Gülçin yazıyor...

Gülçin TELCİ

İntihal modası

İntihal, yani ‘eser yürütme' kavramı bugünlerde yeniden gündeme gelince ben de Türkiye'nin gizli entellektüellerinden Nezih Uzel'in bir yazısından intihale karar verdim... Uzel'in ‘‘Galiyev ne demişti?'' yazısındaki bilgilerden yola çıkarak içine kendi araştırmalarımı da katıyorum...

Özel askerlik hizmetleri şirketi Güney Afrikalı iyliksever bir işadamı tarafından Güney Afrika'da kurulmuş... Amacı Mandela rejiminden sonra güçlü kuvvetli beyazlara iş sahası açmakmış.. 2000 kişiyi de işe yerleştirmeyi başarmış. Şirketin ismini de ‘‘işbitiren'' anlamında ‘‘executive outcomes'' koymuş... Yani kibar bir yöntemle büyük maaşlara paralı asker toplamaya başlamış... Şirket, başı dertte hükümetlere ‘‘danışmanlık!'' hizmeti veriyormuş... Paralar batılı işadamlarından veya hükümetlerden akıyormuş...

Londra'ya işiniz düşerse orada da aynı isimli bir şirketi bulabilirsiniz... Hem de öyle kenar mahallelere gitmenize gerek yok. King Roads 535'deki zili iki uzun bir kısa çalın yeter...

Sahibi Even Barlow her işi kendi yapmayı sevdiği için kapıyı size açar ve hangi cins kahve sevdiğinizi sorduktan sonra kendi eliyle kahveyi servis yapar... Canınız Türk kahvesi çekerse çekinmeyin... En iyisini pişirebilir... Ünlü elmas tröstü ‘‘Diomans Work Limited''in patronu bile Barlow'a güvenmekte beis görmemiş...

Barlow'un bu günlerde işi başından aşkın.. Kolay mı? Beş ülkede birden operasyon örgütlüyor.

‘‘Bizim City''deki bazı kovboyların Azerbaycan'daki darbe girişimi sırasında Barlow'u ziyaret ettiği devletin dehlizlerinde konuşuluyor... Bu şirketi sizleri daha çok aydınlatmak için izlemeye devam edeyim mi? Ne dersiniz?

Atamalar Dışişleri Bakanlığı’nı karıştırdı

Tansu Çiller'in bir türlü el atmaması nedeniyle uzun süredir bekleyen Büyükelçiler Kararnamesi, dar kapsamlı da olsa, çok insanı da kırsa sonunda imzalandı. DSP'li Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in imzasını taşıyan kararname ile Bakanlığın üst yönetimi yeniden şekillendirildi. Dışişleri koridorlarında kulisler daha da renklendi.

Onur Öymen'den boşalacak Müsteşarlık makamına kimin oturacağı çok kimsenin yüreğini hoplattı... İsimler gündeme gelirken beraberlerinde bol bol da dedikodu getirdiler... Ben dedikoduları sizin için eledim... Hoşunuza gideceğini tahmin ettiklerimi bu hafta sizlere yazmaya karar verdim...

PAMİR OLAMADI

Mesut Yılmaz'ın TBMM kürsüsünden kamuoyuna şikayet ettiği Öymen'in kesinlikle değiştirileceği, daha Anasol-D hükümetinin kurulma aşamasında konuşulmaya başlanmıştı. Bu makam için Dışişleri koridorlarında, uzun süre Atina Büyükelçisi Ümit Pamir'in adı dolaştı. Sonra bir ara ibre New York'taki Türkiye'nin BM nezdindeki Daimi Temsilcisi Hüseyin Çelem'e doğru döndü. Öymen'le tartışarak daha merkezdeki süresini doldurmadan, apar topar Tokyo'ya tayin edilen Gündüz Aktan'ın adı da geçti.

Ancak bu isimlerin hiçbiri olmadı ve Dışişleri'nin Öymen'den sonraki ikinci adamı, Müsteşar Yardımcısı Korkmaz Haktanır, süpriz biçimde Müsteşarlık koltuğuna oturuverdi.

Haktanır'ın Müsteşarlık koltuğuna ‘‘kimsenin adamı olmadığı'' için olduğu kadar, diğer adayların ‘‘handikapları'' nedeniyle de oturduğu söyleniyor.

Kararnamenin Cumhurbaşkanı tarafından uygun görülmesinden sonra, Dışişleri'ndeki ‘‘Müsteşar kim olacak?'' dedikoduları kesildi, olamayanların (Çelem ve Pamir) niye olamadıkları tartışmaya açıldı.

Kulislerde Pamir'in bu şansı kaybetmesinde, şimdiki Dışişleri Bakanı, ancak eski Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi İsmail Cem'in ileride Dışişleri Bakanı koltuğuna oturacağını hesaplamamasından kaynaklandığı düşünülüyor... Cem'in Selanik'te katıldığı bir toplantı sırasında, Büyükelçi Pamir'in kendisiyle hiç ilgilenmemesinden o dönemde yakın çevresine rahatsızlıklarını ilettiği, kararnameyi hazırlarken bu olayı da ‘‘aklının bir köşesinde tuttuğu'' konuşuluyor. Kulislerde, Cem'in Müsteşarlığı emanet etmediği Pamir'e, Müsteşar Yardımcılığı görevi vermemesi de, bu dedikodulara kanıt olarak gösteriliyor.

İDARİ PÜRÜZLER

Hüseyin Çelem'in Müsteşar olmaması, New York misyonundaki idari konularda birtakım pürüzlere bağlanıyor. Çelem'e, ‘‘Pürüzleri hallettikten sonra gel'' dendiği söyleniyor. Malum New York Amerika'da mülk sahibi ünlülerin ikinci adresi gibi!

Gündüz Aktan'ın isminin ise, Müsteşar olması halinde Öymen'in ekibine yönelik, ‘‘bir intikam kampanyası'' başlatması endişesiyle çizildiği konuşuluyor. Öymen'ciler böylelikle rahat nefes alıyor.

Müsteşarlık dedikoduları bu kadar değil, örneğin İsmail Cem'in Müsteşarlık için Avrupa Konseyi nezdindeki daimi temsilci Rıza Türmen'in adı üzerinde de durduğu, ancak bunun Başbakan Mesut Yılmaz tarafından sıcak karşılanmadığı da konuşuluyor.

Mesut Yılmaz'ın bir yıl önceki Anayol dönemindeki Başbakanlığı sırasında Öymen'in yerine düşündüğü, Sofya Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik ise merkeze Müsteşar Yardımcısı olarak dönüyor.

Yılmaz’ın intikam üslubu

Başbakan Mesut Yılmaz Anayol döneminde Müsteşar Öymen'i görevden almak istemiş, ancak Çiller'in karşı çıkması nedeniyle bunu gerçekleştirememişti. Bunun üzerine TBMM kürsüsüne Başbakan sıfatıyla çıkarak, Öymen'i Kardak konusunda bir önceki hükümeti ‘‘yanıltmakla'' suçlamış, böylece belki de TC tarihinde bürokratını Meclis'e şikayet eden ilk Başbakan ünvanını almıştı.

Yılmaz'ın yine Başbakan olduğu Anasol-D hükümetinde de gözler ister istemez Onur Öymen'in üzerine çevrildi. Yılmaz'ın birlikte çalışmak istemediği Öymen'i, nereye Büyükelçi atayacağı konuşulmaya başlandı. Sonuçta kararname çıktı ve Öymen, Brüksel'deki NATO daimi temsilciliğine atandı. Daha önce de pek çok Büyükelçi Müsteşarlık görevinden sonra NATO'ya daimi temsilci atandığından, bu Öymen için asla bir ‘‘tenzil-i rütbe'' olarak algılanmadı. Hatta, şimdiki NATO daimi temsilcisi Tugay Özçeri'nin de Müsteşarlıktan sonra bu göreve atanması örnek gösterildi.

Ancak Yılmaz'ın ‘‘intikamını'', Öymen'in yeni ünvanında değil, yeni görevinin niteliğinde aramak gerekiyor. Çünkü Öymen'in geçmişinde Türk-Yunan ilişkilerinden Avrupa'ya, Rusya'ya, Avrupa Birliği'yle ilişkilere kadar pek çok tecrübe yer alıyor, ancak NATO tecrübesi hiç bulunmuyor.

Dışişleri'ndeki ‘‘NATO'cular-AB'ciler'' çekişmesinde Öymen'in her zaman AB'cilerin yanında yer aldığı Bakanlıkta bir sır değil. Şimdi tüm Dışişleri Öymen'in, çok teknik ve zor bir alan olan ve yakınlarına pek çok kez ‘‘hiç sevmediğini'' söylediği NATO ile ilişkilerde neler yapabileceği merakla bekleniyor...

Ramstore kapısına ‘itiniz' yazınca

Koç Grubu, Orta Asya'da süpermarket imparatoru olmak için kolları sıvadı. Türkiye'nin en geniş süpermarket ağı Migros'taki deneyimini Ramstore adıyla Orta Asya'ya taşıyan Koç, Bakü'de ikinci Ramstore mağazasını geçtiğimiz hafta açtı. Azeri Türkçesi, bizim dilimizle önemli benzerlikler taşıyor. Bu nedenle, Azerbaycan'a giden bir Türk rahatlıkla derdini anlatabilir. Ancak, bu Türkçe kelimelerin bizdeki anlamları ile Azerbaycan'daki anlamları biraz farklı. Örneğin, Azericede uçağın inişe geçmesi, ‘‘şimdi düşüyoruz'' olarak anlatılıyor. İşyerinin Azericedeki karşılığı ‘‘karhane'', işadamına ‘‘işgüzar'' diyorlar. Bu nedenle Azerbaycan'da Türkçeyi kullanırken biraz dikkatli olmak gerekiyor. Onlar konuşurken de hemen alınmamak.

Ramstore'unun açılışı öncesinde, Türkiye'de olduğu gibi tüm kapıların kollarına ‘‘itiniz'' kelimesi yazılmış. Ancak, daha sonra Azerice'de bu kelimenin oldukça ağır bir küfür olduğu anlaşılınca hemen yazılar silinmiş. Az kalsın, Azeriler kapı kollarında küfür yazan bir Ramstore ile karşılaşacaklardı.

X