Barbie öpsün sizi

Çok merak ediyorum. Emniyet, bir operasyon düzenleyeceği zaman, kapsamına uygun ismi belirlemekten sorumlu ayrı bir birime filan başvuruyor mu?

Yoksa, operasyonda görev alacak emniyet mensupları, bir masa etrafında toplaşıp, meselá antika kaçakçılığıyla ilgili bir görevse ve o sırada kapıdan simitçi geçiyorsa ondan ilham alıp "Halka Operasyonu olsun abi; kaçakçının cinsel tercihi de şaibeliymiş hem; bir isimle iki taş vurmuş oluruz" filan mı diyorlar?

Geçtiğimiz hafta gündemin tepesine kurulan Barbie Operasyonu, Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin, yurtdışından getirttiği yabancı uyruklu kadınları tanınmış işadamlarına pazarladığı iddia edilen Ejder Toprak ve adamlarını yakaladığı Kedi Operasyonu’nun devamı niteliğindeymiş meselá.

Kedi’den Barbie’ye geçerken nasıl bir fikir bağı kurdular acaba? Sosyeteye hizmet söz konusu olduğu için operasyonun adı Barbie olsun diye düşünmüş olabilirler mi? Zira yine ayın 6’sında yayınlanan bir habere göre, köylere bir kısmı yabancı uyruklu kadın servisi yapan bir şebeke daha çökertildi. Bilin bakalım bu operasyonun adı neydi?: Süpürge Operasyonu efen’im! SÜ-PÜR-GE!!!

İNİSİYALLERİ MOZAYİKLECEKLER

Bütün bunlar bir yana, basın-yayın organlarının ve emniyetin hál ve tavrına bir operasyon düzenlemek istiyor deli gönül: Çiftestandartınızı Yesinler Operasyonu koyacağım ismini de...

Operasyon çerçevesinde ifadesi alınan kadınların çarşaf çarşaf fotoğrafları yayınlanırken, iddia edilen "hizmet"ten faydalanan futbolcu ve işadamlarının isimleri inisiyallerle belirtilir "gibi yapıldı" bildiğiniz üzre. Hani mümkün olsa, o inisiyalleri de mozaikleyecekler ki hiç okunamasın... Böyle bir sakınma, kollama özeni...

Biz Işın’la (Eliçin) konu üzerine dişimizi gıcırdatırken, "Biliyorsun değil mi; ülkede fuhuş yapmak, kanunen ne suç ne de yasak" dedi. Cehaletimden duyduğum utançtan dolayı köküne kadar kızarmış ensemle; "Buyur?" diye sormuşum.

Sıkı feminist bir kankamızdır kendisi; Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirirken verdiği "A feminst inquiry into the first four novels of Jean Rhys / Jean Rhys’ın ilk dört romanı üzerine feminist bir araştırma" başlıklı tez, hálá kitaplığımda, feminist yayınların arasındadır yani; vaktiyle el koymuştum, ayıptır söylemesi...

Arslan parçası, TCK kitapçığı gibi dile geldi: "Bildiğin üzre insanlar suç işlediklerinden şüphelenildiği için gözaltına alınır. (CMK madde 91) Bunun yanında fuhuşun suç olduğuna dair bir madde yok. Fuhuşa zorlamak ve teşvik etmek, fuhuşa aracılık ve fuhuşa yer temin etmek suç. (TCK madde 227)"

Işın’ın fikrine göre, haberlerin bu ayrıma dikkat edilmeden verilmiş olmasının nedeni, fuhuşun kelime anlamı: "Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre fuhuş; ’İçinde bulunulan toplum kurallarına uymayan bir biçimde bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunmak’ demek. Herhálde bizim polisimiz de ceza hukukundaki suç fiilleri dışında, meselá İran’daki ahlák polisi gibi, toplum kurallarına, ahláka aykırı davranışların da takipçisi oldu."

"Hak’katen" dedim "ayrıca bir pazardan bahsediyoruz. Arz mı talepten çıkar, talep mi arzdan di mi?"

İSVEÇ’TE ALICI SUÇLU

Onun üzerine İsveç modelinden dem vurduk. İsveç’te 1999’dan beri, bir yasa hüküm sürüyor. Bu yasaya göre cinsel hizmetin satıcısı değil, alıcısı suçlu ve söz konusu suçu işleyenlerin 6 aya kadar hapsi istenebiliyor.

Bu operasyon çerçevesinde gözaltına alınan kadınların tümü, geçtiğimiz gün, Avukat Ufuk Erkunt’un tavsiye ettiği üzre, tazminat davası açmalı. Mağduriteyinin bedelini fitil fitil ödetmeli.

Ne diyordu Erkunt: "Fuhuş konusunda Türkiye’yi bağlayan, imza atılmış uluslararası anlaşmalar var. Tüm bu anlaşmalara ve Yeni TCK’nın 227. maddesine göre ’Kadın suçun mağduru’dur. Yasaya göre cezalandırılması değil, tedavi ve terapi görmesi gerekir. Kadınların TV’de teşhir edilmeleri, olayın basına yansıyış şekli ise, anayasal güvence altındaki kişilik haklarını ihlal etmiştir. Her biri, kişisel haklarının ihlalinden dolayı tazminat davası açabilir."

Ne o? "Memleketin bunca meselesi varken, birkaç kevaşenin hukuki haklarıyla mı uğraşacağız?" mı diyorsunuz?

Ne de olsa, Pınar Altuğ kocasından askerdeyken ayrıldı diye bir recmetmediği kalan, oysa o sıralarda otel odasında çekilmiş, zina üzerindeyken kaydedilmiş "kaseti çıkan" Tamer Karadağlı’nın (O hadisede kendisi de şantaj mağduruydu; işin orasını tartışmıyoruz.) şimdilerde, bir erkek olarak "Aliye’nin durumuna" destek vermesini pek olgun, anlayışlı, hatta erdemli bulan bir toplumda yaşıyoruz.

Ne denir? "Bir sonraki hayatınızda kadın olursunuz inşallah diyeceğim" ama bedduadan ziyade, güzel temenniye girecek. Zira bu sakil izana rağmen, kadın olmak, doğanın bir lütfu.

Bu errrkeksi çiftestandardın, kadına reva görülen bu aşağılamaların, tamamen hasetten kaynaklandığını sanıyoruz. Bu da yüksek müsaadenizle, bu maço dünyada bizim züğürt avuntumuz.
Yazarın Tüm Yazıları