Ferai Tınç: Kriz geleceğe güveni sarsıyor






Ferai TINÇ
Haberin Devamı

BİR ülkenin ekonomisini olduğu kadar insanlarını da altüst eden krizlerin çözümü sadece ekonomik önlemlerle mümkün değil.

Para politikaları, ödeme planları yapılırken, seçeneksizlik bunalımı ile karşı karşıya kalan insan da önemli.

İş yerlerinin kapanması ya da küçülmesi, işveren için uykusuz geceler, terlemeler, kalp sıkışmaları demek ama ya satacak hiçbir şeyleri olmayanlar için?

Gün, meydanları dolduranlara, İçişleri Bakanı Tantan'ın ima ettiği gibi 'provokasyona gelenler' gözüyle bakmak yerine o insanların ne söylediklerine kulak kabartmak günü.

Halk artık bu hükümete güvenmiyor. Sadece bu hükümete değil, muhalefet partilerinin liderlerine de güvenmiyor.

Türkiye'nin son 20 yılında yönetim sorumluluğunu üstlenenler, gelinen noktaya bakıp artık 'Biz kenara çekiliyoruz' diyebilmeliler.

İlle kongre mi kaybetmek gerekiyor böyle bir karar için?

Yeni bir dönem yeni yüzlerle başlamalı.

Sokakların sesi böyle söylüyor. Kulak verin ve artık akıntıya kürek çekerek bu ülkeye zaman kaybettirmeyin.

KRİZ ÖLDÜRÜYOR

DÜNYA Bankası'nın, Türkiye'ye bir yetkilisini göndererek önce çocukların ve kadınların kurtarılmasıyla ilgili projeler konusunda harekete geçmesi bir tesadüf değil. Daha önce Latin Amerika ve Asya'da yaşanan ekonomik krizlerden alınan derslerin sonucu bu.

Ben de, bu ülkelerde krizin toplumsal ruh sağlığı açısından sonuçlarına bir göz attım ve neler yapılması gerektiğini uzmanlardan öğrenmeye çalıştım.

Her ülke kendi koşullarına uygun önlemler alırken, toplumsal ruh sağlığı ile ilgili önlemleri de masaya getirmiş.

Bu konularda deneyimli psikolog Pınar İlkkaracan, 'Hem Asya krizi hem de Latin Amerika krizleri sırasında yapılan araştırmalarda ruh sağlığı, krizlerle ilgili ekonomik araştırmalara bir faktör olarak entegre ediliyor' diyor.

Bireyin ve toplumun ruh sağlığının korunması çok önemli.

Çünkü böyle dönemlerde toplumda esen hava öyle bir atmosfer yaratıyor ki, çözümlenecek sorunlar bile çözümlenemez görünüyor, yapılabilecek işler varken yapılmıyor.

Psikolog İlkkaracan, 'Psikolojik sorunlar sadece işlerini kaybedenlerde değil kaybetmeyenlerde de ortaya çıkıyor. Yüksek kaygı düzeyi, tedirginlik, sinirlilik, gerginlik, fobiler, bütün bunların ekonomik anlamı var, işgücü kaybına yol açıyor' diyor.

Asya ve Latin Amerika krizleri sırasında yapılan araştırmalara göre, bu tip krizlerin insanlarda uzun süreli psikolojik hastalıklara yol açtığı, özellikle 21-40 yaş arasını, yani ülkenin bel kemiğini etkilediği ortaya çıkıyor.

Ayrıca toplumda ölümlülük oranı artıyor.

Meksika'da yapılan bir araştırmaya göre, 95-96 krizi sırasında ölüm oranında, daha önceki yıllara göre yüzde 5-7 artış görülmüş.

ÖNLEMLER

BU dönemlerde devlet, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin bir arada çalışmaları önem kazanıyor. Yani bir 'Acil görev gücü' lazım.

Bir yandan, ruh ve beden sağlığını korumak için bireysel yardım projeleri geliştirilirken, diğer yandan işgücünün gerilemesini engelleyecek yasal düzenlemeler yapılıyor kriz dönemlerinde. Örneği Tayland'da kriz baş gösterdiğinde hükümet kıdem tazminatlarını arttırıyor. Bu da, işten çıkarma yerine, işçi ve işverenin birlikte karar verecekleri alternatif programların yaratılmasını sağlıyor.

Kriz deneyimlerinden çıkan sonuçlar işlerini kaybedenler için de var. Bu noktada sivil toplum örgütlerine rol düşüyor. Dayanışma fonları önem kazanıyor.

Krizin toplumlarda açtığı en büyük yara, geleceğe güven duygusunun kaybolması. Bu çöküş semptomundan kurtulmak, kağıtları arkalı önlü kullanarak tasarruf yapma süfliliği ile mümkün değil.

Yeni yüzler ve yeni bir başlangıç ile mümkün ancak!

Yazarın Tüm Yazıları