Modern Zamanlar

Hadi ULUENGİN
Haberin Devamı

Otomobil papazı nasıl yedi ?

Duymuştum ki, otomobil sahiplerinin de bir ermişi varmış ve bu zatın ismi Aziz Kristof'muş. Fransa'da bir köy papazı eski vakitlerde arabacıları takdis etmeye başlamış ve gel zaman git zaman at beygirinden motor beygirine geçilince, iş ister istemez benzinli veya mazotlu vasıtaya kaymış.

ŞU sıralar ciddi kaygılar ve derin düşünceler içindeyim.

Mal canın yongasıdır, insani endişelerim otomobilimden kaynaklanıyorsa da ilahi acılara garkolmamın sorumluluğunu nemrut bir papaz taşıyor. Anlatayım:

* * *

EFENDİM Hıristiyan, bilhassa Katolik adetlerinden birisini yılın her bir gününe bir aziz veya azizenin adını vermek oluşturur. Takvim paylaşılmıştır. Nitekim, 14 Şubat'ın ‘sevdalılar bayramı’ aslında Aziz Valentinius yortusudur.

Toplam sayılarının on iki olduğu göz önüne alınırsa, tahmin edersiniz ki bu kutsal insan isimlerinden çok az bir bölümünü İsa havarileri oluşturur. Gerisi, eyliyalarımız gibi sonradan ‘ermiş’ mertebesine yükselmiş fanilerdir.

Diyelim ki, fi tarihinde, kuş uçmaz kervan geçmez köyün çoban kızı meradaki Bakire Meryem heykelinin iki gözü iki çeşme ağladığına dair yemin etmişti.

Papaz, piskopos, başpiskopos durumu araştırmış; kızın masumiyetine ilişkin soruşturma yürütmüş; mucizenin doğruluğuna kanaat getirdilerse durumu Vatikan'a bildirmiş; Papa Hazretleri de ikna olduysa çobancağıza ‘Azize’ payesi bahşederek takvimdeki son boş yapraklardan birisine onun adını zikretmiştir.

O tarihten itibaren mumu, adağı ve hacısıyla alçıdan heykel resmi ibadet mevkiine dönüşür ve filanca ayın falanca günü ‘Azize Fişmekan’ olarak anılır.

* * *

BİR bölüm ermiş ise mucize ve uğraşlarına göre belirli bir insan grubuna ‘hami’ addedilirler. Öğrencilere Aya Nikola, avcılara Aziz Patrik böyledir.

Bizdeki ahilik kurumuna benzeyen mesleki loncalar ‘ermiş’siz olmaz.

Tafyalar boralı havada şu ‘saint’e sığınırlar ve pastacılar turta mayasının tutması için bu ‘santa’ya yakarırlar. Onun yortusu geldiğinde de hem dini ayinle, hem de bayramla kendilerine kol kanat geren ‘aziz’i kutsarlar.

Gelenek ‘popüler din’ addedilir ve Hristiyan dünyada hala çok yaygındır.

* * *

DUYMUŞTUM ki otomobil sahiplerinin de bir ‘ermiş’i varmış ve bu zatın ismi Aziz Kristof'muş. Fransa'da aynı adı taşıyan bir köyün papazı eski vakitlerde arabacıları takdis etmeye başlamış ve gel zaman git zaman at beygirinden motor beygirine geçilince, iş ister istemez benzinli veya mazotlu vasıtaya kaymış.

Aküyü kollamak ve kaportayı korumak, yani otomobilini nazardan sakınmak isteyen herkes Saint Christophe günü geldiğinde akın akın bu köye gidiyormuş.

Rahip Efendi kendi elinde istavroz ve çömezinin elinde buhurdanlık, kortej halinde durmadan önünden geçen taşıtları kutsuyor ve onlar için dua okuyormuş.

Aldı mı beni bir sevinç !

* * *

SEVİNDİM, çünkü külüstür otomobilim artık tam dökülüyor. Motor hararet ve fren balatalarım koku yapıyor. Üstelik, geçen gün fukara radyom da yürütüldü.

Hurdayı acentaya dönüştüren büyük zenaatkar Agop Usta'ya mı, yoksa Fransa köyündeki ‘ermiş’e mi sığınayım diye tereddüte düştümse de, hem kese meselesi, hem dünyayı görürüm, hem de sevaba girerim diye ikincisinde karar kıldım.

Ada ayazmasındaki Aya Yorgi din ayırmadığına göre tabii ki Aziz Kristof da ayırmaz dedim ve takdis-i mukaddesle bedavadan otomobil yenileneceğine inandım.

Bekliyorum Saint Christophe günü yaklaşsın, soluğu Fransa'da alacağım!

Fakat iki hafta önce Frenk gazetelerinde çıkan haberle dünyalarım yıkıldı.

* * *

MEĞER köyün yeni papazı kendisinin asla otomobil kutsamayacağını duyurmuş.

Peder Vivien adındaki bu hazret son pazar ayininde verdiği vaazda ‘tüketim toplumuna simge kaportaların üzerinde haç çıkartan bir Hıristiyanlık olmaz. Bu, hem paganlıktır, hem de dini yozlaşmadır. Beyaz kadın ticaretinde para tutmuş hergelelerin getirdiği koca ‘‘Rolls Royce’’ler kaza yapmasın diye onları kutsayarak günaha giremem’ türünden saçma sapan ve bozguncu laflar sarfetmiş.

Eh her yıl o kadar insan üşüşüyor ve lokantası, benzincisi yerli halk bu işten tomarla para kazanıyor, tabiatıyla, ‘eski köye yeni adet nereden çıktı a mendebur, al şu istavrozu da otomobil takdis et’ diyen ahali işgüzar papaza pek kızmış. Nitekim, ayin ertesinde merhamet kutusuna kapik sadaka bırakmamış.

Üstelik Belediye Başkanı ‘ben laik Cumhuriyet temsilcisiyim ama bu herifin üstesinden ancak Klise gelir’ diye Rahip Vivien'i başpiskoposa şikayet etmiş.

Ama Peder Efendi inadım inat, Nuh diyor, peygamber demiyor. ‘Çamurluğunuza da, segmanınıza da başlarım. Servise gidin zındıklar’ diye bas bas bağırmış.

Dolayısıyla, Aziz Kristof haccı bu sene iptal edilmiş ve eğer Vatikan nemrut papazı başka yere postalamazsa daha sonrakiler de tehlikeye girmiş.

* * *

OLAN yine bana oldu. Geçen hafta ölen Brezilyalı kızıl piskopos Don Camara'nın sapkın ‘Kurtuluş Teolojisi’ tarikatına mürid midir nedir bilemiyorum ama, ‘tüketim toplumu’ ve ‘yozlaşma’ gibi tehlikeli sözler sarfeden ve onca yıllık geleneği hiçe sayan bu Peder Vivien yüzünden bütün umutlarım suya düştü.

Aziz Kristof'un nefesi artık otomobilimi kurtaramayacağından, şimdi motoru açtırmak ve balataları değiştirmek için Agop Usta'nın yolunu tutmam ve gayet tuzlu geleceği şüphe götürmeyen fatura hakkında düşüncelere dalmam gerekiyor.

Düşüncelere dalıyorum ve nemrut papazı bir güzel benzetmek için de, hangi ermişin maşacıların ve oklavacıların ‘hami’si olduğunu takvimde arıyorum...

Yazarın Tüm Yazıları