Ortaçağ şatosunda masal gibi düğün

GEÇTİĞİMİZ hafta maalesef yazımı yazamadım. Sebebi, çok sevgili Dragon arkadaşım Nevzat’ın dünya evine girmesiydi.

Şaka bir tarafa, takip edenler bilir Dragons Den Programı’ndaki ejderlerden biri olan Nevzat, nefis bir tören ile evlendi, hem de Hırvatistan’ın her tarafından tarih fışkıran Dubrovnik kentinde.
Nevzat çok iyi bir girişimci. Tabii yemeksepeti.com’u akıl etmekle kalmayıp hayata geçiren biri olarak girişimciliğini sorgulamamak gerekir ama sevgili eşi Melis için yaptığı düğün töreni ile çok iyi bir organizatör de olduğunu ispatladı. Bir kere A’da Z’ye derler ya, düğünün olduğu hafta sonunun baştan sona tüm detayları düşünülerek tasarlanmış hem şık hem samimi hem de unutulmaz bir anı olarak tüm davetlilerin hafızalarına kazındığından eminim.
Efendim Cuma sabahı, 150 kişilik bir grup olarak Nevzat’ın davetlileri için özel olarak ayarladığı uçak ile Dubrovnik’e uçtuk. Zaten ilk hoşluklar uçakta başladı... Somonlu sandviçler, Laduree’nin nefis makaronları, bol sohbet...

Tarih kokan şehir

Keyif dolu bir uçuş ve tarih kokan bir şehre iniş! Şehir Ortaçağ’dan kalma eserlerle dolu, her köşesinden tarih fışkırıyor. Uçaktan indik ve otelimize doğru yola çıktık. Şehir, modernleşmiş yeni caddeleri ve yüzyıllardır korunan eski bölümü (Old City) olmak üzere bugün ile tarihin bir harmanı resmen!
Eski şehir bölümü oldukça büyük, etrafı iki sıra yüksek surlarla çevrili ve çok iyi korunmuş. Osmanlılar, bir zamanlar neredeyse dünya haritasının tamamına sahipmiş ya, hani biz bunu Muhteşem Yüzyıl ile bir kez daha hatırladık, işte oralar da bizimmiş meğer! 1365 yılında, yani I.Murat döneminde bu küçük devlet Osmanlı himayesine alınmış, Napolyon dönemindeki savaşların sonunda şehir Fransa’nın olmuş ve 1815 yılında Avusturya yönetimine geçmiş. Böylece 443 yıllık Osmanlı egemenliği sona ermiş. Düşünsenize neredeyse beş asırlık bir hakimiyet!
Ne yalan söyleyeyim, iyi ki de bizim elimizden gitmiş, çünkü şehre çok iyi bakmışlar. Bizim egemenliğimizde kalsaydı bu kent, yüksek gri binalar, harap olmuş tarihi eserler, yerine suni kumlarla oluşturulmuş ticarethaneye dönüştürülmüş plajlar olurdu herhalde dedik!

Korsan gemisiyle şatoya

Gelelim düğün gecesine... Melis ve Nevzat için olduğu kadar benim için de unutulmaz bir geceydi. Bir Ortaçağ şatosu hayal edin, denizden yüksek. Yüksek derken, resmen 180 basamak yukarıda. Allah’tan baştan bizleri uyardılar da topuklu ayakkabılarımızın yanında birer babet de almıştık.
Her çıkılan basamakta acaba bir film setinde miyiz dedirtecek bir manzarayla karşılaştık. Üstelik bu şatoya eski bir korsan gemisi ile gittik. Siyah smokinleri ile şık beyler ve nefis tuvaletleri ile zarif bayanlar! Kimler mi onlar? Bizim dragonlardan Alphan ve eşi Gamze Manas, diğer bir dragon Yalçın ve eşi Tunay Ayaydın, Serhan Süzer, Burcu Esmersoy, CHP Ordu eski milletvekili Sami Tandoğdu, Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ve eşi...

Adriyatik’te Kolbastı!

Nevzat Trabzonspor yöneticilerinden. Hatta düğün öncesi yakın arkadaşları ile bir folklor hocasından ders almışlar ve üzerlerinde Trabzonspor formaları ile hem Sadri Hoca’ya tezahürat hem de ciddi bir kolbastı şov yaptılar! Bence düğünün en keyifli kısmı da oydu!
Düğünde menü de harikaydı. Dünyanın en iyi restoranı olma sıralamasını senelerdir kimselere kaptırmayan İspanyol El Bulli’nin şefinin hazırladığı menü tam bir gastronomik şölendi.

Dubrovnik’te bir Türk markası: Rixos!

NEREDE mi kaldık? İşte bunu yazmaktan ayrıca gurur duyuyorum, Rixos’ta. Rixos bir Türk markası ve bugün Türkiye’de olduğu kadar, Kazakistan, Libya, Bahreyn ve Ukrayna’da açtığı oteller ile de dünya turizmine hizmet eden bir zincir.
Dubrovnik’teki Rixos, tam denizin kenarında bir yamaca kurulmuş ve içinde Casino’su olan tek otel. Odalar muhteşem, servis kalitesi yüksek ve bence her şeyden önemlisi turizm sektöründe marka olmanın ne derece önemli olduğunu bir kez hatırlatan bir otel. Türklerin başarılarının elinden alındığı yüzyıllık kentlerde, bambaşka başarı öykülerine sahip Türkleri 21. yüzyılda görmek de ayrı bir gururlandırıyor insanı.
Yazarın Tüm Yazıları