Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gülben Ergen yollarda, kocası evde

Dün yine Ziya’yla bir tertip Gülben Ergen tartıştık. Çıldırtıyor beni. Kara kaplıya 10 yıl sonra hangimizin öngörüsü doğru çıktı diye bakmak üzere imzalı mimzalı not bile düştük.

Ben Gülben Ergen’in bir sonraki hayatında bile iyi bir şarkıcı olmasının mümkün olmadığını iddia ediyorum. O ise, sıkı durun, Gülben Ergen’in büyüyünce Ajda Pekkan olacağını; hatta şimdiden olmuş sayılacağını...

Birkaç kez hani neredeyse ciddi ciddi kavga etmeye kadar yürüdü iş. Bir tartışma sırasında karşısındaki teflon direnci gösterdiğinde daha iyi anlaşılacağı ümidiyle sesini yükselten Türk modeline dönüşüyorum. Allah’tan, neden sonra Ziya’nın suratındaki keyifli ajan provokatör ifadesini sezip son dakikada kendimi toparlıyor, sesimi alçaltıyorum.

Hayatta hiç kavgamın olmadığı neredeyse yegáne insan. Kırk yıllık kadim dostumla arama gire gire Gülben Ergen girerse, kendi suratıma kendi kıçımla gülmem lázım yani...

Neyse işte...

Hem Ziya’ya olan sevgimden, hem Gülben Ergen’in hamile olmasından dolayı, kendilerine en iyicil gözümle bakmaya gayret ediyorum bir süredir. Kaldı ki Nihat Odabaşı da sevdiğimiz bir figürdür; bu aralar Ergen’i sanatsal kanatları altına almış filan... İyi kız olmaya çalışıyorum velhasıl...

Albümden ilk klip çekilen şarkı Yalnızlık oldu bildiğiniz üzre. Son çalışmasında Ergen’in albümünün kapak fotoğraflarıyla birlikte kliplerini de çekmeye başlayan Nihat Odabaşı ile Yalnızlık’ın söz yazarı Alper Fettah’ın da rol aldığı klip, olabildiğine sakin... TEM otoyolunda 64 model bir Mustang’in içinde çekilmiş. (Şahane araba. Her kiminse, Allah sahibine bağışlasın.) Yola çıkan üç arkadaşın yalnızlığı anlatılıyormuş.

Bu üç arkadaş, sırayla direksiyona geçiyor. Ve Gülben Ergen ve yol arkadaşları, gayet zarif ve kederli bir şekilde, ilişkinin içine eden dış mihraklara, kaka ellere sitem edip kendi durumlarına hayıflanıyor. Dingin, duru, sükunet içinde bir klip olmuş. Şarkı da keza... Sıfır hezeyan...

Gülben Ergen, klibin çekim arasında gazetecilerle laflamış: "Nihat Odabaşı şarkıda bana vokal yaptı. Alper de sağolsun, bize eşlik etti. Bizim dostluğumuzun içinde para yoktur. Sadece dostluk ve için içinde eğlence vardır."

Ve "Klipte yalnız birisini canlandırıyorsunuz. Yolda karşınıza ne çıkıyor?" sorusunu; "Valla ben eve gideceğim. Evde koca bekliyor" diye yanıtlamış.

Ne güzel... Buraya kadar süper...

De... Bir süre sonra albümün esas hiti olan Lay La Lay Lalay’ın kilibi huzura geldi ve ben bildiğiniz, uyuz özüme döndüm.

BİR İKİ ÖNERİM VAR

Geçenlerde televizyonda bir programda yine Nihat Odabaşı’nın yönettiği klibin hikáyesini anlatıyordu Gülben Ergen. Odabaşı, Gülben Ergen’e uyuzumun muhtemel kaynağı olan agucu gugucu mimikrisine dair, durmadan "Şımarma" şeklinde uyarı yapıyormuş.

Bendeniz naçizane, Gülben Ergen’in iki koluyla sıkı sıkıya Nihat Odabaşı’na tutunması ve şımarık intibaı uyandırmayan mimikri konusunda, biraz daha çalışmasını önereceğim. Olmadı, Odabaşı’na, daha sıkı postalar koymasını...

Yok yani, elimde değil... Gülben Ergen’in fönünden çok memnun olduğunu tahmin ettiğim saçlarını şirin şirin savurarak ve her heceyi bir agucu, her heceyi bir gugucuyla vurgulayarak şarkısını söyleyişine bakıyorum.

Ve onu alıp bir gelin arabasının ön kaportasına bağlamaktan başka bir şey düşünemiyorum.

Hüzünlü hüzünlü Mustang kullanırken iyi idare ediyordum oysa.

Neyse ya...

Ben yine kendimi telkin edeyim: Ziya’yla Gülben Ergen konusunda kavga edilmeyecek... Ziya’yla Gülben Ergen konusunda kavga edilmeyecek... Ziya’yla Gülben Ergen konusunda kavga edilmeyecek.

Ama el insaf yahu?!. Neymiş? Ajda?
X