New York’ta Sanat Dolu 15 Gün

New York’a eşimle birlikte Gökçen Gökçebağ’ın oynadığı iki oyunu izlemek için gittik.

Haberin Devamı

Ayrıca 20 kez gitsem bile yine gitmekten büyük keyif aldığım müzeleri dolaşmakta planlarım içinde idi. Eylül ayında New York’u hiç görmemiştim. Hani Ankaramızın eylülü meşhurdur. Hatta denir ki, “Başkent bu mevsimde bir başka güzel olur.” Ağaçların yaprakları sararır ve sarının 1001 türlü varyasyonu ortaya çıkar. Gerçekten seyretmeye doyamayacağınız, içinizden “ah şunların bir resmini yapsam” dedirten manzaralar oluşur.
Bende New York’u öyle zannettim ama baharda nasılsa Eylül’de de aynıydı.
Yani değişen pek bir şey yoktu. Herkesin bildiği gibi bu şehir dünyanın en uzun gökdelenlerinden oluştuğu için, yeşillik alanlar gerektiği kadar ve miktarda planlanmış. Gerçekten oldukça sık park alanlarına sahip. Bu parkların bazılarına da özel kültür alanları yapmışlar. Örneğin profesyonel tiyatro oyunlarını buralarda seyredebiliyorsunuz.

Haberin Devamı

Keşke bizde de böyle müzeler olsa

İşte Gökçen’de böyle bir tiyatronun aktörlerinden. Oyunun adı “İason And The Argonauts.” Argonatlar, M.Ö. 3. yy.’da yaşadığı sanılan bir kavimdir ve başlarında İason olmak üzere altın postu ele geçirmek için yola çıkmaları ve başlarından geçen türlü maceraları anlatan bir oyun. Bu tiyatro topluluğu daha çok açık hava mekanlarında gösterilerini halka sunuyor. Halk da inanılmaz bir ilgi gösteriyor. Gökçen’de bu oyunun başrollerinden birini üstlenmişti. Hani oğlum diye söylemiyorum, gerçekten çok başarılı bir performans ortaya koydu. Hatta etraftan Gökçen’le ilgili çok güzel şeyler söylediler. Anne, baba olarak gözlerimiz yaşardı. Ertesi günü Metropolitan Müzesi’ne gittik. Nedendir bilmem ama ben bu müzeyi gezmeye doyamıyorum. Her seferinde bir ressamı keşfediyorum. Bu kez Goya’yı ve Cezanne’yi bir defa daha keşfettim. Keşke bizde de böyle müzeler olsa diye hayıflandım.

Ülkemizi şerefle temsil ediyorlar

New York’ta bizim bir çok genç sanatçımız yaşıyor. Bunlar ülkemizi şerefle temsil ediyorlar. Kimi tiyatro dalında, kimi müzik dalında, kimi de dans dalında. Korhan Başaran burada yaşayan çok değerli modern dansçımız. Bu genç kardeşimiz New York’ta modern dans yaparak ve öğreterek yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Gökçen’in de Bilkent’ten sınıf arkadaşı.
25 Eylül 2012’de New York Brodway’de ki Alvin Ailey Theater’da bir gösteri düzenlediler. Gökçen’in de tiyatrocu olarak rol aldığı bu oyunu herkes zevkle seyretti. Hakikaten çok başarılıydılar. Oyun sonunda Korhan’ı ve Gökçen’i tebrik ederken “Hocam ne olur New York Başkonsolosluğumuz ve Kültür Ateşeliğimizi de yazın çünkü bizi hakikaten çok desteklediler. Özellikle Zümrüt Atıl Hanımefendi. Elinden gelen imkanları bizim için önümüze serdi.
Sonra New Museum diye isimlendirilen en son Çağdaş Sanatçıların sergilendiği müzeye gittik. Size şöyle anlatayım. Hani her yıl İstanbul Tophanesi’nde ki Antrepo’da açılan bir sergi vardır. İçinde Vidioart, Bodyart vs. sergilenir. İşte bu tür sanatın ağababaları orada sergileniyor. Öyle şeyler yapmışlar ki aklımız almadı. Mesela 70 cm çapında bir balon düşünün. Bu nesne havada öylesine duruyor, hiçbir yerle bağlantısı yok. Vallahi biz oğlumla birlikte olayı çözemedik. Hep şunu söylüyorum, “Sanat eseri denince, insan, vay be nasıl yapmış demeli”

Haberin Devamı

Etkileyici caz konseri

Eğer NewYork’a gittiyseniz muhakkak MO-MA’yı (Modern Sanatlar Müzesi) görmeniz gerekir. Dünyanın en çok gezilen müzelerinden biridir. Oraya gittiğinizde Dünya Sanatı nerelerde seyrediyor? sorusuna cevap bulabilirsiniz. Nitekim bende gezdiğimde epeyce yeni şaşırtıcı düzenlemeler, videolar izleme imkanını buldum. Örneğim ilgimi çeken bir eserden söz etmek gerekirse, sanatçı 120x140 cm boyutlarında üç adet beyaz tuvali duvara asmış. Yahu bunda ne var diye dikkatli baktığınızda çerçevenin kırmızı, mavi, sarıya boyandığını fark ediyorsunuz. Yani sanatçı tuvalin üstünü boyayacağına çerçevelerini boyamış.
Sanat öyle sonsuz bir şey ki, “yahu adam bunu da yapmış, bundan sonra daha ne yapabilir ki” diyorsun. Bir bakıyorsun sanatçı yepyeni bir şey ortaya çıkarmış.
Bu arada NewYork’ta yaşayan, genç caz sanatçımız Ece Göksu’dan da söz etmek istiyorum. Bu genç sanatçımız Manhattan’da Drom Hall’de bir caz konseri verdi ki hepimiz çok etkilendik.

Haberin Devamı

Her şeye rağmen yinede Anadolu

Konsere NewYork Başkonsolosumuz Levent İlgen ve eşi, ayrıca konsolos yardımcısı İsmet Erikan ve eşi geldiler. Diplomatlarımızın böyle sanatçılara arka çıkmaları, desteklemeleri, orada yaşayan, daha doğrusu yaşamaya çalışan genç sanatçılarımıza manen de olsa büyük bir destek oluyor. Piyanoda ünlü sanatçımız Can Çankaya, Ece Göksu’ya eşlik etti ve bizim için unutulmaz bir konser oldu.
NewYork Başkonsolos yardımcımız, şimdi ise Tayvan Başkonsolosumuz İsmet Erikan ve Rezzan Erikan çok sanatsever bir aile olduklarından neredeyse bütün sanatçılar onları bilirler. Bu çift sanat ve sanatçı nerde ise onlarda ordadır. Hep beraber Chelsea’deki sanat galerilerini dolaştık. Gezerken aklıma bir soru takıldı. Tuval resmi sona mı eriyor diye. Sonra içim rahatladı. Ne kadar teknolojik malzeme sanatta kullanılsa da bence hala tuval resmi yerini ve gündemini koruyor.
Daha anlatılması gereken bir çok şey var. Hakikaten sanatın merkezine gidip orada yaşamak bizim gibi sanatçıları ihya ediyor. Ama ben yine, kendi toprağımız, taşımız, havamız, insanımız yani Anadolu diyorum.

Yazarın Tüm Yazıları