Mümtaz Soysal: Ağırlık

Mümtaz SOYSAL
Haberin Devamı

FRANSA'da ‘‘bir adam’’ var. Oriana Fallaci'nin aynı adı taşıyan kitabındaki gibi bir adam: Jean-Pierre Chevenement.

İçişleri Bakanı olmasına bakıp sol koalisyonda siyasal önemi büyük bir partinin üyesi sanmayın. Yakın geçmişte Sosyalist Parti'den kopan ve genel seçimlerde ancak yüzde 2 civarında oy alan ‘‘Vatandaşlar Hareketi’’nin lideri.

Ama koalisyon kurulurken de hesapları etkilemiş bir manevi ağırlığı var.

Her şeyden önce, tarihe karıştığı sanıldığı halde ulusal bilinçte canlı kalan ‘‘devrimci cumhuriyet’’ kavramının temsilcisi sayıldığı için.

Yalnız bu Fransa'da tek başına büyük marifet sayılmaz. Ağırlığını asıl artıran, parasal rezaletlere bulaşık siyasetin hayli yaygın olduğu bir ülkede tertemiz kalabilmesi, ilkelerine sıkı sıkıya bağlı oluşu ve ‘‘medeni cesareti’’, yeri geldiğinde sözünü esirgemeyişidir.

Bu açıdan bakınca, ‘‘Türk dostu’’ bilinişi, yalnız bu ülkeye birkaç kez gelip insanlarını tanımış olmasıyla ya da Ankara Büyükelçiliği'nin eski Müsteşarı Fraçois Gouyette'i diplomatik danışmanlığa getirmesiyle açıklamaya kalkmak yanlış. Olumsuz önyargıların bolluğunda böyle bir dostluğu göze alması, başka birçok konuda olduğu gibi, ‘‘adam’’ oluşundan kaynaklanır.

Chevenement'ın adı, son haftalarda, Başbakan Lionel Jospin'in ‘‘Korsika reformu’’ girişimi dolayısıyla gündeme geldi. Adaya birazcık özerklik verir nitelikteki bu girişime cumhuriyet ilkeleri adına kesin biçimde karşı çıkan ve ‘‘Yaparsanız istifa ederim’’ diyen yine tek başına İçişleri Bakanı oldu.

Burada asıl konu, özü yerel kararname çıkarma yetkisini devretmeye yönelik bir girişimin ulusal bütünlüğü bozmadığını yahut İspanya, İtalya ve İngiltere'deki durumlara benzeyip benzemediği falan gibi tartışmalar değil.

Hatta, Chevenement'ın istifa tehdidinin ciddi olup olmadığı da önem taşımaz. Bu haftaki Le Canartad Enchaine'nin bir karikatüründe olduğu gibi, Başbakan'a dönüp ‘‘İstifa sözü etmekten vazgeçmemi isterseniz istifa ederim!’’ demek istemiş de olabilir.

Önemli olan, tek başına çıkışın taşıdığı ağırlıktır: Kimse, tartışmanın başlamasında, Cumhurbaşkanı'nın en azından iki yana çekilebilecek biçimde konuşma zorunluluğunu duymasında ve girişimin sonbahara ertelenişinde, olağan ölçülerle siyasal ağırlığı olmaması gereken bir adamın rolünü inkar etmiyor.

Böyle ‘‘adam’’ adamların azlığı Türkiye'deki tartışmaları halkın gözünde yoğun sis bulutlarına dolmuştur. Örneğin, her kış söylendiği gibi bu ülkeyi tam karanlığa sokacak bir ‘‘elektriksizlik felaketiyle’’ karşı karşıya bulunduğumuzdan ne kadar eminiz? Bazı siyasilerin telaşlı beyanları ile Planlama Teşkilatı'nın hesapları arasındaki çelişki nedendir? Bazı projelere kredi güvencesi vermekten Hazine niçin kaçınıyor? Neler oldu da nükleer santrala ve Mavi Akım'a yolsuzluk söylentileri bulaştı?

Bu konularda hiç ciddi tartışma yok.

Karanlığımız, galiba elektrik azlığından daha çok ‘‘adam’’ azlığından.

Yazarın Tüm Yazıları