Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Milenyum Genel Kurulu

Hadi ULUENGİN

Şu anda aklıma gelenleri sayıyorum, Bosna, Somali, Ruanda, Kosova ve Doğu Timor, dün New York'ta, ala ve valayla noktaladığımız ‘milenyum’un nihai genel kurulunu açan BM son yılların bütün belli başlı arbedelerinde armut topladı.

Ya karşılıklı boğazlaşmalara aval aval uzaktan baktı, ya da bugün Endonezya'da tekrarlandığı gibi istimi hep arkadan getirdi. Hantal cüssesini her şey olup bittikten ve atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra kaldırabildi.

Kuşku yok, 2. Savaş galiplerinin ‘‘Barış Jandarması’’ oluşturmak amacıyla 1945 San Francisco Konferansı'nda temelini attığı BM artık sınıfta kaldı.

Ötesi, çifte dikişten dolayı belge almak raddesine vardı.

* * *

ASLINDA, Birleşmiş Milletler'in kökeni daha eskilere uzanır.

Anlaşmazlıkları uluslararası platformda çözümlemek fikri 1. Cihan Harbi ertesinde yeşermiştir ve ilk kurum Cemiyet-i Akvam adını almıştır.

Bunun esas ‘anayasası’nı da o zamanki ABD Başkanı'nın ismine atfen ‘Wilson Prensipleri’ diye tanımlanan demokrasi ilkeleri oluşturmuştur.

Ne var ki, ilkin büyük ümitler bağlanan bu Cemiyet-i Akvam ölü doğmuştur.

Hatta, şimdiki BM'den bile çok daha kötü bir sınav vermiştir.

İtalyan faşizmi Habeşistan'ı, Japon militarizmi Çin'i veya Alman Nazizmi Avusturya ve Çekoslovakya'yı yuttuğunda Cenevre'deki kurum sadece lafazanlık üretmiştir. Dişe dokunur tek bir uygulamayı hayata geçirememiştir.

Zaten saldırganlar da nanik işareti yaparak kapıyı vurup gitmişlerdir.

Dolayısıyla, Cemiyet-i Akvam'ın kötü örneğini göz önüne alan yeni BM kurucuları New York örgütünü Güvenlik Konseyi gibi yaptırım yetkisi olan bir mekanizmayla donatmışlardır ki, eskinin alargalık ve laubaliği tekrarlanmasın.

Ancak, aynı Konsey'de beş daimi üyeye tanınan veto yetkisi; Soğuk Savaş'ın bitmez tükenmez nüfuz çekişmesi ve sayısız ülkenin ağız ve bilek dalaşı hem Birleşmiş Milletler mekanizmasını hantallaştırmış, hem de onun ‘evrensel barış jandarması’ olarak varlık sürdürmesini büyük ölçüde engellemiştir.

Sovyet İmparatorluğu'nun dağılıp ABD'nin küre sathında ‘tek tabanca’ boru öttürmesiyle de söz konusu kurum artık iyiden iyiye devre dışı kalmıştır.

Yukarıda belirttiğim gibi, BM bugün marjinalleşmenin sınırına varmıştır.

* * *

ÜLKELERİN tarihinde kuraldır, önce hayatın pratiği değişir. Hayatı düzenleyen yasalar ise bu değişime ayak uydurabilmek için daha sonra değişir.

Aslına bakarsanız, aynı şey uluslararası ilişkiler açısından da geçerli...

İyi kötü, Cemiyet-i Akvam 1. Harp, Birleşmiş Milletler de 2. Savaş sonrasının ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla inşa edilmişlerdi.

Oysa dünya dönüştü. Artık şu kesin, East River kıyısındaki gökdelen ne bu ihtiyaçlara cevap verebiliyor, ne de çağın dinamiklerini yakalayabiliyor.

Rusya ve Çin gibi ülkeler eski veto ayrıcalığı arkasına saklanarak her bir şeye mutlaka çomak sokarken, örgütü zaten hiç iplemeyen Birleşik Amerika'nın küstahlığı, kürtajı destekleyen nüfus politikaları uyguluyor diye BM bütçesine yaptığı mali katkıyı durdurup onu cezalandırmaya kadar varıyor.

Bu arada da, Çetnik katiller Kosova ve Endonezya milisleri Timor ahalisini kıtır kıtır keserken New York'taki diplomatlar havaya bakıp ıslık çalıyor.

* * *

NOKTALADIĞIMIZ ‘milenyum’ son genel kurulunu dün New York'ta açan BM'nin mevcut organizma ve mevcut işleyişle üçüncü ‘milenyum’a sıçraması imkansız.

Başlayan yüzyıl ve başlayan binlik, eskinin ana ruhunu korumak kaydıyla, yeni dünyaya ayak uydurabilecek yeni bir kurumu zorunlu kılıyor.

Umut edelim ki, Cemiyet-i Akvam ve Birleşmiş Milletler'den sonra üçüncü ‘milenyum’da mutlak ve mutlaka üçüncü bir uluslarası mekanizma hayata geçer.

İnsanlık orman kanununda yaşamayı hak etmiyor !..



X