Safinaz ekibi

2001 yılından bu yana düzenlenen Gant Cup, bu yıl 25 -29 Temmuz arasında yapıldı.

Her yıl yerli ve yabancı birçok teknenin yelken açtığı organizasyon, ilk kez sıra dışı bir takımı ağırladı. 9 kadın sporcudan oluşan bu ekibin üyeleri, Hollanda’nın değişik şehirlerinden kalkıp geldi: Esther De Boe, Jacqueline Evers, Annagreet Polman, Marlies Morsett, Marlene VanDe Broek, Hebe Carus, Merieke Van De Perk, Muk Schiltmans ve Karin Ohlendorf.
/images/100/0x0/55ea93bef018fbb8f8890e99
Bu dokuz kadının bir araya gelmesini ve Safinaz adını verdikleri tekneleriyle böyle bir organizasyonda yer almalarını sağlayan ise yelken sevdaları ve tabii ki skipper’ları (dümen tutmak ve izlenecek rota ile ilgili olarak son kararı vermekten sorumlu kişi) Esther DeBoe. Esther, Marmaris’te 10 sene kalarak bir charter şirketinde skipper’lık yaparken, kendi şirketini kurmak için Almanya’ya gitti. Birkaç sene önce Gant Cup’ı duymuş ancak katılma fırsatını ilk kez bu sene bulabilmiş; "Bu yerel bir yarış ve güzergahımız çok güzel, ayrıca yarışlar da çok keyifli geçiyor" diyor.

Bir kadına, hele de 9 kadının yarıştığı bir takımın üyesine sorulabilecek en hassas soruyu Esther’e sorduk: Peki, kadınlar birbirleriyle biraz zor anlaşır, siz anlaşabiliyor musunuz? "Eveeeeeeet" diyor hepsi tek bir sesle. "İyi bir takım anlayışı var bizde, her şey çok iyi hazırlanmış oluyor ve iyi organize olabiliyoruz, bu sebeple de aslında avantajlı bir durumdayız diyebiliriz. Ama tabii tek bayan takımı olmanın getirdiği bir baskı da var üzerimizde."

Bu takımdaki kadınların hepsi uzun süredir yelken yapıyorlar ve yelken sporunun denizin sakinleştirici etkisiyle birleşerek strese karşı çok iyi bir direnç sağladığını söylüyorlar. "Bir haftadır Türkiye’deyiz ancak, bir aydır buradaymışız gibi geliyor bize" diye de ekliyorlar.

Yarışmacıların hepsi de çok renkli kişilikler; Jacqueline Evers, Amsterdam’da psikoterapist. Hollanda’da deniz kenarında yaşamasının sağladığı avantajdan dolayı, senelerdir yelken yapma fırsatı yakalamış. Annaireet Polman ise doktor. Türkiye’ye sık sık geliyor. Takımda dikkat çeken diğer ilginç yelkenciler ise Rotterdam’da yaşayan iki sporcu, Marlies Morsett ve Marlene Van De Brock. Morsett ve De Brock bir yardım kurumunda 13 - 18 yaş arası, öğrenme zorluğu çeken öğrencilerle çalışarak, bu çocukların İspanya, Fransa ve Hollanda’da yelken yapmalarına yardımcı oluyorlar.

Yarışmanın bu seneki finalinde bu dokuz sporcu kadın maalesef derece alamadı ama Gant Cup’a damgasını vuran onlar oldu. Fatih Yalçın

Gizli örgüt kurduğumuzu itiraf ediyorum

Denizin kuralları var. Saygı duyacaksın ona önce. Sonra davranmayı bileceksin; deniz zaman zaman külhanbeyi olur, zaman zaman da nazlı bir afet. Eğer gerektiği gibi davranır ve saygıda kusur etmezsen, deniz, tadından yenmez bir özgür alan bırakır insana. Çekici yönü de budur zaten.

Yelkenli tekne ile denize çıkmak, hele bu sıcak havalarda, büyük keyiftir. Bu yıl, Piraye’nin doğumu nedeniyle, büyük kızım Ütay’ın tekneyle denize çıkma dayatmalarına direnmek zorunda kalıyorum. Olsun, deniz orada, ben de buradayım; yakında buluşuruz.

Ama sürekli buluşanlar var denizde; hafta içinde internet üzerinden yazışıp, hafta sonu planlamaları ile bir araya gelenler, yani Gezgin Korsanlar... Neredeyse 1 yıl içinde, özellikle İstanbul’da hatırı sayılır bir yelken lobisi haline geldiler. Geçen hafta tekneleri ile Mudanya yakınlarındaki Trilye’ye gittiler. Bu hafta için bir planları yoktu; ama her an olabilir, dikkat edin.

*

Yelken camiasında önüne geçilemeyen bir tatsız durum var. Mektepliler, yani yelkeni kulüplerde öğrenip, olimpik sınıf teknelerinde yapanlar ile hayatlarının bir aşamasında denize ve yelkene ilgi duyup, tekne alıp denize çıkanlar, ya da tekneleri olanlar ile dostluklar kuran alaylılar arasında adı konmamış bir gerginlik var. Performans peşinde koşanlar ile keyif arayanların bu çatışması, yelkenin, hem bir olimpik spor, hem de bir yaşam tarzı olmasından kaynaklanıyor.

Yelkene benzeyen başka bir olimpik spor yok; "Ailece şöyle gidelim de bir halter kaldıralım" demez kimse; ya da "Komşular çok güzel çekiç atıyor, biz de hafta sonu gidip, hem bira içelim, hem de güzel güzel çekicimizi atalım" diyen bir Ayşe, Fatma, Ali, Veli düşünemiyorum. Bu çelişkiden verimli bir uzlaşma yaratmak, tabii ki federasyonun ve kulüplerin işi... Ammaaaa...

Geçen yıl, bu konunun internet ortamında çok kanlı şekilde tartışıldığı günlerde, Ahmet Çelenoğlu, Áli San ve Mehmet Atay ile Fenerbahçe’deki marinada, San’ın Sanela adlı teknesinde buluştuğumda hiçbirini tartışma gruplarındaki yazıları dışında tanımıyordum.

Develi’den gelen kebapların (Evet tekne havuzluklarında da çiğköfte yeniyor ve güzel oluyor; burası Türkiye) ve soğuk biraların eşliğinde birbirimize peşrev geçtikten sonra, gizli bir örgüt kurmaya karar verdik. Bu örgüt, internet üzerinden haberleşecek ve teknesiyle gezenleri bir araya getirecekti. Kulüplere alternatif tabii ki olmayacaktı (şimdilik) ama onları ve federasyonu, gezgin yelkencileri de dikkate almaya yönlendirecekti. Ve bu gezginler korsan eylemler düzenleyecekti. Yanılmıyorsam, Gezgin Korsan adını takan Ahmet Çelenoğlu idi.

*

O keyifli yemeğin üzerinden neredeyse 1 yıl ve teknelerin altından millerce deniz geçti. Sonuncunun da ödül aldığı yarışlar yapıldı (denizde en çok o kaldığı ve keyif aldığı için), ortak geziler düzenlendi. Ve korsanlar, internetin gücü ile örgütlenmenin ve birlikte işler yapabilmenin mümkün olduğunu gösterdiler.

Geçenlerde Ahmet Çelenoğlu’nun teknesi Neptün, bir arıza nedeniyle marina girişinde battıktan sonra başlayan yazışmalar, sanal ortamda yaratılan kolektif dinamizmin gerçek hayatta da işe yarayacağını kanıtladı, tekneyi yüzdürmek ve sonra da onarmak için herkes seferber oldu. İnternetin insanları anti-sosyal yaptığını iddia edenlere duyururum.

Şimdi, sıradan bir üyesi olduğum gezgin_korsan tartışma grubundan beklentilerim şunlar:

İstanbul dışında da örgütlenmeleri,

Tekne bakım ve onarımını eş zamanlı planlayıp, toplu alımlar ile malzeme ve işçilik fiyatlarında indirim sağlamaları,

Yapılan gezileri sistematik bir şekilde yazmaları ve yazılmış olanları elektronik ortamda toplamaları.

Son söz: Korsanlar’a selam olsun...

www.gezginkorsan.gen.tr
Yazarın Tüm Yazıları