Kandil Öcalan'a ne cevap verecek?

Öcalan’ın mektupları ilgililere ulaştıktan sonra gözler gelecek cevaplara çevrildi…

Sözlü cevaplar medya aracılığıyla iletildi, resmi cevaplar ise hafta içinde gelecek…

Cevaplara geçmeden önce mektupta neler yazdığını kısaca irdelemek gerekiyor.

Öcalan BDP, PKK ve Avrupa'ya iletilmek üzere kendi el yazısıyla 3 mektup yazdı…

Toplam 21 sayfadan oluşan mektuplar üç ana bölümden oluşuyor…

Birinci bölümde ‘kavramsal çerçeve ve bölgesel gelişmeler’; ikinci bölümde Kürt gerçeği ve PKK; üçüncü bölümde ise çözümün yol haritası var…

Mektuplar, AİHM’e verilmek üzere 2010’da tamamlanan ‘Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü’ isimli 794 sayfalık uzun çalışmanın kısa bir özetine dayanıyor…

DEMOKRATİK ULUS, DEMOKRATİK ÇÖZÜM…

Öcalan sorunu ‘Ortadoğuda bunalım ve demokratik modernite çözümü’ başlığı altında irdelerken zihninde kavramların havada uçuştuğu görülüyor.

Mektupta ‘Devletin ve toplumun Kürt sorunu karşısında bir çözüm beklediği, sorunun artık evrenselleştiği ve bu sebeple çözümün evrensel koşullarda aranması’ gerektiği ileri sürülüyor.

Öcalan tarihsel süreç içinde iktidarların meseleye yaklaşımını ele alırken ‘demokratik çözümü devletlerin veya hükümetlerin değil, toplumsal güçlerin getireceğini’ iddia ediyor.

Bu ifadelerin yanında ‘demokratik ulusun, özgür birey ve toplulukların öz iradeleriyle oluşturdukları ortak toplumu ifade ettiği, katı siyasi sınırlara, tek dile-kültüre-dine-tarihe bağlı kalmayan özgür ve eşir yurttaşların yaşam ortaklığını tanımladığını ve toplumsal gerçekliğin kendini ifade etmesini’ izin verdiğini belirtirken ‘devlet ulusunda’ ortak unsurun ‘milliyetçilik’, ‘demokratik ulusta ise özgürlük ve dayanışma’ olduğunun altını çiziyor…

Öcalan’ın yol haritasının ana fikrini ‘yeni anayasa, eşit yurttaşlık, tarihsel işbirliği ve ortak gelecek’ başlıkları oluşturuyor…

Bununla birlikte Öcalan’ın PKK’nın atacağı adımlar konusunda kişisel garantilerin ötesinde, yasal güvenceler istediğini unutmamak gerekiyor.

LEVJE’DEKİ GÖRÜŞMEYE KİMLER KATILMADI…

Mektupları getiren BDP’liler ile PKK’lı grup Kandil Dağı yakınlarındaki Levje Köyünde biraraya geldi…

Levje daha önce devlet heyeti ile bazı PKK yöneticilerinin görüşmelerinin yapıldığı bir köy.

Murat Karayılan, Sabri Ok, KCK Yürütme Kurulu Üyesi Sülbüs Peri’nin katıldığı toplantı yaklaşık on saat sürdü…

Akşam yemeği ile başlayan toplantı, gün ağarıncaya kadar devam ederken gündemdeki tüm konular tartışıldı.

Levje’deki toplantıya Cemil Bayık, Duran Kalkan, Mustafa Karasu, Fehman Hüseyin, Nurettin Sofi gibi isimlerin katılmaması dikkat çekerken bunun örgüt içindeki sonuçları önümüzdeki günlerde daha net görülecek.

Bu isimlerin çözüm sürecine ve hükümete mesafeli yaklaştıkları ancak prensip olarak Öcalan’ın yol haritasını destekledikleri iddia ediliyor…

KANDİL'DEKİ TOPLANTIDA NE KARAR ALINDI?

BDP’lilerle görüşmeden bir gün sonra 4 Mart’ta Kandil’de başka bir toplantı daha yapıldı…

Kandil’de PKK merkez komitesinin katıldığı toplantıda Öcalan’ın mektubu görüşüldü…

Murat Karayılan’ın başkanlık ettiği toplantıda ‘askeri konulardaki kararın Öcalan tarafından Kandil'e bırakıldığını’ belirtilirken ‘merkez komitenin de bu kararı alt birimlere soracağını’ söylediği öne sürülüyor…

Murat Karayılan’ın nihai olarak ‘hükümetin çözüm planına ihtiyatlı yaklaştıklarını ancak son kararın Öcalan’da olduğunu’ söylediği belirtiliyor…

Yani tüm birimler sırayla Öcalan’ın yol haritasının arkasında olduklarını bildiriyorlar…

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Peki bundan sonra takvim nasıl işleyecek?

Plan sabote edilmezse karşılıklı adımlarla süreç çözüme doğru evrilecek…

Öncelikle cevapların hafta içinde Öcalan’a ulaşmasıyla yeni bir BDP heyeti adaya gidecek…

Öcalan’ın gelen cevaplara göre revize edeceği yol haritasını tamamlayıp bunu heyete verecek.

Adaya giden heyet Öcalan’ın nihai mesajını Nevruz’da ‘eylemsizlik’ şeklinde ilan edecek…

Yol haritasına göre Nisan-Mayıs döneminde PKK sınır dışına çekilmesi öngörülüyor...

Son adımda ise Ağustos-Eylül’de toplanacak kongrede PKK’nın silah bırakması tasarlanıyor…

Peki bu süreçte devlet ne gibi adımlar atacak? Onu da bir sonraki yazıda tartışalım…

hyayman@hurriyet.com.tr

Twitter.com@HuseyinYayman

X

Çözüm sürecinde doğru bilinen yanlışlar

Ne söylenirse söylensin, ne yapılırsa yapılsın ikna olmayan bir kitle var.

Hükümet adım attığında Türklere dönüp ‘taviz veriliyor’ eleştirisi yapıyor.
Süreç yavaşladığında örgüte dönüp ‘amaç çözüm değil seni oyalama’ diyor.
Her hal ve şartta endişeli ve karamsar…
Son on aydır şehit haberinin gelmemesi onu mutlu etmeye yetmiyor.
Örgütün ‘eylemsizlik kararı alması’ onda karşılık bulmuyor.
Otuz yıldır ‘düşük yoğunluklu savaşta’ dile getirmediği kaygıları, çözüm sürecinde söylüyor.
Yüzyıllık sorun, yüz günde çözülsün istiyor.

Yazının Devamını Oku

PKK'daki değişiklik ne anlama geliyor?

PKK’da görev değişikliği olacağı kapalı kapılar ardında bir süredir konuşuluyordu.

Murat Karayılan bir önceki kongrede Öcalan’ın isteği ile o koltuğa oturtulmuştu.

Öcalan’ın bu talebi örgüt içinde ciddi rahatsızlık yaratmış ancak daha sonra absorbe edilmişti.

Öcalan’ın son dönemde geri çekilme dahil bazı konulardan rahatsız olduğu biliniyor.

Ocak ayından bu yana süren mektuplaşmalar, PKK’nın yeniden yapılanmasıyla sonuçlandı.

Yazının Devamını Oku

PKK'daki değişiklik ne anlama geliyor?

PKK’da görev değişikliği olacağı kapalı kapılar ardında bir süredir konuşuluyordu.

Murat Karayılan bir önceki kongrede Öcalan’ın isteği ile o koltuğa oturtulmuştu.
Öcalan’ın bu talebi örgüt içinde ciddi rahatsızlık yaratmış ancak daha sonra absorbe edilmişti.
Öcalan’ın son dönemde geri çekilme dahil bazı konulardan rahatsız olduğu biliniyor.
Ocak ayından bu yana süren mektuplaşmalar, PKK’nın yeniden yapılanmasıyla sonuçlandı.
Özellikle Mısır-Suriye hattında yaşananlar örgüt için yeni bir denklem anlamına geliyor.
Bu arada İran’la PJAK’ın ‘eylemsizlik’ anlaşmasının Temmuz ayı içinde son bulacak olması önemli bir gelişme.
Bu bağlamda İran’a yakın durduğu iddia edilen Cemil Bayık’ın örgütün başına getirilmesi ciddi mesaj taşıyor.

Yazının Devamını Oku

5 soruda Mısır darbesi

Mısır’da gerçekleşen darbe, acımasız bir hal alıp hızla iç savaşa doğru evriliyor.

Generaller, sadece Mursiyi devirmekle kalmadı ülkelerine de büyük kötülük yaptılar.
Tahrir’de Mübarek’i deviren demokrasi filizinin büyümesine izin verilmedi.
Tüm düşmanları toplanıp Mısır’a bir kötülük yapmak isteselerdi ancak bunu yapabilirlerdi.
Artçı şokları, tutuklamalar, basını susturma, sivillere kurşun sıkma ve cadı avıyla devam edeceği anlaşılan darbe Mısır’ı uzun sureliğine ‘tarihin dışına itebilir’.

YENİ SYKES-PİCOT DÜZENİNİ KİM TAYİN EDECEK?
Birinci dünya savaşı sonrasında bölgenin haritalarını İngiliz ve Fransız generalleri belirledi.
Emperyalizmin çıkarlarını korumak için bu haritalarda türlü tedbirler alınıp, tuzaklar kuruldu.

Yazının Devamını Oku

Çözüm sürecinde kim ne diyor?

Lice’ye bağlı Kayacık Köyünde yaşananlar süreçle ilgili kaygıları yeniden tetikledi.

Son dokuz aydır şehit haberinin gelmemesinin yarattığı büyük bir umut ve beklenti var.
Sürece karşı çıkanlar dahi bu durumdan mutlu ve memnunlar…
ANAR’ın Haziran anketinde sürece destek verenlerin oranı % 60.8 olarak bulundu.
Ocak ayından bu yana sürece destek artarak devam ediyor.
Halkın sürece dair pek az bilgisi olmasına rağmen bu destek oldukça anlamlı ve değerli.
Doğru bir iletişim stratejisiyle bu destek daha yukarılara çıkabilir.
Bunca mesafe alındıktan sonra sürecin geri dönmesi hükümetin intiharı demek.

Yazının Devamını Oku

Çözüm sürecinde sorun mu var?

Bir süredir Taksim olaylarının gölgesinde kalan çözüm sürecinde ikinci perde açılıyor.

Önce yaşananları kısaca hatırlayalım…  
21 Mart’ta Öcalan ‘silahlı mücadele döneminin son bulduğunu’ ilan etti.
Mayıs ayında PKK yurt dışına çekilme kararı aldı.
Sürecin karşılıklı adımlarla yürüyeceğini daha önce de söylemiştik.
Birinci aşamada daha çok örgütün yapması gereken ödevler var.
İkinci aşamada ise devletin sorumlulukları bulunuyor.
Birinci aşamadaki örgütün adımlarından sonra şimdi sıra ikinci perdede.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan diktatörlüğe mi gidiyor?

Taksim olayları, siyasal ve toplumsal fay hatlarını tetiklemeye devam ediyor.

Ülke tarihinde görülmemiş olaylar yaşanırken, olağanüstü bir psikoloji hakim.
Böyle zamanlar duyguların ayakta olduğu, sözün değerinin olmadığı anlardır.
En yalın ifadesiyle bir toplumsal kilitlenme hali yaşıyoruz.
Bırakın karşılıklı konuşmayı, kimse kimseyi dinlemiyor bile.
Fakat ‘diyalog ve demokrasi’den başka bir çözüm yolu da bulunmuyor.
DEMOKRASİNİN KENDİSİYLE İMTİHANIYaşanan alt üst oluşa bakıldığında çoğu kimse oldukça karamsar.
Ben ise bu olayları ‘yeni Türkiye’nin inşası için bir fırsat olarak görüyorum.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan'ın gezi stratejisi

Taksim olaylarının bu hale gelmesine iktidarın ilk günlerde olayı kavrayamaması sebep oldu.

İlk dört gün boyunca olayın doğru okunamaması, hadiselerin kontrolden çıkmasına yol açtı.
Hükümet çevrelerinde yapılan özeleştirilerde bu açık biçimde ifade ediliyor.
Sorunun boyutlarının anlaşılamaması, hadiseleri bir toplumsal krize dönüştürdü.
Park bahçeler müdürlüğü düzeyinde çözülebilecek bir problem ülkeyi ve gündemi esir aldı.
KRİZ YÖNETİMİ YAPILAMIYOR…Kriz yönetiminde ciddi sorun olduğu kapalı kapılar ardında açıkca kabul ediliyor.
Geçmişte de yaşandığı gibi hükümet bu defa da kriz yönetiminde başarılı bir sınav veremedi.
Birçok olayda ‘yanlış karar verilip, en sonunda doğru olan yapılıyor’.

Yazının Devamını Oku

7 soruda Gezi Parkı

Gezi Parkı eylemleri içerik ve ölçek değiştirerek yedinci gününe girdi.

Ilk defa bu büyüklükte ve bu içerikte bir toplumsal olayla karşı karşıyayız.
Ağaçların korunması motivasyonuyla başlayan olaylar bir anda ‘ifade edil(e)meyen olumsuz duyguların’ patlamasına dönüştü.
Hadiseler hükümet için bir anlamda okyanusu geçip, derede boğulmaya benziyor.
Son onbeş gün içinde ülke tarihinin en büyük yatırımlarının altına imza atan iradenin Gezi Parkındaki tavrı rasyonel değil.
OLAYLAR NEDEN BU HALE GELDİ?
Olayların bu hale gelmesine parktaki eylemcilere polisin orantısız güç kullanması sebep oldu.
Ayrıca Vali ve Belediye Başkanının hadiseleri kavrayamaması olayları büyüttü.

Yazının Devamını Oku

Çözüm süreci Avrupa'ya açılıyor...

Çözüm sürecini konuşmak üzere Yalçın Akdoğan’la hafta sonu Hollanda’daydık.

Halihazırda Hollanda’da dörtyüz bin civarında yurttaşımız yaşıyor.
Türkiye’de hangi gruplar, ne tür ideolojiler ve sorunlar varsa hepsi orada da var.

ÇÖZÜM SÜRECİ TOPLANTISINDAN KARELER

Geçmişe nazaran iyi eğitimli, dünyayı bilen, kalifiye, özgürlükçü bir jenerasyon geliyor.
Eskiden işçilik yapan insanlar zamanla kendi işyerlerini açıp, sermayedar olmuşlar.
Gençlerde büyük bir özgüven var, çoğu birkaç dil biliyor ve iyi ünivesitelerde doktora yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Türkiye 10 yılda 10 seçim yapacak

Başbakan Erdoğan’ın ‘2014’te üç sandık’ sözü gözleri yeniden iç siyasete çevirdi.

Türkiye Suriye’yi, çözüm sürecini, anayasayı konuşurken gündem hızla siyasete kaydı.
Kasım ayıyla beraber muhtemelen ülke fiilen seçim atmosferine girecektir…
Yoğun olarak anketler yayınlanmaya ve seçim tahminleri yapılmaya başlanacaktır.
Yerel seçimlerin yanında Erdoğan sonrası dönem de daha sık konuşulacaktır.
Başbakan Erdoğan’ın bir konuyu zamanı gelmeden tartıştırmayı sevmediğini biliyoruz.
Ancak bu defa sıkışan takvim bu konuların daha erken tartışılmaya başlanacağını gösteriyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi salt hükümeti değil, siyasal sistemi derinden etkileyecek.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan'ın ABD gezisine dikkat...

Suriye meselesi başkalaşım geçirip, derinleşerek Türkiye’yi etkilemeye devam ediyor.

Daha önce de söyledim, Suriye konusu Türkiye için turnusola dönüştü…
Suriye sorununu konuşurken bir anda Alevi ve Kürt meselesini karşımızda bulduk.
Önce PKK eylemleri, daha sonra mezhep kışkırtmaları, Akçakale ve Reyhanlı olayları konunun sadece Suriye’yi ilgilendiren bir sorun olmadığını ortaya koydu.
Akçakale’de denenen Arap-Kürt çatışması şimdi Türk-Arap versiyonuyla Reyhanlı’da sınanıyor.
Ayrıca bu senaryonun bir de Antakya’da test edilen Alevi-Sünni boyutu var.
Sonuçta Baas rejimi, arkasına aldığı sınırsız İran desteğiyle Türkiye’yi bölgesel bir savaşın içine çekmek için her yolu deniyor.
Düşünün, iki yıldır iç savaşın yaşandığı Suriye’de dahi Reyhanlı ölçeğinde bir saldırı olmadı.

Yazının Devamını Oku

Hedef Ankara mı

Suriye sorunu Türkiye’nin siyasal ve toplumsal fay hatlarını tetiklemeye devam ediyor.

Saldırılar Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak ve bataklığa çekmek amacıyla yapılıyor.
İki yıldır iç savaşın yaşandığı Suriye’de dahi Reyhanlı benzeri büyük bir patlama olmadı.
Bilanço çok büyük ve dehşet verici…
Son bilgilere göre iki ayrı yerde patlatılan bombalarda;
46 ölü, 29’u ağır olmak üzere 212 yaralı var.
Ölü sayısının daha da artabileceği iddia ediliyor.
167 işyeri zarar gördü.

Yazının Devamını Oku

Türkiye yeni Anayasa yapabilir mi?

Yeni anayasa meselesi ülkenin gündemini belirlemeye devam ediyor.

Anayasa uzlaşma komisyonu bir kez daha süre uzattı ve yeni bir arayış başladı.

1982 Anayasası üzerinden on yıl geçmeden delik deşik olmuş ve meşruiyetini kaybetmişti.
1990’larda neredeyse her STK kendince yeni anayasa taslağı hazırladı.
Üniversite, aydınlar, gazeteciler, kanaat önderleri darbe anayasasını eleştirdiler.
1991 seçimlerinde Süleyman Demirel ‘konuşan Türkiye ve yeni anayasa’ vaat etti.
1995 seçimlerinin ana gündemi terörün önlenmesi ve yeni anayasa oldu.

Yazının Devamını Oku

Toplum çözüm sürecine nasıl bakıyor?

Kamuoyu araştırmaları modern siyasetin ayrılmaz parçası haline geldi.

1980’lerde Turgut Özal’la popüler hale gelen anketler zamanla yaygınlaştı.
Geçmişte seçimden seçime yapılan ölçümlemeler artık normal zamanlarda da yapılıyor.
Partiler açıklamasalar da düzenli olarak anketler yaptırıp, toplumun nabzını tutuyorlar.
Adalet ve Kalkınma Partisi de kurulduğundan bugüne kamuoyu araştırmaları yaptırıyor.
Çözüm süreci her ay yapılan ölçümlemelerle bilimsel olarak yakından izleniyor.
ANAR’ın sahibi İbrahim Uslu, ‘Aralık 2012’den bu yana süreçle ilgili anketler yaptıklarını ve desteğin yaklaşık iki katına çıktığını’ ifade ediyor.

Yazının Devamını Oku

Bundan sonra ne olacak?

Çözüm süreci Devlet’le Abdullah Öcalan’ın vardığı mutabakat doğrultusunda ilerliyor.

Öcalan’ın Başbakan Erdoğan’a yazdığı mektupla başlayan süreç üç aşamadan oluşuyor.
Bu üç aşama bir anlamda saha temizliği anlamına geliyor…
Birinci adımda eylemsizlik vardı, 21 Mart’ta ilan edildi.
İkinci adım geri çekilmeyi kapsıyor ki bugün açıklandı.
Üçüncü aşama PKK’nın tamamen silahları bırakmasını kapsıyor.

Sürecin sonunda PKK’nın, Eylül/Ekim döneminde kongre toplayıp, silahlı mücadele döneminin bittiğini resmen açıklaması planlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Şehit ve gazi dernekleri sürece nasıl bakıyor?

Akdeniz Heyeti olarak ikinci ziyaretimizi Hatay’a yaptık…

Hatay, dillerin, dinlerin, medeniyetlerin bir arada yaşadığı bir hoşgörü kenti… 

ŞEHİT AİLELERİYLE BULUŞMADAN KARELER

Sosyolojik olarak oldukça heterojen ve bu farklılıklar siyasetine de yansımış durumda…

Sünniler, Aleviler, Ermeniler, Yahudiler, Hristiyanlar asırlardır içiçe yaşıyorlar.

Aynı biçimde Türkler, Araplar, Kürtler, Çerkezler, Muhacirler aynı sokakta komşular…

Hatayın nüfusu 1.5 milyon ve senede 2 milyar dolar ihracat yapıyor…

İlk beşyüz firma içinde Hatay’dan on iki kurum var.

Çelik üretim kapasitesi ve yaş sebze/meyve ihracatında birinci.

Yazının Devamını Oku

PKK ne zaman çekilecek?

Ankara’nın çözüm planı karşılıklı adımlarla ilerlerken, süreçte sona doğru yaklaşılıyor.

Eylül ayından bu yana olanları kısaca hatırlamakta fayda var.
Süreci başlatan ilk adım Öcalan’dan geldi.
Öcalan Başbakan'a mektup yazıp ‘çözümün tarafında yer almak’ istediğini söyledi.
Bunun üzerine Hakan Fidan’ın modere ettiği yeni bir strateji geliştirildi.
Öcalan açlık grevlerini sonlandırarak muhataplığını yeniden kazandı.
İkinci adımda BDP heyeti Öcalan’la görüştü ve tecrid fiilen sona erdi.
Eylül’de başlayan trafiğin sonunda Öcalan 21 Mart’ta eylemsizlik ilan etti.

Yazının Devamını Oku

'Çözümü destekliyorum ama bölünmeyelim'

Hafta sonu Akdeniz Bölgesi Akil insanlar heyetiyle Burdur’daydık…

Grupta Rifat Hisarcıklıoğlu, Kadir İnanır, Muhsin Kızılkaya, Nihal Bengisu Karaca Tarık Çelenk, Lale Mansur, Şükrü Karatepe, Öztürk Türkdoğan ve ben varım.
Siyasi fikirleri, kişisel hikayeleri ve karakterleri farklı insanlardan oluşan bir ekibiz.
Ortak paydamız ‘ülkede kanın durması ve demokrasinin kalitesinin yükseltilmesi’… 
Ekibin sloganı ise ‘ne nasihat, ne izahat’…Grup rolünün farkında ve ‘şerbet vermeyi değil, toplumun nabzını tutmayı’ amaçlıyor.
BURDUR’UN YÖRÜKLERİ ÇÖZÜME NE DİYOR?
Burdur, bölgenin demografik bakımdan homojen; ekonomisi kendine yeten bir vilayeti…
250 bin nüfusuyla Akdeniz bölgesinin en küçük ili ve sürekli göç veriyor.

Yazının Devamını Oku

Türkleri ikna, Kürtleri tatmin mümkün mü?

İmralı süreci planlandığı gibi yavaş ancak büyük bir kararlılıkla ilerliyor…

Bazı haklı kaygılar dile getirilse de Ankara’ya göre süreçte sorun görünmüyor…
Mecliste sağlanamayan siyasal uzlaşma, akil insanlar aracılığıyla toplumda aranıyor…
Toplumsal uzlaşmanın sağlanması sürecin olmazsa olmaz ilkelerinden biri…
Çünkü yapılan ölçümlemeler sorunun hızla toplumsallaştığının altını çiziyor…
Problem, devletin yarattığı bir sorun olmaktan çıkıp, toplumsal bir hüviyet kazanıyor.
Resmi paradigma değişti ancak bu defa önemli bir toplumsal rezistans oluştu…
Kısa vadede çözümün önündeki en büyük engel bu toplumsal hassasiyettir…

Yazının Devamını Oku