GeriAhmet HAKAN Cemaat-hükümet kapışması: Son raunt
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cemaat-hükümet kapışması: Son raunt

CNN Türk’te Tarafsız Bölge’de önceki akşam “Hükümet neden Özel Yetkili Mahkemeler’in yetkilerini kısıtlamak istiyor?” sorusuna yanıt aradık.

Programı açarken “olası nedenler” üzerinde durdum ve şu üç nedeni saydım:

BİR: Ergenekon, Balyoz gibi davalarda ortaya çıkan şikâyetleri ve hak ihlali yakınmalarını gidermek...

İKİ: KCK tutuklamalarının kapsamının olağanüstü genişlemesini durdurmak...

ÜÇ: Özel Yetkili Mahkemeler’in hükümeti de tehdit eder hale gelmesinin önüne geçmek.

Tarafsız Bölge’ye katılan konuklar, bu üç nedene başka nedenler de ekleyerek katıldılar tartışmaya...

Zihin açıcı vurgular yaptılar.

* * *

Biz Tarafsız Bölge’de konuyu tartışırken Başbakan Erdoğan da bir başka kanalda gazetecilerin sorularına cevaplıyordu.

O programda konu bir ara “Özel Yetkili Mahkemeler” meselesine gelmiş.

Tarafsız Bölge Program Koordinatörü Mine Özbek, canlı yayında kulağımdaki cihaz aracılığıyla Başbakan’ın açıklamalarını aktardı. Başbakan’ın cümleleri şunlardı:

-  MİT olayında çizmeyi iyice aşan bir adım attılar.

-  Bana bağlı olan müsteşarımı alırsanız ben durmam, alacaksanız beni alın.

-  Haddinden fazla yetkileri var. Bu durum devlet içinde devlet anlayışını doğuruyor.

-  Cumhurbaşkanı dâhil herkesi buraya çağırırım anlayışını doğuruyor.

Başbakan’ın bu açıklamaları Tarafsız Bölge’de yaptığımız tartışmayı bitirecek netlikteydi.

Çünkü Başbakan, bu açıklamalarıyla “Diğer nedenleri bir tarafa bırakın. Mesele bu mahkemelerin hükümeti bile tehdit edecek noktaya gelmesidir. Devlet içinde devlet olmaya çalışmasıdır. Bunun önüne geçeceğiz. Asıl neden budur” demek istiyordu.

* * *

Özel Yetkili Mahkemeler” ile “hükümet” arasındaki çekişmenin bir tarihi var.

Duraklar şunlar:

-  ŞİKE DAVASI: Hükümet “Şike”de cezaların düşürülmesini sağlamaya çalışırken Özel Yetkili Mahkemeler buna karşı hamleler yaptı.

-  MİT KRİZİ: Özel Yetkili Mahkemeler, Başbakan tarafından görevlendirilen MİT yetkililerini soruşturmak istedi.

-  BAŞBUĞ OLAYI: Hükümet Başbuğ’un “Yüce Divan”da yargılanması gerektiği görüşüne yakınken Özel Yetkili Mahkemeler Başbuğ’u tutuklamayı tercih etti.

Başbakan Erdoğan, bu üç olayı da kendi egemenlik alanına açık bir saldırı olarak gördü.

Yapılacak düzenlemeyle, bu saldırının dayanaklarını ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Olay budur.

* * *

Peki ya “Cemaat”?

O bu işin neresinde...

Şurasında:

Açılıyor “Cemaat Medyası”nın yayın organları...

Ve şu görülüyor:

Ne zaman “hükümet” ile “Özel Yetkili Mahkemeler” karşı karşıya gelse...

“Cemaat Medyası”, her defasında Özel Yetkili Mahkemeler’i canhıraş bir şekilde savunuyor ve hükümeti de kıyasıya eleştiriyor.

“Cemaat”in işin içine girmesinin tek somut ve elle tutulur kanıtı bu...

Eğer bunu “yeterli kanıt” olarak görüyorsak olaya “Cemaat–hükümet kapışmasında son raunt” diyebiliriz.

Şu sorular sorulmadan Başbakan röportajı olmaz


-  SORU: Özel Yetkili Mahkemeler ile “Cemaat” arasında bağ kuran yaklaşımlar var. Bu konudaki görüşünüz nedir? Sizce de Özel Yetkili Mahkemeler’in arkasında “Cemaat” motivasyonu mu var?

-  SORU: AK Parti İstanbul İl Kongresi’nde “tek adam” portresi çizdiniz. Bu konudaki eleştirilere ne diyorsunuz?

-  SORU: “Tasmalı gazeteciler” nitelemesi, biraz ağır kaçmadı mı? Neden böyle bir ifade kullandınız? Kimleri kastettiniz?

-  SORU: “Her kürtaj bir Uludere’dir” dediniz, çok eleştirildiniz. Kürtaj ile Uludere katliamını bir arada zikretmenizin Kürtlerde yaralanmaya yol açtığı söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

-  SORU: İçişleri Bakanınız İdris Naim Şahin ile parti sözcünüz Hüseyin Çelik arasında Uludere konusunda derin bir görüş ayrılığı ortaya çıktı. Siz hangisinden yanasınız? Hüseyin Çelik’ten mi, İdris Naim Şahin’den mi?

-  SORU: 12 Eylül’de bile hava iş kolunda grev yasaklanmamıştı... Sizin döneminizde yasaklandı. Bu konudaki görüşünüz nedir?

-  SORU: Kürtaj yasağının “ehil olmayan kişiler tarafından uygun olmayan koşullarda kürtaj yapılması” sorununa yol açacağı, bunun da kadın ölümlerini arttıracağı söyleniyor. Bu konuda bir görüşünüz var mı?

-  SORU: Kemalist sistem, toplumu dizayn etmeye pek hevesliydi. Nasıl giyinileceğine, nasıl inanılacağına, nasıl yaşanacağına karışıyor, müdahale ediyordu. Son zamanlardaki çıkışlarınızla sizin de benzeri bir heves içine girdiğiniz söyleniyor. Bu konudaki yorumunuz nedir?

Cumhurbaşkanı partili olsun

“PARTİLİ Cumhurbaşkanı” konusunda sivri fikirlerim var benim.

Takdim ediyorum:

-  Abdullah Gül için “partisiz Cumhurbaşkanı” diyebiliyor muyuz?

-  Abdullah Gül “Partili olmak isteyen ama yasalar izin vermediği için partisizmiş gibi yapan” bir Cumhurbaşkanı değil mi?

-  Kâğıt üzerinde “Partisiz Cumhurbaşkanı” diye gözüküp gerçekte bal gibi de “partili” olan cumhurbaşkanlarındansa “ben partiliyim arkadaş” diyen bir
cumhurbaşkanı tercihe şayan değil midir?

-  Abdullah Gül bile “partisiz” olmayı başaramadı ise, Tayyip Erdoğan mı “partisiz” olmayı başaracak?

-  Hayatları boyunca “partili” olmuş kişilerden, Köşk’e çıkar çıkmaz “partisiz” olmalarını beklemek “hayatın olağan akışı”na ters değil mi?

İşte budur Kemal Bey

-  İLK defa risk aldınız.

-  İlk defa ön aldınız.

-  İlk defa liderlik yaptınız.

-  İlk defa belirlenen gündemin peşinden koşmak yerine gündemi belirlediniz.

-  İlk defa bir sorunun çözümü için işbirliği arayan siyasetçi konumuna yükseldiniz.

-  İlk defa tabanınızdan gelebilecek eleştirileri göğüslemeyi göze aldınız.

-  İlk defa eleştirmekle yetinmeyip nasıl yapılacağına dair bir somut bir adım attınız.

-  İlk defa Kürt sorunu konusunu BDP ile AK Parti’nin inisiyatifine terk etmeye razı olmadığınızı gösterdiniz.

-  İlk defa Kürt sorununda “bekleyelim, hata yapsınlar, belki bize de parsadan pay düşer” demediniz.

-  İlk defa iktidarın alacağı riske ortak oldunuz.

-  İlk defa elinizdeki çözüm önerisiyle iktidarın kapısını çaldınız.

-  İlk defa ezber bozdunuz.

-  İlk defa hem oradan, hem buradan takdir topladınız.

Ahmet Altan’a neden kızıyorlar?

AHMET Altan son günlerde Başbakan Erdoğan’ı kıyasıya eleştiren yazılar yazıyor. Ağır yazılar...

Bu nedenle son günlerde hedefte...

Yanlış anlaşılmasın!

Başbakan’ın hedefinde değil.

Kimin hedefinde?

“Gönüllü Başbakanlık Sözcüleri”nin hedefinde...

* * *
“Gönüllü Başbakanlık Sözcüleri”nin şöyle bir misyonu var:

Başbakan’ı eleştirenlerini eleştirmek...

Kendilerine “Başbakan’ı eleştiren yazarları eleştiren yazarlar” diyebiliriz.

Ortak özellikleri ise şu:

Başbakan’a yönelik eleştirilere, Başbakan’dan bile daha çok öfke duymak...

Karakoç’a rahmet

MODERN Karacaoğlan idi: Musa Eroğlu’nun bestelediği “Mihriban” şiirinin gücü bile bunu kanıtlar.

İslami kesimin marşı olan “Hak Yol İslam Yazacağız” şiiri de ona aittir.

“Vur Emri” adlı kitabı, benim orta mektep yıllarımda epey popülerdi.

Ülkücü idi ama hilalci kanattan... Son döneminde Vakit’te yazmaya başladı. Kötü şeyler yazdı. Benim hakkımda da kötü şeyler yazdı. Hakaret etmeler, lakap
takmalar falan...

Bütün bunlar onun “büyük şair” olduğu gerçeğini değiştirmez.

Abdürrahim Karakoç’a Allah’tan rahmet diliyorum.

KCK

KCK operasyonlarına bakalım: Parti binaları tamam...

Yerel yönetimler tamam...

Avukatlar tamam...

Basın büroları ve gazeteler tamam... Ve en sonunda sıra gelmiş doktorlar ve tıp öğrencilerine...

Sanırım KCK operasyonlarını tertipleyenlerin elinde “iş kolları” çizelgesi var.

Sırayla gidiyorlar. Bakalım sırada hangi iş kolu var?

X

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku

Neden herkes aşıdaki büyük müjdenin farkına varamadı?

Sıtkı sıyrılmıştı milletin.

Tabii benim de.

*

- Öyle çok müjde verildi ki...

- Öyle çok milyon rakamı telaffuz edildi ki...

- Öyle çok hayal kırıklıkları yaşandı ki...

- Öyle çok rakamlarda revizeye gidildi ki...

Biz artık “Şu kadar milyon aşı gelecek” beyanlarına yüz vermez olduk.

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin aşı sorunu tamamdır

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile görüştüm.

Kendisine sorduğum ilk soru şu oldu:

*

“Türkiye’nin aşı sorunu halloldu, bu iş bitti diyebilir misiniz?”

*

Şu cevabı verdi:

*

“Bu iş bitmiştir. Sorun çözülmüştür.”

*

Yazının Devamını Oku

Partiler üstü iki konu: 19 Mayıs ve Filistin

19 MAYIS - ANLAMI İDRAK EDİLMİŞ BİR GÜN

Şu son 19 Mayıs’ta gördüm ki...

Artık hepimiz o vapur yolculuğunun anlamının, tarihteki yerinin ve bugüne yansımasının çok daha fazla farkındayız...

Artık hepimiz Samsun’a çıkmanın neye karşı olduğunu da neyin başlangıcı olduğunu da çok daha fazla idrak etmiş durumdayız.

Artık hepimiz 19 Mayıs’ın ne denli kutlu bir ilk kıvılcım olduğunu daha fazla özümsemiş bulunmaktayız...

Artık hepimiz 19 Mayıs’ın taşıdığı kıymet üzerinde büyük ölçüde ittifak etmiş haldeyiz.

*

O zaman hep birlikte bir kez daha haykıralım:

*

Yazının Devamını Oku

Sicili temiz bir HDP’liye bakanlık vereceklermiş

Bu konuyu önce Dursun Çiçek açtı.

CNN Türk’te “HDP’ye bakanlık verilebilir” dedi.

*

Dursun Çiçek, eski bir CHP milletvekili. CHP’de şu anda bir görevi yok. Bu nedenle yaptığı açıklamanın üzerinde pek durmamıştım.



*

Yazının Devamını Oku

Ümmet yerine insanlık

- Londra sokakları İsrail karşıtı gösterilerde atılan sloganlarla inledi.

- Kralımız Roger Waters hepimizden önce atılıp İsrail’e haddini bildirdi.

- Berlin’de gösteriler düzenlendi İsrail’e karşı...

- Meleğimiz Rihanna “Kırılsın bu zalim döngü” dedi.

- New York’ta bir grup, Biden’a “İsrail’e desteği kes” dedi.



Yazının Devamını Oku