GeriAhmet HAKAN Madem askerle kanka oldunuz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Madem askerle kanka oldunuz

MADEM Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ kanka vaziyetine geldi...

Madem Isparta Eğridir’de birlikte komando eğitimine takılıyorlar...

Madem birbirlerine "Ergenekon" üzerinden sıcak ya da soğuk şakalar yapıyorlar...

Madem Kürt sorunu konusunda ortak bir hassasiyet geliştirdiler...

Madem bir araya gelince "şu DTP’liler de iyice azıttı birader" falan diyerek ortak bir duyarlılığı dile getiriyorlar...

Madem Başbuğ, Erdoğan’ın "tek bayrak / tek millet / tek vatan" şeklindeki sloganına bayılıyor...

Madem beraber yürüyorlar bu yollarda...

Madem artık yağan yağmurda beraber ıslanıyorlar...

O zaman...

Başbakan Erdoğan, aradaki samimiyete binaen, General İlker Başbuğ’dan küçük bir ricada bulunabilir...

General’e diyebilir ki:

"Sayın Genelkurmay Başkanım... Geçen gün Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı’nda askere giden evlatlarının yemin törenine katılmak isteyen 40 yaşın üstündeki anneler tören alanına alınırken, 40 yaşın altındaki başörtülü anneler, kışla kapısından geri çevrildiler... Çocukları şehit olduğunda, cenaze törenlerinde ’40 yaş altı / 40 yaş üstü’ demeden baş tacı yaptığımız bu anneleri şimdi itip kakmamız hiç münasip kaçmıyor... Bir zahmet şu işe bir el atsanız... Hem böylece ’40 yaşın üstündeki türbanlı kadın zararsızdır / 40 yaşın altındaki türbanlı kadın ise zararlıdır’ garabeti de daha fazla yaygınlık kazanmadan son bulur."

* * *

Buradan yemin billah ederek söz veriyorum:

Eğer Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a böyle bir ricada bulunma cesaretini ve kararlılığını gösterebilirse...

Ben de kendisini...

Bu sütundan...

Benzetilmek istediği kahramanlara...

Yani Yavuz Sultan Selim’e, Kanuni Sultan Süleyman’a, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e, Osman Gazi’ye benzeteceğim...

Hatta ve hatta bunlarla yetinmeyip...

Napolyon’a, Büyük İskender’e, Aslan Yürekli Richard’a, Selehaddin-i Eyyubi’ye, James Bond’a, Spartaküs’e, Anthony Quinn’e, Polat Alemdar’a, Malkoçoğlu’na benzeterek yücelteceğim...

Hadi bakalım: Gayret bizden, başarı Allah’tan...

Yetti gayri

MUSTAFA Artık yeter... "Yönetmen"in kederli ve kaygılı yüz ifadesiyle ağır haksızlıklara maruz kalmış edası yeter... "Yerden yere vuranlar"ın saklamaya bile gerek duymadıkları kişiye tapınma kültürünü abarttıkça abartmaları yeter... "Göklere çıkaranlar"ın övgüde sınır tanımamaları yeter... Bir anlamı olur mu bilmiyorum ama yine de söyleyeceğim: Artık içinde "Mustafa" geçen herhangi bir yazıyı ya da röportajı okuyamıyor ve hızla geçiyorum... İçinde "Mustafa" geçen herhangi bir ekran atışmasında da hemen kanal değiştiriyorum...

OBAMA Artık yeter... Derisinin renginden bıktım... Maskesinin renginden bıktım... Kenyalı geçmişinden bıktım... Birleşmiş Milletler gibi sülalesinden bıktım... "Beyaz Saray / Siyah adam" esprisinden bıktım... "Beyazlaşmaya çalışan siyah" vurgusundan bıktım... 10 yaşındaki kızının köpek sevgisinden de bıktım, seçim günü ölen bin yaşındaki anneannesinden de bıktım... Hakkında epik ve destansı yazılar yazan "İçimizdeki Obamacılar"dan da bıktım, kendilerini şimdiden azılı "Obama düşmanlığı"na vurarak safını seçenlerden de...

İstersen Çölaşan’ın olurum senin Melih

MELİH Gökçek, dünkü Vatan’da, "Ahmet Hakan sizin yeni Emin Çölaşan’ınız olur mu?" sorusuna, "Ahmet eski arkadaşımdı... Şimdi silahşor oldu... Değişti..." diye cevap vermiş ama benim kendisinin "yeni Çölaşan’ı" olup olmadığımla ilgili bir şey söylememiş...

Anımsatmak isterim ki:

Şu ana kadar bilhassa "Melih Gökçek düşmanlığı"na vurmadım kendimi...

Ama ne yalan söyleyeyim:

Melih Gökçek, "Böyle vakit geçmiyor... Can sıkıntısından geberiyorum... İlle de bir düşman isterim... Ahmet Hakan da bunun için uygundur" falan derse...

Ben hazırım...

İsterse yeni Çölaşan’ı olurum kendisinin...

Ama uyarayım:

Benim mücadele yöntemim biraz farklı olur...

Öyle isminin başına "İ" koyarak falan yapmam bu işi...

Kendisine "dinci politikacı" muamelesi de çekmem...

Matematiksel yöntemleri denerim...

"Gık" diyemeyeceği şeyler söylerim...

Kısacası...

Keyifli olmaz kendisi için... Muzip oğlan çocuğu gülümsemesi, yüzünde donar kalır... Ama yine de tercih kendisinindir...

Ben hazırım... Bir haber vermesi yeter...
X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku