Aşırı özgüven hastalığı

Haberin Devamı

Aşırı özgüven hastalığı

Amerika, İngiltere, Avrupa ve Japon Merkez Bankalarının son beş yılda piyasalara verdiği paraların grafiği. Ortalığa bu kadar para saçılırsa, birileri de o paraların peşine düşer…


Doğru, hukuken suçu ispat edilene kadar herkes masum sayılır. Ancak yine biliyoruz ki, aramızda masum olmayanlar vardır. Bunları görürüz, duyarız, fark ederiz.


Dünyada da böyledir bu. Hukuk bu gezegende biraz yavaş, biraz eksik, biraz yanlış işler. Bizde de taşlar yıllardır yerine oturamamıştır.


Ülke olarak son on yılda dünyadaki para bolluğu ve düşük faiz ortamı sayesinde ekonomik olarak iyi büyüdük. Aynı süreçte şu ya da bu nedenle hukuki altyapımız güçlenemedi.

Haberin Devamı


Dünyada özellikle de 2008 krizi sonrası her taraftan dolar fışkırır oldu. FED verdikçe verdi parayı. Bu dolarların bir kısmı da bize geldi. Bu da içerideki bazı ekonomik aktörleri “biz neymişiz be abi” noktasına getirdi.

2010 referandumundan sonra da bu iktidarın “aşırı özgüven” hastalığı şiddetlendi. Siyaseten tamamdı. Ekonomik performansı da kendi marifeti gibi görmeye başladı.


Ordunun pasifsize edilme süreci hastalığı daha da derinleştirdi. O dönemde ufak tefek! hukuk ihlallerinin görmezden gelinmesi bugünler için bir sinyaldi aslında.


Bu yılın ortasında da Gezi sürecinde iktidarın zaman zaman gerçeklikten nasıl koptuğunu, makulden nasıl uzaklaştığını gördük. Bu çatışmacı duruş iktidarın merkezinden taraftarlarına, medyasına, iş çevresine kadar da dalga dalga yayıldı.


Faşizan görüntüler çoğaldı. Doğal ortak Cemaatle çatışmalar su yüzüne çıkmaya başladı.

Geçen haftaysa tam bir kırılma haftasıydı. İktidar hukuki taraftan beklemediği bir yumruk aldı ve sendeledi. Diğer taraftan son beş altı yılda bastığı dolarlarla bazı insanları yoldan çıkarmış Amerikan Merkez Bankası FED para musluklarını ufak ufak kısmaya başlıyorum dedi. Tesadüfün böylesi!


Önceki dönemleri unutun. Yeni bir dönem başlıyor. Oyunun kuralları değişiyor.

***

Haberin Devamı

BUNDAN SONRA?

Bu gelişmelerin olası etkileri:

*** Yerel seçimler genel seçim olarak görülecektir artık


***Piyasalardaki gerginlik sürerse hükümetin çok güvendiği ekonomik performans da bozulabilir


***Ekonomik performans bozulursa seçim sonuçları sürprizler getirebilir, erken seçim gündeme gelebilir


***Yolsuzluklar meselesinin seçmen nezdinde nasıl algılandığını göreceğiz


***Siyaseten RTE’cılar ve diğerleri şeklinde bir ayrışma keskinleşeceğe benzer


***Diğerleri arasında yeni ittifaklar şaşırtıcı olmaz


***Barış süreci kesintiye uğrayabilir, bu da İmralı’da rahatsızlık yaratabilir


***Gezi sürecini “berbat ötesi” yöneten iktidarın, bu yeni süreci nasıl yöneteceği ana belirleyici olacak

Haberin Devamı


*** Yine içe odaklanacağız. Zaten iyi seyretmeyen dış ilişkilerde yeni yenilgiler gelebilir.


***İstanbul’un dünya finans merkezi falan olamayacağı bir kez daha görülmüş oldu. Finans merkezi arsa üzerinde değil, hukuk üzerinde yükseliyor çünkü

*****

YOLSUZLUK İZ BIRAKIR DA…

Eskiden yolsuzluğun sembollerinden biri İsviçre’de açılmış bir banka hesabıydı. O günden bu yana dünya çok değişti.


Paranın dünya üzerindeki akışkanlığı arttı. Mekanizmalar çoğaldı. Çeşitli sofistike finansal enstrümanlar ortaya çıktı.


Dolayısıyla da herhangi bir yolsuzluğu saptamak, yolsuzluğu yapan salak değilse, çok zorlaştı. Uzmanlık işi oldu. Hem de öyle böyle uzmanlık değil.

Haberin Devamı


“Yolsuzluğun belgesi mi olur?” demiyorum. Belgesi olur, iz bırakır da, siz o belgeyi, izi çözebilir, paranın akışını çıkarabilir, işin dibine inebilir misiniz?


Burada alınan bir rüşvet diyelim, Katar’daki bir banka üzerinden buraya gelip bir şirket satın alırsa, bunu ayıklayabilecek bir sisteminiz var mı?


Daha da kritik bir soru hukuk bu sermaye hareketlerini görüyor, tanımlıyor, suç olarak belirliyor ve ilgili cezayı belirtiyor mu?


Mevzuatın bunun için yeterli olduğunu hiç sanmıyorum.


Yolsuzlukların ceza bulabilmesi için önce bu dünyaya hukuken hazır olmak lazım. Gerisi hikaye!









Yazarın Tüm Yazıları