Bıçak gibi keskin bir haber

Burası garip bir ülke…

Daha çocuksundur, iyiyle kötüyü ayırt etme ehliyetini henüz almamışsındır…

Şeytana uyar baklava çalarsın, hayatın kararır.

Ya da lisedesindir…

Bir eyleme katılır, bir pankart açarsın, mahkemelerde sürünürsün.

Ya da üniversitedesindir…

Kendini daha özgür hissedersin, tüm dünyaya meydan okuyacağını sanırsın…

Twitter’a yazdığın bir cümleyle kendini kapının önünde bulursun.

Ya da Kemal Dinçer’sindir…

Ne yaparsan yap dört ayak üstüne düşersin.

Kim mi Kemal Dinçer?

Bilmeyenler, tanımayanlar için anlatayım.

Kendisi eski bir basketbolcudur.

Ama kamuoyundaki şöhreti, Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde sahaya atılan bıçağı el çabukluğuyla saklamaya çalışırken kameralara yakalanmasıyla başlar.

Normalde kariyerinin bitmesi gerekir ama bitmez.

Rahmetli Hasan Doğan döneminde Temsilciler Kurulu Başkanı olur.

Temsilcilerin basına konuşması bile yasakken gazetelerde spor yorumculuğu yapar.

Yine bir şey olmaz.

Hasan Doğan’ın beklenmedik ve acı kaybı sonrasında Federasyon’da değişim yaşanır, Dinçer'in görevi değişmez…

Halen son Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşanan vahim olaylar sonrasında basına yansıyan raporu hazırlayan kurulun başkanı…

Yani Kadıköy’deki bıçağı saklayan kişi, Tranzon’daki bıçağı yazan kurulun tepesinde.

Dinçer’i tanıyanlarla konuştum.

İyi niyetli, düzgün bir insan olduğunu söylediler.

Haklı olabilirler.

Ama aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.

Ve o aynada görünen yansıma hiç da parlak değil.

***

Türkiye’de her 10 kişiden 9’u dört büyük takımın taraftarı.

Dolayısıyla Federasyon’daki bu ve benzeri görevlere ya bir Galatasaraylı, ya bir Fenerbahçeli, ya bir Beşiktaşlı ya da bir Trabzonspor’lu oturacak.

Benim itirazım da Dinçer’in Fenerbahçeli olmasına değil.

Uğur Dündar olsa, Atilla Kıyat olsa başımızın üstünde yeri var.

Ama böyle bir kariyere itirazım var.

https://twitter.com/iskenderbaydar

 

X

Playoff'un kaderi bu araştırmada

Süper Final’de yarış kızıştıkça, tartışmaların, suçlamaların, iddiaların ardı arkası kesilmiyor.

Yıllardır yaşanan gerilimin üstüne, bu yılın olağandışı atmosfer de eklenince sonuç kaçınılmaz oldu aslında...

Galatasaraylılar’a göre; Fenerbahçe’yle çekiştikleri sezonlarda Beşiktaş’ın Sarı Kanaryalar’a karşı galibiyeti bile yok.

Yine Galatasaraylılar’a göre; Beşiktaş’la zirve mücadelesi yaptıkları sezonlarda da Fenerbahçe Kara Kartal karşısında galip gelemiyor.

Peki; Fenerbahçe ve Beşiktaş cephesinde durum ne?

Onlar ne diyor?

Her iki tarafta da ithamlar aynı, sadece renkler farklı.

Onlar da, Galatasaray’la yarıştıkları sezonlarda Trabzonspor’un Cim Bom Bom’a kolay teslim olduğu görüşünü savunuyor.

Aksi durumda da Galatasaray’ın Trabzonspor’u pek de zorlamadığı ileri sürülüyor.

Yazının Devamını Oku

Bu ‘ucubelig’i istemiyorum

Her şey şike soruşturmasıyla başladı.

Futbolun ipliğinin pazara çıkması ve bazı takımların küme düşürülme ihtimalinin dillendirilmesi üzerine abonelik iptalleri başladı.

Yayıncı kuruluş paniğe kapıldı.

Zaten Türk futbolunun hak ettiğinden fazla bir rakamla almışlardı ihaleyi, bir de üstüne iptaller gelince paçaları iyiden iyiye tutuştu.

Ödediği yüksek rakamın altında kalma telaşıyla, kucağında şike bombasıyla koltuğa oturan federasyonun tepesine çöktüler hemen.

Allem ettiler kalem ettiler, ‘parayı veren düdüğü çalar’ dediler, federasyonu play-off sistemine razı ettiler.

Ligin henüz başıydı, herkesin telaşı farklıydı, çok ses eden olmadı.

Ama bu ‘ucubelig’ artık kapıya dayandı.

Üstelik “Süper Lig Süper Final” adıyla bir güzel de cilalandı.

Yazının Devamını Oku

Galatasaraylılar neden sevindi?

Bu yazı anlamak istemeyenler için yazılmıştır.

Zaten anlamış olanlar burayı terkedebilir.

Başlıyoruz...

Fenerbahçe-Galatasaray maçından üç kısa bölüm anlatacağım.

***

Son dakikalar...

Galatasaray bastırıyor...

Emre, defansa yardım etmediklerini söyleyen arkadaşına isyanla karşılık veriyor:

"Bittik... Bittik... Bittik biz beyler..."

Yazının Devamını Oku

İşte Galatasaray’ın son seçimi

Bazı okurlar az yazı yazdığım için eleştiriyor.

Haksız da sayılmazlar. En son bir ay önce yazmışım. Ve bakın neler demişim:

“Galatasaray yönetiminin en büyük üç icraatından biri olarak gösterdiği yeni tüzük, yeni bir kaos ortamı yarattı...

Kim aday olabilecek, net değil… Ne zaman seçime gidilecek, belli değil… Seçim olacak mı, o bile kesin değil...

Yönetim başına gelenlerin sebebini idrak edebilmiş durumda hiç değil. Dolayısıyla çözüm üretebilmesi de mümkün değil.”

Şimdi size soruyorum: “Aradan geçen bir ayda ne değişti?”

Sadece şunlar eklendi:

Bizzat Başkan’ın en yakın adamlarının imzalarıyla kulübe üye yapılanlar tarafından açılan davalar…

Yazının Devamını Oku

Keyifli bir pazar diliyorum

Pazartesi, haftanın ilk günü...

Telaş, trafik, stres kahvesi günlerinin başlangıcı.
Salı, ‘Bu hafta bitmez’ günü...
Patronla tatsızlık yaşanabilecek günlerden ikincisi.
Çarşamba, mesainin tam ortası...
Gerilimin arttığını, gelirinin azaldığını düşündüğün günlerin üçüncüsü.
Perşembe, geri sayımın hızlandığı anların startı.
Çalışmaktan nabzının atmadığı, adeta patladığı günlerin dördüncüsü.

Yazının Devamını Oku

Galatasaray’ın gizli gücü

Galatasaray yönetiminin en büyük üç icraatından biri olarak gösterdiği yeni tüzük, yeni bir kaos ortamı yarattı.

Kim aday olabilecek, net değil.

 

Ne zaman seçime gidilecek, belli değil.

 

Seçim olacak mı, o bile kesin değil.

 

Gazetelere yansıyan haberlere göre, yönetim başına gelenlerin sebebini idrak edebilmiş durumda hiç değil.

 

Yazının Devamını Oku

Galatasaray babanızın malı mı?

Uzun bir yazı yazmayacağım...

Sadece beş ay arayla Galatasaray’ın resmi internet sitesinden yapılan iki açıklamayı sizlerle paylaşacağım ve üç küçük soru soracağım.

 

İşte ilk açıklama:

 

''20 Ekim 2010 tarihi itibarıyla Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard, antrenörümüz Johan Neeskens ve yardımcılarıyla yaptığımız karşılıklı görüşme sonucunda yollarımızı ayırma kararı vermiş bulunuyoruz... Bugüne kadarki çalışma sürecimizde iş disiplini, çalışkanlığı, insanlığı, kimlik ve kişiliği ile karşılıklı ilişkilerimizde hiçbir sıkıntı yaşamadığımız, tecrübe ve birikimini bizimle paylaşan Sayın Frank Rijkaard’a; Galatasaray’a verdiği emek ve mesaisi için teşekkürü borç biliriz.”

 

Bu açıklama Galatasaray’a 3.2 milyon Euro’ya mal oldu.

Ve ikinci açıklama:

Yazının Devamını Oku

Galatasaray 1’e 3 veriyor

Başlığa bakıp iddaa oranı sanmayın…

Bu rakam, Galatasaray’ın transfer politikasının özetidir.

 

Sistem şöyle işliyor:

 

Birini bul, takım zorda olduğu için değerinin üzerinde bir teklifle ayağına git, Florya’ya gelmeye ikna et... Ve ilk ödemeyi yap.

 

Florya’ya yerleştir, dubleks dairesini, en şahanesinden arabasını ayarla, maaşını ödemeye başla. Kısaca, ikinci ödemeyi yap.

 

Yazının Devamını Oku

İstifa da bir hizmettir

Sözün bittiği yerdeyiz... Kötü yönetilen Galatasaray için her şeyin bittiği andayız.

Sezon başlarken, "İkinci ligden ve küme düşen takımlardan alınan oyuncularla ancak küme düşmemeye oynanır" demiştik.

 

Maalesef haklı çıktık.

 

İkinci yarıya girerken, sezon başında alınan tüm oyuncuları gönderip yerlerine ikinci sınıf yenilerini alırken de isyan ettik.

 

Dinletemedik.

 

Yazının Devamını Oku

Galatasaray’a 2 Abramoviç lazım

Sportif açıdan tabiri caiz ise “yüz kızartıcı günler” geçiren Galatasaray’da, yönetimin tutunduğu tek dal “ekonomik konularda işlerin yolunda gittiği” söylemiydi.

Stat tamamlanmış…

Şirket birleşmesi sağlanmış…

Sponsorluk gelirleri artmış…

Riva’da önemli mesafe kat edilmişti…

Bunların tamamı doğru…

Doğru da yeterli değil.

Biz ‘çıplak gerçeklere’ yani 2010 Faaliyet Raporu’na bakalım…

Rapora göre, Galatasaray’ın borç-alacak farkı, sadece bir yılda 312 milyon liradan 438 milyon liraya çıktı.

Yazının Devamını Oku

Rahat bırakın Adnan Polat'ı!

Galatasaray 106 yıllık şanlı tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor.

Herkese göre en büyük suçlu yönetim.

Yönetimin başı Adnan Polat'a göre ise muhalefet.

Polat, Galatasaray'ın bu sezona dair son umudunun söndüğü kupa maçının ertesinde, "Geçen Mart'tan beri bizi rahat bırakmadılar ki" diye bir serzenişte bulundu.

İş yapmalarının, icraatta bulunmalarının engellendiğini ileri sürdü.

Haklı... Çok haklı...

Buradan tüm Galatasaray camiasına açık açık sesleniyorum:

Adnan Polat'ı rahat bırakın...

Bırakın ki...

Yazının Devamını Oku

Galatasaray’dan kim özür dileyecek

Galatasaray, 10 küsur yıldır hayalini kurduğu stada kavuştu ama huzura kavuşamadı.

Ortalık bir kez daha toz duman…   
 
Kimilerine göre, stat açılışında yaşanan protestolar demokratik bir hak.      

Kimilerine göreyse, stadın yapımında başrolü oynayan Başbakan Erdoğan’a karşı yapılmış büyük bir vefasızlık ve terbiyesizlik.

Galatasaray Kulübü’nü yönetenler de ikinci görüşü benimseyip Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan defalarca özür dilediler.

Yazının Devamını Oku

Elveda Ali Sami Yen

Yıl 1987…

6 Haziran’ı 7 Haziran’a bağlayan ılık bir yaz akşamı…

İçimiz kıpır kıpır…

Dakikalar geçmek bilmiyor…

Telaşlıyız; sabah çok geç olabilir…

Geceyarısına doğru Ataköy’de buluşuyoruz…

Son otobüsü yakalıyoruz…

İstikamet Taksim…

Birkaç sabahçı kahvesi, biraz Taksim Parkı…

Yazının Devamını Oku

Kazım bizi diskoya götür

Galatasaray tanınmaz halde…

‘Bundan daha kötüsü olmaz” dediğimiz her gün, daha kötüsünü yaşamak zorunda kalıyoruz.

Alemci diye Jo Alves’i gönderen yönetim, alkollü halde kaza yapan, adı grup seks skandalına karışan, takım disiplininden, sporcu şuurundan uzak Colin Kazım ile tam 3.5 yıllık sözleşme imzaladı.

Taraftar isyanda, kulüp üyeleri yasta.

İlkelerin kulübünde artık ilkellik ve ilkesizlik hakim.

Ali Sami Yen’in…

Metin Oktay’ın…

Fatih Terim’in…

Cüneyt Tanman’ın…

Yazının Devamını Oku

Galatasaray: Dedikodu ve gerçekler

Pazar gecesinden bu yana bir grup Galatasaraylı dostla sohbet edip Türkiye'nin en önemli markasının içine düştüğü; düşürüldüğü durumu tartışıyorduk.

İstifa edenler, edemeyenler, özellikle Pazarlama A.Ş.'de istediği tüm değişiklikleri yaptırdıktan sonra geri plana çekilenler ve artık hiç çekilmeyen isimler hakkında konuşuyorduk.

Ama Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ın, Galatasaray'ın resmi yayın organındaki "Dedikodu yapmayın" tonundaki yazısıyla resmen kendimize geldik.

Evet; gün dedikodu yapma değil, gerçekleri konuşma günü.

Bu acıya hazır mısınız?

***

Rakamlar dedikodu yapmaz, asla yalan söylemez.

Bu nedenle son 20 sezonun ilk 14 haftasına bir bakalım.

Mesela 1990-1991 sezonu: Galatasaray 33 puanla lider, averajı artı 15...

Yazının Devamını Oku

Galatasaray’da vahim tablo

Rijkaard gitti… Gitti de, gitmesi gereken gerçekten o muydu?

Arda’yı, henüz kaldıramayacağı yaşta kaptan yapan Rijkaard mıydı?

Takımın Servetçiler ve Ardacılar diye bölünmesine Rijkaard mı neden oldu?

Yerliler-yabancılar kamplaşmasını Rijkaard mı yarattı?

Keita’yı Rijkaard mı gönderdi?

Cana’yı, Pino’yu Rijkaard mı getirdi?

Verdiği 36 futbolculuk listeden hiç kimsenin transfer edilememesi Rijkaard’ın eseri mi?

Haldun Üstünel’i istifaya zorlayan sürecin mimarı Rijkaard mı?

Cemal Özgörkey’in aylardır cebinde istifa mektubuyla dolaşması Rijkaard yüzünden mi?

Yazının Devamını Oku