Ekonomi gündemi

Ege CANSEN
Haberin Devamı

Bu hafta ekonomi gündeminde olumsuz gelişmeler yer aldı. Öncelikle enflasyonun beklenenden yüksek çıkması ve 1994'ten beri ilk defa üç haneli bir yüzdesel büyüklüğe ulaşılmış olması, karın ağrısı verdi. İkinci olarak, borsanın çöküşünü söyleyebiliriz. Borsa, 1997'de geçmiş yıllardan farklı bir seyir izledi. Bu farklılık halen devam ediyor. Genellikle bu aylar borsanın yükselme mevsimidir. Düşmesini beklediğimiz devrede direnen borsa, çıkması gereken sırada, dolar bazında iyice geriledi. Üçüncü husus, piyasalarda gözlemlediğimiz ‘‘duraklama’’dır. Şimdi sırasıyla bunlara değinelim.

ENFLASYON

Anlaşılan o ki, enflasyonla olan beraberliğimiz daha uzun süre devam edecek. Muhtemelen, önümüzdeki aylarda enflasyon bir miktar gerileyecektir. Bunun anlamı, yıl sonunda yüzde 50'lere düşmek değildir. İş aleminde genellikle kabul edildiği üzere, yüzde 70'ler civarı bir yıllık fiyat artışı başarı sayılmalıdır. Sırası gelmişken, yüzde 100'e ulaşan yıllık enflasyondan sonra, 1997 yılı reel faiz gelirlerinin çok küçüldüğünü ve hatta eksiye düştüğünü anlamakta fayda var. Şöyle ki, Hazine bonolarının yıllık faizi, nominal yüzde 115'lerde. Vergiden önce bile reel faiz, yüzde 7 ediyor. Vergiden sonra, vergi mükellefi şirket ve şahıslar için ciddi miktarda bir ‘‘eksi’’ faiz geliri söz konusu. Bu durumda, ölçmesini bilmeden yüzde kullanmaya meraklı iktisatçıların, milli gelir içinde faiz gelirleri yüzde şu kadar tutuyor söylemlerini gözden geçirmelerini tavsiye ederim. Hakeza, bütçe içindeki faiz harcamalarının payını da ‘‘reel faizin payı’’ olarak hesaplarsak, basmakalıp ve gerçeğe uymayan, (yani bilimsel olmayan) moral bozucu yorumlardan sakınmamız imkân dahiline girer.

BORSA

Hisse senetleri fiyatları, dolar bazında 130 centin altına düştü. Bu, tam kriz işareti değilse de, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın hâlâ, küçük tasarruf sahibi için ‘‘güvenilmez’’ bir karakterde olduğuna iyi bir işaret. Yıllardan beri borsayı yakınen izleyen bir kişi olarak, bu düşüşün geçici olduğuna muhakkak gözüyle bakıyorum. Yine de, gerek hisse senedini borsaya kote ettirmiş şirketlerin küçük hissedarları umursamaz yönetim anlayışları, gerekse ‘‘altılı ganyan oyuncusu’’ tiplerin borsayı mesken tutmuş olmaları dolayısıyla, ortaya çıkan bu ‘‘panik’’ havasından üzüntü duyuyorum. Uzun vadede tasarruflar, en iyi borsada değerlendirilecektir. Bundan kimse şüphe etmesin. Yatırımcılar, kısa vadeli, ‘‘satayım, sonra ucuza tekrar toplarım’’ taktiklerine bel bağlamasın. Bu oyunlar, sisteme zarar veriyor. Binilen dal kesilmiş oluyor.

PİYASALAR

Fiyatların (enflasyonun) yüzde yüz arttığı bir ortamda, gelirler bu artışa ayak uyduramadığı için, piyasalarda bir yavaşlama seziyorum. Enflasyonu kendi kendine geriletmek bakımından, piyasaların verdiği bu reaksiyon hayırlı olmuştur. Fiyatlandırma, iş idare etmenin en önemli karar sürecidir. Yılbaşlarını, adeta ‘‘zam başı’’ ilan eden ticari görüş değişmelidir. Yılbaşında, sırf yılbaşı olduğu için, mamul fiyatlarına yüklü zam yapmak kadar yanlış bir iş olamaz. İlaç fiyatlarının bir ayda yüzde 20 artması herhalde bu yüzden. Çok da saçma. Tabii bu uygulamada, Sağlık Bakanlığı'nın demode olmuş fiyat onaylama tatbikatının da payı var. İlaç endüstrisi ile Bakanlık, kendine göre haklı sebeplerle, bu piyasayı akıl dışı bir yapıya itiyor. Benzeri yükle ‘‘mevsim başı’’ veya ‘‘yılbaşı’’ zamlarını başka sektörlerde de görüyoruz. Bütçede var, onun için zam yaptık demek hatanın büyüğüdür. Unutulmasın, ‘‘azami kâr, maksimum fiyatla değil, optimum fiyatla’’ yakalanır.

SON SÖZ: Yanlışlık neredeyse, düzeltme orada yapılır.













Yazarın Tüm Yazıları