Ölümsüzlük ve telomeraz

20. yüzyılın başlarında insan ömrü ortalama 50 yıl kadardı. 21. yüzyılın başlarına gelince ortalama yaşam beklentisi inanılmaz bir artış göstererek 80 yıla ulaştı. Bu yüzyılın sonlarında insan ömrünün 100-110 yıl gibi rakamlara ulaşmasını bekleyenler var. Bunda eğitim ve refah düzeyindeki artışın yanı sıra modern tıptaki ilerlemelerin de etkisi var. İşte ‘Longevity tıbbı’ da bunu inceleyen, yeni bir kavram. Size sağlıklı, huzurlu, mutlu ve (mümkünse) daha uzun bir hayat sunmayı amaçlıyor.

Yaşlanma ile ilgili çalışmalarda elde edilen başarıların büyük bir kısmına yaşlanma sonucu oluşan hastalıkların yaptığı hasarlar en aza indirilerek ulaşıldı. Kanser, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altına alınmasında ulaşılan mesafeler, yaşlıların sağlık sorunlarını azaltıp yaşam süresini uzattı.

Ortalama insan ömrüne kolesterol yüksekliği ile savaşın 12 yıl, hipertansiyon ile savaşın 5-7 yıl eklediği hesaplanıyor.

Modern tıp eğer damar yaşlanmasını hızlandıran süreçlere de köklü ve etkili çözümler üretebilirse, özellikle genetik alanında arzu ettiği başarılara ulaşabilirse haberler daha da güzelleşecek.

GENETİK DEVRİM

Bugünün araştırmacıları yaşlanmayla ilgili sorunları ortadan kaldırmayı, kalori tüketimini beslenme bozukluğuna yol açmayacak şekilde azaltmayı, antioksidan desteklerle serbest radiklerin hücrelerin yaşlandırıcı etkilerini ortadan kaldırmayı, bağışıklık sistemini güçlendirip kanserler ve enfeksiyona karşı direnci arttırmayı ve yaşlanma sürecinde ortaya çıkan hormonal- metabolik eksiklikleri yerine koymayı amaçlıyorlar. Hücre temelli tedavilerin ve genetik manipülasyonların bir sonraki aşamada mutlaka gündeme geleceği kuşkusuz.

Yaşlanma sürecini geciktirmenin dev adımları insanların genetik yapısına yani yaşlanmaya neden olan genlerin yapısına müdahale ile mümkün olabilecek. Yaşlanmayı hzılandıran genler (proaging genler) ile yavaşlatan genler (anti-aging genler) doğru olarak tanımlanabilirlerse ortalama yaşam süresinde 40-50 yıllık uzamaları bekleyebilirsiniz.

TELOMERAZ ÇORBASI

Araştırmacılardan bazılarına göre insan ömrünü belirleyen ve biyoritmi idare eden mekanizmalar DNA sarmalının uç kısımlarında kromozomların uç noktalarında yer alan ‘telomer’lerde gizli. Hücrenin ömrünü telomerler kontrol ediyor. Hücreler öldükçe telomerler kısalıyor ve bir noktadan sonra hücre bölünemeyince de tükeniyor.

Laboratuvar ortamında hücrelere telomerlerin kısalmasını önleyen telomeraz enzimi ilave edildiğinde telomer kısalması engellenebilmektedir. Böyle bir hücrenin sonsuza kadar bölünme yeteneğinin bulunduğunu bir başka deyişle ölümsüz olduğunu da düşünebilirsiniz. Bir ampul telomerazı kalçasından yaptırarak, bir tablet telomerazı sabah kahvaltısında içerek ya da akşam yemeğine lahana çorbası yerine bir tabak telomeraz çorbası ilave ederek daha uzun yaşamayı kim istemez?

ÜZÜM SUYU MUCİZESİ

Genetik alanda diğer yapılan çalışmaların sonuçları da şaşırtıcı: SIR-2 adlı gen, üzümde bulunan resveratrol ile veya daha düşük kalorili beslenme sonucunda ömrü uzatıcı yönde davranış değişiklikleri sergiliyor. Tarih boyunca insanlığa yol arkadaşlığı yapan, kralların taçlarını, sütun başlarını ve ölümsüzlük masallarını süsleyen mucize besinin üzüm olması belki de üzüm ve üzüm suyunun içerdiği ‘resveratrol’ ve ‘Oligomerik Proanto Siyanidinler’ gibi besin unsurlarında gizlidir. Yaz mevsimi, biraz da üzüm zamanıdır. 1 tane üzümde 5 kalori, bir bardak üzüm suyunda 150-160 kalori olduğunu unutmadan bu yaz üzümden de suyundan da daha çok yararlanmaya bakın!

NASIL YAŞIYORLAR?

Ayşe Arman
(Gazeteci)

34 yaşındayım. Boyum 1.72. Beş ay önce doğum yaptım. Doğumdan önce kilom 60‘tı, şimdi 65. Beslenme alışkanlıklarım, hamilelikle birlikte 180 derece değişti. Düzensiz besleniyor, oksijen olmayan bir ortamda 18 saat kalıyor, günde 3 paket sigara tüketiyordum. Su içerek sigarayı bıraktım. Bütün hamileliğim boyunca spor yaptım. Her gün 40 dakika yürüdüm. Tuhaf bir şekilde hamilelikte değil de, emzirirken tatlı ister oldum. Şimdilerde, canım tatlı istediğinde müsli ve yoğurt yiyorum. O da kesmezse, bir adet sütlü tatlı. Çay-kahve zaten sevmem, onun yerine ısırgan otu, rezene ve yeşil çayı karıştırarak içiyorum. Tatlandırıcı kullanıyorum. Günde 2 ya da 3 adet. 3.5-4 litreye yakın su içmeye çalışıyorum. Çok erken kalkıyorum, yoğurt-müsli-meyve yiyorum. Ya da kepek ekmeği, bir dilim peynir, domates, salatalık, marul, nane, maydanoz. Öğlen de mutlaka salata, zeytinyağını ölçülü kullanmaya gayret ediyorum. Yanında ızgara et ya da balık. Ya da bir çorba. Sebze çok yiyorum. Gün içinde kendime cacık yapıyorum. Şimdi fark ettim de, ben çok yoğurt tüketiyorum. Light yoğurt. Evde kurabiye türü şeyler bulundurmamaya çalışıyorum. Çünkü emzirirken insanın gözü dönebiliyor. Artık alkol de kullanmıyorum. Arada sırada light bira ya da bir kadeh şarap, o kadar. Ama şöyle iyice bir kafayı bulmayı da özledim. O zamanlar da gelecek inşallah! Kullandığım bir ilaç ya da vitamin yok. Kızım doğduğundan beri kesintisiz 8 saat hiç uyumadım. Öğlen bazen kestiriyorum. Baba tarafımda kalp, anne tarafımda kanser var. Haftada 3 gün hoca eşliğinde çalışmaya başladım yeni. Haftada 3 gün de LPG’ye gidiyorum. Haftada 2 gün de sevgilimle yüzüyoruz. Bir ay sonra Mavi Yolculuk’a gideceğiz de, insan içine çıkacak hale gelmek istiyorum!

PROF. MÜFTÜOĞLU’NUN YORUMU

Evlilik ve hamilelik sürecinin, sevgili Ayşe Arman için sağlıklı yaşam konusunda bir ‘hidayete erme sürecine’ dönüşmesini keyifle izleyenlerdenim! Zeytinyağı, sebze, ızgara balık ve cacık seçimleriniz mükemmel. Cacığın sağlık faydalarını sevgili Mehmet Öz’den önce saptamış olmanız ise şaşırtıcı! Light yoğurt tüketmenizin hiçbir zararı yok. Bizim önerimiz de süt ve süt ürünlerinin mümkün olduğunca düşük yağlı formlarının tüketilmesi. Öğün atlamamaya, düzenli ve dengeli besin almaya, kurabiye ve diğer ‘yasak lezzetler’i sadece keyif için tatmaya, alkolden olabildiğince uzak kalmaya lütfen devam edin. Özleminizin dayanılmaz olduğu noktalarda kırmızı şarabı 3-4 kadehe kadar yükseltebilir, bazen ‘kırmızıda geçmenin’ keyifine siz de varabilirsiniz. Hamilelikle birlikte kazandığı bazı zararlardan kurtulmak için başvurduğu LPG‘den ben bugüne kadar faydalanan herhangi bir hasta görmediğimi üzülerek belirteyim. LPG’ye ayırdığınız üç günü de yüzmeye ayırırsanız daha kárlı çıkarsınız. Size ve sevgili bebeğinize sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum.
Yazarın Tüm Yazıları