Halepçe’de siyanür gazını kim kullandı

Birleşmiş Milleter’de konuştuğum Arap gazeteciler "Saddam artık tarih oldu. Temyiz kararı da aleyhine çıkacak. Asacaklar fazla beklemeden," diyor. Geçen hafta sonunda Şii hukukçulardan oluşan bir Irak mahkemesinin insanlığa karşı işlediği suçlardan yargılayıp ölüme mahkum ettiği Saddam Hüseyin’in kurtulması mümkün değil. Irak halkını baskı ve şiddetle 24 yıldır yöneten diktatör Sünni alemin bazı kesimlerinde ’şehit’ mertebesine erişecek.

2003 aralık ayında Amerikan askerlerinin saklandığı sığınakta yakaladığı Saddam Hüseyin bir yıl süren duruşmalar sonunda, 1982’de Bağdat’ın kuzeyindeki Duceyl kentinde kendisine suikast düzenleyen Şii kökenli 148 kişiyi öldürtmekten hüküm giydi. Şimdi sırada Kürtler var. Duceyl kararı temyize giderken Saddam’ın 1980’lerin sonunda binlerce Iraklı Kürt’ü zehirli gazla öldürtmesi davası başlayacak. Bu dava sonuçlanmadan asılmazsa Saddam bir kez daha ölüme cezasına çarptırılacak.

Irak’ın Amerikan işgal ve istilası gerekçelerinden başlayan olayların kronolojik gelişmesi ise garip. Bush yönetimi 11 Eylül terör saldırılarını takiben Afganistan’da Usame Bin Ladin ve Taliban yönetimine savaş açtıktan sonra ikinci hedef gördüğü Irak’a yöneldi. Başkan Bush 2003 başında ulusa sesleniş konuşmasında Saddam’ın kitle imha silahları ürettiğini ileri sürerek Irak’ın işgali emrini verdi. BM özel komisyonunun, ABD ve Batılı haberalma servislerinin "Kitle imha silahları yok" şeklinde raporlarını Beyaz Saray dikkate almadı. Geceli gündüzlü bomba akınlarını takiben Irak işgal edildi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ABD’nin Güvenlik Konseyi’nin onayı olmaksızın yapılan işgali "Bu illegal bir harptir" diye niteledi.

*

130 bin mevcutlu Amerikan askerlerinin, özel birliklerin araştırmalarında da kitle imha silahlarının bulunmayışı üzerine Beyaz Saray harbi haklı çıkarmak için "Ortadoğu’ya demokrasi getirmek istiyoruz. Irak diktatörü 1988’de Halepçe’de kendi halkını zehirli gazla öldürttü. Irak komşularının yanı sıra ABD ve dünya barışı için büyük tehlike arzediyor. Irak terör destekçisi bir ülke" diyerek kanıtlanmayan yeni gerekçeleri öne sürdü.

CIA’nın kıdemli politika analiz uzmanı, Kara Harp Koleji profesörü Stephen C. Pelletiere Beyaz Saray’ı yalanlıyor: "Halepçe’de toplu katliamın mesulü Irak değil İran’dır." CIA ve ABD Savunma Entelijans Ajansı’nın gizli raporlarını inceleyen Pelletiere şöyle devam ediyor: "Halepçe olayı Irak-İran harbi sırasında yaşandı. Harpte iki taraf bir diğerine karşı zehirli gaz kullandı. Ama Halepçe’de can veren Kürtlerin otopsilerinde siyanür gazıyla öldükleri ortaya çıktı. Siyanür gazlı bombaları İranlılar kullanıyordu. Irak ordusunda kimyasal silahlar grubunda siyanür gazı yoktu, hardal gazı vardı. ABD, Saddam’ı devirmek için Halepçe’yi gerekçe gösterdi. İnsan hakları ihlalinde Saddam’ın suç listesi kabarık ama Halepçe faturasının Saddam’a çıkarılması yanlış."

Gözlemciler Başkan Bush’un babası 1989-1992 arası ABD başkanlığı yapan George H.W. Bush’un Kuveyt işgali üzerine Irak’a karşı başlattığı Körfez Harbi’nin Güvenlik Konseyi’nin kararı ile meşruiyet kazandığını vurgulayarak Kofi Annan’ın "İllegal harp" görüşünü destekliyor. Gözlemciler "Bush Rusya ve Çin’in veto hakkını kullanacakları kaygısıyla konuyu Güvenlik Konseyi’ne getirmeye yanaşmadı" diyor.

*

Geçen yüzyıla baktığımızda Irak’ın işgal ve istilasına benzer bir durumun yaşanmadığı görünüyor. 1991’deki Körfez Harbi’nden 2003’te ikinci Irak harbi arasındaki yıllarda Saddam rejiminin Ortadoğu’da barış ve istikrarı tehdit eden bir yaklaşımı görülmedi. Başkan Bush’un işgal niyeti kesinleştiğinde Kuveyt dahil bölgedeki ülkelerin liderleri harbi önlemek için Beyaz Saray’ı uyardı. İki harp arasında Irak’ın terör örgütleriyle teması da tespit edilmedi. Buna rağmen Başkan Bush’u caydırmak mümkün olmadı. ABD, topraklarından 10 bin kilometre uzaktaki ülkeyi işgal etti. Pandora’nın kutusu açıldı.

Üç yıllık işgal ve istilanın tablosu trajik. Irak karmaşa içinde. Hükümet mezhep çatışmalarını durdurmaktan aciz. Ülke iç harp eşiğinde. Su, elektrik, ilaç ve eğitim hizmetleri verilmiyor. İşsizlik diz boyu. Bombalı eylem sürdüren direnişçilerin sayısı giderek artıyor. Iraklılar korkudan çocuklarını okula gönderemiyor. Rakamlar da inanılır gibi değil. İşgal ABD’ye 500 milyar dolar masrafa sebep oldu. Saygın bir Batılı insan hakları grubunun bilimsel araştırma raporuna göre 2003’ten bu yana Irak’ta ölen insanların sayısı 650 bin civarında. Şii ve Sünni militanların karşılıklı bomba saldırılarında her gün ortalama 100 kişi can kaybediyor. Amerikan işgal ordusunun ölü ve yaralı listesi 24 bini aşkın. Ülkede yaşamın ne zaman normale dönüşeceğini bilen yok. Bu harbin tek hedefi Saddam idi. Irak diktatörü kaderiyle buluştuktan sonra ortalık yatışacak mı? Kolay görünmüyor.
Yazarın Tüm Yazıları