiliyor.

Yazının Devamını Oku

15 dakikalık güneşlenme D vitamini için yeterli

Günde 15 dakika güneşte kalmak, vücudun D vitamini ihtiyacını karşılıyor.

Bu nedenle güneşte kalmayı abartmamak gerekiyor. Çünkü güneşten dünyaya gözle görülenlerin dışında, gözle görülemeyen ışınlar da ulaşıyor. İşte gözümüzle göremediğimiz bu zararlı ışınlar nedeniyle cildimizde lekeler, kırışıklıklar ortaya çıkabiliyor.

Her yıl deniz ve güneş mevsimi geldiğinde biz hekimler güneşin zararlarını önlemeye yönelik önerilerde bulunuyoruz. Sanayileşme, hava kirliliğinin artması, tabiatın dengesinin bozulması, iklimin değişmesi sadece enfeksiyon hastalıklarını artırmıyor, cildimizdeki hastalıkları ve sorunları da artırıyor. Bazılarımız güneşin zararlı ışınlarından korunayım diye daha zararlı bir iş yapıyor ki o da solaryuma girmek. Artık birçok bilimsel araştırmanın sonuçlarına bakarak, solaryumun kansere neden olabildiğini rahatlıkla söylüyoruz.
Bronzlaşmak isteyenlerin başvurduğu yöntemlerden biri olan solaryum, ultraviyole A ışınını içeriyor. Daha önceki bilgilere göre, ultraviyole B ışınlarının kansere neden olduğu belirtiliyordu. Ancak son yapılan bilimsel araştırmalara göre, ultraviyole A ışınlarının da tıpkı B ışınları gibi melanom adını verdiğimiz kanser türüne neden olduğunu ortaya çıkardı. Hatta bazı araştırmalar yılda 6 defadan fazla solaryuma girenlerde bu riskin daha arttığını bildiriyor. Ancak bizim görüşümüz kansere yol açtığı bilinen solaryuma hiç girilmemesi yönündedir.

KIZIL VE SARIŞINLAR DAHA ÇOK RİSK ALTINDA!
Tüm cilt tipleri güneşin zararlı etkilerinden korunmak zorundadır. Buna karşılık kızıl ve sarı saçlı, beyaz tenli kişilerin güneşe karşı hassasiyeti daha fazla olduğundan, bu özelliklere sahip kişilerin daha da çok dikkat etmesi gerekir. Eğer çok açık renk bir tene sahipseniz, güneşin zararlı etkilerinden korunmaya özen göstermediğiniz takdirde, yoğun güneşe maruz kaldığınızda çillenme sorunuyla karşı karşıya kalırsınız.

Yazının Devamını Oku

Anneler ve kızlarına aynı seansta estetik

Yılın hem anneler hem de kızları açısından en özel olan ayı geldi.

Bu ay Anneler Günü olmasının yanı sıra, genç kızların da mezuniyet törenlerinin yaklaştığı bir zaman dilimi. Mayıs ayı bu nedenle, anneler ve kızlarının kendileri için özel buldukları, estetik anlamda daha iyi hissetmek amacıyla çeşitli işlemler yaptırdıkları bir dönemdir.

Eskiden estetik operasyon annelerin kendi başlarına yaptırdıkları, ev halkının ise sürprizle öğrendikleri bir durumken, artık anneler ve kızları estetik için birlikte geliyor. Aynı seansta estetik işlemlerini yaptırıp gidiyor.
Günümüzde estetik işlemler anneler için kızlarına hediye, kızları için de babalarıyla birlikte Anneler Günü’nde; annelerine sundukları özel bir hediye anlamına geliyor. Bununla birlikte devir değişti, erkekler de değişti. Artık erkekler de eşlerinin kendilerini daha iyi hissetmeleri, beğenmedikleri yönlerini değiştirmeleri için estetik operasyon yaptırmalarını destekliyor.
Burada merak edilen soru, annelerin estetik anlamında hangi işlemlere daha çok ilgi gösterdikleri ve kızlarının yaptırmasına izin verdikleri işlemler konusunda oluyor. Bunları ayrı ayrı anlatmamızda fayda var.

ANNELERE YAPTIĞIMIZ ESTETİK İŞLEMLER

Yazının Devamını Oku

Botoksun etkisi 6 ayda bitiyor

Son yıllarda yaygınlaşan botoks uygulamaları, bazı ehil olmayan ellerde yapıldığından dolayı etrafımızda ifadesi donuk, şaşırıp kalmış insanlardan çok sayıda görmeye başladık. Oysa doğru kaslara, doğru dozlarda yapılan botokstan sonra da kaşlarınızı çatabilir, gözlerinizi kasmadan rahatlıkla gülümseyebilirsiniz.

Günlük hayatta yüz mimiklerimiz çevremizle iletişimimizi sağlamaktaki en önemli özelliğimiz. Yaramazlık yapan çocuğumuza kaşlarımızı kaldırınca küçücük olmasına rağmen yanlış bir iş yaptığını anlayabiliyor. Ya da eşimiz bir patavatsızlık yapacakken şaşırıp ayıplayan bir ifadeyle bakıp durdurabiliyoruz.
Keyfimiz yerindeyse kırışacağız diye düşünmeden gülüyoruz. Fakat son yıllarda yaygınlaşan botoks uygulamaları, bazı ehil olmayan ellerde yapıldığından dolayı etrafımızda ifadesi donuk, şaşırıp kalmış, göz kapağı düşmüş ya da kaşları asılı kalmış insanlardan çok sayıda görmeye başladık. Oysa doğru kaslara, doğru dozlarda yapılan botokstan sonra da kızabilir, kaşlarınızı çatabilir, gözlerinizi kasmadan rahatlıkla gülümseyebilirsiniz.
Duygularımızı gösterebilmek ve bunun için gerekli olan mimiklere sahip olmak biz insanların en büyük ayrıcalıklarından biri. Günlük hayatta konuşmaya üşendiğimizde, yorulduğumuzda, çok neşeliyken derdimizi bir harekette anlatmamızı sağlayan mimiklerimizi, gençleşmek ve kırışıklıklardan kurtulmak uğruna kaybetmememiz lazım.
Bu konuda hızlı bir çare olarak başvurduğumuz, şaşılık tedavisinde uygulanırken tesadüfen kırışıklıklara da iyi geldiği tespit edilen bir ilaç olan botoks; kesinlikle ehil uzmanların elinde kullanılmalı. Bir defa uygulayan hekimin anatomi bilgisi çok iyi olmalı, çok fazla kişiye bu işlemi yapmış olmalı.
Örneğin alında botoks uygulaması yapılacaksa kişinin cilt yapısı, kaslarının durumu, kırışıklıklarının derinliği gibi etkilerin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Yüzü şişman, yağ dokusu fazla kişilerde botoksun dozunu çok iyi ayarlamak gerektiği gibi, daha zayıf yüzlü, yağ dokusu az kişilerde ayrı doz uygulamaları yapılmalıdır.
Şişman, kırışıkları derin olmayan bir kişide düşük doz bile etkili olabilirken, zayıf yüzlü ama derin kırışıklıkları olan bir kişide daha yüksek dozlar, daha fazla seanslarla uygulanacaktır. Yanlış bir kasa, yanlış bir doz uygulandığı takdirde yüzün ifadesi tamamen değişecektir. Botoksun etkisinin en fazla görüldüğü zaman ilk 4 aydır, sonraki iki ayda etki azalmaya başlar. Altı ay içinde de tamamen kaybolur. Botoksun yanlış uygulanması demek 4-6 ay boyunca kişinin yukarı kalkmış kaşlar, fazla gerilmiş bir alın, düşmüş bir gözkapağı ve ifadesiz bir yüzle dolaşması demek olduğundan uzman deneyiminin çok iyi araştırılmasını öneriyorum.

Yazının Devamını Oku

Lazer hem gençlik sağlıyor hem de dövmeleri siliyor

Lazer uygulamaları son yıllarda çok çeşitli amaçlarla tercih ediliyor. Lazer kırışıklıkların giderilmesinde, sivilce izlerinde, güneş lekelerinde, ciltteki sarkmalarda toparlama amaçlı olarak ve dövmelerin silinmesinde kullanılıyor.

Lazerin en çok kullanıldığı alanların başında yaşlanma etkilerinin ortadan kaldırılması geliyor. Yaşlanmayı etkileyen birçok faktör söz konusu oluyor. Bu faktörler arasında ailevi yapısal özellikler, güneşe, hava kirliliğine ve sigara dumanına maruz kalmak yer alıyor. Yaşla birlikte yüz hatlarında sarkma, kırışıklıkların etkisiyle değişiklikler oluyor. Bu değişiklikler de kişinin yüz ifadesini değiştirebiliyor.
Bazı kişilerde cilt yapısı daha az esnek olduğundan dolayı yaştan da bağımsız olarak daha fazla kırışıklık, sarkma, gevşeme oluşuyor. Bu durumda insanlar daha genç yaşlarında yüzlerindeki sarkma ve gevşemelerin toparlanmasına yönelik estetik işlemler için talepte bulunuyor. Lazerin yaptıkları sadece bununla sınırlı kalmıyor. Kırışıklıklar, sivilce ve güneş izlerinin kapatılmasında da lazerden çok faydalanılıyor.
Yaşlanmanın ilk başladığı bölgeler olan ağız ve göz çevresinde cilt yapısı daha ince olduğundan dolayı, diğer yöntemler daha az etkili olabiliyor. Bu nedenle ağız, göz çevresinde uygun lazerler yardımıyla yüzeysel soyma işlemi yaparak, hem daha derin dokulara inerek cildimizin temel, doğal yapıtaşlarından biri olan kolajen sentezini artırıyoruz. Hem de ameliyatla etkili olamadığımız dudak üstündeki bölgede kırışıklıklarda azalma elde ediyoruz.
Lazer yardımıyla yüzde 50-80 oranında kolajen üretimini artırarak, kırışıklıklarda yüzde 50’lik bir azalma sağlıyoruz, ama yüzde 100 etkinlik sağlanabildiğini söylemek mümkün değil. Lazer işlemini ayda 1-3 seans uygulamak yeterli oluyor. Cilt bu sayede daha parlak ve sağlıklı oluyor.
Uygulama süresi 20 dakikayı buluyor, lazer uygulamasından sonraki ilk bir iki gün boyunca ciltte çok yoğun bir kızarıklık oluyor. Aynı zamanda kabuklanma ve soyulma da görülüyor. Bu nedenle güneş koruyucu kullanılmasını, cildin sürekli nemli tutulmasını istiyoruz. Bu dönemde çok yoğun güneş altında kalınmaması lazım.

TEK BİR LAZERLE TÜM DÖVMELERİ SİLMEK MÜMKÜN DEĞİL
Günümüzde lazerin en yoğun kullanıldığı uygulama alanları arasında dövmelerin silinmesi de yer alıyor. Dövmelerin önemli bir çoğunluğu siyah tonlarında yapılıyor. Siyahın dışında farklı renklerin kullanıldığı dövmeler de var. Dövmelerinin silinmesini isteyen kişilerin dikkat etmeleri gereken en önemli noktaların başında uygun dalga boyundaki lazerlerin kullanılması geliyor. Çünkü lazer tüm renklerde standart bir şekilde etkili değil, farklı dalga boylarının kullanılması gerekiyor. Tek bir lazerle tüm dövmeleri silmek mümkün değildir.

Yazının Devamını Oku

Silikonlu anne emziremez mi

Kadınlarda meme öncelikle dişiliğin bir sembolü olarak görülüyor.

Ancak memenin kadınlarda vücut dengesini sağlamak ve bebekler için yaşamsal öneme sahip olan anne sütünü taşımak gibi de bir hayati görevi bulunuyor. Özellikle de küçük memeye sahip kadınlar, ideal meme ölçülerini doktorlarıyla konuşup; silikon protezle bu sorunu aşmaya çalışıyor. Silikon protezlerin annelerin süt verme fonksiyonunu etkileyip etkilemediği ise çok soruluyor.

Kadınlar bedenlerinin hangi bölümüyle ilgili estetik düşünürlerse düşünsünler zihinlerinde birçok soruyla hekime geliyor. Söz konusu olan meme gibi bir organsa bu soruların içine anne olmakla birlikte gelişen kaygılar da ekleniyor.
Meme büyütme operasyonu yaptırmak isteyen kadınlar biz plastik cerrahi hekimlerine bazı soruları çok sık yöneltiyorlar. Biz de ameliyat yapmadan önce meme büyütme operasyonu yaptırmaya karar veren kadınlara, çocuk sahibi olmak isteyip istemediklerini sorarız.
Bir çocuğu olanlar ve hamilelikten sonra meme dokularındaki sarkma, gevşeme nedeniyle silikon taktırmak isteyen kadınların bazıları ikinci çocuk istemediklerini ifade ederler. Çocuk sahibi olma kararına göre uyguladığımız yöntemler değişebilir. Anne olmayı planlayan bir kadının süt kanallarını koruyucu teknikler uygulayarak ameliyatımızı yaparız ve silikon uygulamasını da süt verme fonksiyonuna engel olmayacak şekilde uygularız.

SİLİKON YERLEŞTİRİLİNCE SÜT KANALINA ZARAR VERMİYORUZ

Yazının Devamını Oku

Liposuction kilo verme yöntemi değildir

Liposuction’ı bir kilo verme yöntemi olarak görmeyin.Karın bölgenizde sarkma ve gevşeme varsa, liposuction yöntemine başvurmadan önce diyet ve spor yapmayı deneyin.

Bu cümle küçükken oynadığımız masum bir oyunda geçerdi: “Elma dersem çık, armut dersem çıkma” diye. Şimdilerde ise kadınların vücutlarındaki bir yağlanma türünü ifade için kullanıyoruz. Elma tipindeki kadınları tarif ederken, yağların sırt ve karın-mide bölgesinde toplandığı, basenlerde olmadığı; armut tipindeki kadınları tarif ederken ise basenler, bacaklara daha fazla, karın bölgesine daha az yağ birikmesini anlatıyoruz.
Belli bölgelere toplanmış yağlar rahatsızlık verdiği için de, diyet ve sporla kilo verildikten sonra dışarıdan bakıldığında silüeti kötü gösteren daha küçük miktardaki yağları liposuction ile almak faydalı oluyor.
Ancak liposuction’ı ısrarla vurguladığımız üzere, bir kilo verme yöntemi olarak görmemek gerekiyor. Zira yıllar boyu alınmış, vücuda oturmuş, adeta taşlaşmış kilolarca yağı, liposuction ile tamamen üstelik de tek seansta yok etmek imkansızdır. Bu yöntem birkaç kilo fazlası olan, spor yapan, beslenmesine dikkat eden, ancak örneğin belinin kenarlarında, karın, mide bölgesinde yağ toplanan kişilerde kullanıldığında dışarıdan bakıldığında daha orantılı bir görüntü elde edilmesini sağlıyor. Örneğin incecik, uzun boylu bir kadını düşünelim. Genetik olarak sadece belinin kenarlarında yağ birikiyor. Bu da genel olarak silüeti düzgün olan bir insanda hoş olmayan çıkıntılar yarattığından ötürü rahatsızlık veriyor. Liposuction ile müdahale edildiği zaman bu fazlalıklar alınıyor, silüet düzeltilmiş oluyor. Ya da vücudun dış görüntüsü çok orantılı ancak göbek bölgesinde bir tümsek oluşuyor, diyet de yapılsa, karın mekiği çekilse de lokalize bir yağ fazlalığı orada duruyor. Karın bölgesinde olunca da kadınlar kıyafetlerinden belli olduğunu söyleyip rahatsız oluyor. Eğer karında sarkma, gevşeme, bollaşma varsa, yağ miktarı daha fazlaysa önce diyet ve spor öneriliyor. Ardından karın germe ameliyatı yapılıyor.


ELMAYA AYRI ARMUT TİPİNE AYRI LIPOSUCTION

Asıl konumuza dönecek olursak, kadınların elma tipi mi armut tipi mi olduğuna göre liposuction nasıl yapılıyor sorusunun cevabını vermemizde fayda var. Elma tipinde liposuction: Liposuction, elma tipi kadınlarda, daha çok alt karın ve mide dediğimiz karın ve göğüs altındaki bölgeye uygulanmalıdır. Elma tipi kadınlarda genellikle basenlerde yağ birikimi çok azdır ya da hiç yoktur. Buna karşılık sırt, bel kenarları, göbek ve göğüs altındaki geniş bölge yağlanır. Bu da oturunca ve karşıdan bakıldığında 2-3 yağ katmanından oluşan bir görüntü yaratır. Elma tipi vücut bölgesine özel liposuction yapılacaksa, kadınlar daha çok mide bölgelerinde yağlardan yakındıklarından dolayı buraya özel çalışma yapılmalıdır. Armut tipinde liposuction: Armut tipindeki kadınlarda ise, durum daha farklıdır. Basenler daha geniştir, karın nispeten elma tipi kadınlara göre daha az yağlı, mide bölgesinde yine daha az yağlıdır. Ancak bacak işleri ve basenlerde yağ biriktiğinden ötürü, alt beden daha geniş görünür. Üst beden ve alt beden arasında 2-4 beden fark edebilir. Bir de yapılan doğumların etkisiyle basenlerdeki yağ birikimi daha da rahatsız edici olabilir. Bu durumda bacak içlerinden, basen bölgesinden yağ azaltımına gidilmesiyle bu kişiler görüntülerinden daha memnun olurlar. İşlemdensonra diyetlerine ve sporlarına dikkat etmeleri halinde, bir daha aynı sorunu yaşamazlar. Yeter ki, nasılsa yağlarımı aldırdım istediğim gibi kebapları, tatlıları yemeye devam edebilirim diye düşünmesinler. Emeksiz zayıflamanın mümkün
olmadığını unutmasınlar.

SPOR YAPMAYA ÖZEN GÖSTERİN

Yazının Devamını Oku

Bitmeyen selülit savası

Karın ve bacak bölgesinde oluşan selülit dokusu, kadınların kıyafet seçimini etkilerken, dolaşım bozukluğuna da neden olması dolayısıyla rahatsızlık yaratıyor.

Kadınlar da bu nedenle yılın 4 mevsimi selülitle savaşmak zorunda kalıyor.

Vücutta selülitin oluşum mekanizmasına baktığımızda, dolaşım bozukluğunun sonucunda, damar duvarlarından sızan serumun, dokuların aralıklarında toplanarak ödeme neden olduğunu görüyoruz. Kalçada ve bacaklarda aşırı büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller ortaya çıkıyor.
Selülit rahatsızlığının daha ileri aşamalarında ise oluşan nodüller birbirlerine yapışarak daha da büyüyor. İşte bu büyümeden sonra da kadınların çok sık duyduğu portakal kabuğu görüntüsü ortaya çıkıyor. Nodüllerin sinirler üzerine baskı yapması sonucunda da selülitlerin oluştuğu bölgede ağrılar oluyor.

SELÜLİT NEDEN OLUŞUYOR
Kadınlar selülit dokusunun neden oluştuğunu sıklıkla merak ediyor. Bazıları beslenmesine dikkat ettiği, hazır gıda tüketmediği, spor yaptığı ve zayıf olduğu halde selülitle uğraşmak zorunda kalıyor. Ancak oluşum nedenlerine baktığımızda çok fazla nedeni olabildiğini görüyoruz. Bu nedenleri sıralamak istersek şunları söyleyebiliriz:
Hormonal nedenler: Kadınlarda yumurtalıklardan salgılanan ve dokularda su tutma özelliğiyle selülit oluşumuna zemin hazırlayan folikülin (FSH) hormonunun aşırı artışıyla oluştuğu gibi, tiroid hormonunun salgılanmasındaki bozukluklar da selülite ortam hazırlıyor.

Yazının Devamını Oku

Yaşlanmanın 7 belirtisi

“Bizi ne yaşlandırıyor” diye sorduğumuzda hepimizin vereceği ilk cevap yaşımızın ilerlemesi olur.

Oysa bizi yaşlandıran sadece yaşımızın ilerlemesi değildir. Her yaş alan da yaşlanmaz.

Bizi ne yaşlandırıyor diye sorduğumuzda hepimizin vereceği ilk cevap yaşımızın ilerlemesi olur. Ama bu cevabı verdiğimizde de yetersiz bir açıklama yapmış oluruz. Çünkü bizi yaşlandıran sadece yaşımızın ilerlemesi değildir. Her yaş alan da yaşlanmaz.
Her yıl yeni yaşımızla birlikte bizde meydana gelen, yıllar geçtikçe de katlanarak artan değişimlerin altında çevresel faktörler vardır. Bu çevresel faktörlerin arasında gün içinde ne kadar güneş ışınlarına maruz kaldığımız, kullandığımız kozmetik ürünler, beslenme şeklimiz, alkol ve sigara kullanıp kullanmadığımız, duygusal stres faktörlerimiz etkilidir.
Tüm bu etkenlerin el ele tutuşmasıyla da yaşlanmaya başlarız. Biz kendimizde hangi belirtileri görürsek yaşlandığımızı anlayabiliriz sorusunun cevabını vermek istersek, başlıca şu 7 belirtiyi gördüğümüzde ‘tamam ben yaşlanıyorum artık’ diyebilmemiz mümkün olur.
Cildimizin esnekliğini kaybetmesi.
Yüzümüzdeki kırışıklıklarda artış meydana gelmesi.
Cildimizdeki gevşemeye bağlı olarak cilt altı yağ dokumuzun azalması.

Yazının Devamını Oku

Aynada zarif gösteren estetik

Yeni yıla vücudunuzdaki fazla yağlardan kurtularak başlamak ve aynalarda daha zarif bir şekilde kendinizi görmek istiyorsanız, size başlıca 3 öneride bulunabilirim.

Yeni bir yıla girdik. Her yeni yılın başlangıcı hepimiz için yeni kararlar, yapılacaklar ve yapılmayacak listeleriyle dolu, umutların, iyi dileklerin bizi, çevremizi sardığı zamanlar demektir.
Kadınlar için ise yeni yılın anlamı daha başkadır. Bu yıl fazla kiloların verileceği, mağazalarda beğenilen ama kilolar nedeniyle alınamayan kıyafetlerin alınacağı bir yıl olmalıdır. Çocukken filmlerde izlediğimiz Noel Baba karakteri dilekleri gerçekleştiren bir kahramandır. Büyüyünce ise işler değişir. Beklentiler de artar, sorunlar da.
Kadınlar için sorunların önemli bir bölümü vücutlarındaki fazla yağlardır. Bu yağlardan elbette Noel Baba sayesinde kurtulmak mümkün değildir. Kadınların bu dileğini, doktorlar gerçekleştirebilir. Ama en önemlisi gerçekçi beklentiler içinde olmaktır.
Yeni yıla vücudunuzdaki fazla yağlardan kurtularak başlamak ve aynalarda daha zarif bir şekilde kendinizi görmek istiyorsanız, size başlıca 3 öneride bulunabilirim:

BESLENME PROGRAMINIZ SİZE ÖZEL OLSUN:

Beslenme uzmanlarının verdiği bilgilere göre, aşırı yağlı yiyecekler tüketmek, fast-food tarzı hızlı beslenmek, ara öğün yapmamak, öğünleri atlamak, gece geç saatlerde yemek yemek ve hareketsiz yaşamak, spor yapmamak şişmanlığa neden oluyor.
Eğer bu yaşam tarzını yıllarca sürdürürsek vücudumuzda fazla yağlar birikiyor. Bu yağlardan kurtulmak için birinci önerim bir beslenme uzmanı gözetiminde sağlıklı ve dengeli beslenmeyi öğrenerek, sizin yaşam tarzınıza, gündelik yaşamınızın zorluklarına, stresine uygun bir program uygulamanızdır.

LİPOSUCTİON KALICI BİR ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?

Yazının Devamını Oku

Yeni yılda yenilenin

Yeni yılda, hayatında yenilik yapmak isteyenlerin bir kısmı buna dış görünüşlerinden başlamak istiyor.

Bunun için de estetik operasyonlara yöneliyorlar. Yeni yılda estetik yaptırmak isteyen ancak karar veremeyen kişilere bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

Yeni yılda bir yıl daha yaşlanmanın, yıpranmanın, o yıl yaşanılan olumsuzlukların da etkisiyle kadınlarda da, erkeklerde de kendi bedenlerine, ruhlarına daha ayrıntılı bakma, düşünme safhası oluyor. Biten bir evliliğin, biten bir ilişkinin ardından psikolojik olarak kendini kötü hisseden, hayatında yenilik yaratmak isteyen, bambaşka bir yüzle dünyaya bakmak isteyenlerin bir kısmı buna dış görünüşlerinden başlamak istiyor.
Özellikle 35-50’li yaşlarda bu daha sık oluyor. Bunun için de estetik operasyonlara yöneliyorlar. Kadınlar arasında ‘Yeni yıla yeni yüzümle girmek istiyorum’ sözünü çok sık duyar olduk. Yeni yılı farklı bir şekilde deneyimlemek, estetik yaptırmak isteyen, karar veremeyen kişilere bazı önerilerde bulunmak istiyorum:

KOMŞU ESTETİK YAPTIRDI DİYE YAPTIRMAYIN

Bir hekim olarak insanların kendilerini estetik yaptırma konusunda bu tür şartlandırmalar içinde görmelerini doğru bulmadığımı ifade etmeliyim. Estetik operasyonlar ‘komşum yaptırmış ben de yaptırayım’ tarzında takip edilecek bir moda değildir.
Her insanın yaşlanma koşulları, cildinin özellikleri, kendisinde görmek istedikleri, beklentileri, hayalleri farklıdır.
Eğer estetik operasyon yaptırmak istiyorsanız bu konudaki beklentilerinizi çok iyi belirlemeli, kendinize olmayacak, yüksek hedefler koymamalısınız.

Yazının Devamını Oku

Meme alınınca vücut dengesi bozuluyor

Kadın vücudunda memenin görevi dış görüntünün estetiğini sağlamanın yanı sıra, vücudun dengesine yardımcı olması, süt verme özelliği, kadın olmanın farklılıklarından biri olarak özetlenebilir.

Ancak kadında estetik kavramının en önemli parçası olarak görülen memede oluşan kanserler, hem kadınların sağlığını tehlikeye sokuyor hem de bazı durumlarda meme dokusunun tamamen çıkarılmasına yol açıyor.

Dünyada meme kanseri kadınlarda, cilt kanserinden sonra görülen en sık görülen kanser türleri arasında geliyor. Bir kadının yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski yüzde 8 ile 12 arasında değişiyor.
Bu denli sık rastlanan bir kanserde taramalar neticesinde meme kanserine bağlı ölümlerde yüzde 30 oranında azalma sağlanabildiği araştırmalarla gösterilmiş durumda.
Kanser hastalığından korunmada kadınların meme muayenelerini düzenli yapmaları, yıllık kontrollerini ihmal etmemesi önem taşıyor. Özellikle de ailesinde, birinci derece yakınlarında kanser öyküsü bulunanların, daha erken yaşlarda hekim kontrolünden geçmeleri gerekiyor.
Meme kanseri nedeniyle her iki memesini ya da tek memesini kaybeden kadınlar, travmatik süreci atlattıktan sonra eski görünümlerine kavuşmak istiyor.
Eskiden kanser ameliyatlarından aylar sonra yapılabilen estetik operasyonlar, son yıllarda hastaların isteği üzerine memenin çıkarıldığı ameliyat sırasında yapılabiliyor.
Ancak bunun için genel cerrahi uzmanlarının ve ilgili branş hekimlerinin kanserli dokuların tamamen çıkarıldığından emin olması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Akneyi çoğaltan 6 neden

Akne yüz, boyun ve çene bölgesinde daha sık oluşuyor.

Öte yandan sırt, omuz, kafa derisinde, bacakların üst kısmında da görülebilir. Akneyi çoğaltan ise birçok etken bulunuyor. İşte bu etkenlerden bazıları...

Günümüzde cildimizde en sık görülen ve çaresini aradığımız sorunların başında akneler, lekeler ve çizgilenmeler geliyor. Bu üç farklı sorunun tedavisinde de birbirinden farklı yöntemler kullanılıyor. Ciltteki akneler, A vitamini türevi olan “izotretinoin” etken maddeli ilaçla, büyük bir başarıyla tedavi edilebiliyor. Kişide eğer hormona bağlı bir sorun varsa, akneyle birlikte tüylenme, hormon bozukluğu, saç dökülmesi de eşlik edebiliyor. Hastalığın genetik mi yoksa besinlerden mi kaynaklandığı üzerinde tartışmalar sürse de, genetik olduğu görüşü ağırlık kazanmış durumda.
Akne yüz, boyun ve çene bölgesinde daha sık oluşuyor. Öte yandan sırt, omuz, kafa derisinde, kol ve bacakların üst kısmında da görülebiliyor. Androjen veya erkeklik hormonu erkeklerde ergenlik döneminde artıyor, kadınlarda az miktar da olsa androjen salgılanıyor ve az miktar bile aknenin başlaması için yeterli oluyor. Ergenlikte androjen etkisi daha çok hissediliyor ve bunun sonucu olarak da sebum salgısının üretiminde artış oluyor ve sivilce oluşumuna neden oluyor.
Akneyi çoğaltan birçok etken bulunuyor. Bu etkenlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
Güneş bazı hastalarda akneyi azaltıyor gibi görünse de, terlemeyle birlikte komedonlar artıyor ve akne çoğalabiliyor.
Adet dönemi öncesinde aknelerde alevlenme görülüyor.
Madeni yağlarla temas edenlerde akne artıyor.

Yazının Devamını Oku

Erkeklere özel cilt bakım önerileri

Artık sadece kadınlar değil erkekler de günlük hayatta ciltlerinin bakımına özen gösteriyor.

Her gün tıraş olma zorunluluğu özellikle de yağlı, kuru ve akneye meyilli ciltlerde ciddi sorunlar yaratabiliyor. Kadınların cilt bakımında çok fazla alternatifi varken, erkekler kendileri için gerekli bakımı birkaç adımda daha sade bir şekilde yapabiliyor.

İster yağlı ister kuru cilde sahip olun günlük bakımda ilk yapmanız gereken cildinizi düzenli olarak temizlemektir.
Ancak birçok erkek bu temizliği günlük kullandığı sabunla yapmaya çalışır.
Sabun temizlik için bir araçtır araç olmasına fakat cildin de kurumasına, koruyucu tabakasının zarar görmesine yol açar. Bu nedenle yağlı cilde sahip olan erkeklerin günde iki defa ciltlerini su bazlı jellerle temizlemesi, kuru cilt yapısındakilerin ise krem bazlı ürünler kullanarak ciltlerini nemlendirmesi doğrudur.
Jel tarzındaki ürünlerin günde iki defadan fazla kullanılması doğru değildir. Çünkü fazla kullanım cildin daha çok yağlanmasına ya da aşırı şekilde kurumasına yol açabilir. O yüzden sabah bir defa, akşam bir defa yavaş hareketlerle yüzün yıpratılmadan yıkanması doğrudur.
Cilt yapısının yağlı olması günlük yaşamda cildin parlamasına, yüzün sürekli temizlenmesine yol açmaktadır. Bu nedenle yağlı cilde özel geliştirilmiş cilt bakım maskelerinin haftada bir veya iki defa kullanılması hem gözeneklerin rahatlamasına hem de fazla yağın ciltten uzaklaştırılmasına yardımcı olacaktır. Yağlı cilt yapısındaki erkeklerin cildi akneye daha meyilli olduğundan, günlük tıraşın ardından batık sorunu daha fazla ortaya çıkar.
Her gün tıraş olmak sadece kılların cilde batıp yüzeye çıkmamasına yol açmaz, aynı zamanda ciltte tahrişe de neden oluyor. Tıraştan önce cildin ılık suyla yıkanması, kılların yumuşamasını sağlıyor.

Yazının Devamını Oku

Benlere dikkat!

Daha çocukluk çağımızda vücudumuzdaki benlerle tanışıyoruz. Ama güneşin etkilerine maruz kaldıkça, çocukluk benlerimize yeni benler ekleniyor. Benlerimizin sayısı arttıkça da acaba kanserleşir mi endişesi doğuyor.

Son 20 yılda güneşin zararlı etkileri daha fazla hissedilir oldu. Bu yüzden güneşten korunma konusunda dikkatli olunması şart. Ülkemiz de güneşi bolca alan bir coğrafi konumda... Bahar aylarından başlayarak yaz mevsimi, hatta sonbahar boyunca güneşin etkilerini net biçimde hissediyoruz.
Güneş ışınları, benleri de direkt etkiliyor. Var olanları farklılaştırıp, yeni benler çıkmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla benlerimizi düzenli takip etmememiz, işi şansa bırakmamamız gerek.
Benlerin izlenmesinde izleyeceğimiz başlıca iki yol var:
Biri aynanın karşısına geçerek tüm vücudumuzda bildiklerimizin dışında sayıca bir artış var mı yok mu bakmak. Aynı zamanda şüpheli durumlar olduğunda hemen hekime başvurmak. Bu şüpheli durumlar nedir diye sorulduğunda şunları söylememiz mümkün: Benlerimizin sayısı artmışsa, şekillerinde bazı bozukluklar varsa, örneğin daha önce çevresi düzgün olan bir benin alt ve üst yarısı birbirinden farklı büyüklükteyse, önceden koyu kahverengiyken açık kahverengi, beyaz, kırmızı bir renk aldıysa, son birkaç ayda çapı normalin iki-üç katına çıktıysa, kenarlarında bazı çıkıntılar varsa hemen bir hekime başvurmak gerekiyor.

BENLERİN BAZILARI KANSERLEŞİYOR

Benlerde sadece sayıca artış meydana gelmesi, çapında değişiklik olmasının yanı sıra, kanama ortaya çıkması da izlenmesi gereken bir durumdur. Çünkü bazı benlerin kanserleşme riski vardır. Bu risk nedeniyle de hekime başvurulması şarttır. Erken ve düzenli ben takibiyle erken kanser taraması yapılabilir.
Doğumsal benlerimiz ilk 2 yaş içinde vücudumuzda oluşurken, sonradan edinilen benler 20-30 yaşlarımızda en yüksek sayılarına ulaşıyor. Bu nedenle ben takibi yaparken annelerin çocuklarının vücudunu iyi izlemeleri, ergenlik döneminde de bu takibi kendilerinin yapmasını öğretmeleri gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Estetikten sonra 4 koruma önerisi

Estetik operasyonları yaptırdıktan sonra hayal ettiğiniz yüze, güzel bacaklara, yağsız bir karın ve bele, küçültülmüş, toparlanıp dikleştirilmiş memelere kavuşabilirsiniz.

Ancak estetik operasyonlar ne kadar başarılı olursa olsun, elde edilen sonucun korunması ve bu güzelliğin devamının sağlanması için de çabalamak gerekiyor.

Estetiği korumada yapılacaklar listesinin başında fazla kilo alıp vermenin önüne geçmek ve hamilelik düşünülüyorsa bu dönemi önerilen kilolarla tamamlamak gerekiyor. Vücuttaki görüntü bozukluklarını ortaya çıkaran eğer kiloysa, diyet ve hareketli bir yaşam sürdürülmesi önem taşıyor.
Özellikle de kısa aralıklarla, sık sık kilo alıp veren kadınlarda metabolizma hızı da yavaşladığından, diyet ve spora rağmen istenilen sonuca erişmek mümkün olmayabiliyor. Aynı şekilde kadınların hamileliğe ideal kilolarının çok üzerinde kilolarla başlamaları, hamilelikte de fazla kilo almaları, hamilelik dönemi bittikten sonra da kilonun çözülemeyen bir sorun olarak kalmasına yol açıyor.

1-Deri yapısı da estetiğin başarısını etkiler
Estetik ameliyatların başarısı ve sonrasında da korunması, bunun başarılı olması deri yapısıyla da oldukça ilgilidir. Çünkü herkesin deri yapısı farklıdır. İnce, kalın, koyu, açık, yağlı, yağsız gibi. Hepsinin kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır. Yaş ilerledikçe bu avantajlar şekil değiştirebilir.
Gençken çok ince, kuru, güzel bir deri yapısı olan hastaların daha sonraki yıllarda güneşte kalmalarıyla birlikte, derilerinde ince çizgiler ve deformasyonlar daha çabuk ortaya çıkar. Bu kişiler bununla ilgili bir cerrahi işlem geçirseler de geçirmeseler de bu süreç içerisinde derilerini korumalı, uygun şekilde nemlendirmeleri ve güneşte uzun saatler kalmadan, kendilerini korumaları gerekiyor.

Yazının Devamını Oku