Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Âkil’in ‘insan’la imtahanı

Savaşla çatışmayla bölünmemiş bir ülkenin, barışla bölünebileceğini iddia edecek kadar örselenmiş zihinlere de şefkat gösterme görevini kabul eder miydiniz?

Âkil insanlar adım adım Anadolu turunda. Doğrusu kendi alanlarında tanınmış ve derinleşmiş insanların, ‘âkillere zarar’ bir misyonu, aralarındaki görüş ayrılıklarını öteleyerek, peşlerinde kameralar her kapının ipini çekerek, göz göze, dokunarak, az konuşarak, çok dinleyerek, küfür, kıyamet demeden her türlü reaksiyona peygamber sabrı göstererek, suhuletle taşıyışlarını gıptayla izliyoruz. Hakikaten riski onuru kadar büyük bir görev yürütüyorlar. Her biri yaptığı işe değer katmasıyla tanınan bu insanlar; bedensel, ruhsal enerjilerini tüketen bir büyük yükü sırtlamış haldeler. Her buluşmada yıllarca biriktirilmiş, söylenmemiş, giderek ağırlaşmış, katılaşmış, bırakınız bir insan evladının, artık toplumun kaldıramadığı bir acı manzumesini dinlemekle sorumlular. Ellerinde, insanlık tarihinin en meşakkat isteyen, hemen karın doyurmaz, en kırılgan alametifarikası ‘barış’tan başka bir ilaç olmaksızın. Yerlerinde olmak ister miydik? Savaş çığırtkanlarının barıştan yana olanların sesini daima bastırageldiği bir coğrafyada üstelik. Savaşla çatışmayla bölünmemiş bir ülkenin, barışla bölünebileceğini iddia edecek kadar örselenmiş zihinlere de şefkat gösterme görevini kabul eder miydiniz? Atalarının kendisine “Bütün akıllar pazara çıkmış, herkes kendi aklını satın almış” diye tespit bıraktığı bir toplumun kötümserlerini de dinlemeye talip olur muydunuz? Bana sorsalar; “Delikanlı mizahçı, akil insan şakası yapmamalıdır” derim.

HALAYLARDAYIM... /images/100/0x0/55ea709af018fbb8f8800c96

‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ adlı filmi duydunuz mu? Onur Ünlü’nün yeni filmi. Geçtiğimiz hafta İstanbul Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ dahil, 4 Altın Lale alarak sinemaseverlerin dikkatini çekti. Geçen sene oynadığım iki filmden biri. Diğeri de “Kelebeğin Rüyası” adlı enfes Yılmaz Erdoğan filmi. İki filmi de çok konuşulan biri olarak –Belçim Bilgin tarifiyle- içimdeki oyuncu hayvanı bir sezonda iki kez halay çekti. ‘Kelebeğin Rüyası’ tam bir festival coşkusu yaşattı biz paydaşlarına. ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ ise İstanbul Film Festivali’ndeki performansına rağmen sinemalarda gösterime girmiyor. Onur Ünlü yapımcı ortaklarıyla birlikte, önceki filmlerinde dağıtım şirketleriyle yaşadığı sıkıntılı deneyimi bir kez daha yaşamak istemediklerini belirterek, filmi seyircisiyle kendi kurumsal organizasyonları dahilinde buluşturma kararı aldı. Filminin tüm maliyetini sineye çekmeyi göze alarak elbette. “Sen Aydınlatırsın Geceyi” Semaver Kumpanya ve birkaç salonda daha, üniversite, belki sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği organizasyonlarda zamana yayılarak gösterilecek. Gösterimler önceden sosyal medya aracılığıyla duyurulacak. Onur Ünlü sinemasının azımsanamayacak meraklıları için tatsız bir haber gibi görünse de iyi tarafından bakarsak genç sinemacılara ilham ve umut veren bir deney yapacağız. Her başvuruyu değerlendirmeye çalışarak, bir salon seyircinin toplandığı ve asgari teknik koşullara sahip her yere filmi götürmeye çalışacaklar. Şehir şehir, yetişebildikleri kadar kasaba kasaba… Çalışma programımız izin verdikçe biz oyuncular film sonrası seyirciyle sohbet toplantılarına katılmaya çalışacağız. Tıpkı tiyatro oyuncuları gibi, bu defa filmimizin peşine takılarak. “Böyle de sinema yapılır”ı kanıtlamayı deneyeceğiz. Hem inandığımız ama dağıtımcıyı inandıramadığımız hikayelerimizi anlatacağız seyirciye hem de genç kardeşlerimize kalabalığa karışmanın tek seçenek olmadığını göstermiş olacağız. İyi tarafından bakabilenler için bir filmden daha fazlasını yapmış olacağız.

“AVRUPA AVRUPA DUY SESİMİZİ...”

Herkese benzediğim için mi yoksa eşsiz(!) olduğum için mi bilmiyorum, çoğu futbolsever kendi takımının taraftarı bellemiştir beni. Beşiktaşlı Çarşılı, Galatasaraylı Cimbomlu, Fenerbahçeli Fenerli bilir. Her takımı sever, sayarım ama Fenerbahçe’liyim. Alışılmış gözükara taraftar profiline uymasam da tanıyanlar bilir; futbolsever olarak sınıfta kalmam. Siz bu yazıyı okurken Fenerbahçe-Benfica maçının skorunu biliyor olacaksınız, bense yazıyı maçtan bir gün önce yazıyorum. Eğer perşembe gecesi gol yemediysek; turu geçip final maçına çıkmak için epey yol almış sayılırız. Bu iyidir… Yok eğer gollü berabere kaldıysak; işimiz daha zor. İyi tarafından bakarsak, bundan daha iyisini yapamayacağımızı kimse iddia edemez. Bu da iyi… Peki yenilmiş ya da fark yemişsek? Umutsuz gibi görünse de iyi tarafından bakalım; “Sadece Benfica’yı değil, umutsuzların umutsuzluğunu yenme ve katmerli tarih yazma fırsatı yakaladık” demektir. Bu da bayağı iyi… Elemeli sistemde ilk maça bayılıyorum; skor ne olursa olsun hep bir şansın daha olduğunu biliyorsun… İyi tarafından bakarsak…

Âkil’siz kalmayasınız… Âkil’den ayrılmayasınız…

X