Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oya Berberoğlu: Ya hayali ihracata göz yumacaksınız ya da






Oya BERBEROĞLU

İHRACAT ile ithalat arasındaki reel fark (20 milyar dolar) ithalat lehine giderek büyüyor. İstikrar programı uygulamaya girdiğinden bu yana sektörden de ‘‘programın ihracat ayağı eksik’’ eleştirileri yapılıyordu.

İstikrar Programı’nın can acıtıcı etkileri görülmeye başlandı. Programdan tavizler de! (Bakınız dolaylı vergi affı) Tekrar ekonomide o korkunç sarmala (enflasyon, yüksek faiz vb.) mı gireceğiz? Allah göstermesin.

Neyse Hükümet, reel sektör tabir ettiğimiz kesimlerle toplantılara başladı. Önümüzdeki günlerde ihracatçılarla ayrı bir toplantı daha yapılacakmış.

Hükümet'in iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin ‘‘dertlerini’’ dinlediği önceki günkü zirve sırasında, bazı işadamlarıyla konuştum. Biri de Akfen'in patronu Hamdi Akın'dı. Hamdi Bey'e sordum, ‘‘Ekonominin tıkanmasını aşacak bir çıkış yolu var mı?’’ diye.

‘‘Maalesef gelinen nokta çok acı. İki alternatifli yolları kaldı. Ya bu Hükümet hayali ihracata gözyumacak, ya da farklı kur politikası uygulayacak. 20 milyar doların gelmesi lazım. Haziran ayına kadar tedbir almazlarsa ilk etapta mutlaka yüzde 7.5 arkasından biraz daha fazla devalüasyon yapmak zorunda kalacaklar’’ diye özetledi.

(Bir zamanlar merhum Turgut Özal'ın yaptığı hayali ihracata göz yumma olayı! Olacak iş mi? Böyle bir şey olamaz tabii.)

Hamdi Akın'ınki bir öneri değil kuşkusuz, ekonomik saptamalarını yapıyor. Akın'ın görüşlerini detaylandıralım. Hamdi Akın diyor ki:

- Normal ihracat yapacak ne malınız ne de haliniz var. İhracatı teşvik edemiyorlar. Öyle bir heves de yok. Ama ihracatı artırıcı tavizleri vermek zorundalar. Acil tedbir almak zorundalar. Aksi halde ehveni şer ne yapacağız Allah kahretsin dışarıdaki dövizleri bir yolla getirmek zorundayız. Türkiye'nin kurtuluşu bu dövizlerde.

İhracatı artırmadan, ithalatla farkı kapatmadan ve ülkeye taze döviz sokmadan bu işin çözümünü bulmaya imkan yok. Ya hayali ihracata göz yumacaklar dediğim gibi ya da ihracat yapana farklı kur uygulayacaklar. Yoksa zaten devalüasyon kaçınılmaz geliyor...

Böylelikle ihracata yüklenilecek. Üretim ayaklanacak. Mart sonuna kadar da uygulanacak politikayı ilan etmeleri gerekiyor. Ne bileyim ya da turizmden 5 milyar dolar artı gelir elde etmemiz lazım. Bu da çok zor görünüyor.

Akın'ın görüşleri özetle böyle.

Mal çıkarmadan döviz getirme, yani hayali ihracat ve tabii vergi iadesiyle devletin söğüşlenmesi yoluna göz yumulacağına ihtimal vermiyorum. Hükümet'in farklı kur uygulamasına geçeceğini de sanmıyorum. Ama devalüasyon için bir şey diyemeyeceğim!

Dar alanda kısa paslaşmalar

O filmden söz etmeyeceğim. Hani dedim ya Hükümet yetkililerinin, iş dünyasının bazı temsilcileriyle yaptığı toplantı sırasında, ben de önde gelen bazı işadamlarıyla konuştum diye. İşte bu toplantılara ilişkin bakışlarını aktarmak istiyorum sizlere.

Dar alanda kısa paslaşmalar diye tabir etti bir işadamı bu görüşmeleri. Bir diğeri ‘‘Geyik muhabbeti’’ dedi. Bir başkası ‘‘O taplantıya katılanlar Hükümet'in sivil hayattaki temsilcileri zaten’’ demeye getirdi.

Biliyorsunuz bizim memleketimizde hep toplantılar yapılır, raporlar sunulur, kurullar kurulur, siyasiler vaadlerde bulunur falan. Ancak her ne hikmetse uygulamada yaya kalınır.

Örneğin yıllardır Ekonomik Sosyal Konsey diye bir kurul oluşturulmaya çalışıldı. Bozuldu, yapıldı. Ama toplanıp da uygulamaya geçirilen bir karar çıkamadı. Bu hükümet döneminde de söz konusu konsey hiç toplanamadı.

Bakalım ekonomimizin önde gelen bazı işadamları son günlerdeki zirve toplantılarına nasıl bakıyorlar? Aslında yukarıda özetlemeye çalıştığım gibi sonuç alınacağını sanmıyorlar. İster muhalefet deyin ister gerçekleri söylüyorlar deyin bakın neler diyorlar?

- Bu toplantılar geyik muhabbeti. Hiçbir şey olmaz. 50 kişi varmış, hükümet dinlemiş. Bir anlamda, bu noktada istikrar programı da bitmiş gibi görünüyor. Bağırışın çağırışın olmadığı yerden sonuç çıkmaz. Askeri disiplin esası içinde bakanların önünde ceketlerini ilikleyen işadamları demek lazım. Gösteri yapıyorlar, Hükümet işadamlarından onay aldık gösterisi yapıyor. O işadamları zaten onların sivil hayattaki temsilcileri.

(Devamı yarın)

Kupa finali Diyarbakır'a yakışır

TÜRKİYE Kupası final maçı, 11 Nisan'da oynanacak.

Fenerbahçe ile Gençlerbirliği karşılaşacak.

18 yıldır Türkiye Kupası yüzü görmemiş Fenerbahçe bu sefer kupayı alabilecek mi bilinmez ama Fenerbahçe Kulubü yetkililerinin bir atağı çok hoşuma gitti.

Galatasaray'ı yenerek final oynama hakkı kazanan Fenerbahçe yetkilileri, kararlarını maçtan hemen sonra açıkladılar. Final karşılaşması Diyarbakır'da yapılsın. (Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın Diyarbakırlı olmasının etkisi olmuştur herhalde)

İlgilenenler bilirler kupalarda final maçları tarafsız sahada yapılır. Hasılatın bir kısmı da o şehre gider. Fenerbahçe, Diyarbakır'ı öneriyor. Kendi payına düşen tüm hasılatı da vermek istiyor. Bir önemli gerekçe daha, şehit edilen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın anısı için olsa gerek. Rahmetli Okkan'ın, Diyarbakır'a, Diyarbakırspor'a çok emeği geçti. Bilebildiğim kadarıyla Okkan, Fenerbahçe Kongre Üyesi.

Dün duyduğuma göre, Gençlerbirliği ise İzmir'de oynanmasını istemiş.

Kararı Futbol Federasyonu verecek.

Diyarbakır'ın sahası küçük, 15 bin kişilik. İzmir'deki saha 70 bin kişilik. Ama olsun Gaffar Okkan'ın anısına, bir nebze de Diyarbakırspor'a katkı için final maçı Diyarbakır'da oynanabilir.

Sanırım Fenerbahçe, hangi saha olursa olsun final maçındaki gelirini Diyarbakır’a bırakacak.

X