GeriAhmet HAKAN Bir saçmalığın sonu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir saçmalığın sonu

“ORDUEvleri, Askeri Gazinolar ve Sosyal Tesisler Yönetmeliği” diye bir yönetmelik varmış.

Bu yönetmeliğe göre...

“Sakallı / Cüppeli / Sarıklı / Takkeli / Türbanlı” kişiler orduevine giremez imiş.

Çünkü bu kıyafetler “çağdaş olmayan kıyafetler” kapsamına giriyormuş. Ayrıca...

Günlük sakal tıraşı olmamış, ütüsüz ve kirli elbiselerle gelenler de orduevlerine zinhar giremezmiş. Ha bir de “yabancı uyruklu kişiler”.Onlar da orduevlerine adım atamazlarmış.

*   *   *
Neyse ki yönetmeliği hazırlayanlar, o kadar da “insafsız” değillermiş. İki istisna koymuşlar yönetmeliğe:

BİR: Yaşının ilerlemesi nedeniyle dini inançlarına uygun olarak sade bir şekilde sakal bırakmış kişiler...

İKİ: Yaşlı annelerden yüzü açık olacak şekilde eşarplı olanlar...

Bu ikisi, orduevlerine girebilirlermiş.

*   *   *
İki istisnaya bakınca ne görüyoruz? Şu anlayışı görüyoruz:

“Din yaşlılara özgüdür.”

Şu tabire bakın:

“Yaşının ilerlemesi nedeniyle dini inançlarına uygun olarak...”

Şu tabire de bakın:

“Yaşlı annelerden yüzü açık olacak şekilde eşarplı olanlar...”

Her iki tabirde de şu anlayışların izlerini bulmak mümkün:

BİR: İnsanoğlu ancak yaşlanınca kendisini ibadete vurabilir.

İKİ: Ancak yaşlı insanların inançları doğrultusunda yaşamalarına izin verilebilir.

ÜÇ: Yaşlı insanlar da sonsuz özgür değildir: Onlar da inançlarını yaşarken abartmamalıdır.

Neresinden baksanız “müdahaleci”, neresinden baksanız “mantıksız”, neresinden baksanız “mesnetsiz” yaklaşımlar.

*   *   *

“Eski düzen”, işte böyle bir düzendi. “Eski düzen”de inançları yaşamak, ancak yaşlı insanlar için hak olarak görülürdü.

“Yaşlı anneler” için geleneksel eşarbın serbest, “genç kadınlar” için türbanın yasak olmasının nedeni buydu.

“Yaşlı hacı amcalar” için “sade bir şekilde” sakal bırakmak serbest, “genç hacı abiler” için yasak...

AK Parti hareketini besleyen ve büyüten olgulardan biri de işte bu saçmalıklar oldu.

Biraz da bu tür saçmalıklar besleyip büyüttü AK Parti’yi...

*   *   *
İşte bakın:

Yönetmeliğin bu maddesi “pat” diye kaldırılıverdi.

Nasıl kalktı?

*Toplum bu konuda bir uzlaşmaya mı vardı? Hayır.

*O yönetmeliği yazanlar, yazdıklarının ne denli saçma olduğunu mu fark ettiler? Hayır.

*Bir özeleştiri süreci yaşandı ve “buna bir son verelim” mi dendi? Hayır.

Olup biten şudur:

Dünün güçlüleri, güçten takatten düştüler de onun için.

İşte bu nedenle...

Bu saçmalığın son bulmasına yeterince sevinemiyorum.

Yarın öbür gün, bugünküler gider, dünküler yeniden iktidara gelirse, aynı saçmalığın yeniden devreye sokulmayacağının hiçbir garantisi yok.

Hangi edebiyatçı neyin reklamında oynayabilir?

MADEM roman yazarı Elif Şafak bir bankanın kredi kartının reklamında rol almış, o halde soralım: Hangi edebiyatçımız, hangi reklama yakışırdı?

Ben bu soruya kendi adıma şu tür yanıtlar geliştirdim:

*   *   *
*TANPINAR: Bursa merkezli bir içme suyu firmasının tanıtım filminde...

*ECE AYHAN: Gazoz reklamında...

*CEMAL SÜREYA: Telefon şirketlerinden birinin “uzun konuş, rahat konuş, hatta sevgiline şiir oku” sloganlı reklamında...

*ATTİLA İLHAN: Otel reklamında...

*ORHAN PAMUK: Yeni üretilen, renkli ve janjanlı bir buzdolabı reklamında...

*NECİP FAZIL: Bir mobilya firmasının yeni ürettiği kallavi bir koltuğun reklamında...

*SELİM İLERİ: Boğaz’da yeni açılan bir balık lokantasının tanıtım afişlerinde...

*AYŞE KULİN: Bir deterjan reklamında...

*NÂZIM HİKMET: Yayına yeni başlayan sosyalist bir gazetenin reklamında, hiçbir ücret talep etmeden...

*EDİP CANSEVER: Bir havayolu şirketi reklamında...

*İSMET ÖZEL: Orta sınıf bir giyim firmasının yeni çıkardığı takım elbiselerin reklamında...

*CAN YÜCEL: Alkolsüz bira reklamında...

‘Cemaat, F. Bahçe’yi ele geçiriyor demek iftiradır’

GAZETECİLER ve Yazarlar Vakfı’ndan dostum Erkan Tufan Aytav aradı.

Dün yazdığım “Ergun ile Cemaat” başlıklı yazımın bir bölümüne itirazı olduğunu söyledi.

*   *   *
Dünkü yazıda şunu savunmuştum:

“Cemaat, Fenerbahçe’yi ele geçirmek istiyor” tezi, düşünce özgürlüğüne girer.

İsteyen bu tezi dile getirebilir.

Yeter ki hakaret etmesin, yeter ki kabalaşılmasın.

*   *   *
Erkan Tufan bu konuda farklı düşünüyor.

Diyor ki:

“Bu bir iftiradır. Bu bir suç isnadıdır... Yüz binlerce sempatizanı olan bir harekete iftira atmaktır. İftira ve suç isnadı düşünce özgürlüğüne girmez. Elinde kanıt, delil olan gider mahkemeye sunar... Ama elde hiçbir kanıt olmadan ‘Cemaat Fenerbahçe’yi ele geçirmek istiyor, polisleri ve savcıları yönlendiriyor’ denemez. Bunu özgürlük bağlamında değerlendiremeyiz.”

Kanaatim şu:

Erkan Tufan’ın bu yaklaşımı da yabana atılmamalı ve tartışılmalı.

Bezdiren ufak tefek şeyler

Gecenin bir vakti karanlık odada ayağın sehpaya çarpması ve ayak parmaklarından birinin kırılması...

Bade İşçil adlı arkadaşın “sevgilim yok” demek yerine “bütün erkekler kardeşim olur” şeklinde beyanat vermesi...

Hükümete karşı mücadele başlatan her kesimin kendisini “Atatürk’ün son kalesi” ilan etmesi...

Abdurrahim Albayrak’ın bir kez daha “Türkiye’nin en sempatik adamı” ilan edilmesi...

“Evrimciler” ile “Yaratılışçılar” arasında bitmek tükenmek bilmeyen itiş kakış...

Ayşe Özyılmazel’in yeniden “aşkı arayan şeker kız Candy” ayağına yatmaya başlaması.

Mimar Ahmet Vefik Alp’in hiç durmadan mimari projeler üretmesi...

Ece Vahapoğlu’nun bir kitap daha yayınlaması ve durdurulamaması...

İktidar yandaşlarının bitmek tükenmek bilmeyen CHP eleştirileri...

İki cemaat, yedi fark

BİR: “Gülen Cemaati” maklube sever, “Fenerbahçe Cemaati” Develi’de buluşmayı...

İKİ: “Gülen Cemaati” Aziz Yıldırım muhabbetini anlamlandıramaz, “Fenerbahçe Cemaati” Fethullah Gülen muhabbetini...

ÜÇ: “Gülen Cemaati” altın nesil yetiştirme peşindedir, “Fenerbahçe Cemaati” altyapıdan sporcu yetiştirme peşinde...

DÖRT: “Gülen Cemaati” okul açar, “Fenerbahçe Cemaati” pankart açar...

BEŞ: “Gülen Cemaati”nin şakirtleri vardır, “Fenerbahçe Cemaati”nin taraftarları...

ALTI: “Gülen Cemaati” uhrevi olup dünyevi işler yapar, “Fenerbahçe Cemaati” dünyevi olup uhrevi bir hava yayar.

YEDİ: “Gülen Cemaati” gurbet türküleri söyler, “Fenerbahçe Cemaati” Metris şarkıları...

X

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku