Nota bilmez ama rota bilir...

Üst üste iki konser için Açıkhava’ya gideceğim hiç aklıma gelmezdi.

Bir gün önce Sibel Can-Nesrin Topkapı’yı izlediğimiz sahne bu kez çok daha kalabalık.

İbrahim Tatlıses’in bir tarafında 50 kişilik senfoni orkestrası, diğer tarafında 20 kişilik saz ekibi.

Müzik hayatında uzun yıllar boyunca ülkenin elit tabakası tarafından görmezden gelinen ve burun kıvrılan Tatlıses, 2000’li yıllarla birlikte hak ettiği yeri buldu. Değişen Tatlıses değildi, sadece elit kesim Tatlıses’in şarkılarını sevdiğini yüksek sesle itiraf etme cesaretini gösterdi.

Ya da göstermek zorunda kaldı.

Tatlıses’in şarkılarıyla Şamdan’da göbek atılır, en lüks teknelerde viski yudumlanır oldu.

Açıkhava’daki konser bu durumu özetleyen son noktaydı. Daha ne olsun bir yanda senfoni orkestrası diğer yanda Tatlıses...

Bir yanda şık şıkıdım hanımlar, Ali Kırca
’dan Deniz Akkaya’ya, Ahmet Nazif Zorlu’dan Nilgün Belgün’e kadar ünlü isimler, diğer yanda İbo’yu yıllardır yalnız bırakmayan yol arkadaşları...

* * *

Tatlıses için bu konser çok önemliydi. Bu yüzden konserden önce koyun kesmiş, biz görmedik...

Ama duyunca, ‘İyi ki sahnede kesmedi, otel odasında mangal yapan sahnede koyun da keserdi’ diye gülüştük.

Seyircide bir büyük merak vardı: Acaba Tarkan sahneye çıkıp Tatlıses’le düet yapacak mı?

Bu gerçekleşmedi ama Tatlıses’in Tarkan’dan gelen ‘Yenilikçi çalışmalarından dolayı kutluyorum. Açıkhava’yı salla’ mesajını okuması bile yetti.

Malum ikili arasında iki yıl önce çıkan tartışma, tarafları mahkemelik yapmıştı. İbo Show’da ‘Biz Tarkan gibi kıvırmıyoruz o nereden mega star oluyor’ sözleriyle başlayan tartışma ‘hıyar’ kavgasına dönmüştü.

Tarkan’ın konsere gönderdiği mesajla buzlar eridi mi acaba...

* * *

Hazırlıkları günden önce başlayan konserde Tatlıses, ‘Ben nota falan bilmem ama Allah’ın bana çizdiği bir rota var. O rotada gidiyorum. Aklımın ucundan bile geçmezdi bir gün bu orkestrayla Ayağında Kundura’yı söyleyeceğim’ dedi.

Kimin aklına gelirdi ki...

Orhan Şallıel yönetimindeki senfoni orkestası ve merdiven boşluklarına kadar Açıkhava’yı dolduran seyirciyle birlikte Ayağında Kundura’yı da söyledi, Kara Üzüm Habbesi’ni de...

* * *

İbo’nun her sahneye çıkışı ya bir sözüyle gündeme gelir ya da pot kırmasıyla.

Açıkhava’da da gelenek değişmedi. 17 Ağustos depreminin 6’ncı yılında hayatını kaybedenleri saygıyla andığını belirten İbo, ‘Bugün depremin 6’ncı yılını kutluyoruz’ dedi.

Hatasını anlayan Tatlıses öğrendik ki basın mensuplarına, ‘Herkesten özür dilerim. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum’ demiş.

* * *

Yaklaşık 4 saat süren konserde, 40’a yakın türkü söyledi Tatlıses ve bu ülkenin en büyük yorumcusu olduğunu gösterdi.

Bu yüzden de çok kızdım Tatlıses’e. Bu kadar büyük bir sanatçının küçük kavgalara girmesine, sanal alemde gereksiz polemiklerle boğuşmasına bir anlam veremedim. Nota bilmeden rotası olan İbo’nun kavgalarında da çok daha güçlü, yani kulak asmayan bir rotası olması lazımdı.

* * *

Son bir not da, magazinci arkadaşlara. Duyduğuma göre Açıkhava konserlerinden sonra İbrahim Tatlıses, oğlu İdo’yu da alarak Miami’ye hayat arkadaşı Derya Tuna’yı ziyarete gidecekmiş.

Hem eski kavgaları, kırgınlıkları unutmak hem de senfoni orkestrasıyla verdiği konserin keyfini ailece çıkarmak için...

Televizyon küfür öğretmez

Koreli yönetmen Park ChanWook’un, Old Boy adlı filminde bir sahne var; ‘Televizyon küfür öğretmez’ diyor.

Demekle kalmıyor, bunu harika bir şekilde anlatıyor da...

Filmde çok içtiği bir gecenin sonunda ortadan kaybolan bir adam, kendisinin dahi bilmediği bir sebepten 15 yıl boyunca bir odada kilitli tutuluyor.

Serbest kaldıktan sonra da intikam peşine düşüyor.

Adamın 15 yıl boyunca odasında zaman zaman izlediği bir televizyon var.

Yalnızlıktan kafayı yeme noktasına geldiği için ne olup bittiğini anlamadığı bir televizyon.

Adam özgürlüğüne kavuştuğu gün, bir sokak çetesiyle kavgaya giriyor.

Kavgada duyduğu küfürleri anlamadığı için de dalga konusu oluyor.

Çünkü 15 yıl boyunca onu hayata bağlayan tek şey olan televizyonda bu küfürleri hiç duymamış.

Tam da bu noktada ‘Televizyon küfür öğretmez’ diyor yönetmen.

Haklı da!

Televizyonda hiç duydunuz mu küfür? En fazla bip’lenir.

Zaman zaman çocukların ve gençlerin ahlakını bozduğu söylenen televizyon küfür öğretmediği gibi, uyuşturucu kullanmayı da öğretmez, fuhuş yapmayı da, intihar bombacısı olmayı da...

Bunları öğreten hayatın kendisi.

Beş-altı yaşındaki çocuklar ilk ayıp kelimelerini herhalde televizyondan öğrenmiyor.

Ya ailesinden duyuyor ya da arkadaşlarından...

Siz aile içi şiddetin yaşandığı, küfür ve dayağın gırla gittiği bir ortamda büyüyen çocuğun ya da kötü bir çevrede yetişen gencin televizyona ihtiyacı olduğunu mu düşünüyorsunuz...


TARİHTE BUGÜN

10 YIL ÖNCE

19 Ağustos 1995

Şehnaz Tango döndü

Şehnaz Tango dizisinde rol alan Perran Kutman, Amerika tatilinden döner dönmez dizinin yeni bölümlerinin çekimlerine başladı.

1 YIL ÖNCE

19 Ağustos 2004

Aşk bitti, dizi devam

Özcan Deniz’in yeni dizisi Haziran Gecesi’nin ilk bölüm çekimlerine başlandı. Gazeteler Özcan Deniz-Naz Elmas aşkını yazdı.
Yazarın Tüm Yazıları