Hukuku savunmak

YASALARDA düzeltilmesi gereken hususlar, mahkeme kararlarındaki yanlışlar; bunların hepsini konuşmalıyız.

Haberin Devamı

Fakat ister iktidardan ister muhalefetten gelsin, belirli soruşturmalara öfke duyarak yargıyı zaafa uğratacak olağandışı düzenlemelere gitmek, Türkiye’nin geleceğinde büyük sakıncalara yol açar.
Hukukun temel ilkesidir: Yargı kararı yasama organı tarafından kanun çıkarılarak değiştirilemez, yok sayılamaz.
Hukukun temel ilkesidir: Ceza hukukunda geçmişe yürüyen kanunlar çıkarılamaz.
Hukukun temel ilkesidir: Usul kanunları, yürürlüğe girdiği andan itibaren geleceğe doğru işletilir, geçmişe yürütülemez.
Dolayısıyla siz “Terörle Mücadele Mahkemeleri” denilen mahkemeleri kaldırsanız bile, onların yaptığı soruşturma ve kovuşturma işlemleri geçersiz olmaz. Geçersizdir diye kanun da çıkaramazsınız! Kuvvetler ayrılığı ilkesinin ağır ihlali olacağı için Anayasa Mahkemesi’nden döner.
Bunlara itiraz edecek bir hukukçu çıkacağını sanmıyorum.

Haberin Devamı

CEZA GENEL KURULU

Yeniden yargılanma mı? Bizde var, CMK 311. maddede bunlar sayılmış. Fakat TBB Başkanı Sayın Feyzioğlu bunu yeterli görmüyor.
Daha üst bir adli kurulun dosyayı incelemesi mi?... CMK 308. maddesinde bu da var. Başsavcı, Yargıtay’da Ceza Genel Kurulu’na götürür dosyayı.
Başsavcı bu yetkisini kullanır veya kullanmaz ayrı konu; Feyzioğlu bu yolu da kabul etmiyor, gerekçesi aynen şöyle:
“Yargıtay Ceza Genel Kurulu da derse ki bir çivi de ben çakıyorum!”
Yani beraat amaçlanan dosyalarda bazı mahkûmiyetleri onaylarsa!
Fakat bu hukuki bir gerekçe değildir. Kabaca otuz kişilik Ceza Genel Kurulu’nda nöbet usulü bulunduğu gibi, hâkimlerin ezici çoğunluğu, eski HSYK zamanında Yargıtay’a seçilmişlerdir.
Kaldı ki AYM’ye bireysel başvuru ve AİHM yolları da açıktır.

YENİDEN YARGILAMA

Diyelim ki Meclis’te iktidar ve muhalefet anlaştı, “yeniden yargılama” kanunu çıkardılar. Kuvvetler ayrılığı ilkesini koruyarak öyle bir kanunu formüle etmek çok zordur; ama ayrı bir konu.
Yine diyelim ki, TMK mahkemeleri de kaldırıldı. O zaman mesela Balyoz davasında “yeniden yargılamayı” hangi mahkeme yapacak?
HSYK bir genelge çıkararak bu davalara falanca mahkemeler bakacak diye kural mı koyacak?
Yoksa UYAP sisteminde dosyalar sıraya girecek, ona göre “tevzi”, yani dağıtım mı yapılacak?
Peki, bu mahkemeler de “derse ki
bir çivi de ben çakıyorum!”
o zaman
ne olacak?!
Kaldı ki hangi mahkeme “yeniden yargılama” yaparsa, eski işlemleri yok saymayacak, sadece farklı kararlar alabilecektir. O kararlar da yine Yargıtay’ın aynı dairesine ve gerektiğinde yine aynı Ceza Genel Kurulu’na gelecek!
Zira Türkiye’de “iki başlı yargı” yoktur; adli davalarda tek “baş”, Yargıtay’dır.

Haberin Devamı

PEKİ ÇÖZÜM NE?

Teorik olarak sadece iki çözüm
görünüyor; biri genel af, fakat fiilen bu gündemde değil...
İkincisi, kanunlarımızda var olan yollardır; başsavcının dosyayı Ceza Genel Kurulu’na götürmesi, sonra AYM’de bireysel başvuru ve nihayet, AİHM... Ötesi yok.
Dün mahkûmiyet kararının onaylanmasını isteyen başsavcı bugün bozma talebiyle Ceza Genel Kurulu’na gider mi? “Kumpas” ve “yargıda paralel devlet” diye en yetkili ağızlar beyanat vermedi mi? Kamuoyunda beliren güçlü şüpheyi gidermek için Sayın Başsavcı, Genel Kurul’a başvurabilir, başvurmalıdır.

YARGI ZAAFA UĞRARSA

Yargının kusurlarını düzeltmenin kanun yolları vardır. Adli sistemimizi Avrupa standartlarına yükseltmek amacıyla yeni düzenlemeler de yapılabilir. Fakat yargının ‘ezik’ hale getirilmemesine çok dikkat etmek gerekir. Malum TIR’da arama yapmak isteyen ama MİT devreye girdiği için arama yapamayan Adana TMK Savcısı Özcan Şişman, bu durumu tutanağa geçirdikten sonra, görevinin değiştirilmesini istedi, Adana Başsavcısı da onu başka bölgeye atadı.
İnşallah “münferit” olay olarak kalır.
Yargının mutlaka evrensel ilkelere göre hareket etmesi lazım. Bunun dışına çıkması da zaafa uğraması da vahim sonuçlar doğurur.
Tarihe not düşmek için yazıyorum bunu.

Yazarın Tüm Yazıları