İskilipli Atıf Hoca olayı!

ÜLKEMİZİN bin bir sorunu varken nelerle uğraşıyoruz?

Geçim sıkıntısı, PKK terörü, soğuk kış şartlarında yaşam savaşı veren depremzedeler... Son günlerde hepsi ikinci plâna atıldı...
Ülkemizi yönetenler tarih sayfalarında dolaşıyor, eski yaraları kaşıyorlar!
Bunları yaparak ülkemizin birliğini, insanlarımızın kardeşliğini sağlayabilirler mi?
Sağlayamazlar!
Eski acı günleri gündeme getirerek halkın dertlerine çözüm getirebilirler mi?
Getiremezler!
O halde neden yapıyorlar bunları?
Ülkenin gündemini değiştirip dikkatleri başka tarafa çekiyorlar!
Sonuçta acılar derinleşiyor!
* * *
Bu faydasız tartışmalara Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç da çanak tuttu.
AKP’nin 2 numaralı ismi olan Sayın Arınç, Dersim olaylarından bahsederken ortaya İskilipli Atıf Hoca’nın ismini de attı. (İskilip, Çorum’un bir ilçesidir.)
1926 yılında vatana ihanetten idam edilen Atıf Hoca’nın, bugünkü adı Tunceli olan Dersim ’le hiçbir ilgisi yok ama Bülent Arınç, lafı evirip çevirip İskilipli Atıf Hoca ’ya getirerek şöyle dedi:
“... Ve Türkiye sadece Dersim’i değil, merhum İskilipli Atıf Hoca’yı da konuşmalıdır. İskilipli Atıf Hoca olayı, üzerinde durulması gereken bir konudur. Atıf Hoca’nın neyle suçlandığını, niçin idama mahkûm edildiğini ve ona yapılan zulmü Türkiye’nin artık konuşması lazım!”
Eee... Konuştuk diyelim...
1926 yılındaki bu olayın, 85 yıl sonra gündeme getirilmesinin ne anlamı var? Bunun ne faydası olacak?
Anlamak zor ama Sayın Arınç bunda bir fayda umuyor demek ki..
* * *
1875 yılında doğan ve 1926 yılında Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanıp idam edilen İskilipli Atıf Hoca kim?
Ne ile suçlandı ve niçin idam edildi?
Tarih bize şöyle diyor:
Çalışma hayatına köy hocalığı ile başlayan İskilipli Mehmet Atıf Hoca 1902 yılında Fatih Camii’nde ders vermeye başladı, 1905 yılında İstanbul Kabataş Lisesi’nde Arapça öğretmeni oldu.
1919-1922 yılları arasında Padişah yanlısı davranarak Anadolu ’daki Kuvayı Milliye hareketi ile Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına karşı çıktı.
(Kuvayı Milliye , Yunanlıların İzmir’i işgal etmeleri ve Anadolu’da ilerlemeleri üzerine kurulan ve düşmana karşı savaşan ulusal direniş kuvvetlerine verilen isimdir.)
Atıf Hoca ’nın kurucularından olduğu “Teali-İslâm Cemiyeti” adına yazılan ve bastırılan bir bildiri, Yunan ordusunun uçakları tarafından Anadolu’ya atıldı.
Bildiride Türk ulusunun Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkılıyor, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları, padişaha başkaldıran asiler olarak niteleniyordu.
Bu olaylar İskilipli Atıf Hoca’nın acı sonunu hazırladı.
* * *
26 Aralık 1925 günü yakalanan Hoca, tutuklu olarak Ankara’ya gönderildi.
26 Ocak Salı günü Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı.
İddia edilen suç vatan hainliği idi...
Şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek, Atıf Hoca’yı anlattığı kitabında, Hoca’nın mahkemede savunma yapmadığını ve hazırladığı savunmasını yırttığını yazar.
Mahkeme Reisi Ali Çetinkaya, sanığın “Vatana ihanet” suçundan idama mahkûm edildiğini açıkladı ve İskilipli Atıf Hoca bir hafta sonra Ankara Samanpazarı Meydanı’nda asıldı.
Ankara İstiklal Mahkemesi’nin zabıtlarına göre olay budur!
* * *
Şimdi Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç, İskilipli Atıf Hoca’yı zulme uğrayan bir din adamı olarak açıklıyor ve “İskilipli Atıf Hoca olayı üzerinde durmalı ve Türkiye ona yöneltilen zulmü konuşmalı” diyor.
Bir faydası olacaksa konuşalım ama... Bunun, ortamı germekten ve kafa bulandırmaktan başka ne faydası olabilir ki?
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri, ülkemiz sürekli olarak, Atatürk devrimleri ile din istismarcılarının kavgasına sahne oldu.
Kavga, günümüzde de devam ediyor.
Dersim İsyanı’nın idam edilen elebaşısı Seyit Rıza gibi bunlara da sahip çıkanlar var.
Ulusumuza hiçbir faydası olmayan çekişmeler ülkemize büyük zarar veriyor.
Leyleğin ömrü gibi bizim de ömrümüz laklakla geçiyor.
Yazık değil mi bu millete?
Yazarın Tüm Yazıları