‘Kadın dövme hakkımı istiyorum’

Zeynep ATİKKAN

Zihniyet çok açık değil mi?

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı RP'li Ahmet Tekdal, kadına dayağa hapis cezası öngören yasa tasarısını teamüllere aykırı bir şekilde geri çekti.

Ortalık sekiz yıl nedeyile toz duman, aile içi şiddet kurumlaşıyor, kimsenin umrunda değil. Kadın milletvekillerinin haklı tepkisine beklenirdi ki çağdaş zihniyete sahip erkekler de katılsın.

Onlardan da ses çıkmadı.

Her üç kadından birinin dayak yediğini kabul ettiği bu ülkenin Meclisi'nde de arada bir kadın marizleyenlerin sayısı yüksek sanki.

Gerçi, aile içi şiddete hapis cezası yasasından rahatsız olan RP'li Ahmet Tekdal, RP'li milletvekillerine kefil oldu yaptığı açıklamayla.

‘Onlar kadın dövmezlermiş' şöyle diyor Tekdal:

‘Hanımlara dayak atan tek bir RP'li üyeyi gösterebilirler mi? Peygamberimiz bildiğiniz gibi çok eşlidir. Ancak hiçbir eşine en ufak bir şekilde kötü davranışta bulunmamıştır. Peygamberini örnek alan bir Müslüman kadını dövebilir, hatta en ufak bir kötü davranışta bulunabilir mi?

Yani RP üyesi olmak için aranan ilk şart, kadına el kaldırmamak.

Tekdal, aynı açıklamasında, dayakçıların sarhoş ve kendini bilmez erkekler olduğunu söylüyor.

Ve kadınlara sesleniyor ‘haklarınızı hiçbir zaman çiğnetmeyin'.

Peki nasıl, hangi imkanlarla?

‘Haklarınızı çiğnetmeyin' diyen RP'li Tekdal'a hatırlatmak gerekir. İstanbul'da kurulan Türkiye'nin kadınlar için ilk sığınmaevi RP'li Güngören Belediyesi tarafıdan kapatıldı. Seçimlerden iki ay sonra, sanki en acil iş bir sığınmaevini kapatmakmış gibi.

Ankara'da da benzer bir olay yaşandı.

Ankara'da, Altındağ Kadın Sığınmaevi'ni, gecenin ikisinde, belediye görevlileri başkan yardımcısı öncülüğünde bastılar. Dayaktan kaçıp sığınmış kadınları sokağa atmak için.

‘Haklarınızı çiğnetmeyin' diye akıl verenlerin ne kadar samimi olduklarını ortaya koymuyor mu bu örnekler?

Çiğdem Arıkan'ın yoksul ve boşanmış kadınlar üzerinde yaptığı bir çalışma, evlilik sırasında kadınların dörtte birinin ölümle tehdit edildiğini, yüzde 69.5'inin de sık sık ya da ara sıra yumruklandığını ortaya koyuyor.

Kimdir bu yumruk sallayanlar, eşlerini ölümle tehdit edenler? Sadece sarhoşlar mı?

Meclis'teki son görüntüler, Türkiye'deki şiddetin boyutlarını yansıtmak açısından çok anlamlı.

Meclis'te ancak sille tokat, yumruk ve küfürle iletişim kurabilenlerin evdeki sorunları ikna yoluyla çözebileceklerine kim inanır?

O nefret ve kin kusan suratların, evin dört duvarı arasında nasıl canavarlaşacaklarını hayal etmek hiç de zor olmamalı.

Sekiz yıl ile uğraşıyoruz bugün.

Bir düşünelim, evde annesi dayak yiyen çocukların ertesi gün okul sırasında göstereceği performansı..Beş yıl olmuş, sekiz yıl olmuş ya da Kur'an kursu.

Kadınların üçte biri dayak yiyorsa bir o kadar da çocuk da bu şiddet ortamında büyüyor demektir. Korku, eziklik, güvensizlik ve de bunalım içinde.

Evet kadınlar yalan söylemiyor. Statistikler düzmece değil. Dayak atanlar da sadece sarhoşlar değil.

Arkadaşını döven, tehdit ve küfür eden, maç sonrasında kurşun sıkan, zamanı gelince kadın da dövüyor. Hatta kadını daha da kolay dövüyor.

‘Yola getirdim' bahanesiyle. Savunmasız olduğu için.

Ahmet Tekdal da ‘kadınları dövme hakkını elimde tutarım'cıların Meclis'teki vekili değil mi?

X