GeriAhmet HAKAN Fehmi Koru’ya ihbar malzemesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fehmi Koru’ya ihbar malzemesi

FEHMİ Abi...<br><br>Geçen gün müstear adınla bizim “Salomanje Çetesi” ile “Ergenekon Çetesi” arasında irtibat kurmaya çalışan bir makale döktürmüşsün.

Senin adına utandım vallaha.
Nasıl utanmayayım?
Muhbirlik yapanları ayıplayan bir adamın muhbir haline gelmesi karşısında utanılmaz da ne yapılır?
* * *
Fehmi Abi...
Madem bulanık suda balık avlamaya merak sardın.
Madem Soner Yalçın’la sosyalleşmiş herkesi Ergenekon’dan içeri tıktırmak için iştaha geldin.
Madem ayıp, günah takmamaya başladın.
Madem “gülünç oluyorum” falan demiyorsun.
Madem ileri demokrasinin Senatör McCarthy’si sen oldun...
O zaman...
Olayı “Salomanje Çetesi” ile sınırlı tutma.
Al, ben sana malzemenin kralını vereyim, sen oya gibi işle...
İşte içinde yer aldığım gazeteci çetelerinin tam listesi.
Buyur, buradan yak:
* * *
-  SALOMANJE ÇETESİ: Eğer çete lideri Hıncal Uluç’un örgütsel yapı içinde hegemonya kurma güdüsü her geçen gün artmasaydı, bu çete hâlâ faaliyetini sürdürüyor olurdu. Ama olmadı. Çeteyi ilk önce Ali Saydam liderliğindeki “hücre” terk etti. Sonra ben, “Beyaz Salomanjeciler Cephesi” diye bayrak açtım ama peşimden bir tek Ertekin geldi. Kısacası sonu hüsranla biten bir maceradır bu...
-  KIZIL FASIL ÇETESİ: Senin liderliğini yaptığın “Yeşil Fasıl Çetesi”ne karşı, biz de “Kızıl Fasıl Çetesi” diye örgütlenmeye kalktık. Amacımız Ekrem Dumanlı gibi muhafazakâr gazeteciler ile Ahmet Çalık gibi medya patronlarını devşirmekti. İki nedenle başarılı olamadık: BİR: Sponsor bulamadık. İKİ: Samime Sanay’ı ikna edemedik.
-  SUNSET ÇETESİ: Bu çete, faaliyetini sürdürüyor. Lider kadronun tümünü açıklayamam. Ama “bir numara”nın Ertuğrul Özkök olduğunu söyleyebilirim. Fakat bir sorunumuz var: Eğer Ertuğrul Özkök, “Ben genel yayın yönetmeni iken...” diye başlayan hatıralarını anlatmaya bu hızla devam ederse, korkarım bu çete de dağılacak.
-  PAPERMOON ÇETESİ: Bir dolmakalem üzerine edilen yeminle başladı bu çetenin faaliyeti... Hedef: Cavit Çağlar, Nail Keçeli, Ahmet Özal gibi isimler üzerinde doktrin çalışması yapmaktı. Her üç ismin de ikili oynadığı fark edilince örgüt faaliyetleri bir süreliğine askıya alındı.
-  DELICATESSEN ÇETESİ: Bu çetenin çelik çekirdeğini şu isimler oluşturmaktadır: Sayım Çınar, Buket Aşçı, Onur Baştürk. Övünmek gibi olmasın ama lider benim. Sempatizan kadrosunda ise EA, EZ, HG kod adlı gazeteciler yer alıyor. Her hafta salı günü mesai saati içinde “Delicatessen” adlı mekanda yapılan örgüt toplantıları, bazen Sayım Çınar’ın sebepsiz öfke krizine girmesi nedeniyle erken bitiyor.
* * *
Fehmi Abi...
Senin için “Zaman gazetesine geçince Yeni Şafak’taki kadar dikkat çekmemeye başladı” diye yazmıştım.
Bak, Salomanje Çetesi’ni yazınca nasıl da dikkat çektin.
Eh, sana verdiğim bu malzemeyle artık bir ay idare edersin.
Hadi Senatör Fehmi...
Göster kendini!

‘Bizi Batı’ya şikâyet ediyorlar’ yakınması

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın, Batı’dan gelen “Türkiye’de basın özgürlüğü tehlikede” temalı ciddi uyarılar karşısındaki tutumu şu üç maddede özetlenebilir:
-  BİR: Basın özgürlüğünün tehlikede olduğu yalandır.
-  İKİ: İçimizden bazı hainler, Batılıları yalan yanlış bilgilerle dolduruyorlar.
-  ÜÇ: Kandırılmış Batılılar da, neyin ne olduğunu bilmeden konuşuyorlar.
* * *
Bu yaklaşım şu nedenlerle kabul edilemez:
-  BİR: Türkiye’de olup bitenlerin bilinmesi için birilerinin Batı’da kulis yapmasına falan gerek yoktur. Dünya küçüleli epey zaman oldu.
-  İKİ: “Türkiye’yi Batı’ya şikayet” diye bir ihanet olsaydı, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının Batı başkentlerinde dile getirdikleri şikayetler de ihanet kapsamında değerlendirilirdi.
-  ÜÇ: Eğer Başbakan, Türkiye’de hiçbir gazetecinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle “içeride” olmadığına gerçekten inanıyorsa, Batılı dostlarına Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın gibi isimlerin neden içeride olduklarını anlatmalıdır. Bakalım ikna edebilecek mi?

CHP: Biraz oluyor mu ne?

İŞTE bakın:
Bir “aile sigortası” dediler...
Ortalık nasıl da allak bullak oldu.
Bir “yaz aylarında askerlik” dediler...
AK Parti nasıl da telaşlandı.
Demek ki neymiş?
Gündemin peşinden koşan parti olmak yerine, gündemi belirleyen parti olmak gerekiyormuş.
Demek ki neymiş?
Yapılanları karalamak üzerine değil, yapacaklarını anlatmak üzerine yoğunlaşacakmışsın.

Mümtaz’er modeli

MADEM Zaman gazetesi yazarı Mümtaz’er Türköne ile eşi Özlem Türköne, “Bir dönem Özlem milletvekilliği yapsın, bir dönem de Mümtaz’er” şeklinde özetleyebileceğimiz eşit, adil ve hakkaniyetli bir model geliştirdiler.
Peki bu model neden başka isimler için de geçerli olmasın?
- Mesela... Salih Memecan, bayrağı Nursuna Memecan’dan teslim almak için neyi bekliyor?
- Mesela... Aköz çifti neden bu dönem bu işe başlamıyor?
- Mesela... AK Parti milletvekili Zeynep Dağı, yeni dönemde neden görevi köşe yazarı eşi İhsan Dağı’ya bırakmıyor?
- Mesela... Madem Kemal Unakıtan aday olmayacak, neden Ahsen Yenge olaya dahil olmayı planlamıyor?

Sevmediğim sesler

-  Nişantaşı denilen semtte gündüz saatlerinde bir türlü eksik olmayan inşaat sesi...
-  Radyoda maç anlatan spikerin sesi...
-  Politikacının propaganda yaparken çıkardığı tekdüze ve mekanik ses...
-  Duvarı delen matkap sesi...
-  Televizyonda minibüs muavini gibi konuşarak tartışan yeniyetme kanaat önderciği sesi...
-  Güya kafa dinlemek için gidilen eğlence mekânlarında çalan yüksek sesli müzik.
-  Kibarlıkta aşırı giden tiyatrocu sesi...
-  Dövülür gibi kullanılan klavyenin sesi...
-  Romantik olmak için genizden çıkarılan yapay buğulu ses...
-  Ritmi tutturulamamış sloganların sesi...
-  İzlenmeyen televizyonun sesi...
-  Uçağın kalkışından inişine kadar hiç kesilmeyen çocuk ağlaması sesi.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku