Değişimin dini hayata etkileri

DEĞİŞİM, yaşadığımız dünyanın engellenmesi mümkün olmayan gerçeklerinden birisidir. Değişimden kaçış, ya da onu inkár etmek mümkün değildir.

İnsanlığın meydana getirdiği ilmi ve teknik gelişmeler, icatlar gerçekten de hayret verici bir hızda yürümektedir. Bu hıza senkronize olamayan toplumlar çağın dışına düşerler ve gelecekle ilgili beklentilerini kaybederler. Yeni iletişim imkánlarıyla ilişkiler artarken dünya git gide küçülüyor ve küçük bir köy halini alıyor.

* * *

Bu gelişme ve değişimler, sosyal hayatımızı olduğu kadar dini hayatımızı da etkilemektedir. Kuran, çağın ve zamanın din açısından çok önemli bir kavram olduğuna işaret ediyor. Ve çağa yemin ediyor. ‘Çağa yemin olsun ki insan zarardadır’ buyuruyor. Bu surenin devamında, insanoğlunun önüne zarardan kurtulmak için dört aşamalı bir eylem planı sunulmaktadır: İman, etmek; insanlığın hayrına güzel ve faydalı işlerde bulunmak; hakkı başkalarına tavsiye etmek; ve en nihayet bunda istikrarlı olmak.

Kuran’ın eylem planında, zaman olgusu karşısında pasif kalmak gibi bir durum söz konusu değildir. Aksine, gelişmeleri daha hızlı ve aktif bir ritimle takip etmeyi öğütler. Cenab-ı Hak, Kuran’da statik bir aklı değil, sürekli düşünen dinamik bir aklı istemektedir. İslam’ın temel akidesi olan iman zihinsel diriliğe kapı açarken, salih amel fiili canlılığı meydana getirmektedir. Bunun yanı sıra Kuran-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, ‘Bir toplum kendini değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez’ (Ra’d, 11) buyurmaktadır. Demek ki zamana karşı pasif olma hali, Cenab-ı Hakk’ın tasvip etmediği bir davranış olarak karşımızda durmaktadır.

Çağın getirdiği ve toplumun faydasına olan bilcümle ilmi ve teknik buluşlara da İslam hiçbir zaman karşı çıkmamış, aksine destek olmuştur. Peygamberimiz, ‘Hikmet (İlim ve ilmin gereklerine göre hareket etmek) müminin yitiğidir’ buyurarak bu gerçeği en çarpıcı bir ifadeyle dile getirmiştir. Toplumun bir kesiminde fonksiyonel değişimlere neden olacak bazı gelişmelere siyasi, ekonomik vb. sebeplerle geçmiş dönemlerde karşı çıkanların, kendilerini haklı kılmak için birtakım dini gerekçeler göstermeleri, dinin bu gelişmelere karşı olduğu anlamına gelmez.

İslam, teşekkül dönemi itibarıyla geçmişte kalmış gelenekleri toptancı bir anlayışla reddetmediği gibi, olduğu gibi de kabul etmemektedir. Bir uygulamayı ret gerekçesi; onun geçmişte kalması ve çağdaş olma özelliğini yitirmiş olması değil; gerçeğe tekabül edememiş olmasıdır.

Hz. Peygamber döneminde İslam, öğretileri itibarıyla hem teşekkül ediyor, hem de pratiğe dökülüyordu. Karşılaşılan problemler ve değişik durumlar Hz. Peygamber hayatta olduğu için onun teşri mantığı ile çözüme kavuşturuluyor ve onun uygulamaları (sünnet) dinin bir parçası haline geliyordu. Bu anlayış, dört halife döneminde özellikle Hz. Ömer döneminde de sürdürülmüştü. Bu nesil, İslam’ın kolaylaştırıcı esnek tutumundan olabildiğince geniş bir şekilde istifade edebilme başarısını göstermiştir.

İslam’ın kaynaklarından dinamik bir şekilde istifade etme yöntemi, ne yazık ki, mezheplerin teşekkülünü takip eden asırlarda istenilen düzeyde sürdürülememiş, İslam’ın yaşayan hayata canlı bağı kuvvetlice tesis edilemeyerek zayıflatılmıştır.

* * *

Kısaca; İslam evrensel bir din, Kuran’ın hükümleri de kıyamete kadar geçerlidir. Hayatın tabii akışı içerisinde meydana gelen gelişmeler ve bu gelişmelerin getireceği değişim, İslam’ın önünde bir engel değildir. Değişmenin ideal şekli ise, madde ve mana dengelerinin korunarak fert ve cemiyet menfaatlerinin paralel hale gelmesi tarzında olmalıdır. Netice itibarıyla; evrensel değerler üzerine oturmuş İslamiyet, her asrın ve her coğrafyanın ihtiyaçlarına cevap verecek kaynak zenginliğine sahip bir dindir. Özüne uygun olarak anlaşıldığında ve yaşandığında insanlara huzur ve saadet getireceği gibi, her sahada ilerleme ve kalkınmanın da temel motivasyonu olacaktır.

SORALIM ÖĞRENELİM

Cuma namazı İzmir’de 10, Manisa’da 16 rekat kılınıyor. Hangisi doğru? Her namazdan sonra tespih çekilmeli, dua edilmeli mi? Cenaze olduğunda bazı camilerde tespih çekilmiyor. Namazlar nasıl birleştirilir, niyetlerde farklılık var mı? Erkekler kısa kollu gömlek, atlet ve başı açık namaz kılabilirler mi? Sabah namazı güneş doğduktan sonraya bırakılırsa kaza sözcüğü söylenmeden kılınır mı?

Güngör Gücüyen/MANİSA

Cuma namazı iki rekattır. Cumadan önce 4, keza cumadan sonra 4 rekat kılmak sünnettir. Namaz tekbirle başlar, selamla biter. Namazlardan sonra tespih çekmek ve dua etmek sünnettir. Cenazeyi acele kıldırmak gerektiğinden tespihlerin terk edilmesi uygundur. Zorunluluk halinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı herhangi birinin vaktinde birleştirilerek sırasıyla kılınır. Niyette bir farklılık yoktur. Her namaz için ayrı kamet getirilir. Namazda göbekten diz kapağına kadar olan yeri örtmek gerekir.

Güneş doğduktan sonraya bırakılan sabah namazı, ikinci bir vakte girilmediğinde kaza sözcüğü kullanılmadan kılınabilir.

Sövmek, kötü söz söylemek abdesti bozar mı?

Okan Taşkesenli/ERZURUM

Abdesti bozan şeyler arasında sövmek, kötü söz söylemek bulunmamaktadır. Benim size tavsiyem; Müslüman güzel konuşur, bu sebeple elinizden geldiğince güzel konuşunuz.

Kocam hastanede vefat etti. Ben onun yüzünü öptüm. Bir hoca bana öpmemin haram olduğunu söyledi. Çünkü koca öldüğünde nikáhın düştüğü söyleniyor. Ben günah işlemiş mi oldum?

Seda Osmanoğlu/BURSA

İçinde bulunduğunuz acı durumdan dolayı ölmüş kocanızı öpmenizde herhangi bir sakınca yoktur.

20 yaşında bir genç kızım. Sevdiğim adam Şii. Namaz kılarken el bağlamıyor, namazlığın üstüne bir toprak parçası koyarak üzerine secde ediyor. Böyle birisiyle evlenebilir miyim?

Kübra/ANKARA

Şiiler, İmam Cafer mezhebine bağlıdırlar ve ona göre amel ederler. Namazda ellerin bağlanmaması bazı Sünni mezheplerde de vardır. (Örneğin, Maliki mezhebi). Topraktan bir parça üzerine secde etmeleri de, bunun daha faziletli olduğu inancından kaynaklanır. Toprak üzerine secde etmeyi faziletli sayan başka Sünni mezhepler de vardır. Bunlar ayrıntıdan ibarettir. Böyle biriyle evlenmenizde hiçbir sakınca yoktur.

Boy abdesti, mutlaka sabunla yıkanıp durulandıktan sonra mı alınmalıdır?

Mehmet Turgut/ÇANAKKALE

Boy abdestinin esası, vücudu baştan aşağı yıkamaktır. Sabunla yıkanılması durumunda da boy abdesti alınmış olur.

Fabrikada birlikte çalıştığım İsviçreli arkadaşım, bilinen haccın dışında da hac vardır diyor, doğru mu?

Hasan Yaylacı

Farz olan haccın dışında isteyen umre ziyareti yapabilir. Bu sünnettir. Umre, tavaf ve saydan ibarettir. Hacdan farkı; Arafat’ta durma, şeytan taşlama ve kurban kesme gibi ritüellerin bulunmamasıdır.
Yazarın Tüm Yazıları