Bir de bunu okuyun

Vallahi ben yazmadım..Sporun ve futbolun has adamı Faik Gürses yazdı.Bakın bakalım Beşiktaş’ta bugüne kadar neler olmuş..!!

Bu yazı spor akademilerinde ders olarak okutulmalıdır ki kulüp yöneticileri de nasiplensin!..

İşte size Faik Gürses’in özel yazısı..

“SİYAH-BEYAZLILAR, STOPERLERE 10 YILDA 130 MİLYON LİRA HARCADI

Beşiktaş, 100'üncü yıl şampiyonluğundaki Zago-Ronaldo-Ahmet Yıldırım üçlüsünden sonra her yıl stoper transferi yapmasına rağmen defansta bir türlü aradığını bulamadı. Şimdi bu örneği verdikten sonra bırakalım stoper transferini zır-pırt yapan bir başka dünya kulübü var mı?

DEFANS DUVARDIR. İSTİKRAR ŞARTTIR
Manchester Unıdet Ferguson ile bulduğu Ferdinand-Vidiç ile (Sadece bir-iki kez partneri değişiyordu) uzun yıllar defans göbeğini değiştirmedi. Barcelona Pigue-Puyol ile devam ediyor yıllardır. Real Madrid Ramos-Pepe ile sürdürüyor istikrarını. Örneklerini çoğaltmak mümkündür. Ömer Toprak Leverkusen’de Teknik adam değişikliğine rağmen hala forma giyiyor. Birkaç örnekte lig’imizden vereyim. Uche-Högh Fenerbahçe’de, Kadir-Necati Trabzonspor’da eskiyene kadar forma giydi.. Bu isimleri forma giydikleri ülke milli takımlarında da görmek mümkündür. Ama Beşiktaş 10 yılda öyle bir enflasyona imza attı ki gerçekten kırılması güç bir rekordu. Hem ödediği para açısından, hem istikrar açısından, hem de alınan oyuncuların ertesi yıl forma değiştirilmesiyle dramatik bir evre yaşadı.

18 STOPER TRANSFER EDİLDİ
Lucescu'nun 3-5-2 sisteminde, geri üçlüde oynayan Zago, Ronaldo ve Ahmet Yıldırım defansif ve ofansif becerileri ile taraftarın sevgilisi olmuştu. Özellikle Zago ve Ronaldo'nun uyumuna duyulan özlem devamlı dile getirilip defans hattında hep bu tarz bir ikili arandı. Sonraki sezonlarda defansın göbeğinde sürekli farklı ikililer deneyen siyah beyazlılar bu süreçte 16 stoper transfer ederken, Galatasaray'dan kiralanan Dany bu mevkideki 17. futbolcu oldu.

KİMLER ELDİ, KİMLER GEÇTİ
Beşiktaş'ın stoper transferlerinde ödediği ücretler ve alınan futbolcuların kalitesi ise hep tartışma konusu oldu ve hala da tartışılmaya devam ediyor. Zapotocny, Schildenfeld, Ferrari, Diatta gibi isimlere verilen rakamlar şampiyonluk yarışından uzaklaşılmaya başlandığı andan itibaren kongrelerde ve divan toplantılarında sürekli gündeme getirildi.

DEMİRÖREN DÖNEMİNDE 13 STOPER ALINDI
Yıldırım Demirören'in başkanlığı ile başlayan 2004 yılından itibaren sürekli artan borçlar içinde stoperlere ödenen paralar pek de yabana atılacak rakamlar değil. 2012 yılında görevi 580 milyon lira borç ile bırakan Demirören, görev yaptığı 8 yıl içinde 84 futbolcu transfer edip rekor kırarken bunların 13'ü stoper transferiydi. Demirören zamanında şu stoperler alındı:
Mustafa Doğan, Çağdaş Atan, İbrahim Toraman, Koray Avcı, Kürşat Duymuş, Baki Mercimek, Lamine Diatta, Gordon Schildenfeld, Tomas Sivok, Tomas Zapotocny, Matteo Ferrari, Ersan Gülüm ve Egemen Korkmaz.

BORCUN KAYNAKLANDIĞI MERKEZ
Mustafa Doğan, Baki Mercimek, Lamine Diatta ve Egemen Korkmaz'ı bedelsiz transfer eden Demirören, diğer 9 futbolcu için kulüplerine 21.3 milyon Euro bonservis ödedi. Yaklaşık 60 milyon liralık bir rakamı da futbolcuların kendisine ödeyen Demirören'in bıraktığı 580 milyon liralık borç içinde sadece stoperlere ödenen rakam toplamda 110 milyon lirayı buluyor.
Demirören dönemindeki 580 milyon liralık borç içinden, diğer branşlar düşüldüğünde futbol takımı için stoperlere ödenen rakamların payı hiç de azımsanacak bir düzeyde değil.

PARAYI GÖTÜREN GÖTÜRENE
Bonservis ücreti ödenerek alınan stoperlerden Matteo Ferrari'nin çok ayrı bir yeri var. Zira, Matteo Ferrari hem Türk futbolu, hem de Beşiktaş tarihinin en pahalı stoperi olma özelliğini taşıyor ve hala da Beşiktaş'tan aylık ücret alıyor.

FERRARI'YE 2 YIL İÇİN ÖDENEN BEDEL 50 MİLYON LİRA
Siyah beyazlılar Ferrari'yi 2009 yılında İtalya'nın Genova takımından 4.5 milyon Euro bonservis bedeli ile kadrosuna kattı. 4 yıl olarak imzalanan anlaşma, bir anlamda Türk futbol tarihinin "Bir stopere ödenecek en yüksek ücret" sürecini de başlatmış oldu. 2 sezon sonra takımdan ayrılan Ferrari, Beşiktaş aleyhine CAS'ta dava açtı ve siyah beyazlı kulüpten 8 milyon Euro daha almaya hak kazandı. Beşiktaş'ta oynadığı 2 yılda 5 milyon Euro kazanan Ferrari, taksitler halinde almaya devam ettiği 8 milyon Euro birlikte yıllığı 6.5 milyon Euro'ya gelmiş oldu. Yani Ferrari'ye bonservisi dahil 2 yıl için ödenen toplam rakam yaklaşık 50 milyon lirayı buldu.

FİKRET ORMAN 1.5 SEZONDA 4 STOPER ALDI
Yıldırım Demirören'den sonra görevi devralan Fikret Orman ise 1.5 sezonda 3 stoper transfer etti. Aynı zamanda altyapıdan Atınç Nukan da A takıma alındı. Geçtiğimiz sezon Egemen Korkmaz ile yollarını ayıran başkan Fikret Orman'ın ilk stoper transferi Julien Escude oldu. Önder Özen'in Sportif Direktörlüğe gelmesi ile sezon başında Pedro Franco'yu kadrosuna katan Beşiktaş'ın, Fikret Orman dönemindeki son stoper transferi ise Galatasaray'dan kiralanan Dany Nounkeu. Bu futbolcular içinde sadece Pedro Franco için 2.4 milyon Euro bonservis bedeli ödendi. Escude'ye iki yıl için 5.5 milyon lira verilirken, Dany'e ise yıl sonuna kadar 1.8 milyon lira ödenecek.
Dany ile birlikte Beşiktaş'ın şu andaki stoper sayısı da (İbrahim Toraman ile birlikte) 6 oldu. Bu futbolcular ise, Pedro Franco, Escude, Ersan Gülüm, Sivok, Dany ve kadro dışı olan İbrahim Toraman.

10 YILDIR TAKIMDA OLAN TEK FUTBOLCU İBRAHİM TORAMAN

10 yılda 17 stoper transfer eden Beşiktaş'ta İbrahim Toraman'ın bu sürede takımda devam eden tek futbolcu olması da ilgi çeken başka bir ayrıntı. 2004 yılında Yıldırım Demirören tarafından Gaziantepspor'dan transfer edilen Toraman, 10 yılda takım kaptanlığına kadar yükseldi ve şimdi de kadro dışı.

DANY TRANSFERİNE TEPKİ BÜYÜK
Siyah beyazlı taraftarlar, Dany transferinin gündeme geldiği 20 gün öncesinden bu yana, ''Galatasaray'ın istemediği bir futbolcuyu alacağımıza İbrahim Toraman'ı affedelim'' diyerek adeta isyan ediyor. Taraftarlar, Demirören zamanında başlayan rakiplerinin istemediği futbolcuları alma geleneğinin Fikret Orman döneminde de devam ettiğini belirterek, sosyal medya ve forumlar aracılığı ile tepkilerini gösteriyor. Fikret Orman ve yönetimi ise bütün uğraşlarına rağmen Toraman'ı affetmeyen Önder Özen-Slaven Biliç ikilisinin ısrarına dayanamayıp, Galatasaray'dan Dany'i alarak takıma 6. stoperi kazandırmış oldu.

STOPERLERE 10 YILDA 130 MİLYON LİRA HARCANDI
Escude, Pedro Franco ve Dany'e ödenen ve ödenecek ücretler de eklendiğinde Beşiktaş'ın son 10 yılda stoperler için harcadığı rakam 130 milyon lirayı buluyor. Zago-Ronaldo ikilisinden sonra 17. stoperi kadrosuna katan ve yaklaşık 130 milyon lira harcayan Beşiktaş'ın, defansın göbeğindeki ideal ikiliyi bulma çalışmalarının Danny ile son bulup bulmayacağını ise zaman gösterecek.

GELELİM SEZON BAŞINA
11 oyuncu transfer edildi. Bunların bir bölümü, Samet Aybaba görevde iken alındı. Tıpkı Dentinho gibi. Hatta, Fenerbahçe’de forma giymemiş Sezer Öztürk teklif edildi, Dany’de ısrarcı olundu Aybaba bu isimleri veto etti. Beşiktaş bir başka komik olaya daha imza attı. Sivasspor’dan Eneramo alındı, transfer edildiği gün meniskus ameliyatı oldu. Topu topu iki maçta oynadı, Karabükspor’a kiraya verildi. Kerim Frei’den henüz haber alınamıyor. Geleceğin stoperi Pedro Franco ile Eskişehirspor’dan alınan Ömer Şişmanoğlu ortalarda yok. Yıllardır büyümeyen genç Muhammed (Demir) hala yerinde sayıyor. Sezer Öztürk’i fazla yazmaya gerek yok. Gökhan Töre bir var-bir yok. Tek doğru Tolga Zengin. Birazda Motta.
Tüm bunlar yaşanırken, Teknik Direktörüne herhangi bir saygısızlık yapmamış İbrahim Toraman elde varken Dany transferi ise taraftara ve camiaya yapılan bir saygısızlıktır. Bu oyuncu alındıktan sonra bir TV kanalına telefonla bağlanan Sportif Direktör Önder Özen’i, “Bakın nasıl transfer ettik” diye anlattığını dinleseydiniz, sanırdınız, bir uzaylı stoper geldi Beşiktaş’a. Şu anda eldeki stoper sayısı alternatif Necip Uysal’ı da sayarsanız 7’dir. Para yok diyenler altı aylığına 600 bin Euro’yu Dany’e ödeme garantisi verenlerdir. Yani yönetim bir Euro 3 TL olduğuna göre 1 milyon 80 bin TL’yi kasadan çıkartmışlardır. Dahası sezon sonu 1 milyon 800 bin Euro daha vermeye hazır olduklarını ifade etmektedirler. Bunu da 3’le çarptığınız takdirde, sadece Dany’nın maliyeti 7 milyon TL’ye gelecektir. Ne feda, ne feda..!!

Beşiktaş, Beşiktaş’tır. Fenerbahçe’nin bıraktığı, Galatasaray’ın gözden çıkarttıkları ile bina edilemez. Allame-i Cihan’da olsa bu gerçeğin üstü balçıkla da sıvanmaz. Egemen Korkmaz, Fenerbahçe’ye gidebilir. O bir profesyoneldir. Beşiktaşlı bunu anlar. Ama Beşiktaşlının anlayamadığı bir şey vardır. Taraftarın tansiyonunu yükseltmek için yeni bir yol mu bulunmuştur? Bir sportif direktör göreve getirilse bile son sözü söyleyecek başkandır. Başkan, Beşiktaş’taki gelenek ve görenekleri bilmeyenlere izah eder. Anlaşılmazsa, münasip bir dille transferse veto eder, borç ise almaz ya da vermez. Süleyman Seba Başkandı ama, REİS’ti her şeyden önce. Bilmem anlatabildim mi?

Faik Gürses
Spor Servisi Müdürü
fgurses@dha.com.tr

Faik abi böyle yazdı..
Şimdi var mı söyleyecek sözü olan..
Suçlu Ayağa kalk..!!

Hey sen! Oradaki..
Koltukların arkasına saklanan!
S
en de ayağa kalk!

En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

'Kurtarıcı'ya da kurtarıcı lazımdı

Yazını başında hemen söylemelim ki, Melo denilen adamın yaptığı çirkin harekete, “Suç hareketi oluşmadı” diyerek ceza vermeyen bir grup tuhaf insana hayretlerimi gönderiyorum!

Suç hareketi oluşması için, illa sahada cinsel temas mı olması gerekiyor yani!?
Besbellisiniz tuhaf adamlar..
Yazık size..

xxxx

Tekrar gelelim Atatürk Olimpiyat Stadına..
Federasyondaki amcalar maçı, İstanbul trafiğinin zirve yaptığı Cuma gününe verdiği için binlerce taraftar ‘yetişemem’ düşüncesindeydi tabii..

Yazının Devamını Oku

Çocuklarınıza nasıl anlatacaksınız

Bu, iyilikle kötülüğün savaşıdır..

“Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacaktır”
Bu cümleyi rahmetli Çetin Emeç’ten ilk okuduğumda bir de ekleme yapmıştım.
“Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacak ve başkasına da örnek olacaktır”
‘O yaptı bak, ben de yapmalıyım’ diyecektir!
Maalesef Türkiye’de durum budur.
Melo’nun yaptığı hareketi dans figürü olarak görmek ahlaksızlığa ortak olmak değil midir?
Kimse unutmasın ki ahlaksızlık, dünyanın her yerinde ahlaksızlıktır..

Yazının Devamını Oku

Ah o penaltı olmasaydı..

Galatasaray yönetimi, Beşiktaş'a pimi çekilmiş bir el bombası gönderdi.

O da bu maçta "patladı"!
DanyGol oldu..
Adama çift daldı resmen.. Üstelik top 1 metre ileride(!)

Peki ama, Nasrettin hocanın fıkrasındaki gibi 'hırsız'ın hiç mi suçu yoktu?

Bilic efendiye ne demeliydi..
Necip'ten sağ bek yaratmış..
Maçı, yetmiş dakika seyretti.

Yazının Devamını Oku

Görmediğim şeyi gördüm demem

Her tepenin üstünde bir Kartal,her yiğidin gönlünde önce Siyah-Beyaz sevda,sonra şampiyonluk yatar..!!

Eh işte, Beşiktaşlı için hayatın doğal akış felsefesi budur!Ben şahidim.
Yakından tanığım.
Görmediğim şeyi, gördüm demem!Bizzat gördüm.Bursa maçı öncesinde de Atatürk Olimpiyat Stadında, bir kez daha şahit oldum.
Sevda böyle bir şeydir! Dürüstlüktür.
Doğu Tribünü “tadilatta” olduğu için 50 bin Beşiktaşlı diğer tribünlere sığmak zorunda.
Kuzey, Batı ve Güney Tribünleri yani..
Ve maç başladı. Ben şahidim!

Yazının Devamını Oku

İyi şair - kötü şair arasındaki fark

Bugünkü dersimizin konusu “İyi şair - Kötü şair” ile “İyi antrenör - Kötü antrenör” ilişkisi..

Gerçekten paralel bir yapıdır bu..!!Ama önce biraz maç konuşalım..

“Haftaya bir daha oynayalım mı..”
Beşiktaş taraftarlarının maç sonunda attıkları slogan buydu..
En katı vicdanların bile isyan ettiği maçın tekrarını Beşiktaş 3-0 kazandı.
Ama filmimiz aynıydı!
İlk yarı başka, ikinci yarı başka bir Beşiktaş..
Maç 3-0 olunca da rahat bir maç seyredemeyeceğimi biliyordum.

Yazının Devamını Oku

Bir Kızılderili Şefi varmış!

Bir masalım var size bu yazıda..

“Haydi anlat anlat..!”, diyebilirsiniz..
Anlatacağım elbet ama önce Beşiktaş ve Bilic’i ele alalım..
Gaziantep maçında Beşiktaş’ın sahaya sürdüğü oyuncuların hepsi oynaması gereken yerde oynayınca ortaya da daha derli toplu bir takım çıktı.
En azından böyle bir görüntü verdi.
Bu arada, Bilic gardaşıma sormalıyım..
Pedro Franko’yu neden sezon başından beri doğru dürüst bir şans vermedin..!?
Mesela Atiba yerinde oynadı, iyi de oyun sergiledi Bilic gardaş!

Tabii unutmamak lazım ki bu sezon pek de iyi performans göstermeyen Fernandes’in yokluğu sayesinde Beşiktaş Gaziantep’te 11 kişi oynadı.. Bildiğiniz gibi , Fernandes oyunda olunca Beşiktaş 10 kişi oynuyor da..

Yazının Devamını Oku

Hava kurşun gibi ağır dişlerim takır takır

“Hava kurşun gibi ağırbağırbağırBağrıyorum..”

“Hava kurşun gibi ağırbağırbağırBağrıyorum..”diyor ya büyük şair..
İşte, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda durum aynen öyleydi!
Hava kurşun gibi ağırdı..
Ozan “Bağırıyorum” diyordu şiirinde..
Ben ise bağıramıyordum.
Çünkü dişlerimtakırtakır takırdıyordu..

Bu stat buraya neden, niçin ve kimler tarafından yapılmıştı!?

Yazının Devamını Oku

Quel che sarâ, sarâ..

Yani,Olacak, olacaktır..!!

Gezegen de değiştirseniz
Olacak olan olacaktır!
Akdeniz insanın güzel sözüdür bu..
Bu maçta da öyle oldu..
Trabzonspor - Beşiktaş maçı 1-1 berabere bitti ama
Elbet benim söyleyecek iki çift lafım var tabii..

Beşiktaşlı futbolcuların oyununa baktıkça kulağıma,

Yazının Devamını Oku

VİCDAN, insanın içindeki TANRI'nın ARKADAŞIDIR…

VİCDAN, ADALET VE AHLAK bir kez daha kazandı..

Kasımpaşa maçı öncesinde
“Sen yoksun ya Ömer, adalete hasret kaldık demeyiz inşallah” demiştim.
Yıllardır hasretiz çünkü..
Hakemin kararları kara bir mizah gibiydi doğrusu o gece..
Sizce o gol pozisyonu kesmek ‘Hava Atışı’ ile mi ölçülürdü..Kural hatasının tillahıydı bu..!!

Portakalın kabuğu gibi acıydı yapılan haksızlık..

Bakın yeryüzündeki ey insanlar..

Yazının Devamını Oku

Rüzgar estikçe esmer olur bilir misin

İşte, o düz yazının içindeki şiir..

Bundan bir yıl önce, 10 Ocak 2013 tarihinde Beşiktaş – İstan’bal’ Büyükşehir Belediye maçını İnönü Stadı’nda yazarken edebiyatçılara nispet yapmış, Beşiktaş’ın aşkıyla yoğrulmuştuk..
Aşağıda linki bulunan “Hani bir kasvet çöker ya adama..” başlıklı yazıydı o!
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22399117.asp
İşte o yazının, maç içerikli bölümleri çıkartıldıktan sonra, söz konusu makale içinde kullanılan betimlemelerden de ortaya böyle bir şiir çıktı!

Hani bir kasvet çöker ya adama..Hani hiçbir şey yapmak istemezsiniz ya..Hani koca şehirde yapayalnız hissedersin ya..Hani şehrin üstüne bir sis çöker de her yer gri gözükür ya..Hani ruhunu darmadağın hissedersin o zaman ya..

Hani efil efil bir rüzgar eser önce ya..Hani, rüzgar estikçe serine çalar ya..Sonra, kara kara bulutlar gelir küme küme..Sonra,gök değil gökler gürlemeye başlar ya..Hani bütün heybetiyle yağmur başlar ya..Ve sen,yine yapayalnız hissedersin..Koca dünyada TEK BAŞINA..Hani, ‘deryanın içinde olup da deryayı bilmeyen’ o salak balık gibi değil ama..Hani yalnızlığı ilik ilik hissettiğin anlar vardır ya..Yanında ‘ 1’ dostun olmasını istediğin anlar...İşte ben, hep o acımasız zamanlarda gökyüzüne bakarım..En korkulu gövdesiyle kapasa da gökyüzünü bulutlar..Ben, yıldızları görmek isterim..Göremem amagöremem ki..Heyhat, göremesen de yıldızları onlar oradadır oysa!Dostlar da böyledir işteGözlerinle göremesen de Emin ol, oradadırlar..!!Kısacası dostumkısacası,hakiki evrende asla yalnız değilsindir..Yoksa,yalnız mı hissediyorsun kendini..Öyleyse, aldanırsın..

Gerçek şu ki,Rüzgar estikçe, gittikçe serine çalarEstikçe esmer olur, bilir misin..

Orhan CanBen CAN; Orhan Can yani..En Kalbi Muhabbetlerimle..

Yazının Devamını Oku

‘Nesir’den (Düz yazı), bir ŞİİR nasıl doğar

Tarih 14 Aralık 2011 idi. Stoke City İnönü’de idi..

İngiltere’de hakem oyunlarıyla Beşiktaş’ı yenmişti. Ve ben İstanbul’daki bu maçta, İnönü’nün Basın Tribünü’nde aşağıda link verdiğim yazıyı yazmıştım..

Aradan tam iki yıl geçti.Ben o yazıdaki maçla ilgili bölümleri çıkarttım.Bakın geriye nasıl bir şiir doğdu..11 Aralık 2011'de yazılan yazıhttp://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19467597.asp

Bu şiirdeki tüm cümleler, 2 yıl önce kullanılan “İnönü’de 8’e 10 kala bakın ne oldu” başlıklı makalede kullanılmıştır.. Kısacası düz bir yazı bakın nasıl Şiir doğurmuştur..

NOT: Yukarıdaki linkteki yazıyı okumazsanız aşağıdaki şiirin tadını çıkartamazsınız..

Ay ışığının içinden geçmeli insanBeyaz Kelebekler Vadisi’nde sekize 10 kalaPek hoşuma ‘geliyor’ bu yazı doğrusu!“Hoşuma geliyor” diyorum.. Obje, benden uzaklaşmıyorbana yaklaşıyor yani!

Bir bahar havası ki sorma..Neredeyse, denize ‘giresim’ varBelli olmaz benim işimHele bir de hararet basmışsa..cumburlop suya “düşebilirim”..ihtimal ki böyle bir şey yapabilirim.. Maksat kalbim pekişsin!

Ama,o yaz geceleri yok muo yaz geceleri..Saf sevgi kokan hani..İşte,O yaz gecelerinde adaların üstüne yatar kimi zaman ay..Denizin üstünden karaya doğru.Gümüş rengindedir ışık..Deniz parlar...Ay parlar..

Üçgen gibi süzülür yüreğinize..Gümüş renkli bir nehirdir o!SankiHiç ummadığınız anda umulmadık diyarlaradır yolculuk

Yazının Devamını Oku

‘Nesir’den (Düz yazı), bir ŞİİR nasıl doğar

Tarih 14 Aralık 2011 idi. Stoke City İnönü’de idi..

İngiltere’de hakem oyunlarıyla Beşiktaş’ı yenmişti. Ve ben İstanbul’daki bu maçta, İnönü’nün Basın Tribünü’nde aşağıda link verdiğim yazıyı yazmıştım..

Aradan tam iki yıl geçti.Ben o yazıdaki maçla ilgili bölümleri çıkarttım.Bakın geriye nasıl bir şiir doğdu..11 Aralık 2011'de yazılan yazıhttp://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19467597.asp

Bu şiirdeki tüm cümleler, 2 yıl önce kullanılan “İnönü’de 8’e 10 kala bakın ne oldu” başlıklı makalede kullanılmıştır.. Kısacası düz bir yazı bakın nasıl Şiir doğurmuştur..

NOT: Yukarıdaki linkteki yazıyı okumazsanız aşağıdaki şiirin tadını çıkartamazsınız..

Beyaz Kelebekler Vadisi’nde sekize 10 kala

Pek hoşuma ‘geliyor’ bu yazı doğrusu!“Hoşuma geliyor” diyorum.. Obje, benden uzaklaşmıyorbana yaklaşıyor yani!

Bir bahar havası ki sorma..Neredeyse, denize ‘giresim’ varBelli olmaz benim işimHele bir de hararet basmışsa..cumburlop suya “düşebilirim”..ihtimal ki böyle bir şey yapabilirim.. Maksat kalbim pekişsin!

Ama,o yaz geceleri yok muo yaz geceleri..Saf sevgi kokan hani..İşte,O yaz gecelerinde adaların üstüne yatar kimi zaman ay..Denizin üstünden karaya doğru.Gümüş rengindedir ışık..Deniz parlar...Ay parlar..

Yazının Devamını Oku

Oyuna bak, çay demle..

“Yazı yazmaya değmezdi bu gece!” demiştim ki..

Gençlerbirliği – Beşiktaş maçını izlemek için bir kıtadan bir kıtaya geçtim.
Önce Gençlerbirliği’ni tebrik etmeliyim..
Disiplinden hiç kopmadılar ve maçı sonuna kadar hak ettiler.
Daha az top yapsalar da, şans yanlarında olsaydı Beşiktaş'a fark atarlardı..
Beşiktaşlı oyunculara gelince..
Size söylenecek tek şey olabilir:
Yazık size..Taraftara yaptığınız bu eziyet nedir yahu..!?

Yazının Devamını Oku

Oysa itiraf etmek de bir erdemdir..

Beşiktaş – Elazığ maçı öncesinde bunları söylemezsem çatlarım!

Ölürsem gözüm açık gider derler ya..
O derece yani..

Yıllardan beri oynanırdı bu oyun!
“Karanlıklar Prensleri” devreye girer..
Beşiktaş’ın önünü kesmek için her türlü filmi çevirirler..
Bu oyunun adı, “Kirli oyundur”!

Yazının Devamını Oku

En zoru "Vicdan sofrasına" oturmaktır

Aşağıdaki sözlerle başlamıştım maçı anlatmaya,,

Ama neler oldu neler..!?
Fernandes resmen darp edildi.Mesela, kaleciden dönen top ne zamandan beri ofsayt oldu!
Hakem pozisyonu kesmese resmen 2. Gol.
Kasımpaşalı oyuncunun bilerek gol pozisyonun kesmesi kırmızı kart ve penaltı değil mi?
Oysa ben maç başında ne güzel şeylere tanık oluyordum!
-------------------------------------------------
Şöyle başlamıştım yazıya: Acının rengi yoktur, doğrudur yoktur..

Yazının Devamını Oku

Bir deliyle bizim aramızdaki fark, odur ki..

Varsın maç 1-1 bitsin..

Olsun, bu olayı öğrendiğinizde Beşiktaşlı olmaktan gurur duyacaksınız..

Muhtemelen, bu yazıyı okuduğunuz dakikalarda Beşiktaş – Sivas maçı çoktan bitmiş olacak!
Ama, Kalemlerin Efendisi Yılmaz Özdil’in yarın (Bugün),
Fethiye’nin ve Beşiktaş’ın kurucularından Fethi Bey’in,
yani Yüzbaşı Fethi’nin, nam-ı değer “Tayyareci Fethi”nin öyküsünü okuduğunuzda Beşiktaşlı olmaktan gurur duyacaksınız..

İŞTE YILMAZ ÖZDİL'İN O YAZISIŞİMDİ MAÇA DÖNECEK OLURSAK

Yazının Devamını Oku

39 yıl sonra itirafYaptım ama neden yaptım!

İşte, imkansızı başaran Beşiktaşlı futbolcuların o meşum maçı!

(Bu makalenin kritik iki fotoğrafı yazının en altındadır)

Eskiden Taksim’den Beşiktaş’a dolmuşlar kalkardı.
Çığırtkanlar bağırırdı..
“5 dakikada Beşiktaş, 5 dakikada Beşiktaş..!!”Oysa bu maçtan sonra, “3 dakikada Beşiktaş, 3 dakikada Beşiktaş..” diye bağıracaklardı!
Çünkü, Beşiktaşlı futbolcular imkansızı “başaracaklardı!”Ve o yenilgi için hala ama hala “Nasıl oldu anlayamadık” diyeceklerdi!

Maçın bitimine 4 dakika kala; 3 dakika içinde 3 gol nasıl yemiştir Beşiktaş! Bu olayın sorusuna bile bugüne kadar tahammül edemeyen Sanlı Sarıalioğlu o gün sahada neler oldu saniyesi saniyesine anlatacaktı...

Sanlı Kaptan evinin kapısını bize açtığında, o günleri bir kez daha yaşayacaktı!

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş ve Fenerbahçe 3’er defa teneffüse çıktı

Biz gazeteciler TARİHİN TANIKLARIYIZ.. Olmayana, ‘OLDU’; olana, ‘OLMADI’ diyemeyiz..

Unutmayın, ‘Tanrı, eğri çizgilerle bile, doğru yazar..’! (x) İşte bu yüzden, büyük kitlelerin gönüldaşı Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın tarihteki bulaşmasına tanıklık yapmamak olmazdı..
Stadın tam karşında köfte ayran yaptıktan sonra doğru içeri!
Bol kırmızı pul biber ve kekik mutlaka attırın, kokoreç gibi oluyor.
Ayran içmeseniz de olur, çünkü 2.5 TL alıyorlar adamdan!
Taraftarları, Gezi Parkı olaylarında dayanışma gösteren iki takımın aylar sonra ilk randevusuydu bu!
Bakalım ne olacaktı!?
Tabii Beşiktaşlı bazı oyuncular sahaya çıkınca statta keskin bir “Yuh” sesi..

Yazının Devamını Oku

Durgun denizler,yetenekli kaptan yetiştirmez

Baştan söyleyeyim.
Beşiktaş 3-1 aldı maçı..
Ama statta neler oldu?
Onu anlatayım ben size..

Şampiyonluk yarışındaki Beşiktaş için kritik haftalardı.
Konya’ya karşı puan kaybedilmemesi gerekiyordu.
Çünkü, Fenerbahçe, Sivas ve Kasımpaşa gibi arka arkaya önemli karşılaşmalara çıkacaktı.

Yazının Devamını Oku