GeriAhmet HAKAN Hasan Cemal için bir formül buldum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hasan Cemal için bir formül buldum

HASAN Cemal Milliyet’ten kovuldu.

Kaba bir şekilde değil kibarca...

* * *

Her kafadan bir ses çıkıyor.

- Başbakan Yardımcısı: “Bu iş medya patronlarının işidir” diyor.

- Ezelden muhalifler: “Yetmez ama evet diyordun Hasan Cemal, gördün mü yetmezi, gördün mü eveti” diye laf sokuyor.

- Hükümet yanlısı kalemler: “Bu iş hükümetin işi değildir canım, sadece patron tasarrufudur” diyor.

- Başbakan’ın en yakın danışmanları: “Başbakan bir yazarı eleştirince patronlar hemen o yazarı kovuyorlar, biz de bu işin mağduruyuz” diyor.

- Köşe yazarları: “Acaba bize ne zaman sıra gelecek” diyor.

- En etkili ve dokunaklı lafı etmek isteyenler: “Hasan Cemal’in yazmadığı bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum” diyor.

- Dehşete düşenler: “Ne yani, şimdi Hasan Cemal bile yazamayacak mı birader” diyerek şaşkınlıklarını dışa vuruyor.

Kısacası...

Laf... Laf... Laf...

Oysa laf değil “icraat” lazım.

Ve Hasan Cemal’i gazetesine kazandıracak bir formül buldum.

Açıklıyorum:

* * *

Star gazetesinin Ankara Temsilcisi Mustafa Kartoğlu, “Hasan Cemal meselesi”ni Başbakan’ın Danışmanı Yalçın Akdoğan’la konuşmuş.

Yalçın Akdoğan şöyle demiş:

- Yazar atma işiyle bizim alakamız yok.

- Böyle bir şeye ihtiyacımız da yok.

- Her gazeteci işten atıldığında hükümet sorumlu tutuluyor.

- Bu durum en çok hükümete zarar veriyor.

Güzel...

Madem Hasan Cemal’in işten atılması en çok hükümete zarar vermiştir ve vermektedir.

O halde hükümet, bu işten çok büyük zarar görmüş gibi davranmalıdır.

Ve derhal harekete geçmelidir.

* * *

Mesela...

AK Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik ya da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hemen bir basın toplantısı düzenleyip “patron”a çok ama çok öfkeli bir edayla ve ses tonuyla şöyle seslenmelidir:

- Kardeşim niye yazdırmıyorsun Hasan Cemal’e?

- Yoksa bize karşı sabotaj peşinde misin?

- Hasan Cemal’in yazmadığı, yazamadığı bir ülke mi yaratmak istiyorsun?

- Maksadın ne senin?

Yazar susturarak ne yapmak istiyorsun?

- Yoksa amacın, “Bu hükümet yazarları susturan bir hükümettir” imajı yaratmak mı?
 
* * *
 
İddia ediyorum:

Hüseyin Çelik ya da Bülent Arınç, dehşetengiz bir çatık kaşla bunları söylesin...

Hasan Cemal ertesi gün yazmaya başlar.

Vicdanlar neden mi kabullenemiyor?

- Sen Danıştay’a baskın yapıp yargıç katleden adam ile emekli Genelkurmay Başkanı’nı aynı amaçlar etrafında bir araya gelmiş bir terör örgütünün en sağlam iki üyesi olarak gösterirsen... Vicdanlar tabii ki isyan eder.

- Sen Danıştay katili ile Genelkurmay Başkanı arasındaki ilişkiyi ortaya koyan kapı gibi sağlam belgeleri, bulguları, kanıtları suratlara çarpamazsan... Vicdanlar tabii ki isyan eder.

- Sen Danıştay cinayeti davasında bir adamı hem tanık, hem sanık, hem de gizli tanık yaparsan ve iddialarını bu adama dayandırırsan... Vicdanlar tabii ki isyan eder.

- Sen Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ı, Cumhuriyet’i bombalayan örgütün en önemli isimlerinden biri olarak ilan eder, ancak Balbay ile bombacılar arasında nasıl bir bağlantı olduğunu izah edemezsen... Vicdanlar tabii ki isyan eder.

- Sen “büyük terör örgütü” diye nitelendirdiğin örgütün silahlı külahlı en önemli işinin Danıştay saldırısı olduğunu söyler, ancak bu saldırı ile örgüt arasındaki rabıtayı tatmin edici bir şekilde kuramazsan... Vicdanlar tabii ki isyan eder.

- Sen “Hükümeti devirecekti” dediğin generalin, devireceği hükümet tarafından sahiplenilmesi meselesini izah edemezsen... Vicdanlar tabii ki isyan eder.

- Sen Alparslan Aslan ile Sinan Aygün’ün, Mehmet Haberal ile bombacıların, İlker Başbuğ ile Osman Yıldırım’ın, Kemal Gürüz ile Doğu Perinçek’in... Kısacası birbirlerini hayatları boyunca hiç görmemiş şahısların, nasıl olup da bir terör örgütü kurabildiklerini herkesi tatmin edecek biçimde açıklayamazsan... Vicdanlar tabii ki isyan eder.

Sulu rakı üzerine üç not

BİR: Başbakan’ın, “Bunlar rakıyı sulu içiyorlarmış” diyerek CHP’yi suçladığını öğrendiğim anda aklıma ilk gelen isim Aydın Boysan oldu. 12 dakika sonra “hurriyet.com.tr”de başlık hazırdı: “Erdoğan’ın sözlerine rakı ustası Aydın Boysan’dan yanıt”.

İKİ: Başbakan’ın, “Bunlar meğer rakıyı sulu içiyorlarmış” cümlesinin altında acaba “Bunlar beceriksiz kardeşim, bunlar rakı içmeyi beceremiyorlar, rakı susuz içilir oğlum, öğrenin de gelin” cümlesi mi yatmaktadır?

ÜÇ: Korkuyorum... Acaba Başbakan’ın rakılı açıklamasının ardından birkaç “yeni dönemin yalakası”, kendilerini ortaya atıp ellerinde rakı kadehleriyle “Biz rakıyı susuz içiyoruz ustam, atam, başbakanım” falan diye poz verirler mi acaba?

AYDIN BOYSAN, ERDOĞAN'IN SÖZLERİNE ŞU YANITI VERDİ

Hasan Cemal için bir formül buldum

İslamcılar için uyarlama yapılacak sol marşlar

MİLLİ Görüş ekolünden bir grup İslamcı genç, solcuların ünlü “Çav Bella”sını kendilerine göre yorumlamışlar ve ortaya bir “mücahit yorum” çıkmış.

Birkaç gündür bu uyarlama gündemde...

Madem İslamcıların sol marştan yaptıkları uyarlama ortamı bu kadar şenlendiriyor...

O halde şu sol marşlara da neden el atılmasın:

* * *
  
- VENSEREMOS: Bu marşın “Venseremos venseremos/Kıralım zincirlerimizi” bölümü, “Venseremos venseremos/Kılalım namazlarımızı” şeklinde uyarlanabilir.

- GÜNDOĞDU MARŞI
: Bu marşın “Gün doğdu hep uyandık/Siperlere dayandık” bölümü, “Güneş doğdu uyandık/Namazımızı kıldık” şeklinde uyarlanabilir.

- ŞARKIŞLA: Bu marşın “Gemerek’te çevirmişler/Deniz Gezmiş’in yolunu” bölümü, “Fatih Camisi’nde çevirmişler/Metin Yüksel’in yolunu” şeklinde uyarlanabilir.

- 1 MAYIS MARŞI: Bu marşın “Ulusların sesi yeri göğü sarsıyor/Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor” bölümü, “Müslüman’ın tekbiri yeri göğü sarsıyor/Alınlardaki nasır izi bir nur gibi parlıyor” şeklinde uyarlanabilir.

- KIZILDERE: “Oy dere Kızıldere/Böyle akışın nere”
bölümü, “Oy dere Kızıldere/İnanırsan bilirsin/Böyle akışın nere” şeklinde uyarlanabilir.

Bahçeli’ye camdan okuma tavsiyeleri

SAYIN Bahçeli...

Kâğıtları bir tarafa bırakıp camdan okumaya geçmişsiniz.

Tebrikler! Doğru karar.

Fakat ilk gün pek bir acemiydiniz.

Acemiliği tez elden atlatabilmeniz için size bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

* * *

- Cama bakarak yapılan konuşmaların püf noktası şudur: Konuşmayı cama bakarak yapıyormuş izlenimi vermemek. Siz cama baktığınızı biraz fazlaca belli ediyorsunuz.

- Kürsünün sağına ve soluna konmuş iki cam... Siz bir cümlenin yarısını sağdakine bakarak, diğer yarısını soldakine bakarak okuyorsunuz... Böylece ortaya çıkan görüntü “tenis izleyen adam” görüntüsü oluyor... Bu kadar kısa aralıklarla o camdan bu cama geçmeyin...

- Arada camdan gözünüzü çekin, doğaçlama yapın... Sonra tekrar cama dönün... Böyle yaparsanız “cama bakmadan konuşuyormuş” izlenimini daha iyi verirsiniz. Bakınız: Başbakan Erdoğan’ın cama bakarak yaptığı konuşmalar.

- Camdaki konuşma metninin akış hızını ve duraklarını ayarlayan şahıs, çok önemlidir... Onunla antrenman yapınız...

Meraklısı için notlar

- CEM Uzan açıklamış: “7 kere umreye gittim”. Ha gayret Cem Uzan... “Babaannem de başörtülüydü” açıklamasına ramak kaldı.

- “Kamuda kıyafet özgürlüğü” diye yola çıkanlara soruyorum: Başörtüsü için özgürlük istiyorsunuz, tamam... Peki söyler misiniz? Başlarını örtmemeyi tercih eden kadınlar için ne kadar özgürlük istiyorsunuz? Kot pantolon, askılı bluz, etek boyu falan?

- “DHKP-C” adlı örgüt, yeni dönemin “işe yarar örgütü” mü oluyor? Mahir Kaynak Bey... Bir izah lütfen...

- CHP’li Salih Fırat’a, partisini bırakıp AK Parti’ye geçtiği için “Zaten bizi satacak tıynetteydi” diyen CHP’lilere sesleniyorum: O tıyneti adamı partinizden aday gösterirken aklınıza getirecektiniz.

 

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku