Cemaat odalarından çıkma zamanı

İKİ kadınla karşılaşıyorum. Katıldığım bir TV programında. İkisini de, yaptıkları işlerden, uğraşlarından dolayı siz de tanıyorsunuz.

İki kadının program sırasında anlattıkları beni alıp, çok başka yerlere götürüyor. Hayat başka yerde, deyimini sonuna kadar haklı çıkartıyor.

Kürşat Başar’ın Kanaltürk’te her perşembe akşamı yayınlanan Kürşat Başar’la adındaki başarılı programı. Önceki akşam çekimi yapılıyor, sanıyorum 4 Mayıs akşamı yayınlanacak. Programın yapımcısı Arzu Dural.

Bir sohbet programı. Sohbet rustik oda dekorunda, şık bir yemek masasında. Şamdanlar, mumlar eşliğinde, kenarda kütüphane ve piyano. Masada Kürşat Başar ve ben dahil, altı konuk var.

GÖKŞEN VE KUBAT

Diğer konuklara haksızlık yapıyorum, duygusuna kapılmadan, o programda, hayata asılma biçimlerinden dolayı beni etkileyen iki kadın var.

Gülden Gökşen. Hiperaktif bir kadın. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı piyano bölümünü birincilikle bitiriyor. Vehbi Koç ona burs veriyor, Köln Müzik Yüksek Okulu’ndan da mezun oluyor.

Günde onüç saat piyano çalıyor. Sağlığı bu tempoya dayanamıyor, ciddi biçimde bozuluyor. Hastalanıyor, piyanoyu bırakıyor, bir hamburgerci yanında çalışmaya başlıyor.

Üç yıl aradan sonra yeniden piyano. Üniversiteye dönüyor. Öğretmen ve öğrenci oluyor. Piyano yarışmalarında birincilikler, yurt dışı konserleri. Bu arada doktora çalışması. Arada bin türlü uğraş, hepsinin hakkını vererek.

Klasik müzik yanında, caz. Birkaç ay önce piyasa çıkan Güldencaz CD’sinde kimi hüzünlü, kimi hareketli, Türk motiflerini içeren, rock ve caz parçaları yer alıyor.

KOŞULLAR ZOR

Çağla Kubat
makine mühendisi. 2002 dünya güzellik yarışmasına Türkiye güzeli olarak katılıyor. İkinci oluyor. Herkes onu daha çok Kanal D ve NTV sunuculuğundan tanıyor.

En büyük merakı, bu da biliniyor, windsurf. 2003 Avrupa Slalom şampiyonu.

Şampiyon, ama koşullar zor. Çünkü, sponsor bulamıyor. Oysa, çalışması için yabancı antrenöre gerek var. Sörfün bağlı bulunduğu Yelken Federasyonu buna para ayıramıyor. Ama, o 2008 Pekin Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil etmek istiyor.

Bir Avrupa şampiyonumuz var, daha fazla çalışması gerek, ama para yok. Öyle ahım şahım değil, en fazla 25 bin Euro. Ama, yok.

Kaldı ki, dünyada en çok ses getiren artık bu tür spor dalları. Türkiye için bir fırsat. Futbol Fildişi Sahili’nde bile var. Ya bu spor türleri?

ORTAK YÖNLERİ

Her iki kadının özelliği, yaptıkları işe muhteşem bir inançla sarılmaları. Üstelik, yeteneklerini kanıtlamış iki kadın.

İkisinin de, programda anlattıkları beni sarsıyor. Tek tek insanlar öyle hayatlar yaşıyor ki, saygı duymamak olanaksız. Onlarla ilgili ayrıntılara, ben tesafüden katıldığım bir programda yakından tanık oluyorum.

Bizlerin bilmediği ya da bildiği halde, üzerine eğilmediği, kim bilir nice binlerce hayat ve onlara ilişkin öyküler var.

ODADAN ÇIKIYORUM

Biz, gazeteciler, genellikle siyasetin girdabında kendi dünyalarımızın esirleri.

Kendimize yakın bulduğumuz, kurduğumuz cemaat ilişkileri içinde, zaman zaman farklı düşüncede olsak bile, cemaat üyelerini karşımıza almak cesaretinden yoksun, hatta bazen hayattan kopuk, Olemp’e tırmanma yarışçıları. Buna karşılık, ister istemez siyasetin girdabında dalgıçlık görevi.

Türkiye gibi, binlerce sorunun kördüğüme dönüştüğü bir ülkede, bir gazeteci için başka türlüsü çok güç.

Ama, Çağla Kubat ve Gülden Gökşen gibi kadınları tanıyınca, hayatın başka yerde attığı ortada.

O insanlar, cemaat odalarının kapılarını zorluyor. O odalardaki mahkumiyete son vermeye çağırıyor.

Tek tek bireyler, tek tek insanlar. Onlarla birebir iletişim kurma zorunluğu ve görevi. Yine de, hepsini bir sisteme bağlamak gereği.

Kürşat Başar’ı böyle bir programdan dolayı kutluyorum.
Yazarın Tüm Yazıları