Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte Ortadoğu'yu şekillendiren iki isim

Wall Street Journal gazetesi, geçtiğimiz günlerde MİT Müsteşarı Hakan Fidan'la ilgili çok tartışılan bir profil yayınladı.

Yazıda birbirinden ilginç iddia ve noktalar yer alıyordu. Ancak benim en çok dikkatimi çeken nokta, WSJ'nin Fidan'ı Ortadoğu'nun çok önemli iki "gölge" ismiyle kıyaslaması oldu.

Bu isimler Suudi İstihbarat Kuruluşu'nun Genel Direktörü Prens Bender bin Sultan, diğeri de İran Devrim Muhafızları'nın elit birimi Kudüs Gücü'nün Komutanı Kasım Süleymani...

Bu nedenle çok tartışılan haberle ilgili değerlendirmelerde bu iki ismi de mercek altına almak gerekiyor.

Prens Bender, Ortadoğu'daki Sünni örgütlerin organizasyonunun ve Sünni politikalarının sürdürülmesinin mimarı olarak gösteriliyor. Süleymani ise benzer işleri Şiiler için yapıyor.

Haklarında çok fazla bilgi olmasa da ve her ikisi de kamuoyu önünde yer almaktan hoşlanmasalar da, esasen Ortadoğu'yu yakından takip edenlerin hiç de yabancı olmadığı isimler...

Öyküleri ve etkinlikleri ise birbirinden ilginç...


5 BAŞKAN, 10 DIŞİŞLERİ BAKANI GÖRDÜ


64 yaşındaki Prens Bender Bin Sultan, 1970'lerden beri dünya siyasetinde olan bir isim. Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri'nde Yarbaylığa kadar yükseldikten sonra 1978 yılında Suudi Kralı'nın özel temsilcisi olarak atandı.

İlk diplomatik başarısı, aynı yıllarda, ABD'yi o dönemin en gelişmiş savaş uçağı olan F-15'leri Suudi Arabistan'a satmaya ikna etmesi oldu. 1983 yılında Suudi Arabistan'ın Washington büyükelçiliği görevine getirildi ve bu görevi 2005 yılına kadar sürdürdü.

Bu dönemde beş ABD başkanı, 10 dışişleri bakanı, 11 ulusal güvenlik danışmanı ve 16 farklı Kongre gördü... Washington Post'un ünlü Ortadoğu muhabiri, deneyimli gazeteci David Ottaway'e göre, "hiçbir Arap diplomat, hatta hiçbir diplomat Prens Bender kadar Washington'da etkili olmamıştır".


NİKARAGUA’DAN AFGANİSTAN’A PRENS BENDER’İN İZLERİ


Ülkesi dışındayken geleneksel kıyafetler yerine kot pantolon ve gömlek gibi Batılı kıyafetler giyen ve puro içmekten hoşlanan Prens Bender, başta Başkan George W. Bush olmak üzere tüm ABD başkanlarıyla yakın çalıştı. ABD ve Suudi Arabistan'ın Ortadoğu'ya ilişkin birçok politikasının mimarı ve uygulayıcısı oldu.

Soğuk Savaş döneminde Nikaragua'daki Kontralardan, Afganistan'da Sovyet karşıtı direnen gruplara kadar Batı'nın desteklediği birçok örgüte maddi destek sağladı, silah yardımı yaptı.

2005 yılında ise Suudi Arabistan Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Genel Sekreterliği'ne atandı. 2012'de getirildiği istihbarat başkanlığının yanında bu görevini de halen sürdürüyor.


KAYIP İKİ YILIN ESRARI ÇÖZÜLEMEDİ


Ancak, 2008 ile 2010 yılları arasında iki yıllık bir kayıp dönemi de mevcut. Sağlık sorunlarından dolayı tedavi olmasından, Suudi Arabistan'da darbe girişimiyle suçlanıp yargılanacağını öğrenmesinin üzerine kaçtığına kadar ortalıkta birçok iddia olsa da, bu kayıp iki yılın sırrı halen çözülebilmiş değil.

Yeniden ortaya çıkan Prens Bender'in şimdiki bir numaralı gündem maddesi Suriye.

Zaten WSJ gazetesi de Fidan'la ilgili haberinden birkaç ay önce Bender'in Suriye'de Esad rejiminin devrilmesi amacıyla attığı adımları mercek altına alan bir haber yayımladı.

Habere göre, CIA'in bilgisi dahilinde, Suriye'deki muhalif gruplara silah ve para akışını bizzat Prens Bender organize ediyor. Bunu da ağırlıklı olarak Türkiye'nin Suriye muhalefetinde Müslüman Kardeşler yanlılarını desteklemesinden dolayı Türkiye'yi saf dışı bırakarak, Ürdün üzerinden yürütüyor.

İşte aynı Suriye, Ortadoğu'nun bir diğer önemli ismi, İranlı Süleymani'nin de son dönemdeki bir numaralı gündem maddesi.

Suriye aynı zamanda, biri Sünni, diğeri Şii politikaların mimarı olarak gösterilen bu iki güçlü ismin, birebir çatıştığı yer...


“BUGÜN ORTADOĞU’NUN EN ETKİLİ AJANI”

56 yaşındaki Süleymani de Prens Bender gibi, Ortadoğu'da çok etkili bir isim. Hatta eski bir CIA ajanının deyimiyle, "bugün Ortadoğu'nun en etkili ajanı".

İran'ın güçlü Devrim Muhafızları'nın içinde yer alan Kudüs Gücü'nün komutanı. Kudüs Gücü'ne bağlı, özel eğitimli askerler Afganistan, Irak ve son olarak Suriye'de bizzat sahada savaşmış isimler.

Süleymani, bir yandan Ortadoğu'da İran'a yakın Şii bir eksen oluşturmak için uğraşıyor, diğer yandan da İran ile ABD arasındaki gizli görüşmeleri yürütüyor.

New Yorker'da Ortadoğu'yu çok iyi bilen, ödüllü gazeteci Dexter Filkins'in geçen ay yazdığı bir makaleye göre, 11 Eylül sonrası Taliban'a karşı Afganistan'da ve 2003 işgali ardından El Kaide ve uzantılarına karşı Irak'ta İran ile ABD'nin yaptığı işbirliğinin mimarı olan isim, aynı zamanda.

Bugün Suriye'de ise bambaşka bir tablo var. Batı ile İran’ın işbirliği değil, birebir çatıştığı bir ortam söz konusu.

Süleymani de, Esad'ın köşeye sıkıştığı bir noktada önce Lübnan'dan Hizbullah'ın destek vermesini sağladı, ardından da İran'dan kendi adamlarını bizzat savaşmaya gönderdi.


ŞAM’DA KOMUTA MERKEZİ

Dahası Şam'da muhaliflerle silahlı mücadeleyi yürütmek için Kudüs Gücü'nün çok geniş yetkiyle bir komuta merkezi kurmuş olduğu da ortaya atılan bir diğer iddia.

Süleymani, Suriye'de Esad rejimini ve Irak’ta da Şii Nuri el Maliki yönetimini desteklemenin yanı sıra Hizbullah ve Gazze'yi elinde tutan Hamas'a yapılan para ve silah akışını da yönetiyor.

İran’ın dini lideri Hamaney’le birebir çalışan Süleymani, dindar bir isimden çok milliyetçi bir kişi olarak tanımlanıyor. Yalnızca askeri alanda değil, diplomasi ve strateji konusunda da önemli bir beyin.

Prens Bender ve Süleymani, hakkında sağa sola sızan bilgilerle kısaca böyle bir profil çiziliyor. Kuşkusuz her ikisi de bugün Ortadoğu’daki karşı karşıya gelen iki gücün en önemli temsilcileri…

Tabloya bu açıdan bakınca, WSJ’nin Fidan’ı 10 yıllardır Ortadoğu siyasetine yön veren bu iki isimle kıyaslamasının ve birlikte değerlendirmesinin nedenini anlamaksa oldukça güç ve karmaşık bir hal alıyor.



Yazarın son yazıları


#11 Ekim 2013 Adını arayan ülke
#04 Ekim 2013 ABD'yi kapatan adam
#27 Eylül 2013 Artık endişelenmek için daha çok nedenimiz var
#20 Eylül 2013 New York'un bu yılki yıldızı kim olacak?
#13 Eylül 2013 İstanbul'da en erken 2032'de görüşmek üzere...
#06 Eylül 2013 Bu adamla birlikte savaşa girilir mi?



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

X