Hedef üniversite!..

‘BEN yıllarca hükümet oldum, ama ne zamanki aydınlarla karşılıklı uzlaşmaya vardım, işte o zaman iktidar oldum!.. Kendi aydınıyla kavga eden hükümetler, hükümet oluyor, ama iktidar olamıyor!..’

Bu sözler Süleyman Demirel’e ait. Bugün değil, yıllar yılı sohbet fırsatı bulduğum Demirel, geçmiş yıllarda, yine bir özel sohbetimizde bunu söylüyor. Bu gözlem, çok deneyimli bir devlet adamına ait!..

Tam günümüze denk düşen sözler!.. AKP’nin tutumu ile taban tabana ters!..

KUŞATMA BAŞLIYOR

AKP’nin üniversite ile çatışması, aslında YÖK düzenlemesinden çok önce. Mali ve idari kuşatma sistemli bir biçimde, geçen yıl başlıyor.

Üniversitelerin:

Araştırma fonlarına el konuyor.

Kadroları kısıtlanıyor.

Araştırma görevlilerinın dağıtımı merkezi sınava bağlanıyor.

Yardımcı doçentlik merkezi sınava bağlanıyor.

Öğrenci bursu üniversitelerden alınıp belediyeler ve Yurtkur’a bağlanıyor.

Adım adım kuşatma!.. Bu engellemelerin toplamı, hayati bir kavramı yerle bir ediyor: Üniversite özerkliği.

Başbakan, Milli Eğitim Bakanı ve bürokratlarla yapılan tüm görüşmelerde, rektörler ısrarla ‘bu kararlarla özerkliğin zedelendiğini’ söylüyor.

Başbakan Erdoğan rektörleri haklı bularak, yukardaki kararlardan bazılarını düzeltiyor.

İMAM HATİP GEÇMEDİ

Rektörlerle görüşmede önemli bir nokta var.

Görüşmede Erdoğan’ın ağzından bir kere bile, imam hatip lafı çıkmıyor.

Kullandığı kavram teknik liseler. Görüşmeye katılan Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç vurguluyor: ‘İmam hatip liselerini ayrı ele alırız!’

Altıkulaç
’ın bu sözüyle birlikte, rektörler sadece YÖK Yasası’na yoğunlaşıyor. Buna rağmen, olay dönüp dolaşıyor, imam hatiplere dayanıyor. Ardından da, gerilimden gerilim beğen!..

AKP-AYDINLAR

Demirel
, yılların tecrübesi, o sözleri boşuna söylemiyor.

70 milyonluk koca Türkiye’de, aydınların sayısı ne ki?.. Ama, sayı değil, nitelik ağır basıyor. Dünyanın her yerinde olduğu gibi.

Aydınlar demokrasiden yana. Çok büyük aydın çoğunluğu AB’den yana. Kıbrıs’ta çözümden yana. Belli bir aydın çoğunluk, belli çekincelerini saklı tutarak, AKP’ye şans tanıyor!..

AKP ise, Meclis’te çoğunluğa sahip olmanın şımarıklığı ile, bu şansı elinin tersiyle itiyor. Kendi aydını ile kavgaya giriyor.

Yasa çıksa da, çıkmasa da, sonunda AKP kaybediyor.

Sahte balayı son!..

ÇOK
ciddi, çok temel bir sorun var ekonomide. Hızla daha da, tırmanma eğiliminde. Ekonomide sahte balayı dönemini açığa çıkaran rakamlar.

2003’ün ilk üç ayında dış ticaret açığı, yani ithalat ile ihracat farkı, 3.4 milyar dolar. Bu yıl, aynı dönemde, aynı açık, 6.5 milyar dolar, geçen yılın iki katına yakın.

Toplam döviz gelir-gideri, geçen yılın ilk üç ayında 1.5 milyar dolar. Aynı açık, bu yıl aynı dönemde, 2.8 milyar dolar, geçen yılın iki katına yakın.

Dövizdeki zıplamanın temel kaynaklarından biri. Çok ciddi tehlike sinyali!..

Özerklik katsayısı

OECD
ülkelerinde bir araştırma var. Amerika, Kanada, Japonya, Avustralya ile Avrupa ülkelerini kapsayan otuz OECD ülkesinde üniversite özerkliğini inceleyen bir araştırma.

Mali, idari ve bilim gibi, belli ölçülerden hareket ediyor. Tam puan, sekiz. OECD ülkelerinin büyük çoğunluğu özerklikte yedi, yedibuçuk, sekiz gibi, ya yüksek ya tam puanlara sahip. Yani, oralarda üniversiteler özerk.

Bizim özerklik katsayımız birbuçuk! Yani, bizde üniversiteler özerk değil!..

Bu gerçek, rektörler tarafından Başbakan’a anlatılıyor. Erdoğan da, özerkliğin sağlanması için, söz veriyor. Rektörler özerklik derken, Başbakan, tamam, diyor!..

Buraya kadar güzel!.. Ya sonrası?.. Sonrası, işte ortada!..
Yazarın Tüm Yazıları