GeriEsat PALA Pearson: Saddam'ın yaratılmasında sorumluluğumuz var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pearson: Saddam'ın yaratılmasında sorumluluğumuz var

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson ile AK Parti grup başkanvekilleri Salip Kapusuz, Eyüp Fatsa ve CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç arasında geçen görüşmenin perde arkasında ilginç bilgiler yer alıyor. Bir buçuk saat süren görüşmede Pearson ve grup başkanvekillerinin birbirlerine yönelttikleri sorular ve yanıtları şöyle:

SORU: ABD neden bu kadar savaş ve böyle bir güç kullanma arzusu içinde?

PEARSON: : Irak'taki rejim ve kitle imha silahları hem bölgeyi hem de ABD’yi tehdit ediyor. Bunların ortadan kaldırılması gerekiyor.

SORU: başbakan Abdullah Gül'ün barışın temini yönünde çabaları var. Türkiye, Arap ülkeleriyle ortak bir deklarasyon hazırlığı içinde. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?

PEARSON: Biz ABD olarak bu görüşmeleri ciddiye alıyoruz. Umarız, barışa katkı sağlayacak bir sonuç çıkabilir.

SORU: BM silah denetçilerinin Irak'a ilişkin raporu temiz çıkarsa, "savaşı gerektirecek bir bulgu yok" denirse, hala savaş için diretecek misiniz?

PEARSON: Meşruiyeti biz de arıyoruz. BM Güvenlik Konseyi’nin ikinci kararının beklenmesi gerektiğini biz de söyledik. Ancak, ABD’nin kendisine doğrudan tehdit oluşturan ülke ve terör odaklarına karşı kendisini savunma hakkı vardır.

SORU: Peki, bu barış istediğini söyleyen ABD için bir çelişki değil mi?

PEARSON: Biz 11 Eylül'de büyük bir teröre maruz kaldık. Ve bu terörün kaynağı da ABD’nin dışındadır. Bu nedenle ABD’nin her şeye rağmen teröre karşı kendisini savunma hakkı vardır.

SORU: Peki, Saddam Hüseyin bırakıp giderse, yönetimden çekilirse sorun çözülür mü?

PEARSON: Evet... Irak'ta bir yönetim değişikliği olursa, Saddam çekip giderse şu anki savaş koşuları da ortadan kalkar.

SORU: ABD’nin taleplerinin karşılanması için alınacak kararların TBMM’den çıkması gerekiyor. Savaşa katılma, asker konuşlandırma, geçişler ve diğer istekler için Türkiye'nin çok zor karar verebileceğini biliyor musunuz. Çünkü Türkiye'nin neredeyse tamamı savaşa karşı.

PEARSON: Evet, ABD’nin taleplerine ilişkin kararların TBMM’den çıkmasının zor olduğunun biliyoruz. Bu yüzden de Türkiye'nin Anayasal sürecine saygılıyız. Ancak, ABD olarak biz Türkiye'nin zararlarının karşılanması için elimizden geleni yapacağız.

SORU: 90'daki Körfez Savaşı’nda da aynı şeyi söylediniz. Ve Körfez Savaşı’nın zararını en çok Irak ve Türkiye çekti. Bugünkü ekonomik krizin nedeni de buraya dayanıyor.

PEARSON: ABD, Türkiye'nin ekonomik durumunu biliyor. Size, gerekli desteği de vermeye çalışıyor. Ancak, şunu da söylemem gerekir ki, ABD ve Başkan Bush henüz savaş konusunda böyle bir karar vermiş değil. Bu yüzden Türkiye'den de savaşa ilişkin bir destek bekliyoruz diyemeyiz.

SORU: Konuşmalarınızda sık sık barış diyorsunuz. Ama bir yandan da bölgeye asker ve güç yığıyorsunuz. Bu ABD’nin savaş istediği anlamına gelmiyor mu?

PEARSON: Biz gücümüzü göstererek Saddam'ı "acaba caydırabilirmiyiz" diyoruz. Bu yüzden bölgeye yığınak yapıyoruz.

SORU: 80'li yıllarda İran- Irak savaşında ABD Irak'ı destekledi. Kitle imha silahları da bu dönemde ortaya çıktı. Bunda ABD’nin de sorumluluğu yok mu. Yani, "bu canavarı biz yarattık" diyor musunuz?

PEARSON: Evet... Belki 80'li yılların koşullarıyla sonuçların bugüne böyle yansıyacağını bilemiyorduk. Bunda bizim de biraz sorumluluğumuz olabilir.

SORU: BM kararlarına uymayan sadece Irak değil. Başka ülkeler de var. Onlara da aynı kararlılığı gösterecek misiniz?

PEARSON: İsraliden mi bahsediyorsunuz?

SORU: İsrail veya bir başka ülke bu çok önemli değil...

PEARSON: ABD olarak biz Ortadoğu'da İsrail ile Filistin arasında kalıcı barışın sağlanmasından yanayız. İsrail'in de işgal ettiği topraklardan çekilmesini istiyoruz. Bunu da bir çok kez dile getirdik.

SORU: Peki, ABD’nin Irak'a operasyon düzenlemesinde petrolün rolü nedir?

PEARSON: Petrol bu işin gerekçesi değildir. ABD öncelikle tehdit unsurunun ortadan kalkmasını istiyor. Bunun için çaba harcıyoruz. Asıl amacımız bu. Yoksa, petrol çok küçük bir ayrıntıdır.

X

Temizel: Her hırsızlığın devlette kaydı var

Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'na ifade veren eski Maliye Bakanı Temizel, "Her hırsızlığın belgesi devlette vardır. Bir belgenin altında en az 15 imza var, bakın" dedi.

Tüm yolsuzlukların Devlette kaydının bulunduğunu vurgulayan Temizel,

"Devletten kayıtsız para çalamazsınız. Belgesiz hırsızlık olmaz. yolsuzlukların da devlette mutlaka kaydı vardır" dedi. 

Yaklaşık üç saat meclis yolsuzlukları Araştırma Komisyonuna bilgi veren Zekeriya Temizel, 2000 Kasım, 2001 Şubat krizleri, el konan bankalar ve yolsuzluk iddialarına ilişkin soruları yanıtladı.

Temizel, sorular sırasında ağırlıklı olarak, ekonomik suçun

tanımlanması, yolsuzluklarla elde edilen haksız kazançlar ve yolsuzlukların önlenmesi için yapılması gereken yapısal ve yasal önlemler üzerinde durdu.

Temizel, Kasım ve Şubat krizlerinin nedenini "kamu borçlanmasına" dayandırdı.

Yazının Devamını Oku

Fransa Türkiye'de destek arıyor

Fransa Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le Irak'ı görüşmek üzere yarın Ankara'ya geliyor. Fransa Irak'ın yeniden yapılandırılmasında Birleşmiş Milletler'in merkezi rol üstlenmesini istiyor ve bu konuda güçlü bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyor.

Irak'ta savaşın sona ermesinden sonra bölgeye yönelik ilk ziyaretini gerçekleştiricek olan Fransız Dışişleri Bakanı ile başta Irak'ta yaşanan gelişmeler ile ikili ilişkiler ve Türkiye'nin AB üyeliği ele alınacak.

Edinilen bilgiye göre Abdullah Gül'le görüşme talebi Fransa Dışişleri Bakanı de Villepin tarafından geldi. Dominique de Villepin, Nisan ayı başında Brüksel'de gerçekleştirilen NATO toplantısı sırasında Gül ile yaptığı görüşmede, en kısa zamanda Ankara'yı ziyaret etme arzusunu dile getirmişti.

IRAK'IN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

De Villepin ile Gül, bir çalışma yemeğinde, Irak'ın idari yapılanması, imarı ve bu ülkeye yapılacak insani yardımlar konusunda görüş alışverişinde bulunacaklar.

ABD'nin askeri müdahalesine karşı çıkan Fransa, Almanya ve Rusya ile birlikte, Irak'ın yeniden yapılanmasında BM'nin merkezi rol oynamasını ısrarla savunuyor.     Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de, Irak'a komşu ülkelerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da 18 Nisan'da yapılan istişare toplantısı öncesi yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Irak'ta yeniden yapılanmasının BM şemsiyesi altında gerçekleştirmlesini istediğini söylemişti.

ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI

De Villepin'in ziyareti iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi açısından da büyük önem taşıyor.

Çünkü, iki yıl önce Fransız Parlamentosu'nun 1914 olaylarını Ermeni soykırımı olarak niteleyen yasayı kabul etmesi, iki ülke arasındaki ilişkilere büyük darbe vurmuştu.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan: Kıbrıs politikası değişmeli

AKP lideri Tayyip Erdoğan, Kıbrıs meselesinin ''el zayıflatan bir mesele olmaktan çıkarılması gerektiğini" söyledi. Annan Planı'nın müzakere edilebilir olduğunu ifade eden Erdoğan, "Kıbrıs’ta asla ver - kurtul politikasından yana değiliz ama bu saatten sonra 40 yıllık politika ile de bir yere varılamayacağını söylüyoruz" diye konuştu.

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının sona ermesinin ardından, parti il başkanları, Genel Başkan Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. Erdoğan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, iç ve dış siyasi gelişmelere ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Kıbrıs ile ilgili gelişmelere değinen Erdoğan, Kıbrıs meselesinin ''el zayıflatan bir mesele olmaktan çıkarılması gerektiğini, bunun için de müzakereye açık olduklarını ifade ettiğini'' anımsattı.

Kıbrıs konusunda statükonun yerleşik dilini kullanmaktan yana olmadıklarını ifade eden Erdoğan, bu çerçeveden bakıldığında 40 yıldır devam eden Kıbrıs problemine bir çözüm bulmak gerektiğini söyledi. 

Her iki tarafın da çözümsüzlüğü bir siyaset biçimi olarak benimsememesi gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:     

Yazının Devamını Oku

AKP'den AB'ye özel dosya

AKP lideri Tayyip Erdoğan, Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi için görüştüğü AB ülkelerinin liderlerine, diğer aday ülkelere ilişkin bir de dosya sundu. Bu dosyada, Türkiye'ye uygulanan çifte standart vurgulanıyor ve adaylığı kabul edilen 6 ülkenin eksikliklerini gösteriliyor.

Ak Parti lideri Erdoğan'ın Avrupa Birliği çıkarması çok tartışıldı, tartışılmaya da devam ediyor. 14 ülkenin yanısıra Avrupa Birliği Parlamentosu'nu da ziyaret eden Erdoğan, Türkiye'nin 12 Aralık Kopenhag Zirvesi'nden müzakere tarihi alması gerektiğini dile getirdi.

Erdoğan, bunun için gerekçelerini de iki önemli başlıkta topladı. İlki, Türkiye'nin yapması gerekenler. Diğeri ise, AB ile müzakerelere başlayan ya da adaylığı kabul edilen 6 ülkenin gözle görülür eksiklikleriydi.

AKP lideri, temasları sırasında önce Türkiye'nin yapması gerekenleri anlattı. Demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için Anayasa ve yasalarda yapılması gerekli değişiklikleri sıraladı. İşkenceden, yabancı vakıflara, CMUK'tan, DGM yasasına kadar hazırlanan çalışmaları ayrıntılarıyla dile getirdi.

Ancak, Erdoğan'ın sunduğu asıl dosya AB ile müzakerelere başlayan ya da adaylığı kabul edilen ülkelerin ne gibi eksikliklerinin bulunduğu çarpıcı bir şekilde ortaya konuyordu.
Erdoğan'ın "çifte standardı ortaya koymak için" sunduğu özel dosyada 6 ülkenin eksiklikleri şöyle sıralanıyor.

BULGARİSTAN:

- Polis tarafından uygulanan şiddet ve kötü muamele devam ediyor. Azınlıklar ve özellikle de Romanlar ciddi şekilde etkileniyor.

- İnsan ticaretinde önemli bir transit ülke konumunda.

Yazının Devamını Oku

AKP'den AB'ye özel dosya

Tayyip Erdoğan, AB liderlerine, çifte standardı ve adaylığı kabul edilen 6 ülkenin eksikliklerini gösteren özel bir dosya sundu.

Ak Parti lideri Erdoğan'ın Avrupa Birliği çıkarması çok tartışıldı, tartışılmaya da devam ediyor. 14 ülkenin yanısıra Avrupa Birliği Parlamentosu'nu da ziyaret eden Erdoğan, Türkiye'nin 12 Aralık Kopenhag Zirvesi'nden müzakere tarihi alması gerektiğini dile getirdi.

Erdoğan, bunun için gerekçelerini de iki önemli başlıkta topladı. İlki, Türkiye'nin yapması gerekenler. Diğeri ise, AB ile müzakerelere başlayan ya da adaylığı kabul edilen 6 ülkenin gözle görülür eksiklikleriydi.

AKP lideri, temasları sırasında önce Türkiye'nin yapması gerekenleri anlattı. Demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için Anayasa ve yasalarda yapılması gerekli değişiklikleri sıraladı. İşkenceden, yabancı vakıflara, CMUK'tan, DGM yasasına kadar hazırlanan çalışmaları ayrıntılarıyla dile getirdi.

Ancak, Erdoğan'ın sunduğu asıl dosya AB ile müzakerelere başlayan ya da adaylığı kabul edilen ülkelerin ne gibi eksikliklerinin bulunduğu çarpıcı bir şekilde ortaya konuyordu.
Erdoğan'ın "çifte standardı ortaya koymak için" sunduğu özel dosyada 6 ülkenin eksiklikleri şöyle sıralanıyor.

BULGARİSTAN:

- Polis tarafından uygulanan şiddet ve kötü muamele devam ediyor. Azınlıklar ve özellikle de Romanlar ciddi şekilde etkileniyor.

- İnsan ticaretinde önemli bir transit ülke konumunda.

Yazının Devamını Oku

Atina izlenimleri: Temaslar sıcak, açıklamalar soğuk

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan'ın başkenti Atina'da başbakan gibi ağırlandı. Erdoğan, Atina Venizelos Havalimanı'nda Yunan Hava Kuvvetleri şeref kıtası tarafından karşılandı.

Esat PALA / ATİNAAKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan'ın başkenti Atina'da başbakan gibi ağırlandı. Erdoğan, Atina Venizelos Havalimanı'nda Yunan Hava Kuvvetleri şeref kıtası tarafından karşılandı.

Atina'daki temasları boyuca Erdoğan ve beraberindeki heyet başbakakan protokolü muamelesi gördü. Temaslar sıcak geçti ancak bu sıcaklık açıklamalara yansımadı Yunan Başbakanı Simitis "Türkiye'nin AB'ye üyeliğini destekliyoruz ama Kıbrıs sorunu muhakkak çözülmeli" dedi. Üstelik Simitis Türkiye'yi uluslararası hukuk kurallarına uymayan bir ülke gibi gösterdi. Ege kıta sahanlığı ve diğer tarihi sorunlar Simitis'in açıklamalarında sık sık yer aldı.

Temaslar sıcak geçse de Türk heyeti Atina caddelerinden geçerken bazı Yunanlılar aynı sıcaklığı göstermedi. Bazı Yunanlılar'ın Türk basın otobüsüne küfürlü el kol hareketi yapması dikkati çekti.

Bu gezinin belki de unutulmayacak tek fotoğrafı Erdoğan ile Simitis'in başbakanlık binasından Aigli restorana birlikte yürüyerek gitmeleri oldu. İki lider samimi pozlar verdiler. Öğle yemeğinde kırmızı şarap ikram edildi ancak Erdoğan şarabı kibarca geri çevirdi.

Yazının Devamını Oku