GeriAhmet HAKAN Remzi Gür’den açıklama
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Remzi Gür’den açıklama

MAHKEME KARARI İLE DEĞİL, CEVAP HAKKINA SAYGIDAN...

Başbakan Tayyip Erdoğan ile İşadamı Remzi Gür arasında geçen telefon görüşmesine değinmiştim geçenlerde...


Yazmasam olmazdı” başlıklı yazımdaki esas derdim, kamuoyuna bir basın toplantısıyla duyurulan bu telefon görüşmesinin, medyada Hürriyet dahil hiçbir gazetede haber olmaması meselesini gündeme getirmekti...


Gizli telefon görüşmeleri”ni haber yapmaya acayip meraklı tipler de ilgi göstermemişlerdi bu telefon görüşmesinin kayıtlarına, iflah olmaz AK Parti karşıtları da...


Ben de “Ne oluyor yahu? Genelkurmay Başkanı’nı istifaya çağırmaktan korkmayan medyamız, neden bu olaya iki satır da olsa yer veremiyor?” diye sormuştum...


İşte bu “dokundurma”ya...


İşadamı Remzi Gür’
den bir yanıt geldi...


Bu açıklamayı yayınlamamı zorunlu kılacak bir mahkeme kararı falan yok...


Ama yine de yayınlıyorum açıklamayı...


Çünkü ben, “Söz söylenmez sözüm üstüne...” diyen köşecilerden değilim...


Sözüm üstüne her zaman söz söylenir...


Yeter ki benim söyleyeceğim sözlere de tahammül edilsin...


İşte Remzi Gür’den gelen açıklamanın tam metni:


*  *  *


Sayın Ahmet Hakan...

28 Ekim 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde yer alan köşe yazınızda müvekkil Remzi Gür ile ilgili bir yazınız yayımlanmıştır.

Alıntı yaptığınız kaynaktaki açıklamanın ve bu kaynağın yayın organı olan Aydınlık dergisindeki yazının içeriği doğru değildir.

Bir an için doğru olsa bile sizin veya alıntı yaptığınız kaynakların müdahale edemeyeceği, ifşa edemeyeceği özel hayat ile ilgili alandır.

Keza yazıda yer alan telefon görüşmesi, yapılan haber, yorum ve değerlendirmeler de doğru değildir.

Yapıldığı varsayılan telefon görüşmesini kayda alan, buna yardımcı olan, yayımlayan, yorumlayan (siz dahil) herkes suç işlemektedir.

Suç işleyerek haber yapılamaz.

Bir konu hem haber, hem dekişilerin hak ve hukukunun ihlal edildiği suçların konusu olamaz...

Dolayısı ile bu bir haber değildir...

Anayasa’nın 20-22, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK 125/2 Hakaret, TCK 132/4 Haberleşmenin Gizliliğini İhlal, TCK 133/1 ve TCK 133/3 Kişiler Arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, TCK 134/2 Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, TCK 137/1-b ) maddeleri gayet açıktır.

Alıntı yaptığınız haber ve yazı ile ilgiliolarak yazınızdan önce ilgili mahkemeler nezdinde sorumlular hakkındatazminat davamız açılmış ve C. Savcılığına suç duyusu yapılmıştır.

Yazınız ile ilgili olarak da aynı şekilde yasal haklarımız kullanılacaktır.

Sayın Deniz Baykal’ın, kamuoyuna intikal etmiş olan avukatlık ücreti ile ilgili(yapıldığı varsayılan) bir diyaloguhaftalarca kaleminize dolamış olmanız, müvekkilimin özelhayatına müdahale edebilmek için size ya da başka bir gazeteciye gerekçe oluşturamaz.

Kaldı ki, o konu yine siz gazetecilerin yaptığı bir ihlalidir.

Kendi yanlışınızdan bir başka yanlışınıza mesnet hazırlamaya kalkışmanız komik olmaktan öteye gidemez.

Yukarıdaki açıklamayı köşenizden kamuoyuna duyurmanızı rica ederim.

Remzi GÜR adına Av.Abdullah BULADI

 

Bu da benim açıklamam

 

BİR: Ben “Yazmasam olmazdı” başlıklı yazımda, herhangi bir gizli telefon görüşmesinin kayıtlarını yazmadım... Sadece “böyle bir şey var, neden kimse ilgilenmiyor?” diye sordum...


İKİ:
Yazımdaki asıl amaç şu soruyu gündeme getirmekti: Neden herkeslerin gizli telefon görüşmelerinin kayıtları, çarşaf çarşaf yayınlanıp ifşa edilirken, memleketin Başbakanı ile memleketin bir işadamının yaptığı iddia edilen telefon görüşmesine tek satır olsun yer verilmiyor?


ÜÇ:
Eğer ben bu soruyu sorarak suç işlemişsem ve işlediğim bu suçtan dolayı ceza yiyeceksem, yayınlanmadık gizli telefon görüşmesi bırakmayanların durumu ne olacak? Sanırım Remzi Gür’ün bu konu üzerinde iki dakika olsun düşünmesi gerekmektedir.


DÖRT:
Bana kalırsa da “gizli telefon görüşmeleri” yayınlanmamalıdır... Çünkü bu suçtur... Ama bundan daha da önemlisi işin içindeki ahlaki boyuttur. İki kişi arasında yapılmış bir telefon görüşmesine kulak uzatmak, o görüşmeyi kayıt altına almak ve zamanı geldiğinde yayınlamak, en büyük ahlaksızlıktır... Memleketi bu ahlaksızlıktan kurtarmak da, “bazı telefon görüşmeleri”ni yayınlayıp “bazı telefon görüşmeleri”ni görmezden gelerek mümkün olmaz...


BEŞ:
Eğer bu ahlaksızlığa, özel telefon görüşmelerine kulak uzatılmış son kurbanlar olarak Başbakan Erdoğan ile İşadamı Remzi Gür savaş açacaklarsa, ben onların neferi olarak bu savaştaki yerimi alırım... Ama benden “çifte standart” uygulamamı ya da uygulanan çifte standarda göz yummamı beklerlerse, hiç kusura bakılmasın, bunu yapamam... 

X

Ali Erbaş’tan mesaj var: Ben de günaydın derim

Telefonuma bir mesaj geldi.

Baktım:

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan gelen bir mesaj...

*

Mesajı noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:



Yazının Devamını Oku

Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun Ali Erbaş Bey

“Günaydın” demeyecekmişiz.

Çünkü...

“Cahiliye dönemi”nde “Sabahınız hayat olsun” diye selamlama yapılırmış.

“Günaydın” da biraz buna benziyormuş.

*

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın iki yıl önce yazdığı kitapta geçiyormuş bu ifadeler.

*

Rahmetli babam, öfkelendiğinde ve ne diyeceğini bilemediği durumlarda hep şöyle derdi:

“Allahumme meassabirin!”

Yazının Devamını Oku

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Yıllık iznin bir bölümü

“Yazarımız, yıllık izninin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarına ara vermiştir.”

Klasik köşe yazarlığının en klişeleşmiş cümlelerinden biridir bu.

*

Eski üstatlarımız, nedense yıllık izinlerinin tamamını asla kullanmazlardı.

Mutlaka “bir bölümünü” kullanırlardı.

*

“Üstatlara saygı” adına...

Ben de bu klişeyi kullanarak...

Yazılara kısa bir süre ara veriyorum.

Yazının Devamını Oku

Şairi bile nobranlaştıran milletvekilliği koltuğu

Bir arkadaşım vardı.

Şiir yazardı. Şairdi yani.

Siyasete girdi. Milletvekili oldu.

*

Hiç unutmuyorum:

Bir sohbet sırasında bir trafik polisiyle yaşadığı bir olayı anlatmıştı.


Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf hem Taliban’a hem de zalimlere en güzel cevaptır

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Kadınlar sokağa çıkmalı mı, çıkmamalı mı?

- Kadınlar sosyal hayata karışmalı mı, karışmamalı mı?

- Kadınlar iş yapmalı mı, yapmamalı mı?

Türü sorulara yanıt arayan Taliban’a verilmiş en güzel cevaptır.

*

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Sergilediği şefkatle...

- Ortaya koyduğu insanlıkla...

Yazının Devamını Oku

Laiklik var olduğu sürece bizde Taliban barınamaz

Taliban zihniyeti ne diyor?

Şunu diyor:

*

Dini herkes benim gibi yorumlayacak.

Dinden herkes benim anladığımı anlayacak.

Benim dinden çıkardığım kurallara herkes uyacak.

Dini başka türlü yorumlamak yasak.

*

Laiklik

Yazının Devamını Oku