İzmir Hayal Kırıklığı Ajansı

Ben, ‘Hayal kırıklığı’ dedim, ama siz onun yerine istediğinizi koyabilirsiniz. Mesela, İzmir Devlet Ajansı ya da Ankara Ajansı. Gerisi sizin hayal gücünüze kalmış. Şimdi bu başlığı atınca altını da doldurmak gerek. Bunca yıldır çaresizlik ve sonuçsuzluk içinde debelenen bu kent için büyük umut, kurtarıcı olarak görülen bir ajans, ‘Kalkınma Ajansı’ nasıl oluyor da hayal kırıklığına dönüşüyor, hep beraber bakalım.

Önce şunu söyleyeyim, buradaki hayal kırıklığının nedeni İzmirliler değil, ya da en azından ben öyle görmek istemiyorum. Hayal kırıklığının nedeni aslında yukarıdaki yakıştırmalardan gayet net anlaşılıyor. Biz ajansımız oldu, artık kent planlı gelişecek, bir o kadar da planlı ve amacına uygun yurtdışında tanıtılacak dedik, değil mi? Dedik, dedik...
İzmir Kalkınma Ajansı... Ne düşünürsünüz? İzmirlilerin ya da İzmir’i gayet iyi bilen kişilerin veya uzmanların çalıştığını mı? Yok, pek öyle değil. Otuz kişilik kadrosunda 22 uzman var. 11’i Ankaralı. Ankaralı olabilir, Malatyalı da olabilir. Ama, bu uzmanlar İzmir’de yaşayan değil, Ankara’dan gelip sınava girip kazanan uzmanlar. Sınavı kim yapmış?  İZKA eşliğinde, Devlet Planlama Teşkilatı, yani DPT. Sakın yanlış anlaşılmasın, amacım Ankaralı uzmanları zan altında bırakmak değil, İzmirli(İzmir’de yaşayan) uzmanların beceriksizliğini ortaya sermek. Neyse, buradan İzmirlilere sesleneyim, duyduğum kadarıyla eylül ayında yine sınav açılacakmış. Kaç kişi alacakları daha net değilmiş, DPT’den gelecek talimata göre belirlenecekmiş. 
Devletleşme
Çukurova ile Türkiye’nin ilk kalkınma ajanslarından İZKA. Beklenen, özel sektör mantığıyla hızlı ve etkin çalışması, değil mi? Ama, yönetmeliği, atamaları ve yapılanması maalesef çok ağır devlet bürokrasisi kokuyor. Bu sonuca oturup düşünerek değil, kalkınma kurulu üyeleri ile konuşarak vardım. Açıklayayım: Öncelikle, valinin bu işte yönetim kurulu başkanı olması, Mülkiye Müfettişi Ergüder Can’ın genel sekreter olması. Ama duyduğum kadarıyla, IZKA Genel Sekreteri Can da sıkılmış olmalı ki, İstanbul Kalkınma Ajansı için başvurmuş.  Sonucu bilmiyorum, ama İstanbul Kalkınma Ajansı Genel Sekreterliği bildiğim kadarıyla hala boş. Can’ı kesinlikle yadırgamıyorum. Neden mi? ‘Peter Prensibi’ diye bir şey duydunuz mu? Anlatayım...
Bu prensibin sahibi, adından belli, Lawrence Peter. Peter Prensibi diyor ki, kişiler bulundukları pozisyondaki işlerini çok iyi yaptıkları için bir üst pozisyona yükseltilebilir. Bu pozisyon da genelde becerileri zorlayacak yeni bir iştir. Ancak herkesin bir yeterlilik sınırı vardır ve kişi eğer yaptığı işte başarılı olamıyorsa artık terfi etmeyecek demektir. Prensibin bir başka bakış açısı da, insanlar sürekli terfi ettirildiği için belli bir anda birçok makamın yetersiz kişiler tarafından doldurulacağı inancıdır. Prensip işte.
Neden-Sonuç
Her şeyin bir nedeni, bir de o nedenin yarattığı sonuç vardır. İzmir’in bu anlamda uzuuuun süredir hissettiği eksiklik, umudun adını, yani sonucu, İzmir Kalkınma Ajansı olarak koydu. Bu açıdan da bakınca, KOBİ ve Sosyal Kalkınma Mali Destek Programları çerçevesinde DPT’nin onayladığı projelere 30 milyon TL ödemek (ki bunun ikincisi de 3 ay içinde olacak), ilçelerde sektörel tanıtım ve bilgilendirme toplantıları, sonuçsuz ve amaçsız 4 (5 de olabilir) yurtdışı gezisi. Ve tabii ki daha bir sürü şey olmuştur, genelin gözünden kaçan. Ama yapılanlarla, İzmirli’nin beklentisi yan yana getirince maalesef hayal kırıklığı ortaya çıkıyor.
Az değil, bu yılki bütçe 73 milyon TL. Gerçekten az değil. Ve ne var biliyor musunuz? Bu kent için gerekli büyük projeleri istediği kurumla ortak olarak doğrudan gerçekleştirme hakkına sahip. Şimdi, önümüzdeki dönemde İzmir’in tanıtımı için ihaleye çıkılacak. Bu, şu anlama geliyor, bir ihale komisyonu kurulacak. Şirketler gelip, projelerini bu komisyona tanıtacak. Komisyon da elemeleri yapacak ve kalanları İZKA Yönetim Kurulu’na iletecek. Yönetim kurulu da karar verecek.
Sabırsızlıkla bekliyoruz.
Yazarın Tüm Yazıları