Özlem sofrası

Havada nefes darlığı var. Yaz mı sıcak sıcak gelen, yoksa hep beraber bir seraya mı kapatıldık haberimiz yok.

Yakında bedenimde nemden çeşidi bol bitkiler filizlenecek. Bir de Latince bir ad buldum mu kendime, ben artık bir sera bitkisiyim.

O sınıra geldik, şehirce.

Birileri üstten avuçları ile bastırdıkça bastırıyor, biz de aşağıdakiler olarak sıkıştıkça sıkışıyoruz. Yakında köşe bucak eriyik halinde sıvı birikintilerimize rastlarsanız şaşırmayın.

Şehirde sıcak olmuyor.

Nerde güzelim serin kış, şöyle bir kazak atarsın sırtına tamamdır. Kendinde olursun, diri beyninle daha duru düşünürsün. Akmazsın, kokmazsın, bitkiye dönüşmezsin. Karar verdim ben kışı daha çok beğeniyorum şehrim ve kendim için. Bir de yeni kış sezonu için mağaza hazırlıkları var, heyecanlıyım.

Gönlüm iyiden özlemden kış’ı arar oldu.

Bir çeşit özlem kuşağı içinde yaşıyoruz biz insanlar. Devamlı bir şeyleri özleriz. Elimizdedir ama biz başkasını özleriz. Hep daha farklısını, bir tık ötesini isteriz. Sürekli özlem kuşağında dolaşıyoruz. Tatminsiz varlıklarız kabul etmek gerek. Hayatımız geçer gider, ne için, özlediklerimize kavuşmak, bu kavuşmanın maddi karşılığını kazanmak için çalışmak.

Bu denklem bu kadar basit mi gerçekten?

Doğuyoruz ve ölüyoruz.

Bu iki kelime arasına neler sığdırıyoruz bakmak gerek. Keşke her insan kendi cümlesini hayatla ilgili, oturup yazabilse. Kimbilir kaçırdığımız ne çok şey var. Cümlenin kısa ya da uzun oluşu değil önemli olan, kritik nokta neyi kavradığımız ile ilgili.

***

Bence en yorucu duygudur özlem. Beklemek yorar, farklı varyasyonlarını üretmek yorar, negatif kasesine koyarsın eşittir buhran gelir, pozitif kasesi sahte mutluluk getirir. Aman ne zor bir duygudur özlem.

Aşk ile ilgilisi çok acıtır, kişiliklere fevkalade zararlıdır. Tek iyiliği üretken bir insansan sana bol bol şiir, şarkı, beste yazdırır. Değilsen bir anda şair olursun, yaratıcı durumlara katkısı vardır. Madde özlemi çekenlere cümlem uzun. Denklemi, terazisi hassastır.

Hayat geçer, cümlenin sonu gelir evin son taksiti gelmez ise düşünmekten öte derhal yön değiştirmek gerektir. Bir de çoklukların özlem kuşağında yaşayanlar vardır. Onlar hep ve her şey benim olsunculardır. Sayısız evim olsun, her yeni çıkan zımbırtıdan muhakkak hemen alınsın, sezon mu açıldı, derhal özlem giderilsin, bende olmayan hiçbir şey kalmasın. Onların özlemi hep açtır ve bu yaşamlarında hep de aç kalacaktır. Yapılacak bir şey yoktur.

Bu açlığı deneyimlemek için gelmişlerdir dünyaya, kendi hallerine bırakmak ve sakince izlemek gerektir.

Her birimizin özlemleri mutlaka var.

Çünkü şeklimiz şemalımız böyle.

İnsan olmak bir nevi açlık demek. Öğrenme açlığı yaşayarak, hissederek doymaya çalışıyoruz. Her bir öğrenme sofrası, bir açlığı kapatmak demek.

Özlem dürtüsü terazi dengede ise bize çok zengin, derin sofralar sunabilir.

Terazide şaşma varsa, devamlı birbirinden farklı sofraya da otursak, hep aç kalkarız o sofralardan.

***

Şimdi sera zamanını yaşarken şehrimde, söylenirken bitki olduk artık diye sanmayın, kışa özlemim beni anımı sevmekten uzaklaştırdı.

Geçen gün yağan yağmuru öylesine severek içime çektim ki, atölyeden fırlayıp arka sokağa yaz yağmurunla buluşmanın keyfini yaşadım.

Şehirler sıcak, şehirlerde yaz sisi var, bazen bunaltıcı anların içinden artık tatile gitmek istiyorum haykırışları duyuluyor, tatilde keyif tadanların mutlu tembel gülüşleri duyuluyor bazen, ben özlediğim yağmuruma kavuşmuşum, ıslanmışım bir yaz gününde, özlemler dengede sofralardan sakinlik geliyor, özleme aç sofralarda bir hareket, hiç bereket çalışması sürüyor, hayat cümlesine bir kelime daha ekledik, kurgu akıyor gidiyor...

Sevgi ile kalın...
Yazarın Tüm Yazıları